Bir şövalye kendisine biraz daha zaman tanıması karşılığında Haçlı seferi dönüşünde yolunu kesen Ölüm'e satranç oynamayı teklif eder, eğer Ölüm'ü yenebilirse yaşamına kaldığı yerden devam edecek, kaybederse de Ölüm onu karanlıklar dünyasına götürecektir. Daha önce eski bir arkadaşımla beraber Bergman'ın…devamıBir şövalye kendisine biraz daha zaman tanıması karşılığında Haçlı seferi dönüşünde yolunu kesen Ölüm'e satranç oynamayı teklif eder, eğer Ölüm'ü yenebilirse yaşamına kaldığı yerden devam edecek, kaybederse de Ölüm onu karanlıklar dünyasına götürecektir.
Daha önce eski bir arkadaşımla beraber Bergman'ın Persona filmini -tam olarak takip etmemiş olsam da- izlemiştim. Tıpkı bu filmde olduğu gibi, o filminde ağır sorgulatan, geren bir havası vardı. Tam olarak iki filme bakıp buna karar vermek çok zor, ama yönetmenin tarzının ağır, felsefe ve psikolojik odaklı ve kasvetli olduğunun çıkarımını yapabilirim. Filmin başında sizi karşılayan o kasvetli hava sonuna dek peşinizi bırakmıyor. Filmin içeriği ile bağlantılı olarak konusu oldukça ağır ilerliyor. Bu ağırlık felsefe severler için pek sorun olmasa da ilgi duymayanları zorlayabilir. Her birimiz hayatımızın bir noktasında ölümle yaşam arasında kalan köprüyü, Tanrı'nın ve kendimizin varlığını sorgulamışızdır. Deneysel bir sinema havasında olan film de insanların bu sorgularının daha da derinleşmesine yol açıyor. Cevap veriyor diyemeyiz, çünkü ben tam olarak bu konularda tatmin edici cevaplar alamadım filmden. Lakin sonrasında bazı şeyleri araştırmaya ittiğini söylemek de pek yanlış olmaz. Felsefe konusunda derin bilgilere sahip olmasam da veyahut oturup uzun uzun araştırma yapmıyor olsam da bu tür yaşamı sorgulatan felsefik filmleri izlemekten zevk alırım, bakış açımı geliştirir. Özellikle dini konularda sorgulama yapanlar.
Filmin iyi olduğu kadar kötü yanları da var. 1 saat 36 dakika olmasına rağmen bir an için hiç bitmeyecek sandım, filmin içinde kaybolma hissini yaşadım. İzlerken dış dünyaya kendimi kapattım, çünkü film bunu istiyor. Derin bir anlam içeriyor ve bu anlamı kavramak için kendinizi film haricindeki dünyaya tamamıyla kapatmanız gerekir. Yemek yerken vakit geçsin diye izlenebilecek bir film değil mesela. Büyük bir dikkat istiyor, o dikkat kaçtığı anda kopukluklar yaşanıyor. O yüzden filmi izlemeye karar verirseniz başka bir şey düşünmediğinizden emin olun.
Bazı sahnelerinin gereksiz olduğunun kanaatindeyim. Filmin süresi kısa gelmiş, biraz daha uzasın diye o sahneler konulmuş gibiydi. Filmin içeriği ile pek de bağlantılı olmayan sahnelerdi ve ara ara bu sahnelere yapılan kesmeler ana konudan sapmama neden oldu. Sadece Ölüm ve Şövalyenin diyaloğunu bile izlesek ortaya güzel bir şeyler çıkabilirdi, ya da onların geçmiş hatıralarını.
Hayatınızı, ölüm ve yaşam arasındaki çizgiyi sorgulamak mı istiyorsunuz? Felsefe konulu derin bir film mi arıyorsunuz? İçinde anlamlı sözler mi barındırsın istiyorsunuz? Tam olarak aradığınız film Yedinci Mühür. Zihninizi boşaltın ve kendinizi bu derin felsefe okyanusunun içine bırakın. Kesinlikle filmi izlemek için kaybedeceğiniz saatlere değer.
...ALINTILAR...
- Bunları niye çiziyorsun?
+ İnsanlara bir gün öleceklerini hatırlatmak için.
- Bu onları mutlu etmez.
+ Niye hep mutlu olsunlar ki? Neden biraz da korkmasınlar?
- O zaman resmine kimse bakmaz.
+ İnan bana bakarlar. Bir kafatası çıplak bir kadından daha ilginçtir.
- Yorgun musunuz?
+ Evet.
- Neden?
+ Canımı sıkan biriyleyim.
- Kim o?
+ Kendim...
Benzer Filmler: Mr. Nobody, Waking Life