📌"Eğer bir hastalığa karşı çok fazla tedavi öneriliyorsa, bu hastalığın tedavisi yok demektir. Düşünüyorum, kafamı çatlatıyorum, bir sürü çare geliyor aklıma, bir sürü. Ama bu, doğru dürüst tek bir çare yok demektir." Vişneyi bir aralar çok sevdiğim için aldığım bir…devamı📌"Eğer bir hastalığa karşı çok fazla tedavi öneriliyorsa, bu hastalığın tedavisi yok demektir. Düşünüyorum, kafamı çatlatıyorum, bir sürü çare geliyor aklıma, bir sürü. Ama bu, doğru dürüst tek bir çare yok demektir."
Vişneyi bir aralar çok sevdiğim için aldığım bir eserdi. Ve vişnenin bu eserde o kadar da çok bir yeri olmadığını görmek tadımı kaçırdı. Kaldı ki tadımı kaçıran tek şey bu değildi.
Ay valla bana Rus yazarların eserlerini okurken daral geliyor. İsimleri hem çok kullanıyorlar hem de isimler birbirine benziyor. Bununla da kalmıyor isimleri uzun oluyor. Ve ve ve en çok canımı sıkan şey şu, mesela adamın iki ismi bir soyadı var diyelim. Yazar bir iki yerde ilk ismi kullanıyor başka yerde sadece ikinci ismi başka bir yerde soyadı. Yani canım yazarcım amacın ne ya? Beynim ambale oldu yeminle okurken. En son baş edemedim ilk sayfaya sürekli dönmeye kalktım tek tek bir kağıda o isimleri ve kim olduklarını yazdım önüme koydum. Bir kitap okurken bu kadar yorulmamalıydım be...
Geçen yıl lanetlendim mi ne oldu bilmiyorum ama her yıl böyle gitmez umarım. Geçen yılda bu zamanlar Anton beyden üç kız kardeş adlı eseri okumuştum. O da tiyatroydu ve onu da beğenmemiştim.
Neyse efendim esere gelelim.
Büyük bir vişne bahçesine sahip olan bir aile var. Bu ailenin yaşadığı borçlar yüzünden evi satması veya türevi bir şey için harekete geçmesi gerekiyor. Ama gelgelim ki ailenin büyük üyeleri oldukça rahat insanlar, sorunlardan ve sorumluluklarından kaçtıklarını görüyoruz. Geçmişe duyulan, geçmişte yaşanan şeylere karşı duyulan bir üzüntü ve özlem var bu da karakterlerde böyle olaylara karşı bir düşünce tembelliği vermiş.
Ve çoğu yerde bir alt üst tabaka tartışması yer alıyor.
Romeo ve juliet falan okurken böyle bir sorun yaşamıyordum ama bu adamın tiyatro eserlerini okurken aşırı irite oluyorum. Buna sebep olan etkende karakterler bir diyalog içindeyken birisinin anya öbürünün konya demesi galiba. Bir ara içimden "benim beynimle oynamayın!" Diye çığlıklar atıyordum.
Aslında yazar geçmişe duyulan özlemi, atalardan miras kalan ve çocukluğun geçirilmiş olduğu bir ev ve bahçenin anılarda ki, hatıralarda ki önemini anlatıyor. Ama kullandığı üslup bence eksik olduğu için bunu çok iyi aktaramamış.
Eserde en sevdiğim karakter Trofimov oldu. Çünkü yazar vermesi gereken mesajları onunla az çok en azından verebilmiş. Bu gencomuz öğrenci birisi ama bu öğrencilik yıllardır süren bir durumdan ibaret. Ve alay konusu olmuş. "Kaç yıldır üniversite okuyorsun?" Gibi bir durumla alay ediliyor. Lakin hayat dediğimiz şeyde de zaten biz bir ömür öğrenci değil miyiz? Şimdi akıllandım dediğimiz noktada hayat yine bize birşeyler öğretmez mi? Öğretir, öğretiyor ve öğretecek de.
Trofimov öğrenci ama en azından idealleri olan ve bunlar doğrultusunda yaşamak isteyen ve buna inanan birisiydi.
Aslında düşüncelerini buraya alıntı olarak verecektim ama aşırı üşendim. -Koca bir sayfanın altını çizdiğim için değil kesinlikle.-
"Yaşam geçip gitti hiç yaşamamışım gibi." Sözlerle ortalıklarda dolanan bir ihtiyar amcamız var.
Evet zaman çok hızlı akıp gidiyor, bugün bir kez daha bunun şokunu yaşadım.
"Bugünü yaşamak için önce geçmişin kefaretini ödememiz, onun hesabını görmemiz gerekir. Bu kefaret de ancak acı çekerek, olağanüstü, sürekli bir emekle ödenir." Bu alıntı eserde okuduğum en vurucu alıntıydı galiba.
Devirlerin değişimi ve bu değişimden etkilenen farklı yaşta ki insanların nasıl etkilendiğini anlatıyordu bir yandan da. Özellikle yaşa karakteri ve ihtiyar amca arasında geçen diyaloglardan bunu çok daha iyi anlıyorduk.
Evet bu iyi yönleri vardı ama iletişim kopukluklarının olması, verilmek istenen mesajın çok yüzeysel kalması gibi durumlardan dolayı insan bir kitaptan itilmeden edemiyordu. Bu göz ardı edilirse eğer o dönemin devrini okumak için bu eser seçilebilir. Zaten devirlerin değişimini de en çok o dönemde yaşayan ve bunu eserlerine yansıtan yazarlar sayesinde öğrenebiliriz. Yani bunu isteyenlere önereceğim bir kitap olur vişne bahçesi.
📌Karşılıklı aşkın ateşiyle ısınırdı yürek.
📌Adına aşk denilen, özgürlüğe ve mutluluğa engel o küçük ve saydam şeyin çevresinden dolanıp geçmek. İşte bizim yaşamımızın amacı ve anlamı!
📌Ruhumdaki heyecanı anlayacak mısın?