Gülseren öldü yaşasın Gülseren. Erkeklerin ve kadınların şerefsizliğini anlatan bir film. Bu hikayede yanan ise Gülseren oldu. Erkeklerin dişi kadın arayışları.. kadınların erkekleri etkilemek için kendilerini değiştirmeleri... böyle şeyler izledikçe o kadar sinirleniyorum ki.. neyseeee. Yeşilçam izlerken hâlâ ağlıyorum. Film…devamıGülseren öldü yaşasın Gülseren.
Erkeklerin ve kadınların şerefsizliğini anlatan bir film. Bu hikayede yanan ise Gülseren oldu.
Erkeklerin dişi kadın arayışları.. kadınların erkekleri etkilemek için kendilerini değiştirmeleri... böyle şeyler izledikçe o kadar sinirleniyorum ki.. neyseeee.
Yeşilçam izlerken hâlâ ağlıyorum. Film müziği olan "Sarmaşık Gülleri" ni de ayrıca çok severek dinlerim.
Gülseren'in defterine yazdığı filmin başında yer alan şu sahne kalbime bir mızrak gibi saplandı:
Annemi bir yağmurlu gecede kaybettik işte o geceden sonra yağmur ve sonbahar benim için hüzün demektir. Yalnız, çok yalnız geceler geçirdim. Bu satırlar zavallı öksüz bir kızın ıstırap dolu yıllarının beceriksiz titrek elleriyle yazdığı hikayesi olacak. İnsanların iyi günlerinde kötü günlerinde konuştuğu dostu arkadaşları olurmuş. İyi anlarını onlara anlatırken yaşadığından daha mutlu olur, kötüleri anlatırken ferahlar teselli bulurmuş.. tanrı bana bu dostları çok buldu. Arkadaş nedir bilemedim. Tek dostum gözyaşlarımdı. Ta ki bu deftere sahip olana kadar...
“Bu anı unutmayacağım. Sessizliği, alacakaranlığı, çilek ve süt taslarını, akşam aydınlığındaki yüzlerinizi. Uyuyan Mikael’i, çengini çalan Jof’u. Konuştuğumuz şeyleri hatırlamaya çalışacağım. Ağzına kadar taze sütle dolu bir tas gibi, ellerim arasında dikkatle taşıyacağım bu anıyı. Hem uygun bir işaret olacak…devamı“Bu anı unutmayacağım. Sessizliği, alacakaranlığı, çilek ve süt taslarını, akşam aydınlığındaki yüzlerinizi. Uyuyan Mikael’i, çengini çalan Jof’u. Konuştuğumuz şeyleri hatırlamaya çalışacağım. Ağzına kadar taze sütle dolu bir tas gibi, ellerim arasında dikkatle taşıyacağım bu anıyı. Hem uygun bir işaret olacak bu, yetecek bana”
Çok güzeldi. En sevdiğim filmler arasında yerini aldı. Bazı sahnelerde gözyaşlarımı tutamadım.
Ölüm, inanç, sorgulama, tanrının varlığı/ yokluğu, hayatın anlamı üzerine..
Defalarca izleyebilirim.
Teşekkürler sn. Bergman. :)
"O kadar çok şey biliyorsun ve hiçbir şey bilmiyorsun." Rüyalar, geçmiş, sorgulamalar, soğukluk... Ve yine Bergman. Çok beğendim. (Ve Bergman'ın kadınları... feministlik problems)
"Çünkü ben şu an babamı sevmediğimi düşünüyorum. Annemi bile sevmediğimi düşünüyorum ben. Çünkü kendimi bile sevmediğimi düşünüyorum ben, sevmediğim bir kadınla evlendiğimi, sevebileceğim bir kadın olamayacağı için bunları önemseyemediğimi, bu yüzden sevmediğim bir kadınla evlenmekte sakınca görmediğimi düşünüyorum. " "Yeteneklerimin…devamı"Çünkü ben şu an babamı sevmediğimi düşünüyorum. Annemi bile sevmediğimi düşünüyorum ben. Çünkü kendimi bile sevmediğimi düşünüyorum ben, sevmediğim bir kadınla evlendiğimi, sevebileceğim bir kadın olamayacağı için bunları önemseyemediğimi, bu yüzden sevmediğim bir kadınla evlenmekte sakınca görmediğimi düşünüyorum. "
"Yeteneklerimin farkındaydım. Basitliğimin ve sıradanlığımın ve kaybolmuşluğumun farkındaydım. Öfkeli bile değildim. Yalnızdım sadece. Doğduktan bir süre sonra yalnız kalmıştım. Yalnızlığımın üzerine bir cümle bile kurmamıştım içinde su bile geçen. Ama farkında değildim neden böyle olduğunun, beni basit kılan şeyin, sıradan kılan şeyin, kayıp eden şeyin, hatta öyle dediğime bile bakmayın basit, sıradan, kaybolmuş olduğumun bile farkında değildim, çünkü yoktu hayatımda böyle şeyler. Böyle şeyler olmazdı hayatta. Vardık ve bu kadardı her şey."
Güray Süngü / Biliyorum, Hayat Yeniler Kendini adlı öyküsünden.
Gençken her genç gibi genç olduğumun farkında değildim. Bu sebeple “gencim, şöyle yapayım, böyle edeyim,” diyenleri hiç anlamadım. İnsanın içinde olduğu hal ona en yabancı haldir. Deli deliliğini, genç gençliğini, ihtiyar fıkradığını bilmez. Birisi yeri gelir de söylerse bunları duyar,…devamıGençken her genç gibi genç olduğumun farkında değildim. Bu sebeple “gencim, şöyle yapayım, böyle edeyim,” diyenleri hiç anlamadım. İnsanın içinde olduğu hal ona en yabancı haldir. Deli deliliğini, genç gençliğini, ihtiyar fıkradığını bilmez. Birisi yeri gelir de söylerse bunları duyar, duyar da yine anlamaz.
Coşkuyla Ölmek
Dert, onunla yaşayacağını düşünmektir, gelip geçicilik dert değildir diye düşünürdüm. Yarın ya da öbür gün ya da gelecek ay ölecek olsam benim ne derdim olabilirdi ki; dert yaşamaktır, bunu iyi biliyordum. Coşkuyla Ölmek