"Kendini olduğundan daha büyük görme hastalığına megalomani, bu hastalığa yakalanmış kişilere de megaloman denir. Bu kişilerde kendilerini aşırı beğenme, üstünük hissine kapılma, başkalarının duygu ve düşüncelerini anlayamama gibi durumlar hâkimdir. Kendisine karşı yapılan eleştirilere katlanamaz. Herkesten daha güzel ve başarılı…devamı"Kendini olduğundan daha büyük görme hastalığına megalomani, bu hastalığa yakalanmış kişilere de megaloman denir. Bu kişilerde kendilerini aşırı beğenme, üstünük hissine kapılma, başkalarının duygu ve düşüncelerini anlayamama gibi durumlar hâkimdir. Kendisine karşı yapılan eleştirilere katlanamaz. Herkesten daha güzel ve başarılı olduklarını, büyük işler başarmaları gerektiğini düşünürler. Her zaman pohpohlanmayı isterler, aksi takdirde büyük hayal kırıklığına uğrarlar."
Bence kötü sayabileceğimiz tüm bu özellikleri bir karakterde toplayıp içten içe bizim o karakteri savunmamızı ve haklı görmemizi sağlamak filmin en büyük başarısıydı.
Ancak ana karakterimiz her ne kadar tüm bu özellikleri taşıyor olsa da bence ufak bir detayla megaloman olarak etiketlenmekten kurtuluyordu. Çünkü kendini olduğundan büyük görmüyor, yaptığı işlerin desteklenmesini ve hak ettiği değeri görmek istiyordu. Eğer gerçekten hak etmiyorsa dahi bu değeri görmek için elinden geleni yapıyordu. Bu açılardan bakacak olursak filmde gerçekten kendimi gördüm. Bu da filmin bize vermek istediği değersizleşme hatta bir nevi eskime duygusunu ve yeniden gün yüzüne çıkma isteğini tamamıyla hissetmemi sağladı.
Filmde Birdman ile toplumun, eleştirilerin, gerçeklerin, çatışmasını izliyoruz ancak bu savaşı başlatan yine Birdman' in ta kendisi. Çünkü kendisini kanıtlamak ve bazı gerçekleri değiştirmek istiyor karakterimiz. Meğer kendini kanıtlamak isteyenler kendiyle çatışacak derecede ne kadar yalnız kalıyorlarmış? Belki de yalnız kaldıkları için kendilerini kanıtlamak istiyorlardır, kim bilir? Bunun dışında filmde daha birçok savaşla karşılaşıyoruz. Üstelik katılımcıların o kadar çok olduğu savaşlar ki bunlar: popüler kültür, eleştirmenler, oyuncular, sinema, tiyatro...
Hayatın bazı gerçeklerini her dakika replikleriyle yüzümüze çarpmasına karşın; sinematografinin, çekimlerin, kamera geçişlerinin ve açılarının mükemmelliği, birçok sahnenin ilginçliği ve güzelliği onları kaçırmama neden oldu. Bu yüzden filmi geri sarıp sarıp izledim. Birdman' in hayali dünyasıyla gerçek dünya arasındaki geçişler de çok iyi ayarlanmıştı. Ve eleştirmenlerin de eleştirilebileceği ayrıntısı çok güzeldi.
Rolünün içinde rol yapmak varsa oyuncuların işleri daha bir zordur diye tahmin ediyorum buna rağmen zaten kaliteli olan bu kadronun oyunculuklarını çok beğendim. Ayrıca arkada sürekli çalan bateri sesiyle ilgili kötü yorumlar görsem de müzik seçimleriyle beraber benim çok hoşuma gitti. Bence filme ayrı bir hava katmış.
Oyunculuk, yönetmenlik, psikoloji ve eleştirilere ilgi duyduğum için filmi ayrı bir beğendim. Tam bana hitap eden, "Keşke ben çekseymişim." ve "Bu benim filmim." dedirten, hayatı gerçeklikleriyle ele alan bir başyapıt. 9/10
Michael Keaton' un eskiden Batman' i oynaması ve günümüzde hâlâ " I' m Batman " demesi de isabet olmuş.