Her zaman söylediğim gibi siyah-beyaz filmleri hep daha fazla severim, vermek istedikleri duyguyu bu renksiz dünyada daha iyi yansıtıyorlarmış gibi gelir bana. Bir alakası var mıdır bilmem ama, öyle işte. Japon filmlerini de genel anlamıyla beğenirim, kendi kültürlerine bağlı kalırlar…devamıHer zaman söylediğim gibi siyah-beyaz filmleri hep daha fazla severim, vermek istedikleri duyguyu bu renksiz dünyada daha iyi yansıtıyorlarmış gibi gelir bana. Bir alakası var mıdır bilmem ama, öyle işte. Japon filmlerini de genel anlamıyla beğenirim, kendi kültürlerine bağlı kalırlar hep, ve hızlıdırlar. Ağır ağır ilerlemez sahneler, uzundur ama hızlıdır, boğmaz, sıkmaz, filmden koparmaz. Bu filmde beni iten tek şey 207 dakika olmasıydı. "207 dakika film mi olur be kardeşim?" dedim, izlemeye başlarken. Bitirdim yine aynısını söylüyorum. "207 dakika film mi olur?" Yanlış anlamayın, filmden sıkıldığımdan değil, sadece bu kadar uzunluk bana gereksiz geliyor. Uzun olmasına karşın dediğim gibi sahneler hızlıydı, Japonlar izlediğim filmlerinden anladığım kadarıyla hızlı insanlar, filmleri de öyle. Uzatmıyorlar sahneleri, yavaş yavaş yapmıyorlar yapacakları işi. Her şey bir anda oluyor ve bitiyor. O hızlı sahneleri de ince ince ve zekice işliyorlar, ilmek ilmek örüyorlar, bu detayda filmin içine daha fazla çekiyor. Oyuncuların sürekli senkronize halinde hareket etme detayı da hoşuma gitti, başarılı buldum. Aslında basit bir detay gibi görünse de bu kadar senkronize hareket edebilmek büyük emek ister, sadece bu yüzden bile oyuncular tebriği, film ise artı puanı hak eder. Film tam ortalarına geldiğinde biraz izleyici dinlendirmek ve yeni sahnelere zihinsel olarak hazır hale getirmek için kısa bir müzik arası veriyor, atlamayıp dinlemenizi tavsiye ederim. 'Aksiyon var mıydı?' derseniz, bana göre öyle çok aksiyon yoktu, ama olan sahnlerde bunun altını doldurmuştu. Bu filmin bir aksiyon dramı olduğunu düşünürsek de aksiyon sahnelerinin yeterli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Savaş sahnelerine de girmek istiyorum biraz, genelde de sürekli bağıran ve hızlı konuşan Japonlar, bu sahnelerde daha bir fazla bağırıp, daha hızlı konuşuyorlar. Sanki bir şeyler söylüyorlar, ama hiçbir şey söylemiyorlar da gibi. Bir Ege'li olarak kendimi bu bakımdan Japonlara yakın hissederim, Egeli olanlar, ya da Egeli tanıdığı olanlar bilir. Tezcanlı insanlarızdır genel olarak ve konuşmalarımız da fazlasıyla hızlıdır, hele ki heyecanlandığımızda bu hız daha da artar. O yüzden bu kadar hızlı konuşmaları bana garip gelmedi. Eğer Japonca bilseydim, ne dediklerini de rahatlıkla anlayabilirdim galiba.
Köylüler bir bana mı nankör geldiler? Samuraylar onlar için her şeyi yaparken, onlar bir teşekkürü bile çok gördüler. İnsanlığın çok güzel bir özeti işte bu. Birinin önüne dünyayı da serseniz "Jüpiter nerede?" diye sorar. Köylüler de öyleydi, tek düşündükleri kendi çıkarları idi, galip geldiler (!) ve samurayların ne olduklarını umursamadılar bile.
Gelelim filmin aldığı puana. 8.6 gibi oldukça yüksek bir puan almış, ve 19. sırada. Bu kadar üst sırada olmayı hak eder miydi? Bu tartışılır bir konu. Yılına ve zorlu şartlarına -savaş zamanları- hürmeten bu kadar rağbet görmüş olabilir. Aynı film şu zamanda çekilseydi, bu kadar etki göstermezdi belki de. Ortalamanın üstünde, çok iyi denilecek bir seviyeye ulaşmayan, aksiyon ve dram sahnelerini dengede tutan, müzikleri de dinlendirici olarak seçen kült bir yapım. Uzun olması içinizde ön yargı oluşturmasın, sahneler hızlı ilerliyor, ve sıkıcı değiller. Gönül rahatlığı ile izleyebilirsiniz.