İzlediğimiz tüm gerilim temalı filmleri unutmamız gerekir, -Sapık filmi gibi istisnalar hariç- zira Persona bu konuda bir zirve. Persona ne demektir? Persona kelime anlamı olarak maske anlamına gelir. İnsanların dış dünyaya uyum sağlamak adına bir maske takmayı tercih ederler, çünkü…devamıİzlediğimiz tüm gerilim temalı filmleri unutmamız gerekir, -Sapık filmi gibi istisnalar hariç- zira Persona bu konuda bir zirve.
Persona ne demektir? Persona kelime anlamı olarak maske anlamına gelir. İnsanların dış dünyaya uyum sağlamak adına bir maske takmayı tercih ederler, çünkü gerçek duygularını ortaya koyarlarsa toplumdan dışlanmaktan korkarlar. Aslına bakarsanız hepimiz bu maskeleri takarız. Kimse gerçek yüzünü bir başkasına göstermez. Tabii buna ikiyüzlülük gibi yakıştırmalar yapmak yanlış olur. Zira bir ait olma çabasıdır bu, topluma ait olmayan ise ya dışlanır ya da zorbalığa uğrar.
Psikolojik açıdan filme yakın ama film dışı bir konuşma yaptığıma göre şimdi de filmden söz edebilirim, ama önce bilmeyenler vardır diye filmin oluşturulma hikayesinden söz etmek istiyorum. Bergman'ın dezavantaj gibi görülen bir durumları bile avantaja çevirip ne kadar yaratıcı bir sinema insanı olduğunu anlayacağız bu hikaye ile.
Bergman, o dönem bir iç kulak enfeksiyonu geçirmiş, bu sebeple hastanede tedavi görüyormuş. Sürekli olarak baş dönmesi yaşayan Bergman, başında bir bantla yatağa haftalarca bağlı hale gelmiş. Doktorunun tavanda boyadığı bir noktaya bakarak baş dönmesi ile başa çıkmayan Bergman, her bakışta oda fırıldak gibi dönüyor hissine kapılıyormuş. Daha sonra tavandaki noktaya bakarak iki yüzün birbirine karıştığını hayal etmeye başlamış, bu durum ona yardımcı olmuş. Aradan haftalar geçer ve Bergman iyileşir, odasının penceresinden dışarı baktığında bankta oturan hemşire ve hastayı görür. İşte bu iki kadın ve yaşadığı olay Bergman'a ilham olur, ve var ettiği Persona filmi hemşire-hasta ilişkisi üzerinden birbirine karışan yüzlerle temellenir. İşte bir önceki paragrafta da belirttiğim gibi avantaja çevrilmiş dezavantajlı bir durumdan çıkar filmin senaryosu, Bergman'ın yaratıcı zekasının en iyi göstergesidir bu.
Yazımın en başında izlediğimiz tüm gerilim temalı filmlerini unutmamız gerektiğini söylemiştim. Zira filmin geneline bakarsak pek fazla gerilim sahnesi barındırmıyor olsa da garip bir şekilde sahne geçişlerinde bile yoğun bir gerilim hissi yaşıyorsunuz. Film açılış sekansında gösterdiğini fotografik görüntüler ve videolar filmin psikolojiyi yoracak tarafına karşı bir ipucu veriyor. Fazlasıyla zihni yoran bir film. Persona filmini ikinci kez izledim bugün, ilk izlediğimde sadece izlemek için izlemiştim. Anlamaya çalışsam da bunu pek becerememiştim. Birinci sebep izlerken yalnız olmayaşımdı, ikinci sebep ise ilk kez izliyor oluşumdu. Film hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bu sabah ikinci kez izledim, derste filmden konuşacağımız için, hem anlamak, hem de hatırlamak adına. Tam olarak anladığımı yine iddia edemem, çünkü defalarca izlesek bile çözümü zor olacak bir yapım. Fakat en azından ilk izleyişime nazaran ikinci izleyişimde filmle daha fazla bütünleştim. Filmi yalnız ve kendinizi tamamen vererek izlerseniz film sizi kolay bir şekilde içine çekiyor ve iç dünyasıyla bütünleştiriyor. Bunun ilk sebebi olarak dış seslerin net olarak verilmesini ilk sebep olarak gösterebiliriz. Bir diğer durum da ışığın etkileyici kullanımı ve yakın plan çekimleridir. Bergman, yakın plan çekimlerini en iyi kullanan yönetmendir, ve Persona filmi bu konuda bir baş yapıttır. Karakterin iç dünyasını bu yakın çekimlerle daha net ortaya koymayı amaçlar. Aslında Bergman anlaşılması zor bir yönetmen gibi gözükse de filmlerinde toplumsal ve kişisel sorunlara yer verir, sadece bunu karmaşık bir dille ekrana yansıtır. Bu da Bergman sinemasının oldukça zor algılanmasına sebep olur. Filmin göstermek istediği bir süre sonra yanımızdaki insanın rolüne büründüğümüzdür. Elisabeth tamamen bir sessizliğe bürünür, Elisabeth'in kışkırtıcı sessizliği Alma'yı sürekli konuşmaya iter. Alma durmadan konuşur. Hayatını anlatır, psikolojiden konuşur, felsefeden konuşur. Hatta bazen Elisabeth'e Elisabeth'i anlatır. Elisabeth'in sadece susmasına karşın durmadan konuşan Alma kendi benliğini kaybetmeye başlar, ve psikoloji biliminin en ilginç vakalarından biri meydana gelir. Şiirsel bir anlatısı olan ve yakın plan çekimlerini ve ışığı rahatsız edici boyutta kullanan Persona, sadece Bergman sinemasının değil, psikoloji türünün de en iyi yapımı bence.