yaşamak üzerine bir deneme.. (ama cevap değil) hayat dediğin şey üzerine herkesin bir fikri var, ama kimsenin tam bir cevabı yok. çünkü soru zaten cevap üretmek için değil, insanı hareket ettirmek için kurulmuş gibi duruyor. “neden buradayız?” sorusu, aslında yanlış…devamıyaşamak üzerine bir deneme..
(ama cevap değil)
hayat dediğin şey üzerine herkesin bir fikri var, ama kimsenin tam bir cevabı yok. çünkü soru zaten cevap üretmek için değil, insanı hareket ettirmek için kurulmuş gibi duruyor.
“neden buradayız?” sorusu, aslında yanlış kapıya bakınca ortaya çıkıyor. çünkü çoğu insan hayatı bir “amaç deposu” sanıyor: bulunacak, keşfedilecek, çözülecek bir şey. halbuki ortada çözüm yok; süreç var.
doğduğumuz andan itibaren bir şeye maruz kalıyoruz: zaman. ve zamanın içinde en garip şey şu; hiçbir şey yapmasan da ilerliyor. yani hayat, senin kontrol panelin değil. daha çok içinde yürüdüğün bir akış.
ne olmalıyız sorusu ise daha tehlikeli. çünkü burası insanı ya sisteme benzetir ya da hayali bir “ideal insan” üretir. oysa gerçek daha sade: insan, olabildiği kadar insandır. tutarlı olmak zorunda bile değildir. kırılabilir, değişebilir, geri dönebilir, yanlış yapabilir. hatta çoğu zaman bunların toplamıdır zaten.
nasıl yaşanır kısmı ise kimsenin öğretmediği ama herkesin dayattığı yer:
* bazıları “hedef koy” der, çünkü kontrol hissi ister.
* bazıları “akışa bırak” der, çünkü yorulmuştur.
* bazıları “çok düşünme” der, çünkü düşünmek rahatsız eder.
ama gerçek şu: yaşamak, bu üçü arasında sürekli pozisyon değiştirmektir.
bazen hedef koyarsın, bazen hiçbir şey planlamazsın, bazen de oturup her şeyi fazla düşünürsün. ve bunların hiçbiri seni “eksik insan” yapmaz.
“niçin buradayız?” sorusuna belki en dürüst cevap şudur: bilmiyoruz. ama bilmemek boşluk değil, hareket alanıdır. insanı ya delirten ya da yaratan şey de tam olarak bu alan.
çünkü anlam bazen bulunmaz; sonradan eklenir.
yaşarken, geriye dönüp baktığında “buna değerdi” dedirten küçük parçaların toplamı olur.
ve en sade haliyle:
hayat, anlaşılmak için değil, yaşanırken şekil değiştirmek için var.
biz de içinde “olmak zorunda olduklarımız” ile “olmayı seçtiklerimiz” arasında gidip gelen canlılarız.
fazla romantize etmeye gerek yok. fazla küçümsemeye de.
sadece devam etmek yeterince büyük bir eylem zaten.
Bir Alman bir bara girer ve iyi bir bira ister. Barmen ona der: "100 euro!" Alman şaşırır: "100 euro mu? Dün sadece 10 euro'ydu!" "Eh, bugün 100 euro." - "Ama neden 100, lanet olsun?" Barmen: "Sana açıklayayım, - 10 euro…devamıBir Alman bir bara girer ve iyi bir bira ister.
Barmen ona der: "100 euro!"
Alman şaşırır: "100 euro mu? Dün sadece 10 euro'ydu!"
"Eh, bugün 100 euro."
- "Ama neden 100, lanet olsun?"
Barmen: "Sana açıklayayım,
- 10 euro bira için,
- 10 İran'a yardım için
- Körfez ülkelerine yardım için 20 euro
- Birleşik Arap Emirlikleri'ne yardım için 20 euro.
- Sonra 30 euro İsrail için,
son olarak, 10 euro AB'ye gaz sübvansiyonu ve yaptırımları sürdürmeye yardım fonu için"
Alman, sessizce ve içten içe öfkeyle, parayı çıkardı ve barmene 100 euro verdi.
Barmen paraları aldı, kasaya koydu ve ona 10 euro geri verdi.
Alman, inanamayarak: "Dur bir dakika, 100 euro demiştin, değil mi? Sana 100 verdim, neden 10 euro geri veriyorsun?"
".....Bira yok."
😂😂😂
Dünya iyice boktan bir yer...
Hayat nedir? Picasso: sanat. Gandhi: sevgi. Freud: bastırılmış her şeyin geri dönüşü. Marx: üretim ilişkileri. Sokrates: sorgulamayanın kaybettiği bir sınav. Dostoyevski: insanın kendi zihninde kurduğu cehennem. Steve Jobs: inanırsan “gerçeklik bükülür”. Nietzsche: ya gücü ele geçirirsin ya da ezilirsin. Aristoteles:…devamıHayat nedir?
Picasso: sanat.
Gandhi: sevgi.
Freud: bastırılmış her şeyin geri dönüşü.
Marx: üretim ilişkileri.
Sokrates: sorgulamayanın kaybettiği bir sınav.
Dostoyevski: insanın kendi zihninde kurduğu cehennem.
Steve Jobs: inanırsan “gerçeklik bükülür”.
Nietzsche: ya gücü ele geçirirsin ya da ezilirsin.
Aristoteles: aklını kullanma sanatıdır.
Einstein: bakış açısının fiziği.
Stephen Hawking: zamanın içinde kısa bir umut kırıntısı.
Schopenhauer: istemenin bitmeyen ağrısı.
Kafka: açıklamasız bir sabah uyanışı.
Bertrand Russell: düzenli bir kaos içinde rekabet.
Mevlânâ: dönmeden anlaşılmaz.
Camus: anlam yoksa bile devam edersin.
Sartre: seçmediğini bile seçmişsindir.
Jung: kendinden kaçtığın her şeyin toplamı.
Epiktetos: kontrol edemediğini bırakmaktır.
Laozi: akarsan kırılmazsın.
Frankl: acının içinde bile bir gerekçe bulmaktır.
ve belki de en neti:
Hayat, herkesin tarif edip kimsenin tam yaşayamadığı şeydir.
Dostoyevski, Suç ve Ceza kitabında: “Herkesin, gidebileceği bir yeri olmalı” der ve ekler: “Çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.”
"Eskiden zekanın en önemlisi olduğunu düşünüyordum sonra fark ettim ki karakter, merhamet veya empati eksik olunca zeka çok yetersiz veya tehlikeli olabiliyormuş."
her gün işe gidiyorsun. akşamları erken uyuyorsun ve bunun karşılığında aldığın tek şey koltuk takımı. gerçekten acınası bir durumdasın. -dövüş kulübü, chuck palahniuk
hz. isa, rivayetlere göre hz. nuh'un oğlu sâm'ı (farklı bir oğlunu yada ) allah'ın izniyle diriltir. bu, hz. isa'nın peygamberlik mucizelerinden biri olarak kabul edilir. kur'an-ı kerim'de hz. nuh'un (a.s.) iman etmeyen oğlu (hud suresi 42-43. ayetlerde anlatıldığı üzere) tufan…devamıhz. isa, rivayetlere göre hz. nuh'un oğlu sâm'ı (farklı bir oğlunu yada ) allah'ın izniyle diriltir. bu, hz. isa'nın peygamberlik mucizelerinden biri olarak kabul edilir.
kur'an-ı kerim'de hz. nuh'un (a.s.) iman etmeyen oğlu (hud suresi 42-43. ayetlerde anlatıldığı üzere) tufan sırasında gemiye binmez ve boğularak helak olur. bu oğul, iman etmediği için “ailesinden” sayılmaz ve tufanda diğer inkârcılarla birlikte helak edilir. kur'an bu olayı doğrudan aktarır ve oğlunun diriltilmesinden bahsetmez. ?
hz. isa'nın (a.s.) ise kur'an'da allah'ın izniyle ölüleri dirilttiği mucizesi açıkça belirtilir (örneğin âl-i imrân 3/49 ve mâide 5/110). bu, genel bir mucize olarak geçer; belirli bir kişiyi isim vererek kur'an'da detaylandırmaz.
ancak islami tefsirlerde, rivayetlerde ve kıssalarda (örneğin kadı beyzâvî, hazîn, savî gibi müfessirlerin nakillerinde) hz. isa'nın ölü diriltme mucizelerinden biri olarak hz. nuh'un oğlu sâm'ı (sam) dirilttiği anlatılır. bu rivayetlere göre:
— israiloğulları'ndan inkârcılar, hz. isa'ya meydan okuyarak “eski zamanlardan ölmüş birini dirilt” derler.
— hz. isa, allah'ın izniyle dua eder ve binlerce yıl önce (rivayetlerde yaklaşık 4000 yıl) ölmüş olan hz. nuh'un oğlu sâm'ı kabirden diriltir.
— sâm dirilince kıyamet koptuğunu sanıp korkudan saç-sakalı ağarır, hz. isa'nın peygamberliğine şehadet eder ve ardından yeniden vefat eder (ölüm acısını bir daha tatmamak için dua eder).
bu olay, hz. isa'nın mucizesini vurgulamak ve allah'ın ölüleri diriltmeye kadir olduğunu göstermek için anlatılan bir kıssadır. kur'an'da doğrudan geçmez, ancak tefsir ve islami literatürde (halk arasında da yaygın bir rivayet olarak) yer alır.