Spoiler içeriyor
NOT: SPOİLER VERDİĞİM KISIMDA BELİRTTİM. Bu dizinin iyi olduğunu tahmin edebiliyordum, fakat bu kadar iyisini asla beklemezdim. Aslında Haluk Bilginer, Ali Atay ve Serkan Keskin üçlüsünden herhangi birinin yer aldığı proje otomatik olarak güzelleşiyor. Fakat bu film için ayrı bir…devamıNOT: SPOİLER VERDİĞİM KISIMDA BELİRTTİM.
Bu dizinin iyi olduğunu tahmin edebiliyordum, fakat bu kadar iyisini asla beklemezdim. Aslında Haluk Bilginer, Ali Atay ve Serkan Keskin üçlüsünden herhangi birinin yer aldığı proje otomatik olarak güzelleşiyor. Fakat bu film için ayrı bir isme pencere açmamız gerekir; Okan Yalabık. Hayat verdiği Tarık karakterini oynamamış, yaşamış. İlacı içtiği zamanlardaki ölü gibi sakinliği, siniri, gerginliği... Yer aldığı tüm sahnelerde hakkını vere vere oynamıştı. Sadece Selim karakterini 15-16 yaşında ergen gibi kurgulamış olmaları bana saçma geldi, Bartu Küçükçağlayan da rolünde çok başarılıydı, sadece -sanırım 28 yaşındaydı- o yaştaki birinin ergen gibi davranması biraz tuhafıma kaçtı.
Oyuncu değerlendirmesini bir tarafa bırakıp tekrardan diziye dönebilirim. Dizinin senaryosu başarılı bir şekilde yazılmış, ve gerilimli bir şekilde kurgulanmış. Her sahnenin arkasından bir ters köşe, gerilim dolu bir olay çıktı. Hangi sahnede şaşıracağımı gerçekten şaşırdım. En ufak plan bile ağzımı açık bıraktı. Tabii bazı durumlar tahmin edilebilir düzeydeydi, o sahneler fazla şaşırtmadı, ama genel olarak dizi ters köşelerle doluydu. Neredeyse her karakter birbirleriyle bir şekilde bağlanıyorlar, suça ucundan dokunuyorlar ve izleyiciyi dumura uğratıyorlardı. Dizinin sahne kesmeleri ilk bölümlerde kafamı fazlasıyla karıştırdı, -aslında bu karmaşıklık son ana kadar devam etti- kesmeler arasında herhangi bir belirti olmadığı için hangi kesme geçmişten, hangisi şimdiki zamandan ayırt etmekte zorlandım, dizi zaman kavramımı tam anlamıyla yok etti. Fakat bu durumun eksi bir yön olduğunu söyleyemem, ilk iki bölümde geçmiş ve şimdi arasındaki sahne kesmelerinin ani bir şekilde yapılması, ve karmaşık düzelenmiş olması diziden biraz beni itmiş olsa da üçüncü bölümden sonra kesmelerin bu şekilde yapılmasının dizinin etkisini daha fazla arttırdığını ve bu karmaşıklığın diziye dair daha çok merak ve gerilim yarattığını farkettim, yani sahne kesmeleri de dizinin içeriğini düşünürsek etkisini gösterebilmesi açısından çok başarılıydı. Eğer Türk dizisi önerisi isteyen yabancı birine dizi önerisi verecek olsam ilk seçeneğim kesinlikle bu dizi olurdu. Leyla ile Mecnun çok daha güzel bir dizi ama neticede o absürt komedi. Ve Türk olmayan birinin o dizinin ince esprilerini anlaması, göndermeleri farketmesi zor olabilir, ama Masum dizisini gizem/suç konulu psikolojik bir dizi olduğu için evrensel olarak düşünebilir, ana dili Türkçe olmayan birine bile gönül rahatlığı ile önerebiliriz. Selim karakterinin kişilik tipini bir kenara bırakırsak kusur bulunmayacak kadar harika bir gizem dizisiydi, kendi türü içinde 10 üstünden 10 puanı hakediyor.
SPOİLER**
Dizinin son bölümünden bahsetmeden geçmek istemiyorum, son bölüm gerilimin zirve yaptığı, ters köşelerin ardı arkasına geldiği ve tüm bunların yanında bütün düğümlerin çözüldüğü, sorunların bittiği, ya da yeni sorunların başladığı bir bölümdü. Rüya'nın hikayesi üzerinden devam etseydi, kesinlikle izlerdim. Çünkü Rüya'nın hayat hikayesine girmişler, fakat tek bölüme sıkıştırıp bırakmışlar. Tabii bunun sebebi dizinin odak noktasında Tarık'ın bulunması. Onun dışında kimsenin hayatına derinlemesine girmemişler. Mesela anneleri ilaç kullanıyordu, ve bir hastalıktan söz ettiler, benim gözümden kaçmış da olabilir ama o hastalığın ne olduğundan söz etmediler. Tekrar Rüya'ya dönecek olursam Taner'in Rüya için aşığı var dediği bölümde aklıma ilk Selahattin gelmişti, bu konuda yanılmadım. Bence izleyen birçok kişinin de aklına Selahattin gelmiştir, çünkü dizi kadrosu içinde tarif edilen adama en uygun kişi Selahattin idi.
SPOİLER BİTTİ****
Dizinin sonu gerçekten çok mükemmeldi, asla beklediğim bir son değildi, tabii böyle durumlarda böyle olaylar düşünülebilir ama ben filmin sonunun başka bir yere bağlanacağını düşünüyordum. Yazılan bu son da filme gerçekten çok yakışmış, ama ucunun açık kaldığını söyleyebilirim. İzlediğim çoğu suç konulu dizinin sonu açık kalıyor, o yüzden bu da pek de takılacak bir durum değil.
Eğer bu dizi televizyonda yayımlanmış olsaydı kesinlikle yayımlandığı gündeki tüm dizileri gölgede bırakır, reytingleri alt üst ederdi.