🪷Ramazan boyunca her gün bir dini içerik tüketiyorum. 14. Gün🪷 Habil ve Kabil olayını bilmeyen yoktur. 40 dakikada özet şeklinde bu filmde bize olayı sunmuşlar. Habil ve Kabilin olayını ilk başta komşumuz olan bir teyzeden dinlemiştim. Filmi izlemeden de tekrar…devamı🪷Ramazan boyunca her gün bir dini içerik tüketiyorum. 14. Gün🪷
Habil ve Kabil olayını bilmeyen yoktur. 40 dakikada özet şeklinde bu filmde bize olayı sunmuşlar.
Habil ve Kabilin olayını ilk başta komşumuz olan bir teyzeden dinlemiştim. Filmi izlemeden de tekrar biraz araştırdım ve komşumuzun bahsettiği gibi olduğunu gördüm.
Filmde Habil çoban Kabil ise çiftçi. Bunun sebebiyse Habilin yumuşak huylu ve merhametli olmasından kaynaklı, Kabilinse daha sert bir mizaca sahip olmasından ileri geliyor. Bunun farkında olan Hz Adem. çocuklarına bu görevleri veriyor.
Tabii ki Kabil çiftçilikle çok fazla uğraştığı için babasının Habili kayırdığını düşünüyor.
Hasetleniyor, nefsine söz geçirmiyor daha da ileri gidiyor bu hasetlikte, Habilin yumuşak sözlerini değil şeytanın zehir saçan cümlelerini dinliyor ve olanlar oluyor.
Filmde gösterilmeyen kısıma gelirsek. Biliyoruz ki hepimiz Adem ve Havvadan ileri geldik.
Hz Havva 40 kadar çocuk doğuruyor ve bunların hepsi ikizler halinde dünyaya geliyor.
Biri kız biri erkek ikiz çocuklar şeklinde. Kız ikizlerden birisi diğer ikiz erkeklerden birisi ile evleniyor. Kabil kendi ikizini daha güzel buldugu için kabul etmiyor ve Habile karşı haset duygular besliyor. Bunun üzerine babası kurban verilmesini söylüyor. Kiminki kabul görürse o kızla evlenecek. Habil en yetişkin hayvanlarından birisini kurban ederken Kabil cılız bir başağı vermeyi ve olgun olanı kendi yemeyi uygun görüyor. Habilin kurbanı kabul ediliyor ve olanlar yine oluyor.
Haset, kin, kıskançlık, hor görme artık ne dersek veya hangi benzer cümleleri kullanırsak kullanalım hepsi de zehirli duygular. Karşıda ki insandan daha çok insanın kendi benliğine zarar verdiği, düşüncelerini bulanıklaştıran temizlenmesi gereken düşünce ve duygular bunlar. Gelgelim böyle gelmişiz böyle gidiyoruz.
Zira biz insanlar yaratılırken bile melekler "birbirinin kanını döküp, fesat eden varlıklar mı yaratacaksın" demişler...
Tarihten, dinlerden ders çıkarmamız gereken bir çok şey var aslında. Bu derslerinde farkındayız ama ne kadar uygulayabiliyoruz? İnsanın bir olayı yaşamadan akıllanmayacağını düşünürüm ben hep. Hâlâ da bu düşüncem böyle. Belki kendim yaşadıkça öğrendiğim içindir. Nasihatler bana hep ışık olsa da kafamı taşa çarpmak temkinli olmamı sağlayan asıl şey oldu hep.
Ne demişler bir musibet bin nasihatten iyidir...
Kabil bir pişmanlık yaşadı ama bu vicdani bir pişmanlıktan daha çok babası tarafından nasıl karşılanacağının korkusu ve pişmanlığıydı. Gömmeyi bile kargadan öğrendi. O sırada da yine kibirlendi. Yeni bir şey öğrendim demek yerine şu kuştan öğrendim yazıklar olsun bana dedi.
Son olarak kardeşlerden dünyaya gelmemiz bana hep tuhaf gelecek. Taşıyıcı annelik diye bir şey var. Belki de buna benzer bir şekilde dünyaya geldi o ikizlerde.