Spoiler içeriyor
Kan görünce bayıldığım günden beri hiç bu kadar kanlı sahnelere maruz kalmamıştım izleyince içim bi tuhaf oldu. Hele ki odun kırar gibi adamın kolunu kırmaya çalıştığı sahnenin bende bıraktığı etkiyi anlatmak bile istemiyorum. Oluk oluk akan kanlar, üçüncü dereceden hallice…devamıKan görünce bayıldığım günden beri hiç bu kadar kanlı sahnelere maruz kalmamıştım izleyince içim bi tuhaf oldu. Hele ki odun kırar gibi adamın kolunu kırmaya çalıştığı sahnenin bende bıraktığı etkiyi anlatmak bile istemiyorum. Oluk oluk akan kanlar, üçüncü dereceden hallice yanıklar, yaralara pofuduk bir kumaş muamelesi yapan insanlar...
Bi ara kendimi o kadar çok kasmışım ki boynum tutulunca fark ettim.
Hayır benim anlamadığım Novacaine dediğimiz adam, Nathan acıyı hissetmiyor tamam da diğerleri de mi hissetmiyor? Mesela kızın İcardi'ye benzeyen abisinde de bence bir acıya duyarlılık vardı. Adam o kadar çok dirildi ki en sonda da bir yerden fırlayacak sanmıştım.
Yani komik bir filmdi yer yer çok güldüm ama mantık hatalarını da görmezden gelemeyeceğim ara ara "Ben ne izliyorum?" deyip durdum.
Ama komikti.
Hani insanı ara sıra cringe şeyler izleyesi gelir ya o türden bir filmdi.
...
Nathan acıyı hissedemeyen bu yüzden de zamanında 25 yaşına kadar bile yaşayamaz denilen biriydi. Ailesinin yardımıyla ve biraz da asosyal bir hayatı benimsemesi, kurallar çerçevesinde yaşamasının etkisi derken 30'lu yaşlara gelmişti.
İzlerken aklıma bir ara okuduğum "Badem" kitabı geldi ama onda karakterin tüm duygulara karşı bir körlüğü vardı, gülmeyi bile bilmiyordu.
Bu filmde de daha çok acıyı hissedemiyor bu yüzden de kendine zarar verip fark edemeyebiliyordu.
Bu özelliğe sahip olmayı ayak serçe parmağımı rastgele bir yere vurup kıvranırken isteyebilirdim ama genel olarak isteyebileceğim bir özellik değil.
Sadece bazı zamanlar duygusal olarak acı hissetmemek istiyorum ama o da en insani özelliğimiz. O yüzden acısıyla tatlısıyla yaşamak en iyisi.
...
Nathan'ın müdür yardımcısı olduğu bankaya bir gün Noel Baba kostümlü hırsızlar geliyor ve paralarla birlikte sevgilisi Sherry'yi de alıp kaçıyorlar. Nathan da onların peşine düşüp sevgilisini kurtarmaya çalışıyor derken bir de bakıyor ki Sherry sandığımız gibi masum, hırsızlara esir düşmüş bir Sherry değil.
Yani olaylar kısaca böyle. Filme komik demekten başka bir şey diyemediğim için yazının sonunu da getiremiyorum. Çok da tavsiye etmem yani
İlk defa bir filmi tek başına izlediğim için çok üzüldüm çünkü "Ufal da cebime gir Scott" esprisini benden başka kimse duymadı😢 Bu yüzden size söylüyorum hbvffhdb ... Ant Man filmlerini çok sevemedim sanki yaa. Yani izlerken eğleniyorum ama çok da…devamıİlk defa bir filmi tek başına izlediğim için çok üzüldüm çünkü "Ufal da cebime gir Scott" esprisini benden başka kimse duymadı😢
Bu yüzden size söylüyorum hbvffhdb
...
Ant Man filmlerini çok sevemedim sanki yaa. Yani izlerken eğleniyorum ama çok da sarmıyor ya da ben mi çok odaklanamadım bilmiyorum. Bayram temizliği yaparken izledim :/
Gerçi üçüncü filmini izledikten sonra bunu izlememin etkisi olabilir ama yine de çok merak ederek izlediğim bir seri değildi.
Bu arada izleyince hatırladım ilk izlediğim Marvel filmi Ant Man'di. Hatta ablam öve öve bitiremediği için bize zorla izletmişti o yüzden yıllar önce izlememden kaynaklı ilk filmde neler olup bittiğini hatırlamıyorum.
Açıkcası tekrar izlemek de istemedim, amaan izleyeyim işte ne olacaksa olsun dedim ve şimdi de buradayım.
...
Civil War'da 19 metre gibi acayip bir büyüklüğe ulaşan Ant Man 2 yıllık bir ev hapsine mahkum oluyor. Cezanın bitmesine yakın da kuantum evreninde kaybolan Janet'ten bir mesaj alıyor, onu bulmaya çalışan Hope ve Hank Pym ile de tekrar birleşiyor.
Bu süreçte de olmazsa olmaz düşmanlarla savaşıyorlar fakat ben bu düşmanları çok yetersiz buldum hatta ne alaka falan dedim. Düşmanlar sanki öylesine eklenmiş, derinliği olmayan karakterlerdi. Mesela Hank'in arkadaşı neden yardım ediyor gibi görünüp birdenbire düşman oldu ya da Eva niye bu kadar çabuk fikir değiştirdi?
Bu kısımları ne kadar sevmediysem filmin mizahını da bir o kadar çok sevdim. Özellikle de Luis'in olduğu kısımlar favorimdi yani biri, tüm hikayeyi ondan dinlesem sıkılmam demişti. Kesinlikle buna katılıyorum sabaha kadar bir şeyler anlatsın kahkaha ata ata dinlerim nbfjdgmb
Onun dışında nesneleri küçültme olayı aşırı iyiydi yani bu özelliğe sahip olmayı o kadar çok isterdim ki...
Balonlarla uçan evden sonra en imrenerek baktığım özellik kesinlikle buydu. Bir gün Ant Man teknolojisine sahip olursam evimi küçültüp bir sahil kasabasına yerleşeceğim bilin istedim.
Spoiler içeriyor
Civil War'dan sonraki süreçte Peter Parker'ın tek amacı Avengers'a katılmak oluyor ama yaşının da küçüklüğünden dolayı Tony Stark, "Şimdilik mahallende kahramanlık yap" diyerek bir staj gibi bir şey ayarlıyor. Yani küçük suçları önlemeye çalış, bisiklet çalanları yakala... gibi gibi ufak…devamıCivil War'dan sonraki süreçte Peter Parker'ın tek amacı Avengers'a katılmak oluyor ama yaşının da küçüklüğünden dolayı Tony Stark, "Şimdilik mahallende kahramanlık yap" diyerek bir staj gibi bir şey ayarlıyor. Yani küçük suçları önlemeye çalış, bisiklet çalanları yakala... gibi gibi ufak görevler yapmasını ve yaptıklarını Happy'e bildirmesini istiyor. Bu süreçte okulunu bitirecek, yaşı büyüyecek ve deneyim kazanacaktı. Bence gayet makul bir oyalama biçmi ama Spider Man'ımız bunu kabul etmeyip daha büyük olaylar içinde olmayı istiyordu.
O sırada da hikayenin kötü karakteri olan Adrian Toomes yani Vulture, ekibiyle birlikte uzaydan gelen parçalarla yüksek teknolojili ve çok güçlü silahlar üretip kara borsada satıyordu.
Bu silahları gören ve tuhaf bir şeylerin döndüğünü düşünen Peter Parker bunu Tony Stark'a anlatıyor fakat o, durumu ciddiye almayıp "Zaten bununla ilgilenen kurumlar var, onlar halleder." diyor.
Yani bu işi Örümcek Adam tek başına halletmeye çalışıyor ve bunda da pek başarılı olamıyor mesela Vulture ile feribotta savaşırken feribot ikiye ayrılıyor ve neredeyse yüzlerce kişi ölüyor. İron Man de son dakika gelip göz alıcı ihtişamıyla insanları kurtarıyor. Yani yine kahraman İron Man oluyor.
Bunun üzerine kendi başına hareket eden Parker' e verdiği kostümü alıp stajı sonlandırıyor. Yani kendi gücünü göstermesi için bir fırsat oluşuyor ama bu sefer de İron Man'in filmdeki rolünü sevmedim. Yani en basiti uçakla eşyaları taşındığında o kadar güvenlik önlemleri alınmasına rağmen hiç fark edilmemesi ve özel kostümü bile olmayan Spider Man'ın havada bu kadar uzun süre Vulture ile savaşabilmesi zorlama sahnelerdi.
Ben normalde bu ikilinin sahnelerini seviyorum ve izlerken de çok güldüm ama dediğim gibi bu kısımı pek sevemedim. Birinin gücünü artırırken diğerini söndürmüşler gibi hissettim.
...
Spider Man'ı canlandıran birkaç oyuncu var ve ben sadece Tom holland'dan izledim o yüzden diğerlerini bilmiyorum ama bence Tom bu role çok yakışmış. Yani gerçekten 15 yaşında bir ergen izliyordum sanki.
Örümcek Adam kostümü Tom holland ile birleşince çok şebek hissettiriyordu en sevdiğimden.
Film genel olarak güzeldi ama bazı yerler biraz sıkıcıydı ve mantık hatası da vardı yaa o yüzden aşırı beğendiğim bir film olmadı ama eğlenceliydi, tavsiye edilir.
Bu arada gerçek hayatta Zendaya ile sevgili olmasından kaynaklanıyor olabilir Liz ile hiç shipleyemedim ben buyum işte bu kadarım ajdhfdshdk
"Bu nâs ile yorulma Nefsinle dahî kalma Kalbinden ırağ olma Mevlâ görelim neyler Neylerse güzel eyler" İnsana insanı anlatan çok güzel bir belgeseldi. Yani bu belgeseli tek bir cümle ile ifade edecek olsaydım bu kesinlikle empati olurdu. Son zamanlarda şunu…devamı"Bu nâs ile yorulma
Nefsinle dahî kalma
Kalbinden ırağ olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler"
İnsana insanı anlatan çok güzel bir belgeseldi. Yani bu belgeseli tek bir cümle ile ifade edecek olsaydım bu kesinlikle empati olurdu.
Son zamanlarda şunu fark ettim; empati yönünden o kadar eksiğiz ki empatinin sadece anlamını biliyoruz, iş uygulamaya gelince onu başarabilmek biraz zor oluyor.
Yani bunu kendi adıma da söylüyorum. Her ne kadar karşımdaki kişinin yerine kendimi koymaya çalışsam da bazen nefsime hakim olamıyorum ve yine olayları bildiğim gibi yorumluyorum. En sevmediğim huyum da budur, gereksiz ön yargılı olmak.
İnsan kendine ayna tutamıyor o yüzden ne derecede olduğumu bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla bazı insanlar empatiden o kadar yoksun ki..
Bence günümüzdeki sorunların temelinde biraz da bu var. Empati kuran bir insan; birini öldürmez, hırsızlık yapmaz, yalan söylemez... Kendisine yapılmasından hoşlanmadığı herhangi bir şeyi başkasına yapmaz diye düşünüyorum. Hani "Seven" filminde yedi günahın temelinde hırsızlık var deniliyordu ya. Başka birinin yaşama hakkını çalmak, doğru bilgiyi öğrenme hakkını çalmak, malını veya hakkını çalmak gibi. (filmde tam olarak bu şekilde anlatılmamış olabilir, aklımda böyle kalmış)
İşte bana göre de tüm suçların temelinde empati eksikliği var.
Bu belgeselde hiç tanımadığınız birçok insanı dinleme fırsatı buluyoruz. Bu insanlar öyle önemli insanlar değil, hayatın içinden herhangi birer insan. Zaten insanlar o kadar da önemli değil onları önemli yapan genellikle bizler oluyoruz.
Bu insanlar arasında suç işeyen de var savaştan kaçan da, yoksulluk içinde olan da var her şeyi olup mutluluğu bulamayan da..
İnsanlık koca bir çelişkiden ibaret.
...
Belgeselde 2000 küsur kişiye çeşitli sorular soruyorlar ve sorulara verdikleri yanıtları dinlerken sorular bana sorulsaydı nasıl cevap verirdim diye düşündüm ama bazen de vereceğim yanıttan utandım.
Hep bizden iyi durumda olanlara odaklanıyoruz "Neden biz de onlar gibi değiliz, bizim onlardan eksiğimiz ne?" falan diyoruz ya, bizden kötü durumda olanlar aklımıza bile gelmiyor.
Belgesel farkındalık düzeyimi biraz da olsa artırdı diyebilirim. Müzikleri çok güzeldi görsel açıdan da beğendiğim çekimler vardı.
Bir şey diyeyim mi anlatılanlardan bağımsız insanların çeşit çeşit olması görsel olarak çok hoşuma gitti. Hani tek tipleşmeye alıştık ya herkes birbirine benzemeye çalışıyor benzemeyince de kendini kötü hissediyor falan ama ben bunu izleyince insanlardaki o farklılığı daha çok sevdiğimi fark ettim.
Güzeldi ya tavsiye edilir.
Spoiler içeriyor
Vayyy bee bunu izlemeyi bu kadar ertelemiş olmama çok üzüldüm. Her izlemek istediğimde ya modum yoktu ya da giriş kısmı çok sıkıcı geliyordu o yüzden bir türlü izleyememiştim. Aslında Dr. Strange'yi diğer filmlerde görünce seviyorum Benedict Cumberbatch'ı da çok seviyorum…devamıVayyy bee bunu izlemeyi bu kadar ertelemiş olmama çok üzüldüm.
Her izlemek istediğimde ya modum yoktu ya da giriş kısmı çok sıkıcı geliyordu o yüzden bir türlü izleyememiştim. Aslında Dr. Strange'yi diğer filmlerde görünce seviyorum Benedict Cumberbatch'ı da çok seviyorum ama bilmiyorum izleyemiyordum. Neyse kısmet bu zamanaymış iyi ki izlemişim çok sevdim.
Bir şey diyeceğim ben Dr. Strange'nin doktor olduğunu bilmiyordum görünce çok şaşırdım. Yani ne alaka diyebilirsiniz sonuçta isminde bile doktor var ama ben onu sadece ünvan olarak büyücülükte en üst düzeyde düşünüyordum, doktora gibi. O yüzden mistisizim ile ilgilenmeden önceki hayatının herhangi bir insanın hayatı gibi olması tuhaf hissettirdi.
Bu arada böyle egoist ve kendine güvenen, zeki roller ona çok yakışıyor acaba Benedict Cumberbatch gerçekte de böyle bir kişiliğe mi sahip çünkü hem hep abartılı özellikleri olan rollerde izledim hem de çok gerçekçi oynadıği için normal hayal edemiyorum.
...
Filmi izleyince günümüze yakın çekilen Marvel filmlerinin neden beğenilmediğini daha iyi anlıyorum. Görsel açıdan bile o kadar belirgin bir fark var ki..
Mesela bundan önce Ant Man: Quantumania'yı izlerken efektlerini beğenmiştim ama bu filmdeki efektlerle karşılaştırınca Quantumania çok yapay geldi.
Böyle filmlerle izleyicinin dikkatini çekip sonra da kalitelerini düşürmeleri çok sinir bozucu olsa da ilk çekilen filmlerin değerini bu şekilde anlıyoruz. Bardağın dolu tarafından bakınca da ben yani.
Bu filmde Dr. Stephen çok iyi bir doktor hatta kendini o kadar çok geliştirmiş ki sadece doktorluk yapmak ona az geliyor ve hayatında daha farklı, ilgi çekici olaylar olsun istiyor.
Taa ki geçirdiği kaza sonucunda mesleğini bile yapamayacak bir hâle gelene kadar. Bir sürü ameliyat oluyor fakat değişen bir şey olmuyor ellerinin titremesi bir türlü geçmiyor.
Hayatı doktorluktan ibaret olan ve iyi bir doktor olmasıyla övünen bu kişinin elinden doktorluk da alınınca büyük bir boşluğa düşüyor.
Bu boşluk da onu Kamar Taj'a sürüklüyor çünkü omuriliği kırılmış bir adam oraya gidip mucizevi bir şekilde yürümeye başlamıştı. Haliye Stephen'in içinde bir umut yeşermiş ve bir şekilde Kamar Tamar Taj'a gidip bahsedilen Kadim Kişi'yi bulmuştu.
Kadim kişi çok tatlıydı onu çok sevdim. Bazen Stephen ona karşı ukala ukala konuşunca çok sinir oluyordum. Sanırım artık Marvel'in en egoist süper kahramanı listesinde ilk sıradaki İron Man'ı bir alta kaydırıp yerine Dr. Strange'yi koyacağım.
Bu arada Tony Stark'ın egosu biraz sempatik geliyordu Dr. Strange'yse kendini her övdüğünde gözlerimi devirmemek için zor duruyordum. Hayali karakter bile olsa kibirli insanlara karşı tavrımız net fdjgdj
Karakter gelişimi mi deniyor artık ne deniyorsa bence bu güzel işlenmiş mesela her şeye çok rasyonel bakan biriyken hiç inanmayacağı büyü ve ruhsal alemin ustası haline geliyor ya da elini iyileştirme fırsatı varken bunu yapmıyor. Zaten yapsa da artık doktorluk onu tatmin etmeyecekti hastalarını bile seçerek tedavi ediyordu.
...
Şimdi her filmde olduğu gibi bu filmde de bir düşmanımız var. Bu kişi de yine Kadim Kişi'nin öğrencilerinden biri olan Kaecillus.
Kaecillus öğrenciyken karanlık boyutun efendisiyle bir anlaşma yapıyor ve Wong'un da koruduğu kütüphaneden yasaklı olan bir kitabın sayfalarını yırtıyor. Bu kitap da sanırım karanlık boyutla bağlantı kurmaya yarıyordu.
Bu arada karanlık boyutun efendisi dediğimiz kişi de Dormammu.
Dormammu'nun amacı dünyayı karalık boyuta çekmek ve zamansız bir evren yaratmaktı.
Konudan bağımsız ama bir şey diyeceğim zaman olmasaydı nasıl olurdu acaba? Ya da şu an bildiğimiz zaman doğru mu ilerliyor, ilerliyor mu? Ayy bazen aklıma tuhaf tuhaf düşünceler geliyor.
Bir ara da günü 24 saat olarak biliyoruz ya, belki de o 24 saatlik sürede bir hafta geçiyordur ama biz zamanı bu şekilde bildiğimiz için farkına varmıyoruz diye düşünüyordum.
Zamanı nitelendirmek için saat kavramını bulan kişiler ne kadar kafa patlatmıştır acaba çok merak ediyorum.
Neyse filme geri dönelim Dr. Strange Dormammu'yu durdurabilmek için onun boyutuna gidiyor fakat gücü onu durdurmaya yetmiyor, o da Agamotto'nun gözü'nü kullanıp içindeki zaman taşının da etkisiyle zamanı bir döngüye alıyor.
Biz bunu Loki dizisinde de izlemiştik. Tabii o daha sonradan çekildiği için buradan esinlenilmiş ama bende taşlar yerine oturdu.
O döngü hali bizim açımızdan komik olsa da Dormammu haklı olarak buna dayanamamış ve bir kez daha "Dormammu, pazarlık etmeye geldim." cümlesini duymamak için Dr. Strange'yle anlaşmış.
Dunya'yı karanlık boyuta katmaktan vazgeçmiş ve Kaecillus ile ekibini de buradan göndermiş karşılığındaysa döngüden çıkmış.
Güzeldi yaa ben çok beğendim tavsiye ederim.
Spoiler içeriyor
İlk defa biri bana "Seni görünce aklıma Marvel geliyor" dedi tuhaf bir andı. Yani dümdüz film izleyelim mi deseydi de olur izleyelim derdim sonuçta kaç yıllık münasebetimiz var Marvel'la anılmak hiç hoşuma gitmedi sjdıfunds Bakalım tüm filmleri tükettiğimizde beni görünce…devamıİlk defa biri bana "Seni görünce aklıma Marvel geliyor" dedi tuhaf bir andı. Yani dümdüz film izleyelim mi deseydi de olur izleyelim derdim sonuçta kaç yıllık münasebetimiz var Marvel'la anılmak hiç hoşuma gitmedi sjdıfunds
Bakalım tüm filmleri tükettiğimizde beni görünce aklına neler gelecek canım yeğenim.
Neysee bu sefer de ikimizin izlemediği bir film ararken Ant Man and The Wasp'ı izlemediğimizi fark ettim. Bu arada ben onu izliyoruz sanıyordum filmin ortasına doğru hiçbir şeyi bağdaştıramadığımı fark edince bu hangi film diye sordum ve bana Quantumania dedi.
Gerçi ben alışığım bazen sırayı atlayarak izliyorum ama özellikle söylememe rağmen yanlış filmi açtı ya acayip kuruldum bu çocuğa.
İkinci filmi izlemediğim için bazı karakterleri tanımıyordum hatta ilk filmi de yıllar önce izlediğim için tanıdığım tek kişi Scott'tu.
Olayları ve kişileri çözene kadar sadece söylendim. Çok sinir bozucu bir izleme arkadaşı olduğumu kabul ediyorum o yüzden tek başına izlemeyi daha çok seviyorum zaten.
Neyse ki çok uzun sürmedi hatta Kang'ı görüne çok heyecanlandım. Loki'nin ilk sezonundan sonra bu film çekilmiş ondan sonra da ikinci sezon çıkmış zaten. Yeğenim diyor ki "İkinci filmi izlemedik ama olsun en azından Loki'yi izledik" jfndfbvfnj
Hiçbir şeyi tam yapamıyoruz yaa çok tuhaf bir ikiliyiz.
...
Scott, Avengers'ta yer aldıktan sonra iyice ünlenmişti, hayat çok güzeldi hatta kitap bile çıkarmıştı ve her şey yolunda gidiyordu taa ki kızının kuantum evrenine olan merakıyla o evrene sinyal gönderen bir mekanizma üretene kadar.
Bu mekanizma ile odada bulunan herkes kuantum evrenine yol aldı Scott, Cassie, Hope, Janet ve eşi Hank.
Kuantum evreninde de Janet'ın sakladığı bir tehlike vardı. Fatih Kang.
Yıllar önce artık ne kadar bilmiyorum çünkü olayın ne zaman yaşandığını anlamadım muhtemelen ikinci filmde anlatılıyordu neyse Janet ile Kang kuantum evreninde karşılaşmışlar.
Loki'de en son Kang'ın bir sürü varyantı oluşmuştu ve varyantlardan biri bu evrene sürgün edilmişti işte o varyant Janet ile karşılaşmış ve ondan gemisini onarması için yardım istemişti. Janet de tamir etmeye çalışmış ve başarmıştı. Güç çekirdeğini tam takacakken Kang'ın geçmişini, evrenleri yok ettiğini ve zaman çizgilerini savaş alanına çevirdiğini falan her şeyi görüyor ve onu serbest bırakmama uğruna tek çıkış bileti olan güç parçasına disklerden birini fırlatıp onu kocaman bir hale getiriyor.
Janet oradan nasıl ayrıldı hiç hatırlamıyorum ama Kang sürgün edildiği bu yerde sonsuza kadar kalmak zorunda kaldı. Taa ki bu ekip kuantum evrenine gidene kadar.
Bir şey diyeceğim Janet çok güzel ve havalı değil miydi? Sahnelerini izlerken gözlerimden kalpler çıka çıka izlemiş olabilirim çünkü çok beğendim.
Hank ile Janet'i makyajla mı yaşlandırmaya çalışmışlar bilmiyorum ama izlerken hep bunu düşünmüştüm.
Neysee
Filmin ilk kısımları çok sıkıcıydı ama sonlara doğru güzel bir akışta ilerliyordu ve görsel efektler de güzeldi. Yani kuantum evrenindeymiş gibi hissettiriyordu. Mizahi yönden de bazı kısımlar komikti ya özellikle Ant man bu işi güzel yapıyordu diğer karakterlerden de kuantum evreninde karşılaştıkları kişiler komikti. Özellikle de delikleri olmayan karakter çok ikonikti sjoısbf
Adını unuttum ama onun sıvısını içince dillerini konuşabilme olayı aşırı iyi değil miydi ya? Gerçekte böyle bir teknoloji olsaydı deneyebilmeyi çok isterdim.
...
Genel olarak güzeldi beğendim. Keşke sırasıyla izleseydim ama olsun ilk defa yaptığım şey değil. Şu anlık Loki'yi izleyebilmiş olmak yetiyor zaten ikinci filmi izleyince taşlar yerine oturacak.
Bu arada Kang konusunda bazı kişiler böylesine güçlü bir karakteri Ant Man'ın yok etmiş olmasını çok gerçek dışı bulmuş ama ben hiç öyle düşünmedim çünkü zaten bir sürü varyantı var ve haliyle yok etmiş olmuyor. Yanlış da düşünüyor olabilirim bilmiyorum.
Ay Ay bir de unutmadan film boyunca aklıma şöyle bir şey geldi. Şimdi çoklu evrene göre bizim her evrende rolümüz farklı ya mesela birinde çok otoriter ve disiplinli bir Beyza var birinde sosyal ve hayatın keyfini çıkaran bir Beyza var ya da birinde çok başarılı birinde çok gamsız, birinde insanların sevmediği biri, birinde suçlu, birinde doktor, birinde şarkıcı... Böyle böyle bir sürü özellik eklenebilir ama ben bu gruplandırmaya göre şu an yaşadığım hayattaki beni nasıl bir tanımlamanın içine koyabilirdim çok merak ediyorum.
Ya da evrenlere şöyle uzaktan bir göz ucuyla bakacak olursak hangisini seçerdim çok merak ediyorum. Bu aslında ne olmak istedimizle de alakalı biliyorum ama sadece kişilik özelliği olarak da düşünmeyelim fiziksel özelliğimiz de farklı olabilir mesela bir evrendeki Beyza kısa boylu ama çok başarılı, başka bir evrendeki uzun boylu ama kimsenin sevmediği bir suçlu olabilir. Ay bilmiyorum çok overthinkledim galiba belki de böyle bir dizi film vardır da oradan aklıma geldi.
Sonuç olarak neyi seçeceğimi ya da şu an nasıl bir tanımlamaya gireceğimi merak ediyorum.
Keşke diziler kanallara satılmadan önce kaç bölüm yayınlayacaklarını belirtip ona göre anlaşma yapsalar çünkü bu dizide de olduğu gibi ya erken final yapıyorlar ya da gereğinden fazla uzatıyorlar. Ben bu diziyi sevmiştim, arada bir izleyip kafa dağıtıyordum o yüzden bitmesine…devamıKeşke diziler kanallara satılmadan önce kaç bölüm yayınlayacaklarını belirtip ona göre anlaşma yapsalar çünkü bu dizide de olduğu gibi ya erken final yapıyorlar ya da gereğinden fazla uzatıyorlar.
Ben bu diziyi sevmiştim, arada bir izleyip kafa dağıtıyordum o yüzden bitmesine üzüldüm. Gerçi bazı konular çok havada kaldı diye öğrenemeden bitmesine üzüldüm yoksa çok uzatılmadan biten diziler daha çok hoşuma gidiyor.
İlk bölümler çok güzeldi Aydan'ın kendini birdenbire kara para aklarken bulması ve yıllarca ahlaklı bir insan olmaya çabalarken kendini bu bataklığın içinde bulması güzel bir ikilemdi bence. Biraz da "En ahlaklı görünen insanların her türlü ahlaksızlığı yapması" gibi bir izlenim vermiş olsa da biz karakteri biliyoruz çok da şey yapmayalım.
Bence aralarda gereksiz uzatılan sahnelerin olması ve son bölümlerde erken final nedeniyle her şeyin çok hızlı yaşanması ya da yaşanmamasını hesaba katmazsak kaliteli bir yapımdı.
Sadece güzel yönetilemedi.
Mesela bazı karakterleri dediğim gibi gereksiz izledik bazılarını hiç izlemedik. Ben de bu diziyi izleyen herkes gibi Emir'in ters köşe yapmasını, en başından beri şebekeyi çökertmek için mafya rolü yaptığını düşünüyordum ama sonu maalesef beklediğim gibi olmadı.
Bazı karakterleri izlemek çok sarıyodu mesela Çido'nun, Tarak Tarık'ın ya da Efe ile çöl faresinin falan diyologları komikti aynı şekilde sonlara doğru gelen Eralp'in sahneleri çok güzeldi. Yani daha önce izlemedim diye mi bilmiyorum ama seyir zevki veren bir karakterdi.
Yani tv dizilerinin artık bayağılaşması ve hep aynı konuların çekilmesi hatta konularının bile gün geçtikçe daha da kötü bir hale gelmesi derken bu tarz yapımların izleyicisi genelde çok az oluyor. Çünkü insanlar klişe, entrika, aşiret seviyor. Durum böyle olunca da diziler gitgide Hint dizilerine evriliyor.
Bir de sanırım yabancı ülkelere satma olayları da var o yüzden dizileri biz izliyoruz diye değil de yabancılar izleyemiyor diye ya da içinde geçen olayları bilmiyorlar, esprileri anlamıyorlar diye devam ettirmiyorlar. Mesela konu bariz bir şekilde Dilan Polat - Engin Polat olaylarına benziyordu. Biz buna güleriz izlerken komik gelir falan ama gel de bunu dışarıya sat. O yüzden bitmesine şaşırmadım ama keşke eskiden çekilen Yalan Dünya, Avrupa Yakası, Avrupa Avrupa tarzı diziler olsaydı. Bence bizi güldüren yapımlara çok ihtiyacımız var çünkü bu artık istek değil ihtiyaç.
Ben hayatı, evrenin bana gönderdiği işaretlere dayanarak yaşayan bir insanım o yüzden algılarım biraz farklı çalışıyor. Mesela bu kitabı okumadan önce izlediğim tarih hocası Gazali'den bahsederken özellikle "Kimya'yı Saadet" kitabını önerdi ben de o hafta kütüphaneye uğramıştım ve bu kitabı…devamıBen hayatı, evrenin bana gönderdiği işaretlere dayanarak yaşayan bir insanım o yüzden algılarım biraz farklı çalışıyor. Mesela bu kitabı okumadan önce izlediğim tarih hocası Gazali'den bahsederken özellikle "Kimya'yı Saadet" kitabını önerdi ben de o hafta kütüphaneye uğramıştım ve bu kitabı gördüm. Yani demem o ki okumam gerekiyordu ve bu bir işaretti jnvnjgnj
Tabi kitabın kalınlığı gözümü çok korkuttu ama okurum herhalde ya, kısa sürede okuyamam belki ama max bir ayda bitiririm demiştim. Üç ay oldu ve ben daha yeni bitirebildim...
Sanırım ortaokul yıllarındayken kitap okuma saatinde 'okumadığım için' sürekli aynı kitabı götürüp "Beyza bir yıldır aynı kitabı okuyorsun. Gerçekten bu kadar yavaş mı okuyorsun?" deyip beni sınıfın ortasında rencide eden hocadan sonra bir daha hiçbir kitabı bu kadar uzun okumamıştım. Travmalar travmalar...
Sevdiğim bir hoca olmasaydı ona uzun uzun söverdim ama neyse ki konumuz o değil.
Normalde de zaten yavaş okuyan bir insanım neyime güvenip bir ayda okurum dedim hiç bilmiyorum. Ayrıca sınava da çalıştığım bir dönemde olduğum için zamanımı genelde kitap okumak yerine ders videosu izlemeye ayırıyordum o yüzden elimde uzun bir süre süründü ne yazık ki..
Daha önce de Dil Belası kitabını okumak istediğimi söylemiştim ya sonrasında da kitabın bir bölümünde dilin afetlerinden bahsedildiğini fark ettim. Zaten Gazali bu kitapta bazı konuları detaylıca bazılarını da yüzeysel anlatıp başka bir kitabına yönlendirmiş. O yüzden daha çok genel bilgiler vermiş desem yeridir. Dil Belası konusunda da bunu uygulayabilmeyi o kadar çok istiyorum ki yani biraz susayım, kimseye bir şey anlatmayayım ya da onu geçtim bari gereksiz konuları anlatmayayım diyorum ama sonuç: Raf hesabımda bile hayatım hakkında saçma sapan bir sürü şey anlatmışım.. Ben iflah olmam ben asla susamam onu fark ettim.
Bu arada ben not alarak okumadım yani merak ettiğim bazı kısımları araştırdım ama özellikle verilen bilgiler doğru mu yanlış mı gerçekten bu söz söylenmiş mi gibi bir araştırmada bulunmadım ki zaten öyle yapsaydım bir yılda bile bitirmem mümkün değildi.
...
Gelelim Gazali'ye..
Gazali, Büyük Selçuklu döneminde yaşamış ve Bağdat'taki Nizamiye Medresesi'nin de baş müderrisliğini yapan bir islam alimi.
Bir rivayete göre bir gün eşkiyalar Gazali'nin eşyalarına el koymuş ve Gazali'de "Benim her şeyimi alabilirsiniz ama kitaplarıma dokunmayın. " demiş. Eşkiya da "Sen hoca değil misin, ne yazdığını bilmiyor musun?" gibi bir ifadede bulunmuş ve eşkiyanın bu söylediğini ciddiye alan Gazali de yazdığı tüm kitapları ezberlemiş. Yani kitaplarının kalınlığını ve çokluğunu düşününce gerçekten etkileyici.
Ben ezber konusunda çok kötü olduğumu sınıfta sunum yapacağım zaman kağıttaki iki cümleyi bile ezberleyemediğimde fark etmiştim. Artık hangi zekasal yönden geliştiremedim şu beynimi bilmiyorum ama birinin söylediği cümleyi bile aynen aktaramıyorum durum o kadar vahim. O yüzden Gazali gerçekten ezberlemişse bravo derim. Keşke taktik verdiği bir kitap da yazsaymış.
Neysee.
Kitabı okurken bazen çok derin düşüncelere de daldığım oldu yani özellikle 'Ahiret'i Tanımak' kısmında çok tuhaf hissettim yani ilk defa duyduğum şeyler değildi hatta genel olarak bildiğim şeylerdi ama hani olur ya bir şey okuduğun ya da izlediğin zaman tesiri daha fazla olur bana da ondan oldu herhalde. Mesela kabir azabını düşünmeye başladım ve yaşarsam düşüncesi bile tüylerimi ürpertti. Bazen gün içerisinde bu konuyu düşünüyorum ve o an sanki bulunduğum yerden soyutlanmış hissediyorum ve her şey hayal gibi geliyor. Anlatamadım belki ama kafamın içinde çok tuhaf şeyler yaşanıyordu umarım o azabı çekenlerden olmayız.
...
Bence dinimiz yaşanması çok kolay görünen ama yaşaması da bir o kadar zor olan bir din. Yani kötü anlamda söylemiyorum her şeyin zorluğu var ama çok karmaşık. Herkes bir konu hakkında bir şey söylüyor artık kime güvenileceğini bile bilmiyoruz. Hani derler ya bir topluluğa din ile istediğin her şeyi yaptırabilirsin diye bizde de o var ne yazık ki.. Herkes dini kullanıp bir kitle ediniyor ve insanlar da o kişiye çok güveniyor ne derse ona uyuyor uymayanları da dışlıyor falan. Yani benim sevmediğim olaylar bu ve aşırılığı sevmiyorum. Belki de benim düşüncem yanlıştır bilemiyorum ama hoşgörülü olmak iyidir ya her açıdan.
Bir de kitapta sevmediğim bir kısım oldu ama bunu dönemin şartları öyleydi deyip geçiştirmek istemiyorum.
Kitap sanki hep erkeklere yönelik yazılmış gibi hissettim mesela bir konu hakkında örnek verilecekse sadece erkeklerin ne yapması gerektiğinden bahsediyordu kadınları hiç hesaba katmıyordu zaten bir yerde erkekler dinini yaşarken kadınlar dini yaşamalarında erkeklere yardımcı rolünü üstleniyor diye bir ifade vardı. O kısımlarda Allah'ım ben ne okuyorum demeye başlamıştım. Kadınlara yönelik bazı çirkin ifadeler de vardı yani sadece doğum yapan ve başka da bir görevi olmayan kişiler olarak lanse edilmişti hatta kitapta Peygamber efendimizin bir sözünü aktarmıştı ama o söz ona ait değildi. Bilmiyorum bu kısımlar kafamı çok karıştırdı zaten bundan sonra okuma isteğim ekstra azaldı.
Bazı konularda bilgi seviyem artmış olabilir ya da düşünce biçimim biraz değişti diyebilirim bunlar kitabı sevdirse de az önce bahsettiğim konu bir o kadar soğuttu.
Okumaya başlamadan önce çok hevesliydim ama tekrar Gazali okur muyum bilmiyorum.
Bu seriye çok haksızlık ettim çook.. En son iki yıl önce çok saçma bir sıralamayla (1-4-5-6-2) , buradakilerin de yönlendirmesiyle birkaç gün üst üste izlemiştim sonra da devamını bi ara izlerim deyip yarıda bırakmıştım. Açıkcası bu aranın iki yıl süreceğini…devamıBu seriye çok haksızlık ettim çook..
En son iki yıl önce çok saçma bir sıralamayla (1-4-5-6-2) , buradakilerin de yönlendirmesiyle birkaç gün üst üste izlemiştim sonra da devamını bi ara izlerim deyip yarıda bırakmıştım.
Açıkcası bu aranın iki yıl süreceğini ben de tahmin etmiyordum.
Ama aklımın bir köşesinde hep bu film vardı sadece bir türlü izleyemiyordum çünkü çoğu şeyi unutmuştum ve baştan sona tekrar izlemek de çok zor geliyordu.
Bir de aklımda duygusal ve nedense çok ağlayacağım bir film olarak kalmış yani konu itibarıyla duygusal olduğunu düşündüğüm sahneler vardı ama beklentim çok yüksek diye mi yoksa o akıştan koptum diye mi bilmiyorum o duyguyu çok alamadım.
En azından sonunda ağlamayı düşünüyordum ama o da olmadı ya. Buna üzüldüm.
Ben bu aralar çok duygusuzum sanki. Hiçbir şey hissedemiyorum, ağlayamıyorum, sevinemiyorum. Filmle alakası yok bu arada, ağlatıp ağlatmaması umrumda değil ama genel olarak bu his var. He bir de geçen gün biri bana 'odunsun' dedi diye bu konu hakkında biraz fazla düşünmüş olabilirim sjdndsn o yüzden duygularımı harekete geçiren ilk olayda Allahım çok şükür diyeceğim.
Bu film duygularımı harekete geçirmedi açıkcası, dümdüz izledim. Bir ara Anakin'e üzülmüş olsam da onu çok sevmediğimi hatırlamamla üzüntüm geçti.
Bu arada "İyi ki Raf'a izlediklerimi yazmışım" dediğim o anı yaşadım. Her ne kadar olayları çok detaylı yazmasam da seriyi baştan sona izlemekten kurtardı.
Bu bölümü de izlemek için izledim zaten. Çok sevemedim yaa. Dediğim gibi beklentiden de kaynaklanıyor olabilir ama benlik değilmiş. Bir de ben bunu, serinin sonu zannediyordum daha 6. ve 7. film hatta ve hatta dizileri de varmış.
Ben burada ayrılıyorum arkadaşlar!
Bunu bile 2 yıl sonra izlediysem Allah bilir devamını kaç yıl sonra izlerim.
Ama iyi ki izledim en azından kafamdaki sekmelerden birini kapatmış oldum. Zaten bu aralar yapmam gereken çok şey var ve hiçbir şeye yetişemiyorum bunu aradan çıkarmak bir nebze olsa rahatlattı.
Şimdi gelelim filme;
Anakin'in karanlığı seçeceğini az çok tahmin ediyorduk zaten ama nedenini bilmiyorduk. Burada da nedenini öğrenmiş olduk.
"Yani Anakin, sen de dolduruluşa gelmeyi bekliyormuşsun yaa. Tamam geçerli bir sebebin var, Padme ile ilgili gördüğün kabuslar seni çok etkiledi ya da konseye alınmaman ve Jedi'lerin sana güvenmemesi falan seni biraz kötü hissettirdi ama bi sakin ol bu kadar çabuk taraf değiştirme. Kendine gel.." demek isterdim ama düşününce haklı sanki ya ben de olsam böyle davranırdım.
Dünya sabretmeyi bilmeyen ve olaylardan çok çabuk etkilenen Anakin ve benim için bir cehennem.
Zaten Anakin gücü seven biriydi hatta Luke ile kıyaslayınca da bunu fark etmiştim. Yani hatırladığım kadarıyla Luke, daha çok çevresini dinleyip ona göre hareket ederdi ama Anakin'in içinde bir hırs vardı. Konseye alınmaması ve ona güvenmemeleri bu hırsı körükleyen faktörlerden biri oldu.
Padme'ye de yazık oldu ya ona üzüldüm o karakteri seviyordum.
Bu arada karakterlerin arasındaki ilişki çok yüzeysel değil miydi?
Yani ben Obi Wan'ın ya da Padme'nin daha farklı tepki vereceklerini düşünmüştüm ya da Anakin ile olan iletişimleri çok tuhaftı. Sonuçta biri onun sevdiği kadın biri de ustasıydı. Hiç mi aralarında o bağ olmadı.
...
Bu seriye ilk başladığım zaman da çok sevmemiştim diye hatırlıyorum sadece o olay örgüsüne adapte olduğum için devamını merak ediyordum keşke o arayı hiç vermeden izleseydim en azından beğenme ihtimalim daha fazla olurdu.