“Ne mutlu bize ki, suçu yüklenmek zorunda kalanlar biz olmadık da, daha çok, başkalarının zaten kararttığı bir dünyada neredeyse masumca bir susuş içinde bir koşu ölüme yollanmamıza izin verildi.”
-Kırsalda geçen bir film izleyeyim, hem yavaş aksın hem dikkatim dağılmasın, hayatın içinden olsun, bir şeyler hissettirsin... Johnny Depp ve Leonardo DiCaprio da olsun mu? -Olsun valla Al izle kardeşim.
Ah kapitalizm sen nelere kadirsin... Mevzu çok ciddi ama izlerken de güldüğüm çok yer oldu. Elbette çok absürt seçimler söz konusu ama duygular o kadar güzel yansıtılmış ki, Nightcrawler'da olduğu gibi bir psikopat izlediğinizi düşünerek rahatsız olmuyor, aksine acı ve…devamıAh kapitalizm sen nelere kadirsin... Mevzu çok ciddi ama izlerken de güldüğüm çok yer oldu. Elbette çok absürt seçimler söz konusu ama duygular o kadar güzel yansıtılmış ki, Nightcrawler'da olduğu gibi bir psikopat izlediğinizi düşünerek rahatsız olmuyor, aksine acı ve pişmanlık içinde kıvranarak planını uygulamaya çalışan birini izliyorsunuz. Sinematografik olarak da estetiği yüksek bir filmdi.
Bir köpeğin gözünden yazılmış roman. Bence nesillerin hayvanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilmeleri için bu tarz kitaplar okullarda okutulmalı. Kedi ve köpeklerin davranışları güzel gözlemlenerek aktarılmış - ki bu çok önemlidir pek çok yazar bu gerçekçiliği veremez köpeklerden pek anlamıyorlarsa. Bu kitap…devamıBir köpeğin gözünden yazılmış roman. Bence nesillerin hayvanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilmeleri için bu tarz kitaplar okullarda okutulmalı. Kedi ve köpeklerin davranışları güzel gözlemlenerek aktarılmış - ki bu çok önemlidir pek çok yazar bu gerçekçiliği veremez köpeklerden pek anlamıyorlarsa.
Bu kitap köpeklerle olan pek çok anımı düşündürdü bana. Eğer Milföy gibi her şeyi anlıyor olduklarını bilseydim, daha çok konuşurdum köpkelerle. Onlar için verdiğim vakitten, sarf ettiğim emeklerden pişman değilim. Aklım hâlâ yapamadıklarımda.
Kitapta sokak köpeği olarak özgürlüğünün tadını çıkaran bir köpek vardı. Ne yazıktır ki yeni kanunlar sokak köpeği olmayı bile yasakladı. Fırsatını buldukça dile getirmek lazım, yaşam haklarını savunmak için onların sesi olmak lazım.
Edouard Louis'in çocukluğuna dair otobiyografik romanı. Bu yazarın kitaplarını seviyorum, yazdıklarında kendimden çok şey buluyorum. Okuyacak olanlar varsa belirtmeliyim ki -yazar sansürsüz bir anlatıma sahip olduğu için- bu kitap ağır ve sert gelecektir. Yaşadığı zorlukları ve çevresinde şahit olduğu sorunları;…devamıEdouard Louis'in çocukluğuna dair otobiyografik romanı. Bu yazarın kitaplarını seviyorum, yazdıklarında kendimden çok şey buluyorum. Okuyacak olanlar varsa belirtmeliyim ki -yazar sansürsüz bir anlatıma sahip olduğu için- bu kitap ağır ve sert gelecektir.
Yaşadığı zorlukları ve çevresinde şahit olduğu sorunları; sosyolojik bağlamını da görerek, sınıfsal ayrımı ve toplumsal eşitsizliği gözeterek, sistemin dayattıklarını göz ardı etmeyerek anlatıyor olması beni gerçekten etkiliyor, en çok da bu yüzden seviyorum.
Okurken akıp giden, yazarla sohbet havası veren samimi bir üslupla yazılmış güzel bir deneme kitabı. Katılır mısınız bilmem ilk kez okuduğumuz yazarlar ikiye ayrılır: 1) Tanıştığımız iyi oldu ama bir daha görüşmeyelim. 2) Bu daha başlangıçtı, diğer kitaplarını da okumalıyım.…devamıOkurken akıp giden, yazarla sohbet havası veren samimi bir üslupla yazılmış güzel bir deneme kitabı. Katılır mısınız bilmem ilk kez okuduğumuz yazarlar ikiye ayrılır:
1) Tanıştığımız iyi oldu ama bir daha görüşmeyelim.
2) Bu daha başlangıçtı, diğer kitaplarını da okumalıyım.
An itibariyle Aslı Kotaman benim için 2. kategoride. Diğer kitaplarını merak ediyorum. Artık diğer kitapların safe place olacağını bilmenin verdiği rahatlık...
Denemeler, arkadaşlarımla saatlerce düşünüp fikir fırtınaları döndürdüğümüz buluşmalarımızdan farklı değildi. Bu bakımdan tanıdık geldiyse de öte yandan her okuduğum bölüm yeni bir perspektif katmadı bana.
(Bu son zamanlarda okuduğum kitaplarda ortak yaşadığım bir durum. -Tamamdır entelektüel girl...Tamamdır her şeye kafa yoran kız... )
Bu kitabı sevme sebeplerimden biri de okuduğum denemeler içinde ilk kez kadın bir yazar okumuş olmam muhtemelen. Yazarın toplumsal cinsiyet rolleri üzerine akademik çalışmaları var. Bu bakımdan da tatmin edici denemeler vardı.
Yazarla aramızda bir ortak yön çıktı. Günlük akışta aklından geçenleri; okuduğu alıntılarla, izlediği dizi/filmlerle ya da gördüğü sanat eserleriyle kolayca bağdaştırıyor. Keşke izlediklerimiz de ortak olsaydı:')
Son olarak, bu kitap pandemide yazılmış. O günlerde yaşadığımız kolektif belirsizliği hatırlıyorum. Bitmeyecek bir kabus gibiydi. İyi ki bitti.
Bu gözler nice suçlular gördü. Kimilerini anladı, kimilerini sevdi, kimilerini ise creepy buldu. Lou creepy tayfadan. Daha işler sarpa sarmadan sosyopat olduğunu doğallıkla anlayabilmemizi muhteşem oyunculuğuna borçluyuz. Lou'ya creepy diyorum çünkü empatisi, etik ilkeleri olmayan bir karakter. Zeki, yetenekli, ısrarcı,…devamıBu gözler nice suçlular gördü. Kimilerini anladı, kimilerini sevdi, kimilerini ise creepy buldu. Lou creepy tayfadan. Daha işler sarpa sarmadan sosyopat olduğunu doğallıkla anlayabilmemizi muhteşem oyunculuğuna borçluyuz.
Lou'ya creepy diyorum çünkü empatisi, etik ilkeleri olmayan bir karakter. Zeki, yetenekli, ısrarcı, manipülatif, çalışkan. Gözünüzde bir şeyler canlanmıştır diye düşünüyorum.
Film medya (habercilik) sektörünün vahşiliğini tüm gerçekliğiyle anlatıyor. Toplumun buna olan açlığını da. Benim için ilgi çekici olan buydu.
Tüm gazetecilerin etik ilkelerine sadık kalması dileğiyle.
Okurken animasyon izliyor gibi hissettiğim kitap: Kurucular Benim için harika bir kitaptı. Anlatım tarzını mizahını çok sevdim ve tabii karakterlerin hayvanlar olmasını. Betimlemeler harikaydı, olay akışı hiçbir zaman sıkıcı değildi. Kitabı beğenmeyenlerle bu noktada empati kuramıyorum. Bonsier'yı, Cinnabar'ı hiç mi…devamıOkurken animasyon izliyor gibi hissettiğim kitap: Kurucular
Benim için harika bir kitaptı. Anlatım tarzını mizahını çok sevdim ve tabii karakterlerin hayvanlar olmasını. Betimlemeler harikaydı, olay akışı hiçbir zaman sıkıcı değildi. Kitabı beğenmeyenlerle bu noktada empati kuramıyorum. Bonsier'yı, Cinnabar'ı hiç mi sevmediniz...
Bu kitapta intikam var, adalet yok, suçlular var, huzur yok. Dozunda absürt, dozunda hicivli. Son cümlesinde, başından beri koca bir şaka okuduğunuzu anlıyorsunuz. Bence bu kitaptan güzel bir animasyon çıkar. Nerde yetkililer?!
"Sinekler sinek kağıdını fethettiler." Steinbeck'in böyle kıvrak bir anlatısı olacağını düşünmezdim. Akıcı, komik, ciddi ve çarpıcı. Tam benlik. Bir işgalin - madalyonun diğer yüzünü de es geçmeyen- hikayesi. Kış mevsiminde okumanızı öneririm, kitaba hakim olan mevsim olduğu için. Bu kitap…devamı"Sinekler sinek kağıdını fethettiler."
Steinbeck'in böyle kıvrak bir anlatısı olacağını düşünmezdim. Akıcı, komik, ciddi ve çarpıcı. Tam benlik. Bir işgalin - madalyonun diğer yüzünü de es geçmeyen- hikayesi.
Kış mevsiminde okumanızı öneririm, kitaba hakim olan mevsim olduğu için.
Bu kitap bana yıllar önce hediye edilmişti. Harika bir seçimmiş canım dostum.
3 Mart 1920'de Yunanlılar saldırıya geçiyorlar. Bu okuduğum kitapta (Nutuk) geçince, bugünle denk düşmesi sebebiyle bir şeyler düşündürdü. Siz de düşünün: Bundan tam 106 yıl önce Yunanlıların saldırısı başlıyor. Fransızlar güneyde karışıklık çıkarmaktalar. Ülkenin her yerinde mecburi bir direniş çabası…devamı3 Mart 1920'de Yunanlılar saldırıya geçiyorlar. Bu okuduğum kitapta (Nutuk) geçince, bugünle denk düşmesi sebebiyle bir şeyler düşündürdü. Siz de düşünün:
Bundan tam 106 yıl önce Yunanlıların saldırısı başlıyor. Fransızlar güneyde karışıklık çıkarmaktalar. Ülkenin her yerinde mecburi bir direniş çabası var. İngilizler tepemizde. Yine aynı gün, 3 Mart'ta, dönemin birkaç aylık hükümeti istifa ediyor. Yönetim kademesindekilerin hiçbiri Kuva-yı Milliye'ye sırtını dayamıyor, pek çoğu İtilaf kuvvetlerinin yaldızlı sözlerine kanarak ulusal mücadeleye köstek oluyor. Anlayacağınız ortalık cehennem yeri ve gelecek karanlık.
Ve düşünüyorum. Bunları sıcak güvenli ortamımda okuyabiliyorum. Öğrenirken bile dehşet veren olayları birileri yaşadı, ve tek seçenekleri bu olduğu için değil, birileri gelecekte güvende olabilsin diye yaşadı. Bir kez daha sonsuz bir saygı duyuyorum, Atatürk ve silah arkadaşlarına.
Biz ancak bize bırakılana sahip çıkarak onlara layık olabiliriz. Sözlerle, geçmişe övgülerle değil. Bugünümüze ve yarınımıza gerçekten sahip çıkarak. Cumhuriyete sahip çıkarak.