"Ne yapalım, hayattan bizim payımıza da bu düştü ama hiçbir şey boşuna değildi. Yine yaşanması gerekiyorsa yine yaşarız anasını satayım." Politik krizlerin yaşandığı 90'lı yıllarda 10 yıl hapis yattıktan sonra annesinin yanına ölümünü beklemek için dönen -ciğerleri zayıflamış- Yusuf'un hikâyesi.…devamı"Ne yapalım, hayattan bizim payımıza da bu düştü ama hiçbir şey boşuna değildi. Yine yaşanması gerekiyorsa yine yaşarız anasını satayım."
Politik krizlerin yaşandığı 90'lı yıllarda 10 yıl hapis yattıktan sonra annesinin yanına ölümünü beklemek için dönen -ciğerleri zayıflamış- Yusuf'un hikâyesi.
Aslında Yusuf'un hikâyesini değil, duygu ve düşünce dünyasını izliyoruz ve ucundan da onun gibi olan birkaç insanı. Bu dünya, izlerken bana hiç yabancı gelmedi ya da anlaşılamaz bir duygu yoğunluğu yoktu diyebilirim. Birçoğumuz Yusuf'la aynı yollardan gitmiyoruz ama bir noktada herkes onun gibi hissediyor. Belki de tam o pes etme noktasına geliyoruz ama bir fark var; Yusuf o noktaya gelmemişti, zaten o noktadaydı. Yusuf'taki kabullenişti, ileriye gitmiyordu ama gerilemiyordu da. Sadece yaşıyordu. Herkes "sadece yaşamayı" beceremeyebilir. Kimisi çoktan yaşadığını sonlandırma peşindedir kimisi de hayalperestlikle bastırır ama gerçek kaçınılmazdır. Neyse, daha fazla düşünce aktarımı yapmak istemiyorum.
Filmde geçen tüm duygu, his ve düşünceler Karadeniz'in doğallıyla ifade ediliyor. Son sahneyi saymazsak müzik dahi yok, her şey basit görsellikte mevcut. Dalgalar limana çarptıkça biz de Yusuf'un ruhsal dalgalanışı gördük, Yusuf uyurken bir kenara konan kargalarla ölümün geri sayımını başlattık vs. vs. bu filmde hiçbir şey seyirciye yabancı değildi.
Bana Zeki Demirkubuz filmlerini anımsattı ama onlardan daha çok beğendim, Onur Saylak bu filmi gerçekten taşıyabilmiş. Teşekkürler Özcan Alper.
🍁 7/10 🍁
İlk defa klasikler dışında bir Türk yazara şans verdim. Bunun sebebi kitap alışverişimde bedavaya gelmiş olması da olabilir hatta olabilir falan değil, direkt öyle . Konusunu okuyunca ilgimi çekmişti hatta içimde minik bir beklenti oluşmuştu. O minik beklentinin hakkını verdi…devamıİlk defa klasikler dışında bir Türk yazara şans verdim. Bunun sebebi kitap alışverişimde bedavaya gelmiş olması da olabilir hatta olabilir falan değil, direkt öyle .
Konusunu okuyunca ilgimi çekmişti hatta içimde minik bir beklenti oluşmuştu. O minik beklentinin hakkını verdi diyebilirim ama daha fazlası da değildi. Neyse biraz kitabın içine girmek istiyorum şimdi.
Sıradan bir akışı ve basit bir dili vardı, herhangi bir polisiye kitaptan geride kalmamış ama ileri de gidememiş. Kurgu olarak gerçekten iyi ama yazarın ilk kitabı olduğunu okurken biraz hissedebiliyorsunuz. Bu yüzden istemeden de olsa olayların etkileyiciliği gözümde biraz azaldı ama buna rağmen kendi çapında hiç de fena değildi. Ben bu kitabı 2 partta okudum; ilk gün 120 sayfa, ertesi gün 180 sayfa olmak üzere. Yani uzun okumalar yapmama rağmen baymadı ama ne olacaksa olsun hadi derken son 15 sayfada olaylar anca açığa kavuştu. Bence yazar bunu bilerek yaptı, büyük bombaları ortalara yerleştirerek daha da içine çekmek yerine finalde patlatmayı. Gene de ben etkilenmedim, açıkçası daha ilgi çekici bir sır bekliyordum. Gene de her detayı karakterlerle beraber didik didik okuyucuya buldurmasını sevdim. İkinci kitaba da bağlayan bir sondu bu arada ama onu da elime bedavaya geçmedikçe okuyamayacağım sanırım.
Bir de hikâyenin dinamiğinde bulunan komiser Emris ve polis memuru Sedat ikilisi bana Ahmet Ümit kitaplarındaki Nevzat ve Ali'yi çağdıştırdı. Yazar, Sedat karakterine tatlı muhabbetler yazmış ve kitaba renk katmış. Türk unsurları içeren eserleri okumayı da özlediğimi fark ettim.
🌪️ 7/10 🌪️
Yani bilmiyorum, ben hâlâ "beni çok güldürdü" diyebileceğim bir komedi filmi izleyemedim. Öneriniz varsa yorumlara paslayabilirsiniz. Herkes çok gülmüş, çok beğenmiş. Ablam da "ben çok güldüm mutlaka izle" dedi, 3-4 kişi toplandık gene bizim sabit kadroyla. Ben de onlar gülünce…devamıYani bilmiyorum, ben hâlâ "beni çok güldürdü" diyebileceğim bir komedi filmi izleyemedim. Öneriniz varsa yorumlara paslayabilirsiniz.
Herkes çok gülmüş, çok beğenmiş. Ablam da "ben çok güldüm mutlaka izle" dedi, 3-4 kişi toplandık gene bizim sabit kadroyla. Ben de onlar gülünce güldüm ama nemrut gibi durma demesinler diye, keyif aldım ama içten gülemedim. Yerli yapımlarda bazı absürt komedi sahneleri bana pek geçmiyor ama samimiliğine sözüm yok. Mimikler, konuşma biçimleri vs. iyiydi, hoştu. Bu arada hiç beklentiye girmeden ansızın izledim, yorumları okuyunca şaşırdım biraz. Esprileri anlamadığımdan falan da değil bu arada, zaten zekice yazılmış espiriler yok bu filmde. Belki de ben komedi filmlerinde eğlenmeyi bilmiyorumdur ama sıkıntının bende olduğunu da düşünmüyorum.
Bütün bunların dışında geneline bakarsak keyifli bir komedi filmiydi. İkincisinin gelmesine gerek var mı bilmiyorum, bence bu kadroyla yeterli bir hikâye ve güzel bir final yazılmış. Devam filmi ilk filmin yarısı kadar falan olur herhalde, zorlama bir film olacağını düşünüyorum.
Kahkaha atmasam da gülümsedim .
6/10
Bu aralar korku/gerilim türüne sardım sanırım ama bu sondu, abuk subuk rüyalar görmekten bıktım çünkü 🐧 Oyuncak bebek temalı korku filmlerinden ben korkarım abi, maske vs. rahatsız eder beni. O yüzden gerilimi bu filmde yeterince hissettim ama her dakikası çok…devamıBu aralar korku/gerilim türüne sardım sanırım ama bu sondu, abuk subuk rüyalar görmekten bıktım çünkü 🐧
Oyuncak bebek temalı korku filmlerinden ben korkarım abi, maske vs. rahatsız eder beni. O yüzden gerilimi bu filmde yeterince hissettim ama her dakikası çok klişeydi, tam bir korku klişesi. The Conjuring, Annabella vs. izleyenler için çıtır çerez hatta dalga konusu bile olur. Ben o kadar acımasız olmayacağım, ilk 40-50 dakikada tekrara düştüğünü hissetsek de sonradan minik bir ters köşe olduk. Minik diyorum çünkü mantıklı bir ters köşe bile değildi; önemsiz, seyircinin ciddiyetini bile alıp götürebilecek kadar saçma ve derinliği olmayan bir ters köşe. Ben etkilenmedim ya da şaşırmadım, sadece akışa bıraktım kendimi.
Bence senarist klişe korku hikâyelerinden ters köşeli bir korku filmi üreteyim, özgün olayım derken eline yüzüne bulaştırmış. Altı daha dolu bir ters köşeyle bitirebilseydi ya da o ucu açık sonla bitirme saçmalığını yapmasaydı daha iyi bir film olabilirdi. Gene de gerilmek ya da rahatsız olmak istiyorum diyenlere öneririm, beklentiye girmeyin.
🧸 5/10 🧸
Sabit 3-4 kişilik kız kardeş combosuyla bir film daha patlattık, mutluyum ama ablam şehir dışındaki evinde tek başına yaşadığı için şimdiden strese girdi, özür dilerim canım 😔. Filme gelirsek, korkudan ziyade muazzam bir gerilim sunuyor. Bu gerilimin sebebi filmin ilk…devamıSabit 3-4 kişilik kız kardeş combosuyla bir film daha patlattık, mutluyum ama ablam şehir dışındaki evinde tek başına yaşadığı için şimdiden strese girdi, özür dilerim canım 😔.
Filme gelirsek, korkudan ziyade muazzam bir gerilim sunuyor. Bu gerilimin sebebi filmin ilk 20-25 dakikadan sonra karakterin başına gelecek şeyin ne olduğunu açıkça görüp gelmesini beklemesi, izleyiciye bekletmesi. Bu bekleyiş o kadar zor, sessiz, yalnızlık dolu ki insan geriliyor. İşitme ve konuşma engeli o kadar zor bir durum ki, senaristin bunu böyle bir şey için kullanması çaresizliği daha içten hissettirmiş. Küçükken kâbuslarım hep işitme kaybıyla olurdu o yüzden bu konu beni hep etkilemiştir. Hâlâ da kötü hissettiriyor o yüzden filmi izlerken kadına çok üzüldüm 🫂 ama buna rağmen muazzam bir mücadele izlediğimizi de eklemeliyim. Yok işte mantık hataları var vs. diyenlere de bakmayın, seyir zevkinin içine edecek büyük bir saçmalık yok. Zaten korku/gerilim türündeki filmlerde mantık aranmaz -bana göre-.
Şimdi bir kesim var, bence o kesim kendini biliyor. Çoğu korku filminde "mantık hatası var, mantık hatası bakın!" deyip "izlemeyin bok gibi" algısı yaratan hatta belki de korku türünü millete "çok saçma, niye korku izlersin ki" diye kendince tanıtanlar. Heh işte bu kesime ithafen; ben sadece fikrimi söyleyeceğim, ne düşündüğünüzü de merak etmiyorum düşünceme cevap vermenize gerek yok. Bir sürü film var içerisinde muazzam aşklar, kavuşmalar, her şeye rağmen iyilikler kötülükler vs. sizce bunlar da mı gerçekçi? Bunlar sadece gerçek olmasını dileyebileceğimiz şeyler ama sırf altında cart curt anlamı var diye övüyorsunuz. Biri "gerçek hayatta böyle olmaz" deyince de film işte diyorsunuz ama bir korku/gerilim filmi izlerken gerçek hayattaymış gibi yorum yapıp eleştirmen kesiliyorsunuz. Adı üstünde "film" bu, her şey gerçekçi olsa zaten bu türün bir olayı olmaz, gerilemezsiniz. İnsanların bazen rahatsız edici duygular uyandıran filmlere karşı daha yargılayıcı olabildiğini düşünüyorum. O rahatsızlık hissini azaltmak için olabildiğince mantıklı bakmaya çalışmak gibi. Bunun filmle değil de kendimizle ilgili olduğunu hatırlayabiliriz mesela. Hani hep diyorsunuz ya "film işte", e film işte ne bu abartılı tepki :}.
Neyse, zor korkan biri değilseniz tek başınıza izlemeyin. Onun dışında arkadaş grubuyla, küçük çocuk yoksa da aileyle izlenebilir. Ben türü sevenlere öneririm; tek mekân, 2-3 kişilik kadroyla kendi içinde başarılı bir gerilim filmi🐧. Finali de normaldi, ters köşe olmaması hoşuma gitti çünkü bu tarz filmlerde ters köşeye çok alıştım. Sıradan finaller artık daha hoş geliyor gözüme, bence daha tadında oluyor.
Beyaz ciltli güzelim benim. Hatırlar mısın 4,5 yıl önce tanışmıştık seninle 🫂, ha kitap okuma alışkanlığımı kazandıran ilk yazar olmuşluğun da var tabii. Canımın içi, şimdi hiçbir kitapta o 4,5 yıl öncesinin zevkini alamıyorum ama olsun. İyi ki anılarımdasın, iyi…devamıBeyaz ciltli güzelim benim. Hatırlar mısın 4,5 yıl önce tanışmıştık seninle 🫂, ha kitap okuma alışkanlığımı kazandıran ilk yazar olmuşluğun da var tabii. Canımın içi, şimdi hiçbir kitapta o 4,5 yıl öncesinin zevkini alamıyorum ama olsun. İyi ki anılarımdasın, iyi ki en iyi zamanlarımın anılarında kaldın. Şimdi olsa kıymetini bilmezdim belki. Ömrüm... sen benim en ekonomik, en kârlı servetimsin. Zamanında Tüm Hikayeler Tek Cilt kitabıyla beraber almıştım seni, ikiniz 50 TL'ye mükemmeldiniz. Şimdiki fiyatları görünce içime su serpiliyor... Kitaplığımın efendisi, gönlümün sultanı, seni hep seveceğim 💌.
Hep bir Nolan filmini sinemada izlemek istemişimdir ama keşke Odyssey bi' 10 sene önce çıksaydı ve ben de bugün The Prestige filmine gitmiş olsaydım. Benim açımdan çok daha büyük bir zevk olacaktı, neyse sağlık olsun. 7/10
Sonunda cringe hissettirmeyen bir romantik komedi kitabı ve beklentimin üstünde bir okuma zevki. Evet ilgili okurları piste davet ediyorum, koşun göbek atıcaz 👯♀️ Klasik, lisede geçen 5/10'lik bir kitap okuyacağımı sanıyordum ama türü içerisinde en gerçekçi işlenmiş kitaplardan biri. Romantizm…devamıSonunda cringe hissettirmeyen bir romantik komedi kitabı ve beklentimin üstünde bir okuma zevki. Evet ilgili okurları piste davet ediyorum, koşun göbek atıcaz 👯♀️
Klasik, lisede geçen 5/10'lik bir kitap okuyacağımı sanıyordum ama türü içerisinde en gerçekçi işlenmiş kitaplardan biri. Romantizm o kadar tadında ve cıvkı çıkmadan işlenmiş ki, hikâyenin gidişatıyla o kadar uyumlu ki... Hiçbir şey dan diye olup bitmiyor, karakterler birbirini ilmek ilmek tanıyor. Of of, canım aşık olmak çekti 🫠.
Kitabı hep Liz'in ağzından okuyoruz, ben normalde erkek karakterin ağzından da okumayı seviyorum (ikisinin de karışık olduğu) ama bu şekilde de zevk aldım. Hatta bana çok doğal hissettirdi, genç kız heyecanı hissetmek çok iyi geldi. Ben de genç kız olsam da aşk konusunda böyle heyecanlar duyamıyorum, en son 3 sene önce birisi için ciddili heyecanlanmıştım. O yüzden Liz ile yaşım çok uzak olmasa da yaşlı bir nine edasında tatlı tatlı okudum hislerini ve çok iyi hissettirdi 🫂.
Wes gerçekten Liz'i çok iyi okuyordu, zaten çocukluk arkadaşı oldukları için bir geçmişleri var. Bence bu ilişkinin sağlamlığı geçmişte temellerinin atılmış olmasındandı. Liz hayalperest bir romantik, bunun sebebi romcomlarla büyümüş olması ve biraz da annesinin ölümünden kaynaklı. Gençliğini filmlerdeki gibi yaşamaya çalışıyor, akranları gibi bile giyinmiyor. Kendine özgün kızımız ve canım Wes'im, okuduğum en iyi ve en mantıklı çiftti sanırım. Mantıktan kastım duygusal mantık, şıpsevdi veya peri masalı gibi bir ilişki olmaması.
SADECE Wes'in düşüncelerini okuyabilseydik bu ikili kafamda daha iyi oturacaktı. Mesela bir noktada Wes'in hareketlerinin açıklaması çok eksik geldi, erkeğin gözünden okusaydık anlam kazanabilecek duygusal bir kısımdı. O yüzden 8/10'den 7/10'ye düştü maalesef.
"Keşke o hatırayı arşivleyebilmenin bir yolu olsaydı, böylece hiç kaybolmazdı."
"İkiniz de iyisiniz ama farklı insanlar için."
"Bazen ne istediğimize dair fikirlerimize öyle kapılıyoruz ki aslında elde edebileceğimiz şeyin harikalığını kaçırıyoruz."
🍡 7/10 🍡
BAYILIYORUM ULAN MÜZİKALE, BAYILIYORUM HU-HUUU Öhm, biraz da Sing'i abartabilir miyiz? Ben abartacağım 𓂀. Sing bir çocuğa da yetişkine de her türlü duyguyu tattırabiliyor, tabii gerçekten filme kendinizi bıraktığınızda. Ben kendisiyle 3 yıl önce beklentisiz, "Bu neymiş acaba?" diyerek tanıştım…devamıBAYILIYORUM ULAN MÜZİKALE, BAYILIYORUM HU-HUUU
Öhm, biraz da Sing'i abartabilir miyiz? Ben abartacağım 𓂀.
Sing bir çocuğa da yetişkine de her türlü duyguyu tattırabiliyor, tabii gerçekten filme kendinizi bıraktığınızda. Ben kendisiyle 3 yıl önce beklentisiz, "Bu neymiş acaba?" diyerek tanıştım ve iyi ki de tanışmışım. O müzikler, koreografiler, görsellik... Capcanlı bir animasyon ya. Ben bu akış hızını hiçbir animasyonda tadamadım ama bunun tek sebebi müzikal seviyor oluşum değil. Diyaloglar da çok tıkırında, akışına kapılmamak mümkün değil. Allah'ım ya, ne güzel şeysin sen.
Hele de devam filmi ilk filminin üstüne çıkabilen filmler görmek zorken -ben açıkçası bunu Inside Out serisinde bile görememiştim (ama o da kesinlikle kendi çapında iyiydi)- bu animasyonu kimse kaçırmamalı. İlk filme dair pek bir şey hatırlamıyorum, sadece çok beğendiğimi hatırlıyorum. Hatta sorsanız konusunu bile unutmuşumdur ama herkese önermeye devam ediyorumdur. Neyse ya, ben sadece... Sing'e bana hatırlattığı, özlettiği, coşturduğu her şeyiyle çok sevdiğimi itiraf etmeye geldim 🤍.
- Bana kalırsa kaçıp bir yerlere saklanmak söylendiği kadar matah bir şey değil.
+ Ama başka seçenek yok ki...
- Bak, yıllar boyu ben de buna inandım ama her zaman bir seçenek vardı, doğrusunu seçmeye cesaretim yoktu.
🎤 8,5/10