red serisi // Hızlı ve emekli ! emekliliğin huzur değil, sadece daha tehlikeli görevler getirdiğini kanıtlayan en eğlenceli aksiyon serilerinden biri. casus filmlerinin alışılmış genç ve kusursuz ajanlarını bir kenara bırakıp; emekli olmuş ama reflekslerini hâlâ kaybetmemiş ajanları merkezine koyuyor.…devamıred serisi // Hızlı ve emekli !
emekliliğin huzur değil, sadece daha tehlikeli görevler getirdiğini kanıtlayan en eğlenceli aksiyon serilerinden biri.
casus filmlerinin alışılmış genç ve kusursuz ajanlarını bir kenara bırakıp; emekli olmuş ama reflekslerini hâlâ kaybetmemiş ajanları merkezine koyuyor.
hem aksiyon, hem komedi, hem de eski usul hollywood yıldızlarının adeta gövde gösterisi.
red (2010)
eski cia ajanı frank moses, sakin emeklilik hayatı yaşarken bir gece öldürülmek istenir.
bunun üzerine yıllardı görüşmediği eski ekip arkadaşlarını yeniden toplar.
bruce willis, morgan freeman, john malkovich, helen mirren ve karl urban gibi güçlü kadrosuyla; aksiyonu kara mizahla birleştiren son derece keyifli bir macera sunar.
özellikle john malkovich’in yıllardır peşinde olduklarına inandığı komploların aslında gerçek çıkması, filmin en eğlenceli taraflarından biridir.
red 2 (2013)
frank moses bu kez yıllar önce kaybolan gizli bir nükleer projenin peşine düşer.
macera londra, paris ve moskova arasında dolaşırken; ekip yine birbirinden tehlikeli eski ajanlarla karşı karşıya gelir.
anthony hopkins’in katıldığı ikinci film, ilkine göre dahabüyük ölçekl olsa da aynı eğlenceli ruhu korumayı başarır.
bir not
red ismi, “retired, extremely dangerous” yani “emekli ama son derece tehlikeli” ifadesinin kısaltmasıdır.
film de tam olarak bu fikrin üzerine kuruludur.
bir başka not
seri, aynı isimli dc comics çizgi romanından uyarlanmıştır.
ancak sinema versiyonu çizgi romana göre çok daha mizahi ve daha aksiyon odaklıdır.
özetlersek :
john wick yaşlanınca nasıl olurdu diye soranlara verilecek ilk cevaplardan biri.
tek fark;
burada mermiler kadar espriler de havada uçuşuyor.
Fransa 🇫🇷 // Paraguay 🇵🇾 maçı kylian mbappe: "smokinle gelip temiz futbol oynayacağız sandılar. ellerimizin kirlenmesi gerekirse, kirleriz." mbappé'nin sözü tam olarak bunu anlatıyor. kimse paraguay'ın futbolunu övmüyor. sürekli faul, oyunu soğutma, provokasyon ve zaman geçirme… futbol estetiğini öldüren bir…devamıFransa 🇫🇷 // Paraguay 🇵🇾 maçı
kylian mbappe: "smokinle gelip temiz futbol oynayacağız sandılar. ellerimizin kirlenmesi gerekirse, kirleriz."
mbappé'nin sözü tam olarak bunu anlatıyor. kimse paraguay'ın futbolunu övmüyor. sürekli faul, oyunu soğutma, provokasyon ve zaman geçirme… futbol estetiğini öldüren bir anlayış. benzer eleştiriler avrupa'da zaman zaman galatasaray için de yapıldı. hatta liverpool teknik direktörü arne slot, galatasaray eşleşmesinden sonra “neredeyse yerden hiç kalkmadılar.” diyerek oyunun sürekli durmasından yakındı. böyle rakiplere karşı bazen sadece güzel futbol yetmiyor; onların fiziksel oyununa ve sertliğine de cevap vermek zorunda kalıyorsun. mbappé'nin “ellerimizin kirlenmesi gerekirse kirleniriz.” sözü de tam olarak buna işaret ediyor.
sin city serisi çizgi roman estetiğini sinemaya en başarılı taşıyan yapımlardan biri. siyah-beyaz görüntüler, sadece belirli renklerin öne çıkarıldığı sahneler, sert diyaloglar ve bitmek bilmeyen ihanetler… izlerken filmden çok hareket eden bir frank miller çizgi romanının içindeymiş hissi verir. neo-noir…devamısin city serisi
çizgi roman estetiğini sinemaya en başarılı taşıyan yapımlardan biri.
siyah-beyaz görüntüler, sadece belirli renklerin öne çıkarıldığı sahneler, sert diyaloglar ve bitmek bilmeyen ihanetler…
izlerken filmden çok hareket eden bir frank miller çizgi romanının içindeymiş hissi verir.
neo-noir sinemasının modern klasikleri arasında gösterilir.
sin city (2005)
Frank Miller’ın kült çizgi romanlarından uyarlanan film; birbirine gevşek bağlarla bağlı birkaç hikâyeyi aynı şehirde anlatır.
başrolde tek bir karakter yoktur.
marv, hartigan, dwight ve diğerleri…
hepsi basin city’nin kirli sokaklarında kendi savaşlarını verir.
bruce willis, mickey rourke, clive owen, jessica alba, benicio del toro, rutger hauer, elijah wood ve daha birçok yıldız aynı filmde buluşur.
özellikle mickey rourke’un marv performansı kariyerinin en unutulmaz rollerinden biri kabul edilir.
filmin ortak yönetmenleri robert rodriguez ve frank miller’dır.
quentin tarantino ise bir otomobil sahnesini “konuk yönetmen” olarak çekmiştir.
sin city: a dame to kill for (2014)
dokuz yıl sonra gelen devam filmi.
yine frank miller’ın hikâyelerinden uyarlanır.
dwight karakterinin geçmişi, ava lord’un ölümcül oyunları ve kumarbaz johnny’nin intikam hikâyesi anlatılır.
eva green’in canlandırdığı ava lord, modern sinemanın en akılda kalan femme fatale karakterlerinden biri olmuştur.
ilk filmin görsel dili korunmasına rağmen aynı etkiyi yaratamadığı yönünde eleştiriler aldı.
bir not
filmlerin neredeyse tamamı yeşil perde (green screen) önünde çekildi.
arka planların büyük bölümü sonradan dijital olarak oluşturuldu.
bu sayede frank miller’ın çizgileri neredeyse birebir perdeye aktarılabildi.
bir başka not
quentin tarantino, ilk filmdeki kısa bir sahneyi yalnızca dostu robert rodriguez’e destek olmak için sembolik 1 dolar karşılığında yönetti.
bu olay hollywood’un en ilginç yönetmen iş birliklerinden biri olarak anılır.
özet:
sin city, suç filmlerinden çok kara roman gibidir.
iyi insanlar kazanmaz.
kötüler her zaman ölmez.
ama basin city’de herkes mutlaka bir bedel öder.
"`utanç`" demişti `bergman`, "dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir." ingmar bergman "shame" (`utanç`)
- bond .. james bond …. james bond benim için her zaman önce sean connery, sonra pierce brosnan’dır. çünkü ikisi de bond’un özünü temsil ediyor: karizmatik, zeki, soğukkanlı, kusursuz denecek kadar yetkin ve izleyiciye “keşke ben olsam” dedirten bir süper…devamı- bond .. james bond ….
james bond benim için her zaman önce sean connery, sonra pierce brosnan’dır. çünkü ikisi de bond’un özünü temsil ediyor: karizmatik, zeki, soğukkanlı, kusursuz denecek kadar yetkin ve izleyiciye “keşke ben olsam” dedirten bir süper casus.
bond’u bond yapan şey kırılganlığı değil, “competence fantasy” dediğimiz olağanüstü yetkinlik hissidir. elbette hata yapabilir ama hikâyenin merkezinde onun travmaları değil, karizması ve üstünlüğü vardır.
daniel craig döneminin özellikle casino royale’i çok başarılıydı; bond’u daha insani yaparken karakterin karizmasını koruyabiliyordu. ancak sonraki filmlerde ibre giderek değişti. bond, travmalarıyla tanımlanan, sürekli yıpranan ve sonunda ölen bir karaktere dönüştü. bu yaklaşım kötü olmak zorunda değil ama bana göre james bond’un temsil ettiği kaçış fantezesinden uzaklaştı.
eski bond filmlerine “gerçekçi değildi” diye burun kıvıranlar da ilginç bir çelişki içinde. james bond zaten hiçbir zaman belgesel olmadı. bu karakterin amacı izleyiciye iki saat boyunca dünyanın en karizmatik, en yetenekli ajanını izletmekti. smokin, aston martin, egzotik mekânlar, gizli üsler, büyük kötüler… bunlar serinin dna’sıydı.
ben bond’da karanlık değil, karizma; çaresizlik değil, özgüven; travma değil, macera görmek istiyorum. bu yüzden sean connery ve pierce brosnan benim gözümde hâlâ james bond’un en iyi iki yorumudur.
“ `son durak`” `final destination` / son durak serisi korku sinemasında katilin görünmediği ama herkesin kim olduğunu bildiği ender serilerden biri. çünkü bu seride katil ne maskeli bir manyak, ne iblis, ne de canavar. katil doğrudan ölümün kendisi. serinin temel…devamı“ `son durak`”
`final destination` / son durak serisi
korku sinemasında katilin görünmediği ama herkesin kim olduğunu bildiği ender serilerden biri.
çünkü bu seride katil ne maskeli bir manyak, ne iblis, ne de canavar.
katil doğrudan ölümün kendisi.
serinin temel fikri son derece basittir.
bir kişi yaklaşan büyük felaketi önceden görür.
uçaktan iner.
otobüsten kaçar.
köprüden uzaklaşır.
lunaparktan çıkar.
ve gerçekten kurtulduğunu sanır.
ama ölümün bir planı vardır.
ve o plan asla yarım kalmaz.
`final destination` (2000)
bir lise öğrencisi, bineceği uçağın havada patlayacağını görür.
bir grup insanı uçaktan indirir.
dakikalar sonra uçak gerçekten infilak eder.
ancak ölüm, sırayla geri dönmeye başlar.
serinin temel kurallarını oluşturan film.
https://appraf.com/title/movie/-hqj2
`final destination 2` (2003)
bu kez ölümün başlangıç noktası dev bir otoyol zincirleme kazasıdır.
tomruk taşıyan kamyon sahnesi, korku sinemasının en ikonik açılışlarından biri hâline gelmiştir.
birçok insanın bugün bile tomruk yüklü kamyonların arkasında gitmek istememesinin sebebi bu filmdir.
https://appraf.com/title/movie/-0uhq
`final destination 3` (2006)
lunaparktaki hız treninin raydan çıkacağını gören genç bir kız arkadaşlarını kurtarır.
ölüm yine planını tamamlamaya çalışır.
özellikle fotoğraflardaki ipuçları fikri seriye yeni bir katman eklemiştir.
https://appraf.com/title/movie/-epx1
`the final destination `(2009)
bir araba yarışında yaşanacak büyük faciayı önceden gören gençlerin hikâyesi.
3d modasının zirvede olduğu dönemde çekildi.
görsel efektleri ön planda olsa da, serinin en zayıf halkalarından biri olarak görülür.
https://appraf.com/title/movie/-5bg2
`final destination 5 `(2011)
asma köprünün çökmesiyle başlayan film.
başta klasik devam filmi gibi görünür.
ancak finalindeki büyük bağlantıyla serinin en zekice ters köşelerinden birini yapar.
spoiler yemeden izlenmesi gereken filmlerden biridir.
https://appraf.com/title/movie/-36pv
`final destination`: `bloodlines` (2025)
yaklaşık 14 yıl aradan sonra gelen yeni film.
bu kez ölümün planı sadece kurtulanları değil, onların soyundan gelenleri de takip ediyor.
serinin mitolojisini genişletirken ilk filmlere de birçok gönderme yapıyor.
özellikle serinin değişmez yüzlerinden tony todd'un son performanslarından birini içermesi nedeniyle hayranları için ayrı bir anlam taşıyor.
https://appraf.com/title/movie/final-destination-bloodlines
`bir not`
final destination serisinin asıl başarısı, ölüm sahnelerinden çok günlük eşyaları korku unsuruna dönüştürmesidir.
bir bardak su.
bir vida.
cam parçası.
saç kurutma makinesi.
yürüyen merdiven.
kamyon kasasındaki tomruklar…
filmden sonra hepsi potansiyel bir ölüm tuzağı gibi görünmeye başlar.
`özet`:
seri hiçbir zaman “ölümden kaçabilir misin?” diye sormaz.
çünkü cevabı en baştan verir.
kaçamazsın.
sadece sıranın sana ne zaman geleceğini beklersin.
`the expendables` / `cehennem melekleri serisi` 80'ler ve 90'ların aksiyon efsanelerini aynı filmde buluşturma fikrinin vücut bulmuş hâli. normalde birbirine rakip olan yıldızlar; aynı ekipte toplanır. ve ortaya adeta aksiyon sinemasına yazılmış iki saatlik bir aşk mektubu çıkar. `the expendables`…devamı`the expendables` /
`cehennem melekleri serisi`
80'ler ve 90'ların aksiyon efsanelerini aynı filmde buluşturma fikrinin vücut bulmuş hâli.
normalde birbirine rakip olan yıldızlar;
aynı ekipte toplanır.
ve ortaya adeta aksiyon sinemasına yazılmış iki saatlik bir aşk mektubu çıkar.
`the expendables` (2010)
paralı askerlerden oluşan expendables ekibi, latin amerika'daki bir diktatörü devirmek için görevlendirilir.
`sylvester stallone` hem yönetmen koltuğunda oturur hem de `barney ross` karakterini canlandırır.
kadro ise tam anlamıyla rüya gibidir:
`jason statham`, `jet li`, `dolph lundgren`, `mickey rourke`, `terry crews`, `randy couture`…
üstelik `arnold schwarzenegge`r ile `bruce willis`'in kısa ama unutulmaz sahneleri de vardır.
`the expendables 2` (2012)
ilk filmin başarısından sonra kadro daha da büyür.
`arnold schwarzenegger` ve `bruce willis` bu kez daha fazla süre alırken;
`jean-claude van damme` serinin en karizmatik kötü adamlarından birini canlandırır.
ayrıca `chuck norris`'in gelişi, aksiyon sinemasının internet efsanelerine bile gönderme yapan eğlenceli anlar yaratır.
birçok hayrana göre serinin zirve noktasıdır.
`the expendables 3` (2014)
ekibe bu kez daha genç isimler katılır.
`mel gibson` kötü adam rolüyle dikkat çekerken;
`antonio banderas`, `harrison ford`, `wesley snipes` ve `kelsey grammer` gibi yeni yıldızlar seriye dahil olur.
ancak pg-13 yaş sınırı nedeniyle ilk iki filmin sert atmosferini kaybettiği yönünde eleştiriler aldı.
`expend4bles` (2023)
`barney ross` ve ekibi, nükleer savaş çıkarabilecek büyük bir tehdidi durdurmak için yeniden göreve çağrılır.
`jason statham` bu kez hikâyenin merkezine daha fazla yerleşirken;
`50 cent`, `megan fox`, `tony jaa`, `iko uwais` ve `andy garcia` kadroya katılır.
ne var ki film, hem gişede hem de eleştirmenlerden beklenen başarıyı elde edemedi.
bir not
serinin en büyük olayı hikâyesi değil, kadrosudur.
yıllarca aynı filmde görmeyi hayal bile edemeyeceğin aksiyon yıldızları ilk kez aynı karede buluşmuştur.
bir başka not
`bruce willis`'in üçüncü filmde yer almama sebebi maaş anlaşmazlığıydı.
yerine `harrison ford` kadroya dahil edildi.
olay şu ki ;
`the expendables`;
mantık arayanın değil,
çocukluğunda `stallone`, `schwarzenegger`, `statham`, `van damme` ve `chuck norris` izleyerek büyüyenlerin bayramıdır.
bir anlamda, aksiyon sinemasının “`yenilmezler`”idir.
final destination / son durak serisi korku sinemasında katilin görünmediği ama herkesin kim olduğunu bildiği ender serilerden biri. çünkü bu seride katil ne maskeli bir manyak, ne iblis, ne de canavar. katil doğrudan ölümün kendisi. serinin temel fikri son derece…devamıfinal destination / son durak serisi
korku sinemasında katilin görünmediği ama herkesin kim olduğunu bildiği ender serilerden biri.
çünkü bu seride katil ne maskeli bir manyak, ne iblis, ne de canavar.
katil doğrudan ölümün kendisi.
serinin temel fikri son derece basittir.
bir kişi yaklaşan büyük felaketi önceden görür.
uçaktan iner.
otobüsten kaçar.
köprüden uzaklaşır.
lunaparktan çıkar.
ve gerçekten kurtulduğunu sanır.
ama ölümün bir planı vardır.
ve o plan asla yarım kalmaz.
final destination (2000)
bir lise öğrencisi, bineceği uçağın havada patlayacağını görür.
bir grup insanı uçaktan indirir.
dakikalar sonra uçak gerçekten infilak eder.
ancak ölüm, sırayla geri dönmeye başlar.
serinin temel kurallarını oluşturan film.
final destination 2 (2003)
bu kez ölümün başlangıç noktası dev bir otoyol zincirleme kazasıdır.
tomruk taşıyan kamyon sahnesi, korku sinemasının en ikonik açılışlarından biri hâline gelmiştir.
birçok insanın bugün bile tomruk yüklü kamyonların arkasında gitmek istememesinin sebebi bu filmdir.
final destination 3 (2006)
lunaparktaki hız treninin raydan çıkacağını gören genç bir kız arkadaşlarını kurtarır.
ölüm yine planını tamamlamaya çalışır.
özellikle fotoğraflardaki ipuçları fikri seriye yeni bir katman eklemiştir.
the final destination (2009)
bir araba yarışında yaşanacak büyük faciayı önceden gören gençlerin hikâyesi.
3d modasının zirvede olduğu dönemde çekildi.
görsel efektleri ön planda olsa da, serinin en zayıf halkalarından biri olarak görülür.
final destination 5 (2011)
asma köprünün çökmesiyle başlayan film.
başta klasik devam filmi gibi görünür.
ancak finalindeki büyük bağlantıyla serinin en zekice ters köşelerinden birini yapar.
spoiler yemeden izlenmesi gereken filmlerden biridir.
final destination: bloodlines (2025)
yaklaşık 14 yıl aradan sonra gelen yeni film.
bu kez ölümün planı sadece kurtulanları değil, onların soyundan gelenleri de takip ediyor.
serinin mitolojisini genişletirken ilk filmlere de birçok gönderme yapıyor.
özellikle serinin değişmez yüzlerinden tony todd’un son performanslarından birini içermesi nedeniyle hayranları için ayrı bir anlam taşıyor.
bir not
final destination serisinin asıl başarısı, ölüm sahnelerinden çok günlük eşyaları korku unsuruna dönüştürmesidir.
bir bardak su.
bir vida.
cam parçası.
saç kurutma makinesi.
yürüyen merdiven.
kamyon kasasındaki tomruklar…
filmden sonra hepsi potansiyel bir ölüm tuzağı gibi görünmeye başlar.
özet:
seri hiçbir zaman “ölümden kaçabilir misin?” diye sormaz.
çünkü cevabı en baştan verir.
kaçamazsın.
sadece sıranın sana ne zaman geleceğini beklersin.
osmanlı tarihinin en ironik hikâyelerinden biri, fatih'in oğlu cem sultan'ın soyunun avrupa'da hristiyanlaşmasıdır. cem sultan'ın oğlu şehzade murad, babasının avrupa'daki sürgün yılları nedeniyle osmanlı'dan kopmuş, daha sonra katolikliği kabul ederek “pierre” adını almıştır. böylece osmanlı hanedanının bir mensubu resmen hristiyan…devamıosmanlı tarihinin en ironik hikâyelerinden biri, fatih'in oğlu cem sultan'ın soyunun avrupa'da hristiyanlaşmasıdır.
cem sultan'ın oğlu şehzade murad, babasının avrupa'daki sürgün yılları nedeniyle osmanlı'dan kopmuş, daha sonra katolikliği kabul ederek “pierre” adını almıştır. böylece osmanlı hanedanının bir mensubu resmen hristiyan olarak yaşamıştır.
1522'de kanuni sultan süleyman rodos'u fethettiğinde, karşısına çıkan isimlerden biri de öz kuzeni olan bu şehzade murad'dı. osmanlı veraset sistemi açısından potansiyel bir taht adayı sayılan murad ve oğulları idam edildi.
fatih'in torunu olarak doğup katolik bir prens olarak yaşayan ve sonunda yine bir osmanlı sultanının emriyle öldürülen şehzade murad, hanedan tarihinin en sıra dışı figürlerinden biridir.
kaynaklar:
- tdv islâm ansiklopedisi - cem sultan maddesi?
- şehzade murad (cem sultan'ın oğlu) biyografisi?
- millî eğitim bakanlığı tarih materyali'nde rodos'taki murad ve torunlarının akıbeti anlatılmaktadır.