Spoiler içeriyor
Filmdeki müthiş isimleri saymayayım arkada görüyoruz zaten. Kaliteli oyuncu kadrosu ile kaliteli bir film. Kaliteli bir yönetmen eşliğinde. İlk kez bir çocuğu öldürdükten sonra çok baş ağrısı çektiği için ve bu ağrı hiç bitmediği için çocukları ve çocukları doğurmasın diye…devamıFilmdeki müthiş isimleri saymayayım arkada görüyoruz zaten. Kaliteli oyuncu kadrosu ile kaliteli bir film. Kaliteli bir yönetmen eşliğinde.
İlk kez bir çocuğu öldürdükten sonra çok baş ağrısı çektiği için ve bu ağrı hiç bitmediği için çocukları ve çocukları doğurmasın diye kadınları öldüren bir adam. En azından bize söylenen neden ilk başta bu.
İki bölümden oluşuyor bence film.Birinci bölüm polis olan abimizin Zodiac'ı yakalamaya çalışmasıyla geçiyor. İkinci bölüm ise karikatürist olan Robert'ın takıntıya dönüşen katili bulma çalışmalarını izliyoruz.
Klasikleşmiş bir katili yakalama filmi değil aslında. Klişelerden uzak. Son anda gelen ve yuh dedirten bir haberle katili bulmuyorlar mesela. Sanırım bunda gerçek bir hikaye olmasının etkisi var. Tabi bu kadar uzun sürmesi gerçekten bir süre sonra yeter dedirtti. 2.30 saat ve yavaş ilerleyen bölümler var. Gerçek bir hikaye olmasa herhalde sarmazdı.
Zodiac olabilecek 3 tane şüpheli çıkarıyor film karşımıza. Her şeyiyle Zodiac olduğunu belli eden Arthur. Yüzünü bir kere bile görmeriğimiz kim olduğunu da hiç anlamadığım Rick adında bir adam. Bir de Bob var. Şu korkunç bodrum katı olan adam. Evine niye çağırdıysa zaten korkunçtu.
Başında Arthur'u öylece bırakmaları çok saçmaydı zaten. Onun olduğu çok belliydi. Ama bir parantez açarak hala katil Arthur denilmediğini de söylemek lazım. Arthur filmin sonunda da dedikleri gibi sadece baş ve tek şüpheli. Birinci dereceden kanıt toplanmadığından da o şekilde kaldı ve zaten tam kanıt olabilir bu dediğimiz bir şey çıkınca kalp krizinden öldü.
...
Gerçek hikayede de Micheal Mageau "Beni vuran adam bu." diyerek Arthur'u gösteriyormuş. Ve hücre arkadaşı da taksiciyi öldürdüğünü itiraf ettiğini söylemiş. Buna rağmen kanıt yetersiz deniliyor. Çünkü ne parmak izi ne de el yazısı uyuşmuyor. 2002 yılında gelişen teknoloji ile mektup pullarından bir kanıt bulunuyor ve bu da Arthur ile uyuşmuyor. Polisler taradından çıkarılan robot resimlerle de uyuşmadığını düşünürsek. Pek de emin olamayız aslında. Tabi hapisteyken geçen 3 yılda mektupların kesilmesini de nasıl açıklayacağız bilemiyorum? 3 yıl hapis cezasını da küçük çocukları taciz ettiğinden vermişler. Zodiac olduğu kanıtlandığından değil yani.
Arthur dışında babasının Zodiac olduğunu düşünen bir çocuğun ihbarları var. Zodiac'ın bir mektubundaki gizli ismin harfleriyle aynı sayıda harf olan bir isme sahip olduğundan o da katil olabilir deniliyor. Tabi sadece bundan dolayı değil. Aynı zamanda bu adam polislerin çizdiği robot resimle de neredeyse aynı.
Bir de gerçek hikayede filmde hiç görmediğimiz Kane adında bir adam var. Bir polis memuru. Bu adamı da filmde izlediğimiz arabadan atlayan bebekli kadının tarif ettiği kişiyle eşleştiriyorlarmış.
Gerçek hikayemizde de bu 3 şüpheli var. Filmde de 3 tane şüpheli vardı hatırlarsanız. Bu bir tesadüf değil zaten. Sadece kitaba göre gittiği için film en çok Arthur üzerinde durulmuş ve suçlunun o olduğunu düşünmemiz istenmiş. Bu 3 şüpheliden sonra Zodiac'ın bir kişi değil de bir grup ya da gerçek Zodiac'dan sonra gelen kopyacılar olduğu düşünülüyor. İlk cinayeti işleyen Arthur. Sonra da diğer iki kişinin Zodiac adıyla cinayet işlediği söyleniyor. Zaten el yazıları da farklıydı hatırlarsanız filmde. Bana da en mantıklısı bu gibi geldi. Ama soruşturma kapanalı 17 yıl olmuş. Yani artık istesek de öğrenemeyiz. Tabi hala Zodiac'ın şifrelerini çözmeye çalışan bir grup insan daha mantıklı bir kanır bulursa ve soruşturmanın tekrar açılmasını sağlarsa orası ayrı.
✔7/10
'15.05.21