Spoiler içeriyor
Giriş Notu: Spoiler yazdığım kısımlarda bunu belirttim. + Ne yapıyorsun? - Eski maçlarımın tekrarını. + Niye ki? - Oyunumdaki zaaflarımı arıyorum. + Sonuç? - Hiç zaafım yok. 2020 yılının en iyi dizilerinden oluşan 10 dizilik bir liste yapılmasını istesek herkesin…devamıGiriş Notu: Spoiler yazdığım kısımlarda bunu belirttim.
+ Ne yapıyorsun?
- Eski maçlarımın tekrarını.
+ Niye ki?
- Oyunumdaki zaaflarımı arıyorum.
+ Sonuç?
- Hiç zaafım yok.
2020 yılının en iyi dizilerinden oluşan 10 dizilik bir liste yapılmasını istesek herkesin ilk aklına gelebilecek dizilerin arasına koyabiliriz The Queen's Gambit'i. İzlemekte biraz geç kalmış olabilirim, tabi aradan geçen yaklaşık 6 aylık süreye geç demek gerekirse. Öncelikle bir çırpıda izledim gibi şeyler söylemeyeceğim, çünkü bu 7 bölümlük diziyi izlemem birkaç günümü aldı. Hem çok ağır bir diziydi, hem de uzundu. Bu sebeple diziyi anlamdırıp kaldırabilmem için birkaç güne yaymam gerekti. Dizinin konusundan tek cümleyle bahsetmek gerekirse, annesini kaybettikten sonra yetimhaneye düşen ve burada sakinleşitiricilere bağımlı olan Beth Harmon adlı bir genç kızın satranca olan inanılmaz yeteneğini keşfetmesini ve adını tüm dünyaya duyurmasını anlatıyor. Dönem dizilerini çok sevdiğim için bunu da çok sevdim, konusu farklıydı ve bu konuyu başarılı bir şekilde işlemişlerdi, her dizide aşkı yoğun bir şekilde gördüğümüz için bunun aşka çok fazla yoğunlaşmamış olması beni mutlu etti. Eğer böyle bir dizide aşk detayını uzun uzun görseydik, satranç konusunun pek bir anlamı olmazdı, ve dizi raydan çıkardı.
***SPOİLER***
Aşk demişken bahsetmeden geçmek istemiyorum. Beth'e en çok yakıştırdığım partner Benny oldu. En az yakıştırdığım ise Harry idi. Belki Benny ve Harry'nin yaşları aynı ya da çok yakın olabilir ama Harry'i Beth'e göre çok yaşlı buldum.
***SPOİLER BİTTİ, DEVAM EDEBİLİRSİNİZ***
Satranç severler için biçilmiş kaftan olan bu dizi konusu ve bu konuyu işleyiş biçimi ile hiç ilgi duymayanları bile ekran başına kilitlemeyi başarabilir, tabii bunda oyuncuların performansını da göz ardı etmememek gerek. Birazdan bu konuya da fazla uzun tutmadan değineceğim. Dizinin satranca olan merakı ve satranç takımı satışlarını arttırdığını da göz ardı etmememiz lazım. Şu ana dek satranca dahil tek bildiğim şey taşların adları ve nasıl ilerledikleriyken şimdi hayatıma satranca dair bir sürü terim girdi, bu açıdan da dizinin bana bir şeyler kattığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Satranca ilgi duymamı sağlamadı ama hedeflerim konusunda beni hırslandırdı.
Tek tek tüm oyunculuklara ya da karakterlere değinemeyeceğimiz için ön plana çıkan oyuncuların başarılını olduklarını ve rollerini çok iyi yansıttıklarını söylemek isterim. Özellikle Beth Harmon karakterine hayat veren Anya Taylor rolüne cuk diye oturmuştu. Karakterin tarzı da filme çok uygundu, özellikle saç şeklini çok beğendim. Diziyi bitirdikten sonra oyuncunun instagram hesabında bir gezinti yaptım ve sarı uzun saçlı olduğunu gördüm. (büyük ihtimalle kaynak) Anya Taylor olsaydım kesinlikle hayatıma dizideki saçımla devam ederdim, gerçekten çok mükemmel bir tarz. Yakışacağını bilsem saçımı o renge boyayıp o modelde kestirmek isterdim, bunu bir özenme olarak algılamayın, kısa saç modellerine normalde de hayranım. Karakterin tarzından söz açılmışken Beth'in sadece satranca odaklanmayıp her an güzel ve dikkat çekici görünmeye çabalaması da güzel bir ayrıntıydı, tabii bunun için ekstra bir çaba sarfetmediği anlarda bile bir şekilde tüm dikkatleri üzerine topladığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Bir itirafta bulunmam gerekirse en başından beri Beth karakteri çok itici geldi. Evet tarzı, güçlü duruşu, istikrarı, özgüveni, asla pes etmemesi, sürekli okuması ve kendini geliştirmesi çok güzel ayrıntılardı ama mimikleri iticiydi. Çok iyi donuk mimiklere sahipti, -buradaki donuktan kastım karakterin biraz katı ve güçlü imaj çizmeye çalışmasıyla alakalı- ama bu mimikler iticiydi. Sürekli göz devirip durması ve tuhaf bakışları beni karakterden soğuttu, neden sürekli karşısındakine göz deviren bir karakter var edersiniz ki? Ayrıca sakinleştirici ilaçlar sayesinde tüm oyunu kolay bir şekilde zihninde canlandırması biraz tuhaf geldi. Hayatımın kısa bir bölümünde sakinleştirici ilaç kullandım ama zihnimi sadece bir şeye odaklanacak kadar boaşlttığını hatırlamıyorum, ya da kullanan yakınlarımdan böyle söylemler duymadım. Tabii bir dizi senaryosu olduğu için fazla takılmamamız gerek ama yine de tuhaf. Biraz daha Beth karakterinden bahsetmem gerekirse fazlasıyla özgüvenli olduğunu söyleyebilirim, hayran bırakan bir özgüveni ve egosu var. İçi dolu bir ego. Hakkını veriyor.
Dizi en başında da söz ettiğim gibi çok ağır, fazlasıyla ağır. Lakin boğucu bir ağırlığı yok, altından kalkabiliyorsunuz, ve sonunu büyük bir zevkle getiriyorsunuz. İzlemekten çok zevk aldım.
SPOİLER***
Unutmadan bu durumdan da bahsetmek istiyorum. Dizi boyunca Beth'in Bay Shaibel'i ziyaret etmesini bekledim. Bu konuda adını tüm dünyaya duyurmasında kendi hırsı, asla geri adım atmayışı ilk etken olmuş olsa da onu hiç bilmediği bu oyunla tanıştıran ve bildiği tüm detayları bir şekilde öğreten kişi Bay Shaibel'di. O yüzden ona borçlu olduğunu hissedip önemli maçlarından ya da ödül kazandıktan sonra onu ziyaret etmesini beklerdim.
Ayrıca dizi hakkında okumuş olduğum oldukça ilgimi çeken detaylardan bahsetmek istiyorum. Öncelikle dizi kadınların her alandaki başarısından bahsediyor, bunu hepimiz biliyoruz. Hatta Beth ile yapılan röportajda söylediği çoğu şey göz ardı ediliyor ve sadece onun kadın olmasına odaklanılıyor, bu birçok bölümde de üzerine basa basa dile getiriliyor. Beth Harmon'un tek amacı ise erkek egemen bu toplulukta cinsiyeti ile değil, başarıları ile gündeme gelmek. Ve bunu da başarıp herkese tokat gibi bir cevap veriyor. Beth'in son sahnede giydiği kıyafeti hatırlıyoruzdur. Beresinden ayakkabasına kadar tamamen bembeyaz giyinmişti. Buradaki ana fikirde satranç tahtası dünyaya benzetiliyor ve Beth Harmon da bu dünyanın kraliçesi.
Dizideki tüm maçların gerçek olduğundan bahsetmeden geçmek istemiyorum, evet profesyonel satranç ustaları eşliğinde gerçekten oynanmışlar. Buradaki amaç ise olabildiğince konuya bağlı kalmak ve eğer bir satranç uzmanı izleyecek olursa olası hataların önüne geçmek.