Spoiler içeriyor
türk mitolojisinde kötü ruhlar, cinler, şeytanlar.. kötü ruhlar bu dünyada fenalık yapan insanların ruhu vücuttan ayrılınca yeraltı âlemine gider. orada erlik han'ın uşağı olur. bütün inanlara fenalık etmeğe ve akrabalarından birini erlik âlemine çekmeğe çalışır. altaylı'lar bu ruhların muayyen bir…devamıtürk mitolojisinde kötü ruhlar, cinler, şeytanlar..
kötü ruhlar
bu dünyada fenalık yapan insanların ruhu vücuttan ayrılınca yeraltı âlemine gider. orada erlik han'ın uşağı olur. bütün inanlara fenalık etmeğe ve akrabalarından birini erlik âlemine çekmeğe çalışır.
altaylı'lar bu ruhların muayyen bir müddet yer yüzünde dolaştığına inandıklarından dolayı bu müddet zarfında korku içinde yaşarlar. eğer bu müddet içinde başlarına bir felâket gelirse bir yere göç etmeğe mecbur olurlar ve bu ruhlardan kurtulmağa çalışırlar.
altaylı'ların tasavvurlarına göre, kötü ruhlar bütün yer yüzüne dağılmıştır… kötü ruhlar inzibata pek te riayet etmezler. aralarında kavga, ihtilâf ve savaşlar olur. bunlar çok aç gözlü ve oburdurlar. dipdiri insanı lokma gibi yutarlar. biri hastalanırsa altaylı'lar kötü ruh yemektedir. biri ölürse kötü ruh yemiş derler. vücuttaki her yara kötü ruhların ısırmasıyla olur.
kötü ruhlara ayrılan ölü canlarının arasmda teşkilât vardır. kabileleri ve alayları olur. dünyadaki torunlarının obaları etrafında dalaşırlar. çok aç gözlü oldukları için obalara da akm ederler. bunlar pek hiylekâr ve sokulgandırlar. kapıdan giremezlerse bir delik bulur eve girerler ve yemek için insanlara saldırırlar.
cinler, şeytanlar, zebâniler, cadılar
türk mitolojisinde cinlerle, şeytanlara çokça rastlanır. ancak sonraları muhit ve din değiştirme etkileri altında özellikle şeytan için çeşitli efsaneler, hikâyeler türemiştir.
altaylflara göre şeytanlar, fitne ve fesat çıkarmak, insanları şaşırtmak, kandırmak için erlik han tarafından görevli idiler. cinler de çok defa yine bu tanrının yardımcıları olmakla beraber, dünyada da insanları çarparlar, hasta ederler, âhiret âleminde ise zebâni rolünde bulunurlar.şeytanlar göze görünmezler. ama insan ve hayvan şekline de girdikleri olur. o zaman başlarında boynuzlan bulunur. bunlar çok defa birbirinden ayrı yaşarlar. yanlarına yaklaşılmaz, ateşten yaratılmışlardır.
yeraltı âleminde kötülüklerin tanrısı olan erlik han, cehennemin de tanrısıdır. günahı olan insanlara ceza verilmek için cinleri, şeytanları zebânileri, kötü ruhları vardır.
al tay türklerince ayna'lar yahut aza'ların emrinde geniş bir kadro ile cinler, şeytanlar bulunur.
etrûsk'lerin tajest, tokulşa adındaki büyük cinlerinden başka, edimnu adındaki hortlahları ve çor adındaki cinleri de vardır. ünlü kahraman cesteni bey in hikâyemde geçtiği üzere, insan eti yiyerek kan emen cinler de hatsız hesapsızdır.
cinler ile şeytanların vasıfları, türeyişleri hakkında sonraları türk mitolojisinde yer alan efsânelerden ikisi taberi de şöyle anlatılmaktadır : tanrı ilk önce devleri yarattı. onlara can derler ki kumlar sayısmcadır. onların meskeni havada idi. yedi bin yıl bu cihana hâkim oldular. ondan sonra tanrı, can dan cinleri yarattı ki, şeytan onlardandır. şeytanın adı süryanî ve ibranî dilinde azâzil, arap dilinde hâris tir.
şeytan evlendi. karınca, örümcek, çekirge, kuş şekillerinde sayısız evlâtları oldu. bunlar yazılarda, dağ kovuklarında, ormanlarda, yollarda, virânelerde, fırınlarda, ovalarda, kuyularda, külhanlarda, su yollarında bulunurlar.
cinleri, melekleri tanrı gökte bulundururdu. onlara, itaat edilmesini emretti. tanrı gökte olan meleklere dedi ki: iki ev halk eyledim. biri rahmetimden, biri de gazabımdan. ikisine de bakın: melekler önce cehenneme baktılar, türlü türlü azaplar gördüler. tanrıya sordular: ey tanrı bu evi kimler için yaptın? tanrı izni ile cehennem cevap verdi: burası, onlar içindir ki tanrı'yı bilmezler, emirlerine inanmazlar. ondan sonra bu melekler cennete baktılar.
oradaki çeşitli rahatlık ve safaları görerek tanrıya sordular. tanrı da: kim tanrıyı tanır, onun emirlerine itaat ederse. melekler bunun üzerine tanrı önünde yere kapandılar. tanrı da onları göklerin en yüksek ve kutsal yerlerinde yerleştirdi.bir efsâne daha : eskilere göre yerler ,arz-ı seb'a adı ile yedi kata ayrılmıştır. yedinci katın adı acba dır. orada yaşayanlara: cüsum denir. bunlar kısa boylu, siyah, elleri ve ayakları vahşi hayvanlarınki gibidir. şeytan da beraberindekilerle burada bulunur kendisi bir taht üzerinde oturur, maiyeti onun etrafında dizilir, her biri yer yüzünde ki insanları nasıl aldatarak yoldan çıkardıklarını şeytana anlatırlar o da keyiflenir.
cinlerden bir takımının adları da vardır. çoğu îbrâni'ler'den alınarak türk'ler arasında yerleşen bu adlardan bazıları şunlardır; hişanuhi, cabir bin merdan,
medyun ibn-i zengi, haksak, derşuz, yemhur, karakaş îbn-i vesvas, bülbüle îbn-i kizban, keşkatur îbn-i keşibaş, şeşzar îbn-i seman.
Spoiler içeriyor
insanın yaradılışı üzerinde türk boyları arasında çeşitli efsaneler vardır. bu efsanelerden bir kaçı: 1— altaylı'lara göre; önce yalnız kara han ile sular vardı. bu büyük tanrı tek başına canı sıkıldığı için bir insan yarattı. bu insanın kanatları vardı, suların üzerinde…devamıinsanın yaradılışı üzerinde türk boyları arasında çeşitli efsaneler vardır.
bu efsanelerden bir kaçı:
1— altaylı'lara göre; önce yalnız kara han ile sular vardı. bu büyük tanrı tek başına canı sıkıldığı için bir insan yarattı. bu insanın kanatları vardı, suların üzerinde uçuyordu. insan buna kanaat etmedi, yükseklerde uçmak istedi. kara han onun maksadını anladığı için uçmak kudretini aldı. kanatlan işe yaramadı, suya batmağa başladı. bunun üzerine kara han'a yalvardı, o da acıdı, her hassayı yeniden ona verdi, ama uçmak kudretini vermedi. o halde bu insan için kara lâzımdı. kara han gene düşündü. yıldızlardan bir avuç toprak suların üzerine serptirdi. böylece karalar oldu.
kara han ada şeklinde türeyen bu ilk karaya dokuz dallı bir çam dikti, her birinin altında birer adam daha yarattı. bu-dokuz adamdan dokuz ırk türedi. bu insanlara iyi yolu göstermek için de (yayık) ı yarattı.
2— yine altaylı'larla yakut'larm bir inanışına göre; kara han'ın oğlu büyük tanrı ülgen, insan vücutları yarattı, bunların canı yoktu. can vermek için kara han'a bir kuzgun gönderdi. kara han, ülgen'in yarattığı insan için istenilen canı verdi. kuzgun da canı gagaları arasına sıkıştırarak geri döndü. yol uzundu. kuzgun acıktı. uçarken yer yüzünde bir deve leşi gördü. ıştihası onu leşe doğru sürüklüyordu. fakat kuzgun leşten uzaklaştı, yoluna devam etti. biraz gittikten sonra gözüne yerde bir at leşi göründü. iştihası kabaran kuzgun kendini tuttu, leşin yanından geçti. son kuvvetini vererek uçan kuzgun bu defa bir inek leşi gördü. bu leş kuzgunu daha çok kendine çekti, kuzgun: (ah ne güzel) dedi. bunu derken gagalarını açınca can bir çam ormanının üzerine düşerek ağaçlara dağıldı. bunun içindir ki çamlar kışın, yazın yapraklarını dökmez, canlı dururlar.
kuzgun havada uçarken, gecenin yansında erlik han yeraltından çıktı. yer yüzünde bir saray gördü, yavaş yavaş yaklaştı. bu sarayda ülgen'in insan cesetlerinin yattığını anlardı. bu cesetleri erlik'in fenalıklarından korumak için ülgen bir köpeği bekçi koymuştu. o zaman köpekler insanlar gibi tüysüzdü. erlik, köpeğe : (beni bu saraya bırakırsan sana kürk veririm. daha üşümezsin. hem sana öyle bir yemek veririm ki, bu yemeği yersen bir ay açlık duymazsın.) dedi. köpek bu sözlere kandı. erlik'i saraya cesetlerin yanma bıraktı. erlik, kendi canından üfledi: (bunların hepsi benim gibi olacaktır) dedi. cesetler canlandı. bunlar erkek ve kadın idi.
işte yeryüzünde insanlar böyle türedi. yâkut'ların bir efsanesine göre de; ilk insan yarı &t, yarı insan şeklinde gökten inmiştir.
3 — bir al tay efsanesinde de; tuzlu suları temsil eden tia-mat'ın ikinci kocası kingo, insan yaratmak istedi. buna kızan tanrılar kingo'yu kestiler. kanı ile insan hamuru yoğruldu.
böylece insanlar meydana geldi.
4— bir başka efsânede de; büyük tanrı yer yüzünde bir insan yarattı. bu insan erkekti. bir gün bu insan uyurken şeytan onun göğsüne dokundu. bunun üzerine kaburgalarından bir kemik büyüyerek yere düştü.
bundan da bir kadın meydana geldi. ama yine altaylı'ıara göre böylece yaradılan ilk insanlardan erkeğin adı törüngey, kadının adı da eje'dir
5— budist türklerin bir efsanesinde de; tanrı güzel bir kız olan (rin ta no d gar) i gökten yere indirdi. kendisi ile beraber bulunacak bir erkek yer yüzünde henüz olmadığı halde çok çocuk doğurdu.
bu da insanların ilk anası oldu.
6 — bir sümer efsanesinde de; tanrılar kendilerine hizmet edecek varlıkların olmasını düşündüler. bu işle ea'yı görevlendirdiler. bunun üzerine ea, çamurdan bir insan yaptı, ona can verdi. işte insan, hayâlini ulaştırabildiği kadar çeşitli efsanelerle kendini yarattıktan sonra dahi, cismini normâl ve rahat şekilde bırakmamış, gitgide başka yaratıkların uzuvlarından da katarak insanla karışık acayip yaratıklar ortaya getirmiştir.
kara han'ın yarattığı ilk insana kanat takıldığı, dede korkut hikâyelerinde geçen (tepegöz) e tepesine yalnız bir göz, cengiz'in ceddi olan bataçihan'dan sıra ile yetişen evlâtları arasında duma-sohor'un alnı ortasına bir göz konulmuş, sudan çıkan ilk insan oannes'in vücudu insan, başı ve sırtı balık olarak gösterildiği gibi, it başlı, sığır ayaklı, yarısı akrep insanlar türetilmiştir. büyük işler yapan bir takım insanlar hakkında; merak ve korku uyandırmak, yahut kudretli göstermek maksadiyle vücutları çok büyütülenler de olurdu: saka türk'leri kahramanlarından alp-er-tonga, semerkant kalesinde otururken ayaklarını zerefşan deresinde yıkardı. sümer kahramanı gılgamış'ın da boyu on metre idi.
yakın doğu milletlerinin mitolojilerinden gelen bir efsânede de deccal çok iri ve uzun bir adamdır. başı bulutlardan dışarı çıkar, derin denizler topuğuna kadar gelirdi. yine yakın doğu mitolojisi ile gelen (uc bin unk) da o kadar büyük idi ki, başı deccal'ın başı gibi bulutlardan dışarı çıkar, balığı denizden alır, güneşe tutarak kızartır, yerdi. nuh tufanı zamanında su onun ancak dizlerine kadar çıkabilmişti.
bunları yalnız türk mitolojisinde değil, her milletin mitolojisinde bol bol görmek mümkündür. şu var ki, sosyal bünyenin ana geleneklerine, derin inanışlarına bağlanmak zorunda bulunan insanlar, çizdikleri bu gibi çeşitli tabloların hududunu aşamazlar, gördüklerinin dışına hayallerini kaydırmağa yaradılış kanunları izin vermezdi. ancak kendinden ve gördüklerinden materyel almakla yetinebilirlerdi.
türk mitolojisinde kutsal dağlar orhon abidelerinde; türklerin ilk yetiştiği yer olarak gösterilen (ötüken dağı) için de (mübarek ötüken dağı) “denilmektedir. bu dağda ve oradaki ormanda geçen savaşlarda ün yapmış kahramanlar türk tarihini şereflendirmektedir. hakan (su) ile zülkarneyin askerlerinin karşılaştığı (altın…devamıtürk mitolojisinde kutsal dağlar
orhon abidelerinde; türklerin ilk yetiştiği yer olarak gösterilen (ötüken dağı) için de (mübarek ötüken dağı) “denilmektedir. bu dağda ve oradaki ormanda geçen savaşlarda ün yapmış kahramanlar türk tarihini şereflendirmektedir.
hakan (su) ile zülkarneyin askerlerinin karşılaştığı (altın kan) adındaki dağ da bir efsanesiyle göze çarpar.
ağadat tepesi, büyük ve esaslı bir dağ kümesinin içinde bulut toplayan bir bora ve fırtına merkezidir. başında sık sık yıldırım sağılır ve şimşek çakar. çevresindeki derin dereler hep sel yatağıdır. ağadat'm ^üzerinde beliren her bulut parçasının içinde bile, büyük ve korkunç bir fırtınanın şeytanı gizlidir. sümer'ler de fırtına tanrısına bu dağın adını vermişlerdir.)
kin-şan) dağlarının civarında yerleşen (a-hien-şe) zamanında, bu dağlardan birinin tepesi takyaya benzediği için (tu-kiu) denilmiş ve efsaneye göre de tukyu'lar bu adı böylece almışlar. türk kahramanı alparmş, gençliğinde ok talimleri yaptığı için, ok atmada mahir idi. bir gün bir ok atarak (askara) dağının tepesini uçurmuştur. gali tekin, çin hükümdar ailesinden kiülien adlı bir kızla evlenmeye karar vermişti. bu prensin sarayı tanrı dağlarının civarındaki (hatun dağı) nda idi.
yine orada bir (kutlu dağ) vardı ki bu dağın kayaları uğurlu idi. çinli'ler bu uğurlu kayaları aldılar, bundan sonra felâketler, göçler başladı. (bk: göç destanı). (abu kaan) dağı da yersu'ların admı taşıyan kutsal bir dağdı. bu dağın iki kızı vardır. bunlara (yelbis) derler.
(nin-harsağ dağı) da sümer'lerin tanrı tanıdığı bir dağdır. düşmanların; ellerini ve ayaklarını keserek bataklığa bı-raktikları bir türk çocuğunu da, bir dişi kurt alarak kao-çanğ civarındaki bir dağda bulunan mağaraya götürmüştü. buğu-tekin'in odasına bir gece gökten bir kız inmişti. bir tanrıça olan bu kız, bir kaç gece sonra, buğu tekin'i alarak tanrısal öğütlerde bulunmak üzere (ak dağ) a götürmüştü. oğuz, kendisine itaat etmiyen (urum han) ile savaşmak üzexe bir dağın eteğine gelmişti. bu dağ karlı olduğu için o zaman buna (buz dağı) adı verilmişti. sümer tanrılarından enlil'in makamı dağlarda olduğu gibi, dağ perilerinin bulundukları dağlar da kutsaldı. hitit'lerin (hazzı) dedikleri antakya'daki (kel dağ) da kumarbi efsanesinde geçmektedir. namıni dağı da eti'lerce insan .şeklinde bir tanrı idi. şato türkleri de türkçe (gök gürültüsü dağı) adındaki dağda tanrıya kurban keserlerdi. gılgamış, sonsuz hayat sırrını bulmak için çok mihneti! bir yolculuğa çıktığı sırada, akrep insanlarla dolu (maşu) adındaki dağa da uğramıştı. sümer'lerin tufan efsanesine göre uta-napiştim'in gemisi (nisir) dağma oturmuştu.
dağ ruhları insanlara iyilik eder. kötü ruhlardan korur, yol gösterir. ama saygısızlık edenlere de ceza verir, hastalık gönderir. dağ ruhlarının genel olarak adı (yizimpiy) dir. her dağın ruhu kendi bölgesinde kalır. başka bölgelerle ilgisi yoktur. altaylı'lar her dağı bir ruhun temsilcisi «sayar, onlara kurbanlar keser, dualar ederdi. mağaraların da efsanelerde yeri büyüktür. özellikle ibadet yeri olarak kabul edilir, oralarda dualar edilerek kurban kesilirdi. budis türklerin, hitit'lerin,, sümer'lerin mağaralarda yaptıkları tapmaklar süslü ve büyüktür. mağaraların içinde mezarlar da bulunmaktadır.
savaşlarda yenilenlerin hazin, korkulu maceraları sırasında sığındıkları mağaralarda, eziyetli, üzüntülü günler geçer, böylece -efsânelere de konu olurdu.
kafdağı— türk, islâm, yakın doğu mitolojisinde geniş yer tutan ve hülya âleminde büyütüldükçe büyütülen bu dağın adı var, kendi yoktur. dünyaya bir destek gösterilen, göklere mavi rengi veren bu heyulâlar anası dağ hakkındaki efsanelerden bazıları şunlardır:
yeryüzünün mâmur olan dörtte biri ve harap olan kısımları bahri muhit ortasında karpuz gibi dururmuş. yaratıkların kalabilmesine elverişli değilmiş. tarımı yetmiş altı bin altı yüz yetmiş üç dağ yaratıp bunlarla arzı yerinde durdurmak istemiş. yine arz sükûnete erişmemiş. nihayet bir melek, tanrının emri ile cennet derelerinden bir lâcivert cevher çıkarıp yerin etrafına bastırmış. bundan kafdağı peyda olmuş.
kafdağı zebercet rengindeymiş. gözün akı karasını nasıl sarmışsa kaf dağı da arzı öyle sarmış. kaf dağı'nın yüksekliği beş yüz fersah imiş. bu dağın altında cinler bulunur, ejderhalar da melekler tarafından oraya götürülürdü.
taberi'de kaf dağı şöyle anlatılmaktadır. kaf dağı dedikleri, bu cihanı çepe çevre kuşatmıştır. cihan kaf dağı'nın içinde sol yüzük içindeki parmağa benzer. ondan sonra bu kaf dağı yeşil zümrütten yaratılmıştır. işbu göklerin gök renk göründüğü ol kaf dağı'nın aksı düştüğün-dendir. yoksa gökte nergiz renk yoktur. eğer kaf dağı'nın yeşilliği olmasaydı, gök böyle görünmezdi. âdem oğlanı ol dağa varmak mümkün değildir. orada hiç ay ve gün yoktur. bu kaf dağı yerin mıhıdır. eğer kaf dağı olmasaydı yer deprenmekten hâli olmazdı.
kaf dağı, insanlar tarafından aşılması imkânsız bir bölge ile dünya kursundan ayrılmıştır. başka bir kanaate göre; (dünyanın etrafı çepeçevre el-bahr-il-muhit yahut okyanus denilen, gemilerin geçemediği, tamamen veya kısmen zifirî karanlıklara gömülü ve kimsenin kıyısını görmediği müteaffin bir su tabakası ile kaplıdır.
bu su tabakasından sonra, kaf dağı, her şeyi karayı ve denizi bir kuşak gibi çevreler. bazı tasvirlere göre; asıl kaf dağı'nın istinat ettiği kaya bir çeşit zümrüttendi. bazılarının kanaatine göre de arz kendi kendine durmaz. bu cinsten bir desteğe ihtiyacı vardır. eğer kaf dağı mevcut olmasaydı, arz durmadan sarsıntılar geçirir, hiç bir yaratık orada yaşamazdı
çok revaç bulmuş bir kanaate göre, kaf dağı arzın bütün dağlarının anasıdır. diğer dağlar kaf dağı'na yeraltı dallan ve damarları ile bağlıdır. tanrı bir bölgeyi yok etmek isteyince bu dağlardan birini harekete getirirdi. bu, yer sarsıntısını yapardı. başka bir halk inancına göre de, böyle bir sarsıntı hâdisesi arzı taşımaktan yorulan öküzün silkinmesinden ileri gelmektedir.
meşhur anka kuşu bu dağın üzerinde oturur, oradan her tarafa hükmeder.
Güney Kore Sineması’ndan En İyi 25 Aksiyon Filmi 25- Injeong sajeong bol geot eobtda (Nowhere to Hide, 1999) Yönetmen: Lee Myung-se Senaryo: Lee Myung-se 24- Hoi-sa-won (A Company Man, 2012) Yönetmen: Lim Sang-yoon Senaryo: Lim Sang-yoon 23- Yeong-hwa-neun yeong-hwa-da (Rough…devamıGüney Kore Sineması’ndan En İyi 25 Aksiyon Filmi
25- Injeong sajeong bol geot eobtda (Nowhere to Hide, 1999)
Yönetmen: Lee Myung-se
Senaryo: Lee Myung-se
24- Hoi-sa-won (A Company Man, 2012)
Yönetmen: Lim Sang-yoon
Senaryo: Lim Sang-yoon
23- Yeong-hwa-neun yeong-hwa-da (Rough Cut, 2008)
Yönetmen: Jang Hoon
Senaryo: Kim Ki-duk
22- Geomi sup (Spider Forest, 2004)
Yönetmen: Song Il-gon
Senaryo: Song Il-gon
21- Orora gongju (Princess Aurora, 2005)
Yönetmen: Pang Eun-jin
Senaryo: Pang Eun-jin, Seo Min-hui
20- Bumchoiwaui junjaeng (Nameless Gangster: Rules of the Time, 2012)
Yönetmen: Yun Jong-bin
Senaryo: Yun Jong-bin
19- Boo-dang-geo-rae (The Unjust, 2010)
Yönetmen: Ryoo Seung-wan
Senaryo: Park Hoon-jung
18- Telmisseomding (Tell Me Something, 1999)
Yönetmen: Chang Youn-hyun
Senaryo: Chang Youn-hyun, In Eun-Ah, Kim Eun-Jeong, Kong Su-chang, Shim Hye-Weon
17- Yu-wol-ui il-gi (Diary of June, 2005)
Yönetmen: Im Kyung-Soo
Senaryo: Im Kyung-Soo, Lee Man-hui
16- 2009: Lost Memories (2002)
Yönetmen: Lee Si-myung
Senaryo: Lee Sang-hak, Lee Si-myung
15- Swiri (1999)
Yönetmen: Kang Je-kyu
Senaryo: Kang Je-kyu
14- Silmido (2003)
Yönetmen: Kang Woo-Suk
Senaryo: Kim Hie-jae
13- Gonggongui jeog (Public Enemy, 2002)
Yönetmen: Kang Woo-Suk
Senaryo: Kim Hyeon-jeong
12- Ajeossi (The Man from Nowhere, 2010)
Yönetmen: Lee Jeong-beom
Senaryo: Lee Jeong-beom
11- Gwoemul (The Host, 2006)
Yönetmen: Bong Joon-ho
Senaryo: Bong Joon-ho, Ha Won-jun, Baek Chul-hyun
10- Boksuneun naui geot (Sympathy for Mr Vengeance, 2002)
Yönetmen: Park Chan-wook
Senaryo: Lee Jae-sun, Lee Jong-yong, Lee Mu-yeong, Park Chan-wook
9- Hwanghae (The Yellow Sea, 2010)
Yönetmen: Na Hong-jin
Senaryo: Na Hong-jin
8- Gongdong gyeongbi guyeok JSA (J.S.A.: Joint Security Area, 2000)
Yönetmen: Park Chan-wook
Senaryo: Jeong Seong-san, Kim Hyun-seok, Lee Mu-yeong, Park Chan-wook
7- Chugyeogja (The Chaser, 2008)
Yönetmen: Na Hong-jin
Senaryo: Hong Won-Chan, Lee Shinho, Na Hong-jin
6- Oldboy (2003)
Yönetmen: Park Chan-wook
Senaryo: Park Chan-wook, Hwang Jo-yun, Lim Chun-hyeong
5- Madeo (Mother, 2009)
Yönetmen: Bong Joon-ho
Senaryo: Park Eun-kyo, Bong Joon-ho
4- Dalkomhan insaeng (A Bittersweet Life, 2005)
Yönetmen: Kim Jee-Woon
Senaryo: Kim Jee-Woon
3- Chinjeolhan geumjassi (Lady Vengeance, 2005)
Yönetmen: Park Chan-wook
Senaryo: Jeong Seo-Gyeong, Park Chan-wook
2- Akmareul boatda (I Saw the Devil, 2010)
Yönetmen: Kim Jee-Woon
Senaryo: Park Hoon-jung
1- Salinui chueok (Memories of Murder, 2003)
Yönetmen: Bong Joon-ho
Senaryo: Bong Joon-ho, Shim Sung-bo
Spoiler içeriyor
ticaret tanrısını seçmek gerekiyordu. olimpos' taki tahtında oturan zeus bütün aile bireylerini tek tek gözünün önüne getirdi. çok fazla düşünmesine gerek kalmadı. bu işi üstlenecek kişi hermes olmalıydı. zeus ona altın kanatlı sandaletler hediye etti ve onu karşılıklı ticari mal…devamıticaret tanrısını seçmek gerekiyordu. olimpos' taki tahtında oturan zeus bütün aile bireylerini tek tek gözünün önüne getirdi. çok fazla düşünmesine gerek kalmadı. bu işi üstlenecek kişi hermes olmalıydı.
zeus ona altın kanatlı sandaletler hediye etti ve onu karşılıklı ticari mal değişimini geliştirmekle, antlaşmalar imzalamakla ve ticaret özgürlüğünü güvence altına almakla görevlendirdi.
daha sonraları roma' da merkür adını alan hermes' in bu göreve seçilmesinin nedeni en iyi yalan söyleyen olmasıydı.
Aynalar
2022 Yılının En İyi Korku Filmleri Devamı Valley of the Dead (2020) İspanya’dan sağlam bir zombi filmi. Alberto de Toro ve Javier Ruiz Caldera’nın birlikte yönettikleri Valley of the Dead sayesinde zombiler, bu sefer de İspanya İç Savaşı’nın içine sızıyor.…devamı2022 Yılının En İyi Korku Filmleri
Devamı
Valley of the Dead (2020)
İspanya’dan sağlam bir zombi filmi. Alberto de Toro ve Javier Ruiz Caldera’nın birlikte yönettikleri Valley of the Dead sayesinde zombiler, bu sefer de İspanya İç Savaşı’nın içine sızıyor. John Carpenter’ın Assault on Precinct 13 (1976) filmindeki gibi zıt kutuplarda yer alan insanların bir araya gelerek ortak düşmana karşı mücadele etmesi modelini referans alan film, Cumhuriyetçiler ile Milliyetçilerden oluşan karma bir grubu zombilerin önüne atıyor. Canlarını kurtarmak için isteksizce de olsa birlikte omuz omuza savaşan grup, bir yandan da zombi salgınının (tabii ki Nazi kaynaklı) nedenini bulmaya çalışıyor. Evet, filmde “İspanya İç Savaşı’ndaki zombiler” gibi ilginç detay dışında öyle pek fazla yeni bir şey yok. Hatta listede yer alan filmler arasında en “hafif sıklet” olanı bile denebilir. Ancak bir zombi filminden ne bekliyorsanız fazlasını bulabileceğiniz, ‘hardcore’ korkuseverleri rahatlıkla memnun edecek, eğlence katsayısı yüksek bir film.
History of the Occult (2020)
Gerçeklerin peşinde koşan TV haber programı “60 Minutes to Midnight”, yayın tarihi boyunca yeterince düşman edindiği için yayından kaldırılmak üzeredir ve yayınlanacak son bölüm için bütün ülkeyi sarsacak, bomba bir haber hazırlamışlardır. Arjantin yapımı History of the Occult, Cristian Ponce’un yazıp yönettiği ilk uzun metraj. Film, son bölümünde büyük bir komployu açığa çıkarmaya hazırlanan program için çalışan gözü kara ekibin, bütün bir gece boyunca süren yoğun mesaisini anlatıyor. Baskıcı hükümet ile büyüyle haşır neşir şeytani bir cemiyet arasındaki “kutsal” ittifakı ortaya çıkarmaya çalışan program, büyücü olduğunu iddia eden Adrian Marcato adlı birini konuk ediyor ve tabii ki işler umulduğu gibi gitmiyor. History of the Occult, düşük bütçeli bir film ama on numara bir hikâyesi var. Filmdeki zaman belirsiz ama 1970’li yıllardan bahsedildiğini anlamak için kâhin olmaya gerek yok. E haliyle hedef tahtasına kimlerin konduğunu tahmin etmek de pek zor olmuyor.
Virus-32 (2022)
Yine bir zombi filmi, bu sefer Uruguay’dan. Gustavo Hernandez, 2010 tarihli ilk filmi La casa muda ile adını duyurmuştu (ki hemen ertesi yıl bu filmin Silent House adlı Amerikan yeniden çevrimi yapıldı.) O günden bu yana korku filmleri çekmeye devam eden Hernandez’in son filmi Virus-32, adını saldırı gerçekleştirdikten sonra tekrar harekete geçebilmek için 32 saniyeliğine (sanki şarj olur gibi) kıpırdamadan duran zombilerden alıyor. Buradaki zombilerin, 28 Days Later’daki (2002) gibi koşarak saldırdığını da eklersek filmin temposu hakkında bir fikir sahibi olabilirsiniz sanırım. Hernandez, zaman konusuna takıntılı bir yönetmen. İlk filmini de gerçek zamanlı olarak çekmişti; yani filmin süresiyle filmde geçen süre birebir aynıydı. Burada da zombilere 32 saniyelik şarj süresi vererek, zamanı filminin lehine kullanmak için değişik bir yöntem seçiyor. Koşan zombi filmlerinde (ağır ağır yürüyen zombi filmlerine nazaran) eksik kalan, nefesimizi tuttuğumuz gerilimi yüksek sahneleri, koşan zombi filmlerinin en büyük kozu olan malum yüksek tempoyla birleştirmeyi deniyor. Nereden bakarsanız bakın, zekice bir tercih. Devasa bir spor kompleksinde gece bekçisi olarak çalışan bekâr anne Iris’in, kızıyla beraber işe gittiği gece gerçekleşen zombi salgınından kızıyla beraber sağ salim kurtulmaya çalışmasını anlatan Virus-32, düşük bütçesine rağmen, frene basmayı aklına bile getirmeyen, finale kadar son gaz devam eden, sağlam bir zombi/’infected’ filmi.
When I Consume You (2021)
Perry Blackshear’ın, ‘mumblegore’ akımı mensuplarından, çok düşük bütçeli ilk filmi They Look Like People’ı (2015) beğenmiştim. Son filmi When I Consume You da aynı akıma dâhil edilebilecek, her yönden benzer tonda bir korku filmi ama sinemasının giderek olgunlaştığı rahatça görülüyor. Film, biri kadın diğeri erkek, otuzlu yaşlardaki iki kardeşe odaklanıyor. Zorlu geçen çocukluktan sonra toplum dışına itilmiş kardeşlerden Will, kelimenin tam anlamıyla dibe vurmuş, kız kardeşinin yardımı olmadan tek bir gün bile hayatta kalamazmış gibi görünen biri. Daphne ise daha güçlü olmayı kafaya koymuş kardeş; keyif verici maddelerden arınmış, zor da olsa hayatında bir düzen oturtmaya çalışıyor ve ne olursa olsun kardeşini geride bırakmaya niyeti yok. Konusundan daha fazla bahsetmemek en iyisi çünkü When I Consume You, “hakkında ne kadar az şey bilirseniz, o kadar keyif alırsınız” kategorisine giriyor. Libby Ewing ve Evan Dumouchel’in çizgi üstü oyunculuklarının katkısıyla daha da güçlenen film, gizemli ve tekinsiz bir atmosferin hâkim olduğu, alışılmadık tarzdaki intikam hikâyesiyle şaşırtan, düşük bütçeli bir ‘mumblegore’.
Bodies Bodies Bodies (2022)
Halina Reijn’den müthiş eğlenceli bir korku komedi. Yirmili yaşlardaki, biri hariç kalanı çok zengin altı genç ile kırklı yaşlardaki bir sevgiliden oluşan garip grup, alkol ve uyuşturucu sınırı olmayan bir ev partisinde çılgınca eğlenirken, ne ters gidebilir ki? Daha alt sınıfa mensup Bee, yeni sevgilisi Sophie’nin kendisi gibi zengin arkadaşlarından birinin malikânesinde verdiği partiye katılıyor ve gecenin ilerleyen saatlerinde filme de adını veren bir nevi “katil kim” oyununun başlamasıyla işler çığırından çıkıyor. Bodies Bodies Bodies, günümüz gençliğinin fotoğrafını çekmeye soyunuyor. Bütün karakterlerinden bu denli nefret eden bir senaryoyla daha önce karşılaştım mı, emin değilim. Sanki Twitter’ı açmışsınız da, bakalım bugün kime hangi yakın(!) arkadaşı laf sokuyor diye şaşırarak bakıyorsunuz. Günümüzde kurulan arkadaşlıkları, dostlukları ve/veya romantik/cinsel birliktelikleri, sosyal medya aracılığıyla kurulan yüzeysel ilişkilere benzeten film, aralarında pek bir fark da kalmadığını imliyor. Ve bütün bunları herhangi bir Agatha Christie romanından fırlamış gibi duran cinayet hikâyesinin içine ‘slasher’ sosuna bandırarak başarıyla yediriyor. Geçen yılın benim nazarımda en komik filmlerinden biri. Son bir not olarak, eğer hâlâ izlemediyseniz, Reijn’in ilk yönetmenlik denemesi, 2019 Hollanda yapımı, harika gerilim filmi Instinct’i de arada önermiş olayım.
Soft & Quiet (2022)
Beth de Araujo’nun ilk uzun metrajı Soft & Quiet, gerçek zamanlı olarak sunduğu hikâyesinde yaklaşık 90 dakikada olup biten bir dizi olayı kesintisiz aktarıyor. Son yıllarda iyice alevlenen karşı hareketler ile sönümlenmeye başladığı hissiyatı uyandıran insanlık dışı fikirlerin (burada ırkçılık vitrinde), ufacık bir grup içinde harlanmasına bile müsaade edilmesinin ne tür yıkımlara yol açabileceğini çarpıcı bir dille anlatıyor. Düşük bütçeyle de harika işler yapılabileceğinin kanıtlarından biri olan Soft & Quiet, aşırı sakin giriş bölümüyle “nereye geldik biz” dedirten ama adı gibi sessiz ve derinden hareket ederek hiç umulmadık yerlere giden, sinir bozucu bir korku filmi.
Listede kendine yer bulamayan ancak adını anmamız gereken diğer korku filmleri ise şöyle:
Amigo (2019)
Post Mortem (2020)
Sacrifice (2020)
Sweetie, You Won’t Believe It (2020)
A Banquet (2021)
All My Friends Hate Me (2021)
Crabs! (2021)
Earwig (2021)
Hellbender (2021)
John and the Hole (2021)
Let the Wrong One In (2021)
Luzifer (2021)
Masking Threshold (2021)
Offseason (2021)
Saloum (2021)
Shepherd (2021)
The Black Phone (2021)
The Cursed (2021)
The Exorcism of God (2021)
The Grandmother (2021)
We’re All Going to the World’s Fair (2021)
What Josiah Saw (2021)
Wyrmwood: Apocalypse (2021)
Veneciafrenia (2021)
You Are Not My Mother (2021)
Adult Swim Yule Log / The Fire Place (2022)
Bones and All (2022)
Christmas Bloody Christmas (2022)
Deadstream (2022)
Fresh (2022)
Grimcutty (2022)
Hellhole (2022)
Ivanna (2022)
Mandrake (2022)
Matriarch (2022)
Men (2022)
Moloch (2022)
Mr. Harrigan’s Phone (2022)
Nope (2022)
Pearl (2022)
Piggy (2022)
Possession (2022)
Sissy (2022)
Smile (2022)
Something in the Dirt (2022)
Speak No Evil (2022)
Studio 666 (2022)
Terrifier 2 (2022)
The Cellar (2022)
Watcher (2022)
Werewolf by Night (2022)