Reha Erdem'i ve Reha Erdem sinemasını daha çok yeni Kosmos filmi ile tanımıştım. Bugün Reha Erdem sinemasından ikinci bir film izleme şansı buldum. Film gerçek anlamda çok ağır ilerleyip belirli noktalarda uykumu getirse de hayatın gerçeklerini o kadar güzel, o…devamıReha Erdem'i ve Reha Erdem sinemasını daha çok yeni Kosmos filmi ile tanımıştım. Bugün Reha Erdem sinemasından ikinci bir film izleme şansı buldum. Film gerçek anlamda çok ağır ilerleyip belirli noktalarda uykumu getirse de hayatın gerçeklerini o kadar güzel, o kadar çarpıcı bir çekim ile yansıtıyordu ki etkilenmeden edemedim.
Reha Erdem için ''sanat yönetmeni'' yakıştırmasını yapabiliriz, çünkü filmleri fazlasıyla sanat havasında. Aslında filmin hikayesine baktığımızda günümüzde karşılabileceğimiz sorunların anlatıldığı basit bir film gibi görünüyor. Birçok kişinin aile ilişkilerinde problem vardır, ya annelerinden ya babalarından bekledikleri sevgiyi görmezler. Ya da kardeşlerinden aşağıda tutulurlar. Peki aile bir çocuğunu severken diğerini sevmiyor mudur? Tabii ki hayır. Sadece büyük olana büyük olduğu için daha fazla sorumluluk yüklenir ve bu sorumluluğun altından kalkamayan çocuklar ailelerinden de yeterli ilgi göremezler. Filmde işte bu alışılagelmiş aile hikayesini zamanın namaz vakitleri ile 5'e ayrıldığı bu köyde farklı bir kamera açısı ve kurgu teknikleri ile anlatmaya çalışılmış.
Film için kilit nokta diyebileceğimiz yer en başta yaşlı kadının kurduğu cümle ile başlıyor. ''Erkekler böyledir işte. Oğlancıkken iyilerdir, baba olunca babalarına benzerler.'' Filmde de babaların babalarından gördüklerini aynı şekilde oğullarına da uyguladıklarını görüyoruz. Aslında verilmek istenen mesaj çok açıktır. Çocuklar ailelerin bir yansımasıdır, anne veya baba neyse çocukta odur. -tabi bu durum her ailede geçerli değildir- Filmi benim için güzel kılan şey hikayesi değildi, bu kadar basit bir hikayeye etkileyici diyemem, güzel de diyemem. Çünkü her zaman bildiğimiz şeyler ve hikaye açısından bir farklılık yok. Fakat filmi etkileyici kılan yönü kesinlikle çekim açıları, filmin kamerası. Doğanın insanlığa buluşması... Kısacası görselliği ile büyüleyici bir dünya yorumunu yapabilirim Reha Erdem'in Beş Vakit filmi için. Filmde hikayeyi ön plana çıkarma çabası yok, çekimlere odaklanılmış. Bu noktada başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Reha Erdem sinemasında neyin anlatıldığı değil, nasıl anlatıldığı önemlidir. Senaryodan çok montaja odaklanır. Senaryoya tamamıyla bağlı kalmayı tercih etmez, çünkü anlatılan hikayenin bir önemi yoktur. Bu sebepledir ki doğanın getirdiklerini filmlerinde kullanıp doğaçlama yapmaktan çekinti duymaz. Eğer filmi izleyecek olursanız odak noktanız hikaye olmasın, çünkü hikayeye odaklanırsanız basit gelebilir. Çekim detaylarına odaklanın ve Reha Erdem sinemasının doğa ile bütünleşen dünyasına kendisine bırakın. Unutmayın filmde önemli nokta neyin anlatıldığı değil, nasıl anlatıldığı.