dünyada en çok petrol rezervine sahip olan ülkeler ve aynı zamanda ikinci saldıracağı adaylar.. 1. venezuela — 303.22 milyar varil 2. suudi arabistan — 267.20 milyar varil 3. iran — 208.60 milyar varil 4. kanada — 163.63 milyar varil 5.…devamıdünyada en çok petrol rezervine sahip olan ülkeler ve aynı zamanda ikinci saldıracağı adaylar..
1. venezuela — 303.22 milyar varil
2. suudi arabistan — 267.20 milyar varil
3. iran — 208.60 milyar varil
4. kanada — 163.63 milyar varil
5. irak — 145.02 milyar varil
6. bae — 113 milyar varil
7. kuveyt — 101.5 milyar varil
8. rusya — 80 milyar varil
9. abd — 55.25 milyar varil
10. libya — 48.36 milyar varil
dünyanın geri kalanı — 244.23 milyar varil
Venezuela olayında çıkarılan ders !! 1) `seçilmiş olmak artık kalkan değil`. sandık kazanmak, tanınmak, bayrak–marş–anayasa; büyük güçlerin çıkarıyla çakıştığında bir gecede hükümsüzleşebilir. 2) `uluslararası hukuk güçlüyse vardır`. hukuk; zayıf için “ödev”, güçlü için “opsiyon” haline gelmiştir. uymadığında bedel yoksa, kural…devamıVenezuela olayında çıkarılan ders !!
1) `seçilmiş olmak artık kalkan değil`.
sandık kazanmak, tanınmak, bayrak–marş–anayasa; büyük güçlerin çıkarıyla çakıştığında bir gecede hükümsüzleşebilir.
2) `uluslararası hukuk güçlüyse vardır`.
hukuk; zayıf için “ödev”, güçlü için “opsiyon” haline gelmiştir. uymadığında bedel yoksa, kural da yoktur.
3) `kaynağın varsa hedefsin.`
petrol, gaz, su, nadir maden… sahipsen ama kontrol sende değilse, egemenliğin şartlıdır. venezuela bunun laboratuvarıdır.
4) `ambargo halkı vurur` , `mesajı devlete verir`.
yaptırımlar liderleri değil toplumları çökerterek rejim değişimi zorlar. bu artık silahsız savaş doktrini.
5) `“istisna” denilen şey emsaldir`.
bugün venezuela denir, yarın başka biri. bir kere yapılabilen şey, her zaman yapılabilir hâle gelir.
6) `güvenlik şemsiyesi olmayan yalnızdır`.
askerî, ekonomik veya diplomatik caydırıcılığın yoksa; haklı olman seni kurtarmaz.
7) `ahlak dili, çıkar politikasının ambalajıdır`.
demokrasi, insan hakları, özgürlük söylemi; çoğu zaman operasyonun sunum dosyasıdır.
8) `bu düzen herkesi güvensizleştirir`.
hukukun yerini güç aldığında, kimse uzun vadede güvende değildir. güçlü bile.
“`hukuk seni korumuyorsa`, `seni sadece gücün korur.`”
bu tabloda gözden kaçırılmaması gereken asıl mesele, `venezuela` değil; dünyaya verilen mesajdır. mesaj şudur: “`seçilmiş olman, tanınmış olman ya da` `egemen bir devlet olman seni korumaz`.” burada açık bir gözdağı vardır. hukukun değil gücün işlediği, kuralların eşit uygulanmadığı bir düzenin…devamıbu tabloda gözden kaçırılmaması gereken asıl mesele, `venezuela` değil; dünyaya verilen mesajdır. mesaj şudur:
“`seçilmiş olman, tanınmış olman ya da` `egemen bir devlet olman seni korumaz`.”
burada açık bir gözdağı vardır. hukukun değil gücün işlediği, kuralların eşit uygulanmadığı bir düzenin ilanıdır bu. bir ülkenin seçilmiş devlet başkanını tanımamak, alternatif bir lider atamak, ekonomik olarak boğmak ve bunu uluslararası hukuk kisvesi altında yapmak; etik dışı olduğu kadar sistemsel bir tehdittir.
çünkü bir devlet başkanı, başka bir ülke tarafından keyfi biçimde “`meşru değil`” ilan edilebiliyorsa, ortada artık hukuk yoktur. bu, seçimle gelen her yönetim için potansiyel bir risktir. bugün venezuela, yarın başka biri. ölçüt halk iradesi değil; çıkar uyumudur.
daha da vahimi, cezanın muhatabının rejim değil toplum olmasıdır. ambargolar liderleri değil, sıradan insanları yoksullaştırır. gıda, ilaç, enerji ve finansal erişim üzerinden bir ülkeyi topluca cezalandırmak; ne orantılıdır ne de savunulabilir. bu, modern çağın “`silahsız kuşatma`” yöntemidir.
buradaki adaletsizlik açıktır:
`güçlü olan yargılar, zayıf olan yargılanır`.
`güçlü olan tanır, zayıf olan tanınmaz.`
bu, kurallara dayalı bir uluslararası düzen değil; hiyerarşik bir tahakküm düzenidir.
en kritik nokta şudur: seçilmiş bir devlet başkanı, başka bir ülkenin iç politik hedefleri doğrultusunda itibarsızlaştırılamaz, ekonomik savaşla cezalandırılamaz ve fiilen “`yargılanmış`” gibi muamele göremez. bu, sadece hukuksuz değil; devlet egemenliğinin doğrudan ihlalidir.
dolayısıyla venezuela dosyası bir istisna değil, bir emsaldir. dış dünyaya verilen mesaj nettir:
“eğer sistemle uyumlu değilsen, seçim seni kurtarmaz.”
bu mesaj, sadece muhalif rejimlere değil; tüm orta ve küçük ölçekli devletlere yöneliktir. ve bu yüzden mesele `maduro`, `chavez` ya da `trump` meselesi olmaktan çoktan çıkmıştır. bu, küresel düzenin hangi ilkelere göre işleyeceğiyle ilgili bir kırılma noktasıdır.
adaletin güce göre eğilip büküldüğü bir sistem, sonunda herkes için güvensizdir. çünkü hukuk zayıfladığında, sıradaki hedefi kimse önceden bilemez.
bu tabloda gözden kaçırılmaması gereken asıl mesele, `venezuela` değil; dünyaya verilen mesajdır. mesaj şudur: “`seçilmiş olman, tanınmış olman ya da` `egemen bir devlet olman seni korumaz`.” burada açık bir gözdağı vardır. hukukun değil gücün işlediği, kuralların eşit uygulanmadığı bir düzenin…devamıbu tabloda gözden kaçırılmaması gereken asıl mesele, `venezuela` değil; dünyaya verilen mesajdır. mesaj şudur:
“`seçilmiş olman, tanınmış olman ya da` `egemen bir devlet olman seni korumaz`.”
burada açık bir gözdağı vardır. hukukun değil gücün işlediği, kuralların eşit uygulanmadığı bir düzenin ilanıdır bu. bir ülkenin seçilmiş devlet başkanını tanımamak, alternatif bir lider atamak, ekonomik olarak boğmak ve bunu uluslararası hukuk kisvesi altında yapmak; etik dışı olduğu kadar sistemsel bir tehdittir.
çünkü bir devlet başkanı, başka bir ülke tarafından keyfi biçimde “`meşru değil`” ilan edilebiliyorsa, ortada artık hukuk yoktur. bu, seçimle gelen her yönetim için potansiyel bir risktir. bugün venezuela, yarın başka biri. ölçüt halk iradesi değil; çıkar uyumudur.
daha da vahimi, cezanın muhatabının rejim değil toplum olmasıdır. ambargolar liderleri değil, sıradan insanları yoksullaştırır. gıda, ilaç, enerji ve finansal erişim üzerinden bir ülkeyi topluca cezalandırmak; ne orantılıdır ne de savunulabilir. bu, modern çağın “`silahsız kuşatma`” yöntemidir.
buradaki adaletsizlik açıktır:
`güçlü olan yargılar, zayıf olan yargılanır`.
`güçlü olan tanır, zayıf olan tanınmaz.`
bu, kurallara dayalı bir uluslararası düzen değil; hiyerarşik bir tahakküm düzenidir.
en kritik nokta şudur: seçilmiş bir devlet başkanı, başka bir ülkenin iç politik hedefleri doğrultusunda itibarsızlaştırılamaz, ekonomik savaşla cezalandırılamaz ve fiilen “`yargılanmış`” gibi muamele göremez. bu, sadece hukuksuz değil; devlet egemenliğinin doğrudan ihlalidir.
dolayısıyla venezuela dosyası bir istisna değil, bir emsaldir. dış dünyaya verilen mesaj nettir:
“eğer sistemle uyumlu değilsen, seçim seni kurtarmaz.”
bu mesaj, sadece muhalif rejimlere değil; tüm orta ve küçük ölçekli devletlere yöneliktir. ve bu yüzden mesele `maduro`, `chavez` ya da `trump` meselesi olmaktan çoktan çıkmıştır. bu, küresel düzenin hangi ilkelere göre işleyeceğiyle ilgili bir kırılma noktasıdır.
adaletin güce göre eğilip büküldüğü bir sistem, sonunda herkes için güvensizdir. çünkü hukuk zayıfladığında, sıradaki hedefi kimse önceden bilemez.
3 ocak 2026 abd'nin maduro ve eşini kaçırması Bu tabloda gözden kaçırılmaması gereken asıl mesele, Venezuela değil; dünyaya verilen mesajdır. Mesaj şudur: “Seçilmiş olman, tanınmış olman ya da egemen bir devlet olman seni korumaz.” Burada açık bir gözdağı vardır. Hukukun…devamı3 ocak 2026 abd'nin maduro ve eşini kaçırması
Bu tabloda gözden kaçırılmaması gereken asıl mesele, Venezuela değil; dünyaya verilen mesajdır. Mesaj şudur:
“Seçilmiş olman, tanınmış olman ya da egemen bir devlet olman seni korumaz.”
Burada açık bir gözdağı vardır. Hukukun değil gücün işlediği, kuralların eşit uygulanmadığı bir düzenin ilanıdır bu. Bir ülkenin seçilmiş devlet başkanını tanımamak, alternatif bir lider atamak, ekonomik olarak boğmak ve bunu uluslararası hukuk kisvesi altında yapmak; etik dışı olduğu kadar sistemsel bir tehdittir.
Çünkü bir devlet başkanı, başka bir ülke tarafından keyfi biçimde “meşru değil” ilan edilebiliyorsa, ortada artık hukuk yoktur. Bu, seçimle gelen her yönetim için potansiyel bir risktir. Bugün Venezuela, yarın başka biri. Ölçüt halk iradesi değil; çıkar uyumudur.
Daha da vahimi, cezanın muhatabının rejim değil toplum olmasıdır. Ambargolar liderleri değil, sıradan insanları yoksullaştırır. Gıda, ilaç, enerji ve finansal erişim üzerinden bir ülkeyi topluca cezalandırmak; ne orantılıdır ne de savunulabilir. Bu, modern çağın “silahsız kuşatma” yöntemidir.
Buradaki adaletsizlik açıktır:
Güçlü olan yargılar, zayıf olan yargılanır.
Güçlü olan tanır, zayıf olan tanınmaz.
Bu, kurallara dayalı bir uluslararası düzen değil; hiyerarşik bir tahakküm düzenidir.
En kritik nokta şudur: Seçilmiş bir devlet başkanı, başka bir ülkenin iç politik hedefleri doğrultusunda itibarsızlaştırılamaz, ekonomik savaşla cezalandırılamaz ve fiilen “yargılanmış” gibi muamele göremez. Bu, sadece hukuksuz değil; devlet egemenliğinin doğrudan ihlalidir.
Dolayısıyla Venezuela dosyası bir istisna değil, bir emsaldir. Dış dünyaya verilen mesaj nettir:
“Eğer sistemle uyumlu değilsen, seçim seni kurtarmaz.”
Bu mesaj, sadece muhalif rejimlere değil; tüm orta ve küçük ölçekli devletlere yöneliktir. Ve bu yüzden mesele Maduro, Chavez ya da Trump meselesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Bu, küresel düzenin hangi ilkelere göre işleyeceğiyle ilgili bir kırılma noktasıdır.
Adaletin güce göre eğilip büküldüğü bir sistem, sonunda herkes için güvensizdir. Çünkü hukuk zayıfladığında, sıradaki hedefi kimse önceden bilemez.
bazen doğruyu seçersin, çünkü öyle olması gerekir… ya da kolay olduğu için değil, kalbinin sesini susturacak gücün kalmadığından. bilmiyorum… belki sen biliyorsundur; çünkü ben kendime dair ne varsa yorgunluğumun gölgesine düşürmüş gibiyim. biraz bıkkın, biraz kızgın, belki de içimde söyleyemediğim…devamıbazen doğruyu seçersin,
çünkü öyle olması gerekir…
ya da kolay olduğu için değil,
kalbinin sesini susturacak gücün kalmadığından.
bilmiyorum…
belki sen biliyorsundur;
çünkü ben kendime dair ne varsa
yorgunluğumun gölgesine düşürmüş gibiyim.
biraz bıkkın,
biraz kızgın,
belki de içimde söyleyemediğim bir korku var
adını koyamadığım.
ve keşke…
evet, keşke başka bir zamanda buluşsaydı yollarımız.
başka bir şehirde,
başka bir gökyüzünde,
kaderin eli bu kadar ağır değilken.
belki daha cesur olurdum,
belki daha az susardım,
belki o gelecekte
biz gerçekten “aynı anda” olurduk.
ama şimdi…
yalnızca içimden geçen
hafif bir sızıyla fısıldıyorum:
gecikmiş bir dua gibi,
yarım kalmış bir cümle gibi,
seninle olmayan geleceğin matemine sarılıp
yine de güzel bir ihtimali saklıyorum içimde.
yitirdiklerimin içinden en çok özlediğim ……