Spoiler içeriyor
"Doğduğum evi onarmaktan, kuracağım evi düşünmeye vaktim kalmadı..." Bu aralar o kadar çok gördüm ki, yorumu yazarken aklıma ilk gelen şey bu söz oldu. Sanırım Harriet günümüzde yaşıyor olsaydı twittere bu sözü yazardı. Kitapta aslında iki farklı aile görüyor olsak…devamı"Doğduğum evi onarmaktan, kuracağım evi düşünmeye vaktim kalmadı..."
Bu aralar o kadar çok gördüm ki, yorumu yazarken aklıma ilk gelen şey bu söz oldu.
Sanırım Harriet günümüzde yaşıyor olsaydı twittere bu sözü yazardı.
Kitapta aslında iki farklı aile görüyor olsak da ortak nokta Harriet'ti. Birinde Harriet'in çocukluğunu, birinde de yetişkinlik dönemini görüyoruz ve bir kez daha anlıyoruz ki çocukluk döneminde yaşanılanlar geleceği büyük bir ölçüde etkiliyormuş. İyi bir aile önemliymiş ve bazen ebeveynlerimizin yaptıklarına ne kadar kızsak da kendimizi aynı şeyleri yaparken bulabiliyormuşuz.
Acaba Harriet'in ailesi daha farklı davransaydı, yaşanılanlar yaşanmamış olsaydı geleceği nasıl etkilenirdi? Kurduğu aile nasıl olurdu? Travmalar gerçekten de nesiller boyunca aktarılabiliyor muydu?
Aslında insan psikolojisini iyi anlatan bir kitap. Boşanan ebeveynlerin çocuklarda bıraktığı hasar, kardeşler arasında seçilmeyen çocuğun ne yaparsa yapsın unutamadığı o kötü his ve yetersizlik duygusu güzel aktarılmıştı. Bazı karakterlerin çok yüzeysel anlatılmasını sevmedim mesela Amelia da boşanan çiftin çocuklarından biriydi ama ayrılığı bu kadar çabuk kabullenmesi, yeni hayatına adapte olması, babasıyla doğru düzgün iletişim kurmayışı ve her şeyden önce kardeşiyle bağını bu kadar çabuk koparması tuhaf geldi. Aradan zaman geçmesine rağmen ilk defa karşılaştıklarında bile sarılmak istememesi, onu kıracak bir sözü bile düşünmeden söyleyişi falan bana normal gelmedi. Gerçi herkes olaylar karşısında farklı tavır sergiliyor tamam da bu kadarı fazla geldi. Ayrıca babanın da aynı şekilde uzak durmasını da ekleyelim. Sanki eşinden değil çocuklarından boşanmışlardı.
Harriet'e karşı ilgili miydi değil miydi, nasıl bir insandı çözemedim.
İskandinav ülkelerinde yaşayan insanlar gerçekten böyle soğuk insanlar mı yaa? Bir daha bu bölgede yaşayan yazarın kitabını okumayacağım dedikçe yine okuyorum (Okuma Halkası sağ olsun)
Açıkcası ben kitabı çok beğenmedim pdf halinde okuduğum için mi bilmiyorum ama okurken çok yoruldum. Sonunu çok merak ediyordum ama sonuna geldiğimde hiç hevesim kalmadığını fark ettim hatta gereksiz uzatıldığını düşünüyorum. Bir de habire anlatıcı değişiyordu bu da beni çok yordu. Normalde kitaplarda diğer karakterlerin bakış açılarını da merak ederim ama bunda o kadar çok değişiyordu ki kafam karışıyordu.
Adından da anlaşıldığı gibi Malma İstasyonu bir kesişim noktasıydı birilerinin ayrılışı, birilerinin tanışması, birilerinin arayışı...
Bu arada sadece Harriet'ten bahsettim ama Oskar ve Yana'yı da unutmamak lazım. Aslında Oskar karakterine çoğu zaman üzüldüm çünkü hem eşi tarafından ihanete uğruyor hem çözüm yolları ararken bir çıkmaza sürükleniyor. Bence iyi dayandı, tabi Harriet'e karşı kırıcı sözlerini doğru bulmuyorum ama o da çok kırılmıştı. Yana zaten hikayedeki en masum karakter. O da ileride annesi gibi bir değişim yaşar mı? Belki.
Aile gerçekten çok önemli, sevgi gerçekten çok önemli. Doğduğu ailede sevgi görmeyenler en ufak sevgi kırıntısına kapılabiliyorlar ya da daha 'bilinçli' olduğunu düşünenler gerçekten sevgi gösterene bile kapılmayacağım diyerek yalnızlığa mahkum olabiliyorlar.
O halde ne diyoruz "Si vis amaris ama" yani sevilmek istiyorsan sev.