Spoiler içeriyor
Bilimle kafayı bozmuş, 9 yaşında olan ve liseye başlayan Sheldon Cooper'ın Teksas eyaletinde sıradan insanlarla olan maceralarını, insan ilişkilerini mizahi bir dilden izliyoruz. -Sheldon- Sheldon, yer yer aşırı gıcık olduğum ama yer yer de tüm o huysuz ve gıcık hareketlerine…devamıBilimle kafayı bozmuş, 9 yaşında olan ve liseye başlayan Sheldon Cooper'ın Teksas eyaletinde sıradan insanlarla olan maceralarını, insan ilişkilerini mizahi bir dilden izliyoruz.
-Sheldon-
Sheldon, yer yer aşırı gıcık olduğum ama yer yer de tüm o huysuz ve gıcık hareketlerine rağmen hayran olduğum tek karakterdi. Gıcık olduğum her insana biraz da hayran olma huyum vardır ve Sheldon bu konuda benim için biçilmiş kaftandı diyebilirim.
Her ne kadar aşırı zeki bir çocuk olsa da, 9 yaşında liseye başlasa da, ikiz kardeşi Missy'nin aksine sosyal becerileri zayıftı. Duygusal olan sahnelerde ondan duygusal bir tepki görmek için adeta kıvrandım ama o her zaman mantık üzerine kurulu cevaplar ve tepkiler verdi.
Onun bu konudaki farklılığı da sanırım biz izleyicileri ekrana daha fazla bağladı.
7 sezon boyunca onun biraz biraz büyümesini hayranlıkla izledim. -Elimizde büyüdü kerata.-
Diğer karakterlerin de gün be gün fiziksel anlamda değişimini görsek de, beni bu konuda en çok etkileyen Missy ve Sheldon'du.
-Mary-
İnançlarına aşırı bağlı bir kadın olarak Sheldon'la bu konuda çoğu zaman çatıştılar. Buna rağmen küçük oğlunu tüm farklılıklarına rağmen en iyi anlayan ve kabul eden de oydu.
Sanırım anne olmak böyle bir şey...
Mary'nin inanç meselesine gelince; dizi boyunca her ne kadar onu dinine bağlı olarak görsek de, 7 sezon boyunca bu konuda da gelgitler yaşadı. Dinler farklı olsa da, insanlık olarak hepimiz böyle şeyler yaşayabiliyoruz.
Bu konuda Mary karakterini anlasam da, Mary karakterine bir türlü ısınamadım.
Sanırım tek uzak hissettiğim karakter oldu. Bunun en büyük sebebi, zannediyorum ki her olayda aşırıya kaçan mimikleri ve tepkileriydi.
-George-
Karakter gelişimi benim için en yüksek olanlardan birisi George, diğeri de Georgie’ydi.
İlk sezonlarda babanın çok fazla duygularına tanık olmasak da, sezonlar ilerledikçe çevresine daha fazla açılabilen bir insan oldu.
Özellikle kızı Missy’e karşı yaklaşımlarını kalbimi bırakarak izledim.
Ve George sayesinde aslında anne babaların da bu hayatta sadece bir kez ebeveyn olduklarını ilk defa gördüm.
Bir şeyler için nasıl çabaladıklarını ve bu durumları nasıl yansıttıklarını…
Sonuç olarak onlar da bu hayata bir kez geldi ve böyle şeyleri ilk defa öğreniyorlar.
Bu yüzden “İleride nasıl bir ebeveyn olurum?” diye de çok sorguladım. Ve hiçbir cevap veremedim kendime…
Yaşamadan bilemeyeceğim şeylerden birisi de bu sanırım.
-Missy-
Zekâyı toplum olarak tek bir bakışla yorumluyoruz. O da akademik anlamda yorumlamak oluyor genelde.
Missy bunun böyle olmadığını ispatlayan bir karakterdi. Sheldon akademik anlamda bir zekâya sahipken, ikizi Missy insan ilişkilerinde ve sosyal hayatta ilerleme kaydeden bir zekâya sahipti.
Özellikle altıncı sezonda kendisine hayran kaldım.
Annesi ve Sheldon Almanya’ya gidince aldığı sorumluluklar ve bunları başarıyla üstlenmesi beni çok etkiledi.
Sonra da aslında bu kadar çok şeyin sorumluluğunun kendisine ait olmadığını fark edip görev paylaşımıyla dağıtınca...
Biraz tanıdık geldi ve ondan ders almamız gereken çok şey var diyebilirim...
-Georgie-
İlk sezonlar itildiğim ilerleyen sezonlarda sevdiğim karakterlerden birisi de bu şahsiyetti.
Ve bence en çok karakter gelişimini de benim için bu şahsiyet geliştirdi.
İşlediği bir hata olmasına rağmen, o hatayı düzelterek çok iyi bir noktaya getirdi.
Ve ben o sahneleri gerçekten bayıla bayıla izledim.
Akran kıyaslaması ne kadar kötüyse, aile içi kardeşlerin de kıyaslanması bir o kadar kötüdür.
Bu, Georgie'nin en rahatsız olduğu konulardan bir tanesiydi.
Lakin o da başka konularda uzmandı: sokak zekâsı, ticaret ve kaçınılmaz son ÇAPKINLIK…
Missy’de olduğu gibi burada da hayatın sadece akademiden ilerlemediğini görüyoruz.
İnsanın kendini okuyup geliştirmesi elbette güzel ama herkesin hayatı da aynı değil ve aynı anda başlamıyor.
-Connie-
Ve geldik benim gönlümün sultanına...
Ay bayıldım bu kadına var ya ba-yıl-dım! Sanırım büyüyünce böyle bir bir büyükanne olmak istiyorum cbsnxjsj -Kumarbaz olmayanından... Dip not düşelimde sonra dua yanlış tutar filan mazallah-
Dizide beni en çok güldüren karakterdi. Güldüren bir yapısının olmasının yanı sıra o kadar güzel bir insan ki...
Yaşına rağmen taş gibi hatun. Dale, John, Linkletter ve diğerlerinin bu kadının peşinden koşmasına şaşmamalı.
"Kadın fıkır fıkır" bölümlerden birisinde Dale bu cümleyi kullanıyor Connie için ve ÇOK HAKLI.
Yaşına rağmen hem enerjik, hem eğlenceli, hem sırdaş, hem koruyucu ve kollayıcı.
Kadın, birçok şeyin adeta toplamı gibi.
Torunlarıyla arasında bulunan bağ çok güzeldi. O kadar özendim ki, şöyle bir büyükannem olsun da gidip konuşayım diye...
Böyle bir şey olamayacağı için, ben böyle bir büyükanne olmaya karar verdim o yüzden.
George ile sürekli didişse de onu ne kadar sevdiğini biliyordum ve bunu fark etmem için son sezonu izlememe gerek yoktu.
Zira insan en çok sevdiği ile uğraşırmış.
-"İnsan sevdiğini yerden yere çalar." diyorlar ama ben o cümleyi pek hoş bulmuyorum... falan diyormuşum cjsjjxhs
Daha doğrusu bu gönderiye yakışacak bir yanı yok.
Yoksa annemle uğraşıp uğraşıp bu cümleyi sıklıkla kullanırım...-
Karakterler hakkında bir şeyler yazdığıma göre, dizi hakkında da genel bir şeyler söyleyip gönderiyi bitireceğim.
Dizide en bariz olan şey; ailenin her ne olursa olsun birbirine sahip çıkması ve koşulsuz sevginin her ne olursa olsun devam etmesiydi.
Kan bağı dediğimiz olay, bir şeyleri bir arada tutsa bile, bu çoğu insan için geçerli olan bir konu değil.
Sadece çekirdek aile için geçerli olduğunu düşünüyorum ben hep.
Çekirdek ailenin yaptığı bir şeyi bir süre sonra tolere edip içinde hazmederken, bu çekirdek ailenin dışına çıktığı zaman tolere edebilmek o kadar da kolay olmuyor.
Zaafımız olan insanlar bu konunun dışında tabi...
‼️ SPOİLER ‼️
Dizide benim canımı en çok sıkan şey, George ve Mary'nin iletişimsizlik sorunuydu.
Bu sorun onları, birbirlerini aldatmaya kadar götürüyordu az daha.
İnsanlara yardım etmek falan tamam, güzeldir. Ailene yardımı aşılamak da güzeldir de, elin kadınının evine de kocanı kendi elinle göndermezsin yani Mary...
O sahnelerde adeta çıldırdım. Çok fazla iyi niyetli olmak da güzel bir şey değil.
Peder Rob meselesine gelince...
Kendimizi kolaylıkla ve rahatlıkla açabildiğimiz insanlar olsa da, bir insanın eşiyle de rahatlıkla konuşması gerektiğini düşünüyorum.
Bunu başaramıyorsak, ne diye evliyiz?
Benimle ilgili meseleyi benimle değil de başkasıyla açık açık konuşması, beni hem kırar hem de deli ederdi galiba.
Özellikle bu karşı cins bir şahsiyetse...
‼️ SPOİLER BİTTİ ‼️
Georgie ve Mandy’e ait, 2024 yılında yayınlanmaya başlamış bir dizi daha var.
TBBT’yi izler miyim emin değilim ama bunu kesin izleyeceğim.
Fazla sitcom izleyen bir şahsiyet değilim ama sitcom severlere kesinlikle öneririm.