Kitabın Mustafa Kemal Atatürk tarafından okul müfredatlarına konulmasını, özellikle askeri okullarda okunmasını emrettiği için merak edip listeme ekledim ve çok geçmeden okumaya başladım. Siyasi bir kitap olduğu için ağır bir dili olan kitap beklerken oldukça akıcı olan bir kitapla karşılaştım.…devamıKitabın Mustafa Kemal Atatürk tarafından okul müfredatlarına konulmasını, özellikle askeri okullarda okunmasını emrettiği için merak edip listeme ekledim ve çok geçmeden okumaya başladım. Siyasi bir kitap olduğu için ağır bir dili olan kitap beklerken oldukça akıcı olan bir kitapla karşılaştım. Tabi bunda kitabın Türkçe diline çevriliş şeklini ve de konusunun ilgimi çekmesini de göz ardı etmemem gerek.
Kitap Finlandiya'nın bağımsızlık mücadelesini ve Finlandiya'yı içine batmakta olduğu bataklıktan kurtarmak için çabalayan, cehalete son verip ülkeyi aydınlatmak isteyen en başta Snelmann olmak üzere ülkedeki tüm aydınların verdiği mücadeleyi ve Finlandiya'nın bugünkü zamanına nasıl geldiğini anlatıyor. Bir bataklıkta nasıl beyaz zambaklar açtığından en derinlemesine kadar hikayelerle de destekleyerek aktarıyor diyebiliriz.
Birçok genç, özellikle lise çağındaki öğrencilerin gıpta ettiği hayranlık duyduğu eğitim sistemine sahiptir Finlandiya. Bir çoğumuz lise çağındayken ''ah keşke Finlandiya gibi bir eğitim sisteminde eğitim görseydim." deriz, hatta bundan daha fazlasını bile hayal edebiliriz. Sonuçta hayal kurmak bedava... Aslında üniversiteyi bitirmek üzereyim ama hâlâ bu konuda hayaller kurmaya devam ediyorum. Finlandiya bugünkü dönemlerine bizden daha da kötü bir durumdayken gelmiş. Kitap bu konuda ilham olacak nitelikte. Doğrusunu söylemek gerekirse okurken şuanki halimize bakıp üzülsem de içimde bir umut ışığı doldurdu. Şuan için böyle bir sistem ütopik bir hayal gibi görünse de kim bilir belki ileride hayal ettiğimiz sisteme, beklediğimiz güneşe kavuşur, kendi bataklığımızda istediğimiz çiçekleri açtırırız.
Kitabın siyasi tarafına çok girmeyeceğim, bu çok uzun ve içinden çıkılmaz bir yorum olur. Kitapta da bahsedilen, şuan ülkemiz için büyük bir sorun olan bir durumdan bahsedeceğim. "Futbol fanatizmi." İnsanların bir şeye ilgi duyması güzel. 'Hatta insanların sevdikleri şeylere, eğlencelerine karışmayalım.' da diyebilirsiniz. Bunun eğlence olduğunu bilen, sınırı aşmayan insanlara lafım yok. Lakin ülkemizde futbol sevgisi holiganlık derecesinde ve taraftarlar birbirlerine fazlasıyla saygısız davranıyorlar. Bir de tabi futbolda başarılı olan kişinin ya da takımın her branşta başarılıymış gibi lanse edilmesi, ya da diğer spor dallarının önemsenmemesi durumu var. Tıpkı Snelmann ve diğerlerinin yaptığı gibi ülkemizde de diğer spor dallarına teşvik edici şeyler yapılabilir, futbol oynamak isteyen, futbol takip etmek isteyen yine futbol takip eder, tabii saygı çerçevesi dışına taşmadan.
Vakit kaybetmeden kitabı edinip okumanızı tavsiye ederim, hem kısa hem de oldukça akıcı bir kitap. Ve bu bize ütopik gelen, aslında bir zamanlar Fin halkına da ütopik gelen dünyayı okuması, Finlandiya'nın bataklıktan çıkmasını okumak, öğrenmek, her satırında derin hayallere dalmak çok güzel.