Devamı ; 38. gunpowder plot (2017) – barut komplosu kit harington başrolde. ingiltere'de barut komplosu, dini ve politik çatışmalar dramatik biçimde işleniyor. tarihsel entrika ve ihanet temaları diziyi sürükleyici kılıyor. 39. the white queen & the white princess crossover (2017–2018)…devamıDevamı ;
38. gunpowder plot (2017) – barut komplosu
kit harington başrolde. ingiltere'de barut komplosu, dini ve politik çatışmalar dramatik biçimde işleniyor. tarihsel entrika ve ihanet temaları diziyi sürükleyici kılıyor.
39. the white queen & the white princess crossover (2017–2018) – beyaz kraliçe & beyaz prenses
york ve lancaster aileleri arasındaki taht mücadeleleri, ihanetler ve aşk üçgenleri dramatik biçimde birleşiyor. rebecca ferguson ve jodie comer başrolde.
40. the bastard executioner: rise of the knights (2015) – bastard infazcı: şövalyelerin yükselişi
lee jones başrolde. eski bir şövalyenin hayatta kalma mücadelesi, baronlar ve krallık arasındaki ihanetler, ortaçağ entrikaları ve kılıç savaşları detaylı biçimde işleniyor.
ortaçağ döneminde geçen diziler || 1. vikings (2013–2020) – vikingler michael hirst'in yarattığı dizide travis fimmel, katheryn winnick ve alexander ludwig başrolde. ragnar lothbrok'un sıradan bir çiftçiden efsanevi bir viking savaşçısına dönüşümü, ingiltere ve fransa'ya seferleri, aile içi ihanetler ve…devamıortaçağ döneminde geçen diziler ||
1. vikings (2013–2020) – vikingler
michael hirst'in yarattığı dizide travis fimmel, katheryn winnick ve alexander ludwig başrolde. ragnar lothbrok'un sıradan bir çiftçiden efsanevi bir viking savaşçısına dönüşümü, ingiltere ve fransa'ya seferleri, aile içi ihanetler ve kabileler arası çatışmalar izleyiciyle buluşuyor. kanlı savaş sahneleri ve sert viking kültürü dizinin merkezini oluşturuyor.
2. the last kingdom (2015–2022) – son krallık
alexander dreymon başrolde. vikingler tarafından büyütülen sakson uhtred'in kimlik ve ingiltere'nin birliği mücadelesi anlatılıyor. kılıç dövüşleri, ihanet, siyasi oyunlar ve ortaçağ ingiltere'sinin sert yaşamı detaylı şekilde işleniyor.
3. knightfall (2017–2019) – tapınak şövalyeleri
tom cullen ve pádraic delaney başrolde. kudüs'ün düşüşü sonrası tapınak şövalyeleri'nin sırları, kutsal hazineler ve kilise ile saray arasındaki entrikalar dizinin merkezinde. ortaçağ dini ve askeri hiyerarşi aksiyon dolu sahnelerle işleniyor.
4. marco polo (2014–2016) – marco polo
lorenzo richelmy, benedict wong ve zhu zhu başrolde. venedikli kaşif marco polo'nun kubilay han sarayında hayatta kalma mücadelesi, doğu'nun egzotik ve tehlikeli dünyasında politik entrikalar ve aşk ile birleşiyor. saray entrikaları, casusluk ve savaş sahneleri dramatik bir şekilde sunuluyor.
5. barbarians (2020– ) – barbarlar
laurence rupp, jeanne goursaud ve david schütter başrolde. roma imparatorluğu ile germen kabileleri arasındaki varus savaşı dramatik biçimde anlatılıyor. sert savaş sahneleri, entrika ve ihanet temaları dizinin temelini oluşturuyor.
6. pillars of the earth (2010) – dünyanın direkleri
ian mcshane, matthew macfadyen ve eddie redmayne başrolde. 12. yüzyıl ingiltere'sinde bir katedral inşası üzerinden taht kavgaları, aşk ve ihanet temaları işleniyor. feodal sistem, kilise ve soylular arasındaki güç mücadeleleri detaylı şekilde ekrana yansıyor.
7. beowulf: return to the shieldlands (2016) – beowulf: kalkan topraklarına dönüş
kieran bew, joanne whalley ve ed speleers başrolde. efsanevi kahraman beowulf'un fantastik dünyasında canavarlar, krallık entrikaları ve kılıç savaşları öne çıkıyor. fantastik öğeler ve karanlık ortaçağ teması diziyi sürükleyici kılıyor.
8. the white queen (2013) – beyaz kraliçe
rebecca ferguson, max irons ve janet mcteer başrolde. 15. yüzyıl ingiltere'sinde york ve lancaster hanedanları arasındaki taht mücadeleleri, politik entrikalar ve ihanetler dizinin merkezinde. aşk üçgenleri ve saray entrikaları dramatik bir şekilde işleniyor.
9. the spanish princess (2019–2020) – ispanyol prenses
charlotte hope ve ruairi o'connor başrolde. catherine of aragon'un henry viii ile evliliği ve saray entrikaları üzerinden güç mücadelesi anlatılıyor. aşk, ihanet ve saray entrikaları dramatik biçimde ekrana yansıyor.
10. medici: masters of florence (2016–2019) – medici: floransa'nın efendileri
richard madden, dustin hoffman ve sean bean başrolde. 15. yüzyıl italya'sında medici ailesinin iktidar kazanma süreci, politik entrikalar ve bankacılık dünyasındaki ihanetler detaylı şekilde işleniyor. saray entrikaları ve aile dramı dizinin temel taşlarını oluşturuyor.
11. the hollow crown (2012–2016) – boş taç
benedict cumberbatch, tom hiddleston ve jeremy irons başrolde. shakespeare'in tarihsel oyunlarından uyarlanan dizi, ingiltere krallarının taht mücadelelerini, savaşlarını ve politik entrikalarını dramatik şekilde aktarıyor.
12. knightmare (1987–1994) – şövalye kabusu
ingiliz yapımı fantastik macera dizisi. zindanlar, büyülü mekanlar ve görevler üzerinden ortaçağ estetiği işleniyor. aksiyon ve strateji dolu sahneler, genç ve çocuk izleyicilere ortaçağ atmosferini aktarıyor.
13. cadfael (1994–1998) – rahip dedektif cadfael
derek jacobi başrolde. 12. yüzyıl ingiltere'sinde rahip-dedektif cadfael, kilise ve krallık arasındaki cinayetleri çözmeye çalışıyor. suç ve gizem temaları, ortaçağ ingiltere'sinin sosyal yapısı ile birlikte detaylı şekilde işleniyor.
14. versailles (2015–2018) – versailles sarayı
george blagden ve alexander vlahos başrolde. genç xiv. louis'in iktidar mücadeleleri, saray entrikaları ve aristokrat çatışmaları dizinin merkezinde. lüks ile güç hırsı dramatik biçimde yansıtılıyor.
15. borgia (2011–2014) – borgia hanedanı
john doman, mark ryder ve isolda dychauk başrolde. 15. yüzyıl italya'sında papalık ailesi borgia'nın iktidar hırsı, entrikaları ve suikastleri dramatik bir şekilde anlatılıyor.
16. the tudors (2007–2010) – tudorlar
jonathan rhys meyers başrolde. henry viii'in tahta çıkışı, evlilikleri ve saray entrikaları dizinin merkezinde. aşk, ihanet ve güç mücadelesi detaylı şekilde işleniyor.
17. game of thrones (2011–2019) – taht oyunları
emilia clarke, kit harington ve peter dinklage başrolde. westeros ve essos'un entrika, ihanet ve savaş dolu dünyasında ailelerin taht mücadelesi anlatılıyor. fantastik öğeler ve epik savaş sahneleri diziyi öne çıkarıyor.
18. reign (2013–2017) – kraliçe mary
adelaide kane başrolde. genç mary stuart'ın fransa'daki saray yaşamı, aşk ve politik entrikalarla örülüyor. dizi, romantizm ve ihanet temalarını dramatik biçimde işliyor.
19. the bastard executioner(2015) – bastard infazcı
lee jones, stephen moyer ve flora spencer-longhurst başrolde. 14. yüzyıl ingiltere'sinde eski bir şövalyenin baronlar ve krallığın baskısına karşı hayatta kalma mücadelesi dramatik bir şekilde işleniyor.
20. the devil's whore(2008) – şeytanın kadını
anne-marie duff başrolde. ingiltere iç savaşı sırasında geçen politik drama, din, güç ve ihanet temalarını ön plana çıkarıyor.
21. pillars of the earth(2010) – dünya'nın sütunları
ian mcshane, rufus sewell ve matthew macfadyen başrolde. katedral inşası ve feodal mücadeleler üzerinden taht kavgası, aşk ve entrikalar anlatılıyor.
22. the hollow crown: henry iv & henry v (2012) – boş taç: henry iv & v
jeremy irons ve tom hiddleston başrolde. shakespeare uyarlaması, ingiltere'nin savaş ve taht entrikalarını dramatik ve detaylı bir şekilde aktarıyor.
23. wolf hall (2015) – kurt hall
mark rylance ve damian lewis başrolde. henry viii dönemi ingiltere'sinde thomas cromwell'in politik yükselişi ve saray entrikaları dizinin merkezinde.
24. a discovery of witches (2018– ) – cadılarla keşif
matthew goode ve teresa palmer başrolde. dizide modern zamanlar ile ortaçağ esintili fantastik bir dünya birleşiyor. cadılar, vampirler ve iblisler arasında süregelen güç mücadelesi, aşk ve entrika temaları ön planda. eski el yazmaları, büyü ve gizemle harmanlanan hikâye, karakterler arası politik ve kişisel çatışmaları detaylı şekilde işliyor.
25. the borgias(2011–2014) – borgia
jeremy irons başrolde. 15. yüzyıl italya'sında papa rodrigo borgia ve ailesinin iktidar hırsı, politik entrikaları, saray entrikaları ve suikastler üzerinden dramatik bir şekilde anlatılıyor. dizi, ortaçağ italya'sının karanlık yüzünü ve aristokrat aileler arasındaki ölümcül güç mücadelelerini detaylı biçimde sunuyor.
26. camelot (2011) – camelot
joseph fiennes ve eva green başrolde. kral arthur'un camelot'u kurma çabası, şövalyeler, büyücüler, aşk ve ihanetlerle örülü bir ortaçağ hikâyesi olarak işleniyor. saray entrikaları, sihir ve politik mücadeleler diziyi epik bir dramatik formata taşıyor.
27. knightfall: the crusades(2017–2019) – tapınak şövalyeleri: haçlı seferleri
tom cullen başrolde. kudüs ve orta doğu'daki haçlı seferleri sırasında tapınak şövalyeleri'nin askeri ve dini entrikaları, kutsal hazineler ve ihanetler dramatik bir biçimde işleniyor. dizi, ortaçağ askeri kültürü, kahramanlık ve ihanet temalarını ön plana çıkarıyor.
28. the spanish princess: catherine of aragon (2019–2020) – ispanyol prenses: catherine
charlotte hope başrolde. catherine of aragon'un ingiltere sarayına gelişi, henry viii ile evliliği ve saray entrikaları detaylı biçimde anlatılıyor. aşk, ihanet ve güç mücadeleleri dizinin merkezinde yer alıyor.
29. the white princess (2017) – beyaz prenses
jodie comer başrolde. york ve lancaster ailelerinin birleşme süreci, saray entrikaları, ihanet ve taht mücadeleleri dramatik bir biçimde işleniyor. karakterler arası aşk ve hırs temaları diziyi sürükleyici kılıyor.
30. gunpowder (2017) – barut
kit harington başrolde. 17. yüzyıl ingiltere'sinde barut komplosu ve katolik-protestan çatışmaları üzerinden dramatik bir tarih anlatısı sunuluyor. politik ihanet, dini gerginlikler ve komplolar dizinin odak noktası.
31. wolfblood (2012–2017) – kurt kanı
fantastik öğelerle ortaçağ esintili kasaba yaşamı, gençler arasında aşk, ihanet ve sırlar üzerinden işleniyor. karakterlerin gizli kimlikleri ve toplumsal çatışmalar diziyi hem fantastik hem de dramatik kılıyor.
32. the last kingdom: seven kings must die (2023) – son krallık: yedi kral ölmek zorunda
alexander dreymon başrolde. ingiltere'nin birleşme süreci ve vikinglerle mücadeleler dramatik bir şekilde ekrana yansıtılıyor. krallık entrikaları, taht kavgaları ve ihanetler ortaçağ ingiltere'sinin sert gerçekliğiyle birleşiyor.
33. poldark (2015–2019) – poldark
aidan turner başrolde. 18. yüzyıl ingiltere'sinde aşk, ihanet, sınıf çatışmaları ve maden işçileri üzerinden dramatik bir ortaçağ sonrası hikâye işleniyor. politik entrikalar ve kişisel dramlar karakterler aracılığıyla detaylı biçimde aktarılıyor.
34. knightfall: secrets of the templar (2019) – tapınak şövalyeleri: sırlar
tom cullen başrolde. tapınak şövalyeleri'nin gizli görevleri, dini sırlar, entrikalar ve kılıç savaşları dramatik biçimde işleniyor. ortaçağ gizemleri ve siyasi ihanet temaları diziyi sürükleyici kılıyor.
35. the devil's hour(2021– ) – şeytan saati
fantastik ve ortaçağ esintili psikolojik drama. ana karakterin karanlık vizyonları, mistik olaylar ve kişisel trajediler üzerinden dramatik bir anlatım sunuluyor.
36. reign: dark ages(2016) – kraliçe mary: karanlık çağlar
mary stuart ve saray entrikaları, politik hırs, aşk ve ihanet temalarıyla dramatik biçimde işleniyor. dizi, genç kraliçenin hem aşk hayatı hem de taht mücadelesini detaylı şekilde anlatıyor.
ters köşe, sürpriz sonlu, gerçeklik algısını bozan, psikolojik çöküşe sürükleyen “beyin yakan” türdeki filmler: ters köşe – beyin yakan filmler (part 2) 21. vivarium (2019) yeni ev arayan bir çift, ideal görünümlü bir siteye götürülür ama bir daha çıkamazlar. evlerin…devamıters köşe, sürpriz sonlu, gerçeklik algısını bozan, psikolojik çöküşe sürükleyen “beyin yakan” türdeki filmler:
ters köşe – beyin yakan filmler (part 2)
21. vivarium (2019)
yeni ev arayan bir çift, ideal görünümlü bir siteye götürülür ama bir daha çıkamazlar. evlerin hepsi aynı. gökyüzü sabit. çocuk bile garip. distopik bir labirente düşmek gibi.
22. the clovehitch killer (2018)
iyi bir aile babası, örnek bir toplum bireyi… ama ya karanlık geçmişi varsa? genç bir çocuğun şüpheleri üzerinden ilerleyen, finaliyle insanın içini sızlatan bir gerilim.
23. the invitation (2015 ile karıştırılmasın – 2023, ispanya)
yine bir yemek daveti. bu sefer daha stilize ve kült havasında ilerliyor. finaliyle “ne izledim ben?” dedirten bir atmosfere sahip.
24. the green butchers (2003 – danimarka)
iki kasap, kazayla ölen bir adamın etini satmaya başlar. kara mizah, rahatsız edici detaylar ve ters köşeyle hem güldürür hem tiksindirir.
25. kairo (pulse) – 2001, japonya
internetin karanlık tarafı. ruhlar, yalnızlık, teknoloji. sarsıcı ve melankolik bir korku. finalinde derin bir boşluk bırakır.
26. the nightingale(2018)
intikam hikâyesi gibi başlar ama çok daha karanlık yerlere gider. koloniyalizm, tecavüz, savaşın cehennemi… hem görsel olarak sert hem duygusal olarak yıkıcı.
27. the skin i live in(2011)
pedro almodóvar'dan sapkınca bir dönüşüm hikâyesi. estetik cerrah, intikam, cinsiyet, kimlik… sonu, yüzüne buz gibi çarpar.
28. the handmaiden (2016 – güney kore)
bir dolandırıcılık planı, aristokrat bir kadın ve hizmetçi… film üç bölümde, her biri diğerine ters köşe atıyor. erotik, görsel, zekice.
29. incendies (2010)
ölen annelerinin geçmişini araştıran ikiz kardeşler… ortadoğu'da geçen parçalı bir aile trajedisi. finali o kadar sarsıcı ki, bir süre sessiz kalırsın.
30. kill list (2011)
kirli bir iş için tekrar sahaya dönen kiralık katil… ama bu iş beklediğinden çok farklıdır. gerilim yavaşça yükselir, son bölümde yer yerinden oynar. (uyarı: çok rahatsız edici.)
31. a cure for wellness (2016)
bir sağlık tesisine giden adam, orada sağlıktan çok delilik bulur. estetik olarak büyüleyici, içerik olarak distopik. finalde “delilik” ve “gerçeklik” arasındaki çizgi yok oluyor.
32. you were never really here (2017)
joaquin phoenix, kayıp bir kızı kurtarmaya çalışan bir adamı oynar. ama bu işin içinde sadece suç değil, psikolojik yıkım da vardır. son sahne, acının tam ortasına oturur.
33. the lobster(2015)
yalnızsan, bir otelde 45 günün var; eğer eş bulamazsan hayvana dönüştürülüyorsun. absürt, kara mizah dolu ve tamamen orijinal. finali düşündürür, sarsar.
34. the guilty (2018 – danimarka)
bir acil çağrı merkezinde çalışan bir polis… sadece telefonda duyduklarımızla kurulan bir gerilim. finalde taşlar yerine oturur ve ağırlığı çökertir.
35. martha marcy may marlene (2011)
tarikattan kaçan genç kadın, geçmişin pençesinden kurtulamaz. zamansal sıçramalarla zihni alt üst eden bir yapı. sessiz ama yıkıcı.
36. noroi: the curse (2005 – japonya)
buluntu-belgesel türünde ama japonlar yapınca başka. gerilim tırmanarak büyür. finalde bütün parçalar birleştiğinde tüyler diken diken.
37. sleep tight (2011 – ispanya)
bir apartman görevlisi, mutlu insanlardan nefret eder. bu nefreti, bir kadının hayatını sabote etmeye çevirir. ters köşe bir sapkınlık hikâyesi.
38. before i wake (2016)
evlilik, kayıp, rüyalar… evlatlık aldıkları çocuğun rüyaları gerçeğe dönüşür. hem duygusal hem korkutucu. finali tokat gibi.
39. the girl with all the gifts (2016)
bir zombi filmi gibi başlar ama aslında biyolojik evrim ve insanlığın geleceği üzerine bir düşünce deneyine döner. sonu beklenmedik ve etkileyici.
40. the seventh continent(1989 – m.haneke)
bir ailenin nedenini bilmediğimiz şekilde tüm bağlarını kesmesini izleriz. yavaş, sakin, sıradan… ama sonu insanın ciğerini söker.
41. angel's egg (1985 – japonya, anime)
neredeyse diyalogsuz, sembollerle bezeli bir post-apokaliptik anime. bir kız ve bir adam bir yumurtayı korumaya çalışır. ne olduğunu anlatmaz, hissettirir. finali varoluşsal boşluğa çeker.
42. el hoyo – the platform 2(ispanya, 2019)
bir hapishane değil; sınıf sistemi alegorisi. üsttekiler yer, alttakiler bekler. ama bu sefer çözüm yukarıdan değil, aşağıdan gelir. finali ideolojik ve acı.
43. beyond the black rainbow (2010)
soğuk savaş dönemi bir bilim tesisinde geçen, retro-fütüristik bir delirme hikâyesi. görsel olarak hipnotik. anlatıdan çok deneyim yaşatır. son sahneyle tüm yapının anlamı değişir.
44. detachment (2011)
bir öğretmenin hayata ve kendine yabancılaşması üzerine. adrien brody'nin performansı güçlü, finali acımasızca sade. ters köşe değil, “iç köşe” bir tokat.
45. lake mungo (2008)
sahte belgesel formatında ilerleyen, düşük bütçeli ama ruhani bir kayıp hikâyesi. final sahnesi geldiğinde neyin ortasında olduğunu geç fark ediyorsun. soğuk, sinsi bir ağırlık bırakıyor.
46. the strange thing about the johnsons (2011 – kısa film)
aile içindeki tabu konular, rahatsız edici bir tersine çevirme. sadece 30 dakika ama etkisi günlerce sürebilir. izlemek cesaret ister.
47. aftersun (2022)
bir baba-kız tatili. her şey sade ve sıradan gibi görünür. ama finalde aniden içini delip geçen bir fark ediş yaşarsın. gözyaşları suskunluktan akar.
48. funny games (orijinal avusturya versiyonu – 1997)
zaten listedeydi ama bu defa ilk versiyon vurgusu için. seyirciyle direkt oynayan, ters köşe değil, sinemayla alay eden bir deney.
49. the reflecting skin (1990)
bir çocuğun gözünden kırsalda geçen gotik bir hikâye. vampir mi, travma mı? gerçek ne, hayal ne? finalde çocukluk biter, dünya donar.
50. the painted bird (2019)
çek-slovakya'da savaş zamanı bir çocuğun başından geçenler. estetik açıdan büyüleyici ama içeriği travmatik. finalin verdiği boşluk tarifsiz.
51. perfect sense (2011)
insanlar birer birer duyularını kaybetmeye başlıyor. aşk, ölüm, kayıp ve kabullenme iç içe. finalde yokluk bir tür arınmaya dönüşür.
52. 3 women (1977 – robert altman)
üç kadının kimliklerinin, hayatlarının, bilinçlerinin iç içe geçtiği bir psikolojik bulmaca. ters köşe değil, ters bilinç. sonunda herkes başkası olabilir.
53. resolution (2012)
bir arkadaş, uyuşturucu bağımlısı dostunu kurtarmak için ormana götürür. ama orman sadece ağaç değildir. devam filmi “the endless” gibi, döngüsel ve sarsıcıdır.
54. horse girl(2020)
zaman, hafıza, uzaylılar ve travmalar arasında savrulan bir kadının zihnine giriyoruz. gerçeklik tamamen bulanır. finalde kimin delirdiğine değil, neden delirdiğine takılırsın.
55. sound of my voice (2011)
bir tarikat lideri zaman yolcusu olduğunu iddia eder. belgeselci çift bunu kanıtlamaya çalışır ama finalde ipler kimin elinde belli değildir. sessiz ama şüphe tohumları bırakan bir kapanış.
56. benny's video (1992 – haneke)
bir genç, kamerayla ölüm anını kaydeder. ama ailesinin tepkisi, olaydan daha soğuk ve çarpıcıdır. finaliyle değil, duygu eksikliğiyle vurur.
57. possum (2018)
bir kukla, bir travma, bir çocuğun zihni. ingiliz yapımı bu sessiz film korkudan çok rahatsızlık yaratır. finalde neyi bastırdığını anladığında miden bulanır.
58. dead man's shoes (2004)
intikam hikâyesi gibi başlar ama gerçek daha derindedir. ingiliz banliyösünde geçen sert, kirli, sürprizli bir sosyal travma anlatısı. final “lan…” dedirtir.
59. the medium (2021 – tayland/güney kore)
bir belgesel ekibi, ruhani bir olayı çekmeye çalışır. ne kadarını izledin? ne kadarını atlattın? finalde kamerayı bırakmak istersin.
60. the wall(die wand – 2012)
bir kadın bir gün doğaya gider… ve bir duvarın ötesine geçemez. giderek iç dünyasına döner. distopik değil ama varoluşsal olarak tekinsiz. finali sessizliğin içinden bir çığlık gibi çıkar.
61 // world on a wire(1973) – rainer werner fassbinder | batı almanya mini dizi
bir bilgisayar şirketi, sanal bir toplum simülasyonu yaratır. ama sistemin içindeki karakterlerden biri ortadan kaybolunca, dış gerçekliğin de sorgulanması başlar.
fassbinder'in tiyatral, statik, neredeyse soğuk çekim tekniğiyle izleyiciyi simülasyon hissine soktuğu bir yapıdır. süresi uzun ama sabredenler için simülasyonun ilahi boyutuna ulaşan bir deneyim.
62/. eden log(2007) – franck vestiel // fransa
bir adam, karanlık bir yeraltı tesisinde uyanır. kim olduğunu bilmez. yukarı çıkmaya çalıştıkça sistemin iç yüzü ortaya çıkar. tamamı loş, klostrofobik ve taş gibi soğuk bir atmosfer.
neredeyse hiç müzik yok. işık yok. hatırlama yok. bu film, hem dark city hem de cube'un çorak, soyut ruhunu taşır. fransız bilimkurgusunun minimal ve depresif tarafını sevenler için bir cevher.
bir tür “bilinçaltına hapsolmuş adamın fiziksel kaçış öyküsü”.
63 // the corridor (2010, kanada)
beş eski arkadaş ormanda garip bir enerji koridoru keşfeder. bu koridor zamanla zihinlerini çarpıtır, algıları bozar.
içine girdiğin her anda seni başka bir “gerçeklik” ile yüzleştiren, düşük bütçesine rağmen akıllardan çıkmayan, rahatsız edici bir yapım.
delilik mi, gerçeklik mi? yoksa sadece içimizdeki boşluk mu?
dünyadaki en yüksek fahişelik oranları: 1-tayland (budizm) 2-danimarka (hristiyanlık) 3-italyan (hristiyan) 4-alman (hristiyan) 5-fransız (hristiyanlık) 6-norveç (hristiyan) 7-belçika (hristiyan) 8-ispanya (hristiyanlık) 9-ingiltere (hristiyanlık) 10-finlandiya (hıistiyan) dünyadaki en yüksek hırsızlık oranı: 1-danimarka ve finlandiya (hristiyan) 2-zimbabwe (hristiyan) 3-avustralya (hristiyan) 4-kanada (hristiyan)…devamıdünyadaki en yüksek fahişelik oranları:
1-tayland (budizm)
2-danimarka (hristiyanlık)
3-italyan (hristiyan)
4-alman (hristiyan)
5-fransız (hristiyanlık)
6-norveç (hristiyan)
7-belçika (hristiyan)
8-ispanya (hristiyanlık)
9-ingiltere (hristiyanlık)
10-finlandiya (hıistiyan)
dünyadaki en yüksek hırsızlık oranı:
1-danimarka ve finlandiya (hristiyan)
2-zimbabwe (hristiyan)
3-avustralya (hristiyan)
4-kanada (hristiyan)
5-yeni zelanda (hristiyan)
6-hindistan (hinduizm)
7-ingiltere ve galler (hristiyan)
8-abd (hristiyan)
9-isveç (hristiyan)
10-güney afrika (hıristiyanlık)
dünyanın en yüksek alkol bağımlılığı:
1) moldovya (hıristiyan)
2) belarus (hıristiyan)
3) litvanya (hıristiyan)
4) rusya (hıristiyan)
5) çek cumhuriyeti (hıristiyan)
6) ukrayna (hıristiyan)
7) andorra (hıristiyan)
8) romanya (hıristiyan)
9) sırp (hıristiyan)
10) avustralya (hıristiyan)
dünyadaki en yüksek cinayet oranı:
1-honduras (hristiyan)
2-venezuela (hristiyan)
3-belize (hıristiyan)
4-el savador (hıristiyan)
5-guatemala (hıristiyan)
6-güney afrika (hıristiyanlık)
7-saint kitts ve nevis (hristiyan)
8-bahamalar (hıristiyan)
9-lesotho (hıristiyan)
10-jamaika (hıristiyan)
dünyanın en tehlikeli çeteleri:
1. yakuza (din yok)
2-agberus (hıristiyan)
3-wah singh (hıristiyan)
4-jamaika patronu (hıristiyan)
5-primero (hıristiyan)
6. aryan kardeşliği (hıristiyan)
dünyanın en büyük uyuşturucu çeteleri:
1-pablo escobar - kolombiya (hristiyan)
2-amado carrillo - kolombiya (hristiyan)
3-carlos leider germain (hristiyan)
4-griselda blanco - kolombiya (hristiyan)
5-joaquin guzman - meksika (hristiyan)
6-rafael caro - meksika (hristiyan)
- sonra #islam dünyadaki şiddet ve terörün sebebidir deniliyor ve inanmamızı istiyorlar.
birinci dünya savaşı 'nı kim başlattı?
müslümanlar değil..
ikinci dünya savaşı'nı kim başlattı?
müslümanlar değil..
20 milyon yerli avustralyalı'yı kim öldürdü?
müslümanlar değil..
japonya 'da nagasaki ve hiroşima' ya kim nükleer bomba attı?
müslümanlar değil..
güney amerika 'da yaklaşık 100 milyon kızılderili'yi kim öldürdü?
müslümanlar değil..
kuzey amerika 'da yaklaşık 50 milyon kızılderili'yi kim öldürdü?
müslümanlar değil..
kim 180 milyondan fazla afrikalıyı afrika kölesi olarak kaçırdı, % 88 ' si öldü ve okyanuslara atıldı?
müslümanlar değil..
terörün veya terörün başlangıcı gayrimüslimler tarafından tanımlanmalıdır.
müslüman olmayan bir terörist eylemi yapıyorsa suçtur ama müslüman tarafından işleniyorsa terörizmdir..
çifte standart bırakılmalı..
o zaman sözlerimin hedefine ulaşabilirsin.. islamımla gurur duyuyorum..
müslüman olduğum için gurur duyuyorum..
islam dinini terörizmle bağdaştırmak, kendi terörünü saklamaktır...!
@_devletci_(x)
`komedi + aksiyon yol filmleri` 6. `game night` (2018) – `john francis daley & jonathan goldstein` arkadaş grubunun sıradan bir oyun gecesi, gerçek suçlarla karışır. kaçırılma, kovalamaca, yanlış kimlikler… hepsi sürükleyici ve komik bir tempoda. tam “`ne oluyor ya?`” filmi.…devamı`komedi + aksiyon yol filmleri`
6. `game night` (2018) – `john francis daley & jonathan goldstein`
arkadaş grubunun sıradan bir oyun gecesi, gerçek suçlarla karışır. kaçırılma, kovalamaca, yanlış kimlikler… hepsi sürükleyici ve komik bir tempoda. tam “`ne oluyor ya?`” filmi.
7. `30 minutes or less` (2011) – `ruben fleischer`
üzerine bomba bağlı pizza kuryesi, banka soymaya zorlanır. kafası karışık suçlular, başarısız planlar, bol küfür ve hızlı araba sahneleri. kısa, kaotik, komik.
8. `the nice guys` (2016) – `shane black`
70'lerin los angeles'ında özel dedektiflerle tesadüfen yolları kesişen iki beceriksiz adam. cinayet çözmeye çalışırken komediden kırılıyorlar. `ryan gosling` + `russell crowe` ikilisi efsane.
9. `paul` (2011) – `greg mottola`
iki geek, amerika'nın ufo rotasında gezerken gerçek bir uzaylıyla karşılaşır. yolda kaçış, hükümet peşinde, uzaylı sigara içiyor. nerd mizahı + yol macerası = efsane.
10. `tropic thunder` (2008) – `ben stiller`
savaş filmi çekmeye giden oyuncular, gerçek savaş ortamında olduklarını fark etmeden ormanda dolaşır. yol değil, orman ama kesinlikle komedi + aksiyon manyaklığı.
`en iyi yol filmleri` (`komedi – aksiyon – macera – korku`) “`yol” sadece gidilen değil`, `yaşanılan şeydir.`” 1. `mad max: fury road` (2015) – `george miller` durdurak bilmeyen bir kovalamaca. çorak bir dünyada benzin, su ve kurtuluş uğruna yapılan çılgınca…devamı`en iyi yol filmleri`
(`komedi – aksiyon – macera – korku`)
“`yol” sadece gidilen değil`, `yaşanılan şeydir.`”
1. `mad max: fury road` (2015) – `george miller`
durdurak bilmeyen bir kovalamaca. çorak bir dünyada benzin, su ve kurtuluş uğruna yapılan çılgınca bir yol savaşı. aksiyonun kendisi bir sanat eseri.
2. `little miss sunshine` (2006) – jonathan dayton & valerie faris
bir ailenin küçük kızlarını güzellik yarışmasına götürürken dağılıp tekrar birleşmesi. neşeli, trajik, samimi. otobüs, karakterden farksız.
3. `the motorcycle diaries` (2004) – `walter salles`
genç che guevara'nın güney amerika turunda yaşadığı dönüşüm. manzara değil, insanlık üzerine bir yolculuk. derin ama sade.
4. `thelma & louise` (1991) – `ridley scott`
iki kadının özgürlüğe kaçışı. yol uzadıkça yasaklar, toplum ve geçmişle hesaplaşma da büyür. feminist bir klasik, öfkeli ve tutkulu.
5. `zombieland` (2009) – `ruben fleischer`
zombi kıyameti fonunda, bir grup insanın hayatta kalma ve eğlenme çabası. mizah ve vahşet güzel dozlanmış. kurallar listesiyle bile kült oldu.
6. `into the wild` (2007) – `sean penn`
toplumdan kaçan bir gencin doğaya ve yalnızlığa doğru yolculuğu. özgürlük, romantizm ve trajedi iç içe. gerçek hikâyeye dayalı.
7. `road trip` (2000) – `todd phillips`
yanlışlıkla gönderilen bir seks kaseti ve ardından gelen panik dolu bir yolculuk. üniversite, seks ve dostluk temalı çılgın komedi.
8. `duel` (1971) – `steven spielberg`
adsız bir kamyon sürücüsü tarafından takip edilen adamın gerilim dolu yolculuğu. minimal ama baskı yaratan bir korku. spielberg'ün ilk dehası.
9. `y tu mamá también` (2001) – alfonso cuarón
iki genç ve gizemli bir kadınla meksika'nın içlerine yapılan cinsel ve duygusal bir yolculuk. arzular, sınıf farkı ve gençliğin kırılganlığı üzerine.
10. `planes`, `trains and automobiles` (1987) – `john hughes`
eve dönmeye çalışan bir adamın, başına gelen her şeyle yüzleşmesi. komedi ve absürtlük içinde insan sıcaklığı. john candy'nin kalbi gibi.
11. `easy rider` (1969) – `dennis hopper`
amerikan karşı kültürünün motosikletli yol öyküsü. özgürlük hissi kadar toplumun ikiyüzlülüğünü de anlatır. rock müzik ve isyan dolu.
12. `the hitcher` (1986) – `robert harmon`
yolda alınan gizemli bir otostopçunun, sürücüyü teröre boğması. korku türünde minimalist bir kabus.
13. `captain fantastic` (2016) – `matt ross`
toplumdan uzak büyütülen çocuklarla birlikte yola çıkan bir baba. hem eğlenceli hem sorgulayıcı. doğaya ve düzene karşı bir aile manifestosu.
14. `wild` (2014) – `jean-marc vallée`
bir kadının tek başına yaptığı binlerce kilometrelik yürüyüş. yas, arınma ve kadın bedeniyle yüzleşme. içsel bir yol filmi.
15. `the straight story` (1999) – `david lynch`
yaşlı bir adam traktörüyle hasta kardeşine ulaşmaya çalışır. lynch'ten beklenmeyecek kadar naif, ama derinliği olan bir yol hikayesi.
16. `midnight run` (1988) – `martin brest`
bir ödül avcısı ve kaçak muhasebeci; yolları, mafyayı ve fbi'ı aşarken tuhaf bir dostluk doğar. aksiyon ve espri ustalığıyla harmanlanmış.
17. `the way` (2010) – `emilio estevez`
oğlunun ölümünden sonra camino de santiago yolculuğuna çıkan bir babanın içsel değişimi. spiritüel ve sade bir akış.
18. `detour` (1945) – `edgar g. ulmer`
kaderin ironisi, yolda alınan bir karar ve suç. kara film estetiğiyle bir kabusa dönüşen yolculuk. 60 dakikada sinema dersi.
19. `queen & slim` (2019) – `melina matsoukas`
bir trafik çevirmesiyle başlayan trajedi, medyatik bir kaçışa dönüşür. aşk, kimlik ve isyan temalı bir modern yol masalı.
20. `rubber` (2010) – `quentin dupieux`
kendi bilincine sahip bir araba lastiği, çölde katliam yapıyor. evet, yanlış okumadın. absürt, deneysel ve tuhaf bir yol korkusu.
21. `the darjeeling limited` (2007) – `wes anderson`
üç kardeş, hindistan'da bir trene atlayıp babalarının ölümünden sonra tekrar bağ kurmaya çalışır. renkli, eksantrik ve duygusal. anderson stili yolculuk.
22. `locke` (2013) – `steven knight`
tüm film bir arabanın içinde geçer. bir adam direksiyon başında, hayatının tüm iplerini telefonda çözmeye çalışır. gerilimli, minimalist ve şahane oyunculuk.
23. `paris`, `texas` (1984) – `wim wenders`
sessizliğe gömülmüş bir adam, yıllar sonra ailesini bulmak için yola çıkar. melankoli, amerika ve aidiyet üzerine sinema şiiri.
24. `the road` (2009) – `john hillcoat`
kıyamet sonrası dünyada, bir baba ve oğul. sefalet, korunma, insanlık kırıntıları… cormac mccarthy romanından uyarlama. soğuk ama güçlü.
25. `wild at heart` (1990) – `david lynch`
genç bir çift, yasadışı bir kaçışa çıkar. aşk, şiddet, rock'n roll ve rüyalarla dolu sürreal bir yolculuk. lynch'in en serbest filmi.
26. `snakes on a plane` (2006) – david r. ellis
bir uçağın içinde vahşi yılanlar, altında panik ve samuel l. jackson. absürt ama eğlencelik, tam yol aksiyon çılgınlığı.
27. `nebraska` (2013) – `alexander payne`
yaşlı bir adam, sahte bir piyango ödülü için oğluyla yollara düşer. siyah beyaz, hüzünlü ama sıcak. amerikan taşrasına dair keskin bir bakış.
28. `kalifornia` (1993) – `dominic sena`
gazeteciler, seri katillerin izini sürerken yanlarına farkında olmadan bir seri katili alırlar. brad pitt'in karanlık rolüyle öne çıkar.
29. `my own private idaho` (1991) – `gus van sant`
evsiz iki arkadaş, biri uyurgezerlikten mustarip. kimlik, aşk ve aidiyet üzerine varoluşsal bir yol filmi. arthouse klasiği.
30. `hit the road` (2021) – `panah panahi`
iran'da küçük bir arabanın içinde ilerleyen dört kişilik bir aile. hem politik hem duygusal, sade ama tokat gibi. yeni nesil yol sinemasının yıldızı.
absürt yol komedileri
1. `eurotrip` (2004) – `jeff schaffer`
lise mezunu bir grup amerikalı, avrupa'yı keşfe çıkarken başlarına gelenler tam bir kültür şoku ve absürtlük fırtınası. mizah seviyesi: saçmalık sınırında.
2. `death to 2020` (2020) – `charlie brooker` (mockumentary havasında)
bir nevi yolculuk değil, zaman yolculuğu. pandemi yılına absürt karakterlerle yapılan hiciv dolu bir “geri bakış”.
3. `rubber` (2010) – `quentin dupieux`
bilinç kazanmış bir araba lastiği çölde ilerleyip patlatarak insan öldürüyor. absürdün tanımı değişirse bu filmle olur.
4. `everything everywhere all at once` (2022) – `daniels`
multiverseler arası bir yolculuk, kung-fu sahneleri, vergi borçları ve… sosis parmaklar. kafayı kırdıran komedi dozunda.
5. `the trip` (2010) – michael winterbottom
steve coogan ve rob brydon'un ingiltere kırsalında çıktığı gurme yolculuk. sürekli birbirlerine laf sokmaları ve taklitleriyle karın kası çalıştıran entelektüel geyik.
erotizm temali yol filmleri
1. `the brown bunny` (2003) – `vincent gallo`
yalnız bir motosikletçi, eski sevgilisiyle yüzleşmek için amerika'yı boydan boya geçer. yol boyunca cinsellik, melankoli ve içsel boşlukla karşılaşır. son sahnesi çok konuşuldu, sansür tartışmalarına yol açtı. sessiz, rahatsız edici ama çok kişisel.
2. `ken park` (2002) – `larry clark`, edward `lachman`
amerikan banliyösünde gençlerin içsel yolculukları ve tensel keşifleri. rahatsız edici dozda açık ve gerçek.
3. `the dreamers `(2003) – `bernardo bertolucci`
1968 paris'inde üç gencin cinsellik, sinema ve devrim arasında sıkışan bedenleri ve arzuları. yol sabit ama içeride fırtına var.
4. `all about anna` (2005) – `jessica nilsson`
kadın bakış açısıyla cinsellik, yalnızlık ve yakınlık üzerine cesur bir danimarka yolculuğu. erotik ama duygusal derinliği de var.
5. `malena` (2000) – `giuseppe tornatore`
gerçi klasik yol filmi sayılmaz, ama bir çocuğun büyürken içsel yolculuğunda karşılaştığı kadın: malèna. erotik nostalji ve melankoli yüklü.
`araba temali / odakli yol filmleri`
1. `drive` (2011) – `nicolas winding refn`
bir araba sürücüsü, sessizliğiyle şiddet arasında gidip gelir. neon ışıklar, hız ve yalnızlık. direksiyon başında bir şiir.
2. `vanishing point` (1971) – richard c. sarafian`
kowalski, beyaz bir dodge challenger'la durmaksızın gider. polis kovalar, ama o başka bir şeye kaçıyordur. klasik amerikan yol felsefesi.
3. `the italian job` (2003) – f. gary gray
mini cooper'larla yapılan kaçış planı, şehirde koreografik araba kovalamacalarının zirvesi. araba filmi gibi dans filmi.
4. ``crash` (1996) – `david cronenberg`*
araba kazalarına erotik takıntı geliştiren bir grup insan. yol, beden ve çelik birbirine karışıyor. hem cinselliği hem otomobil kültünü en uç sınırına taşıyor. erotik mi? sapkın mı? sanat mı? her şey olabilir.
5. `baby driver` (2017) – `edgar wright`
sürüş sırasında müzikle senkronize olan bir kaçış ustası. arabalar, beat'le akar. müzikal araba kovalamacası gibi.
`komedi // aksiyon yol filmleri`
1. `due date` (2010) – `todd phillips`
bir baba adayı zamanında doğuma yetişmeye çalışır ama yanında nevrotik bir yol arkadaşı vardır: zach galifianakis. absürt kazalar, kavga, köpek ve uçuk geyikler. tersine işleyen bromance.
2. `war dogs` (2016) – `todd phillips`
iki genç kafadar, abd ordusuna silah satarken kendilerini afganistan'a uzanan tehlikeli bir yolun içinde bulur. gerçek olaylardan esinlenmiş, bol para, bol saçmalık, kara mizah dolu.
3. `the heat` (2013) – `paul feig`
asabi fbi ajanı ile dağınık boston polisi birlikte çalışır. yol boyunca tam bir felaketler zinciri. kadın buddy cop türünün en iyilerinden, `sandra` `bullock` & `melissa mccarthy` ikilisiyle bomba gibi.
4. `hit and run` (2012) – `dax shepard`
tanık koruma programındaki bir adam, sevgilisiyle kaçarken geçmişindeki suçlularla ve fbi ile yolları kesişir. arabalar, bankalar, kaçışlar, bol kahkaha ve saçmalık.
5. `pineapple express` (2008) – `david gordon green`
iki uyuşturucu kafası, bir cinayete tanık olur ve kaçarlar. yol boyunca şiddet, kafa dumanı ve bromantik dayanışma. `seth rogen` & `james franco`'dan uçuk kaçık bir yol hikâyesi.
kıyamet sonrasını// post-apokaliptik filmler 1. threads (1984) – ingiltere yönetmen: mick jackson nükleer savaş sonrası ingiltere'de sıradan insanların hayatta kalma mücadelesi. belgeselvari anlatımı ve sert gerçekçiliğiyle travmatik derecede etkili. gerçekçi post-apokaliptik film arayanlara şart. 2. the quiet earth(1985) – yeni…devamıkıyamet sonrasını// post-apokaliptik filmler
1. threads (1984) – ingiltere
yönetmen: mick jackson
nükleer savaş sonrası ingiltere'de sıradan insanların hayatta kalma mücadelesi. belgeselvari anlatımı ve sert gerçekçiliğiyle travmatik derecede etkili. gerçekçi post-apokaliptik film arayanlara şart.
2. the quiet earth(1985) – yeni zelanda
yönetmen: geoff murphy
bir sabah uyanan adam, dünya'da yalnız kaldığını fark eder. bilim kurgu ile felsefeyi birleştiren sakin ama rahatsız edici bir kıyamet sonrası anlatı.
3.le dernier combat (1983) – fransa
yönetmen: luc besson
besson'un ilk uzun metrajı. diyalog neredeyse yok. sessiz, gri bir dünyada geçen bu film, medeniyetin çöküşünü stilize bir şekilde anlatır. sanatsal bir yaklaşım.
4. turbo kid(2015) – kanada
yönetmenler: françois simard, anouk whissell, yoann-karl whissell
1980'ler video oyunu estetiğinde, eğlenceli ve kanlı bir post-apokaliptik macera. radyasyon, bisiklet çeteleri ve synth müzikliretro fantezi!
5. dead man's letters(1986) – sovyetler birliği
yönetmen: konstantin lopushansky
nükleer savaş sonrası karanlık ve melankolik bir anlatım. varoluş, umut ve insanlığın anlamı üzerine şiirsel ve ağır bir film.
6. the road (2009) – abd
yönetmen: john hillcoat
oyuncular: viggo mortensen, kodi smit-mcphee
babasının oğluyla birlikte hayatta kalma mücadelesi. cormac mccarthy'nin romanından uyarlandı. depresif ama çarpıcı bir yolculuk.
7. cargo (2017) – avustralya
yönetmen: ben howling, yolanda ramke
zombi salgını sonrası bir babanın bebeğini güvenli bir yere ulaştırma çabası. dramatik, sade ve duygu yüklü bir kıyamet sonrası anlatı.
8. these final hours(2013) – avustralya
yönetmen: zak hilditch
dünya'ya çarpacak meteorun son saatlerinde geçen bir hikâye. ahlak, seçim ve insanlık temaları içinde geçen hızlı tempolu bir dram.
9. time of the wolf(le temps du loup) (2003) – fransa
yönetmen: michael haneke
toplumun çöküşünden sonra kırsal bir alanda hayatta kalmaya çalışan bir aile. gerçekçi ve duygusal olarak yıpratıcı bir deneyim. haneke'den distopik bir kabus.
10. the survivalist (2015) – ingiltere
yönetmen: stephen fingleton
kıtlık sonrası bir ormanın derinliklerinde yalnız yaşayan bir adam, iki kadınla karşılaşınca hayatı değişir. gerilim yüklü, sessiz ve çarpıcı bir hayatta kalma hikayesi.
kıyamet sonrası `/` aksiyon dolu az bilinen filmler
(mad max, book of eli,i am legend vb.tarzında .)
1. doomsday (2008) – ingiltere
yönetmen: neil marshall
bir virüs britanya'yı yok eder, karantina altına alınan bölgeye 30 yıl sonra bir ekip gönderilir. mad max + kaçış + ortaçağ estetiği! vahşi, hızlı, stilize bir aksiyon distopyası.
2. bounty killer (2013) – abd (müthiş )
yönetmen: henry saine
şirketlerin dünyayı mahvettiği bir gelecekte, şirket yöneticilerini avlayan kelle avcıları. çizgi roman tarzı, bol aksiyonlu ve kara mizahlı bir yapım. grindhouse ruhu severler için.
3. the domestics(2018) – abd
yönetmen: mike p. nelson
amerika, çeteler tarafından bölgelere ayrılmıştır. genç bir çift, güvenli bölgeye ulaşmak için bu çılgın dünyada yol alır. karanlık atmosfer, bol şiddet, sert aksiyon.
4. riot girls(2019) – kanada
yönetmen: jovanka vuckovic
yalnızca çocukların hayatta kaldığı bir dünyada geçen punk ruhlu bir aksiyon. lord of the flieshavası retro distopya estetiğiyle birleşiyor. kadın karakterler ön planda.
5. the bad batch(2016) – abd
yönetmen: ana lily amirpour
oyuncular: suki waterhouse, jason momoa, keanu reeves
amerika'nın dışına atılmış suçluların yaşadığı bir çölde, yamyamlık ve hayatta kalma savaşı. aksiyonla sanatsallık arasında dolaşan, sıra dışı bir yapım.
6. bushwick (2017) – abd
yönetmenler: cary murnion, jonathan milott
oyuncular: dave bautista, brittany snow
brooklyn'de geçen iç savaş tarzı bir hikaye. sokaklar savaş alanına dönüyor. kamerayı karakterlerin arkasında sürekli hareket ettiren yapısıyla neredeyse gerçek zamanlı, yüksek tempolu.
7. eklipse (the divide) (2011) – abd / kanada / almanya
yönetmen: xavier gens
nükleer felaket sonrası bir apartmanın sığınağında kapalı kalan insanların zamanla canavara dönüşmesini anlatan karanlık ve agresif bir film. psikolojik ve fiziksel aksiyon birleşimi.
8. automata (2014) – ispanya / bulgaristan
yönetmen: gabe ibáñez
oyuncular: antonio banderas
güneş radyasyonu dünyayı mahvetmiş, robotlar devrede. yapay zekâ, kıyamet sonrası bir dünyada bilinç kazanır. aksiyonun yanında felsefi sorular da barındırır.
9. turbo kid(2015)
yine bu listede olmayı hak ediyor.mad max + bmx!
punk atmosferi, bol kan, bol nostalji ve eğlenceli aksiyon. bütçesine göre şahane.
10. zone 414(2021) – abd
yönetmen: andrew baird
gelecekte robotların yaşadığı bir şehirde geçen, noir havasında distopik bir polisiye. blade runner kırması, düşük tempolu ama aksiyonlu bölümleriyle dikkat çekici.