Bazı şeyler insanın içine başlarken bitmiş gibi oturuyor aslında. Tarif edemediği bir eksiklik oluyor. Her şey normalmiş gibi görünse de bir taraf hep tetikte bekliyor; sanki ne kadar güzel giderse gitsin, bir yerde yine bir şeyler yarım kalacakmış gibi. İnsan…devamıBazı şeyler insanın içine başlarken bitmiş gibi oturuyor aslında. Tarif edemediği bir eksiklik oluyor. Her şey normalmiş gibi görünse de bir taraf hep tetikte bekliyor; sanki ne kadar güzel giderse gitsin, bir yerde yine bir şeyler yarım kalacakmış gibi.
İnsan bazen bunu hissetmek istemiyor.
Bir şeyleri oldurmaya çalışıyor. Daha çok anlayarak, daha çok susarak, daha çok severek… Sanki biraz daha sabrederse düzelecekmiş gibi. Ama bazı mesafeler çabayla kapanmıyor. İnsan ne kadar yaklaşırsa yaklaşsın, bir taraf hep yarım kalıyor.
En garibi de şu; insan bazen kötü hissettiği bir yerde bile kalmak istiyor. Çünkü gitmek, vazgeçmek gibi geliyor. Kalmaksa yavaş yavaş yorulmak. İkisinin arasında sıkışıyor insan. Ne tam mutlu olabiliyor ne de tamamen vazgeçebiliyor.
Sonra bir süre geçiyor ve insan kendine şu soruyu sormaya başlıyor:
“Bir şey neden bu kadar zor hissettiriyor?”
Çünkü bazı şeyler vardır, adı tam konulamaz. Kötü değildir belki ama huzurlu da değildir. Sevilmediğini düşünmezsin ama sevildiğinden de emin olamazsın. İşte insanı en çok da bu yorar; belirsizlik.
Birinin yanında kendini güvende hissedememek… Üzüldüğünde yanlış anlaşılacakmış gibi susmak… İçinden geçenleri anlatırken bile eksik hissetmek…
Bazı kırgınlıklar kavga ederek olmuyor zaten. Sessizce birikiyor. Bir bakıyorsun, içinde bir şeye karşı eski heyecanın kalmamış. Kızgın değilsin, kırgın da sayılmazsın belki… Sadece yorulmuşsun.
Belki de insanı en çok yoran şey, birini kaybetme ihtimali değil. Yanındayken bile tam yanında hissedememek. Bir şeylerin doğru olmadığını sezmek ama bunu kendine bile açıklayamamak.
Ve galiba en yorucu tarafı şu:
Bir şeylerin eksik olduğunu hissetmek ama neyin eksik olduğunu bir türlü anlatamamak
2011 yılıydı galiba babamın işlerinden dolayı Libya’ya gelmiştik o ara hükümet karşıtı protestoların ardından iç savaş başladı 2016 yılında Türkiye’ye bir süreliğine gelip ziyaretçi öğrenci olarak 1 yıl kaldım fetö darbe olayları oldu 2020 yılında abd minneapolisteydim o aralar george…devamı2011 yılıydı galiba babamın işlerinden dolayı Libya’ya gelmiştik o ara hükümet karşıtı protestoların ardından iç savaş başladı
2016 yılında Türkiye’ye bir süreliğine gelip ziyaretçi öğrenci olarak 1 yıl kaldım fetö darbe olayları oldu
2020 yılında abd minneapolisteydim o aralar george floyd olayları patladı
2022 başlarında Rusya da ki arkadaşlarımı ziyarete gitmiştim 1 yada 2 ay sonrasıydı Rusya Ukrayna’ya büyük çaplı askeri saldırı başlattı
2023 yılında Hatay İskenderundaydım büyük depreme yakalandık
Yıl 2026 son 2 aydır izmirdeyim 2 gün önce CHP ye darbe yapıldı
Yakında şehir değiştirmeyi düşünüyorum değiştirmeden önce duyuru geçeceğim o şehir de ki arkadaşlar her türlü olumsuzluğa hazırlıklı olsunlar
yaşamak istiyorum ama sadece korkuyorum insanların beni tanıdığı halime aslında hiç uymuyorum yaşlanmaktan korkuyorum okunmaya değecek bir şeyler yazamamaktan da insanların güvenini boşa çıkarmak istemiyorum mutlu olmayı öğrenememekten bir gün yeniden kırılmaktan ailemi kaybetmekten sonunda yapayalnız kalmaktan korkuyorum
“Birini kaybetmek, bütün dünyayı kaybetmek gibidir. Sevgi, en güzel duygudur; ama onu kaybettiğinde, sadece boşluk kalır. Ve bazen insan, yapabileceği tek şeyi yapar: sessizce uğurlar ve kalbinde acıyı taşır.”
“Benim için hayat, göğün altında süzülen ağır bir karanlıktı; nereye dönsem o karanlığın duvarlarıyla çarpışıyordum. İnsan kalbinin en derin yerinde saklanan soru tek bir tanedir: ‘Bütün bunların nedeni ne?’ Ve bu soruya dünyanın verecek hiçbir cevabı yoktur.”