Serinin son ve en iyi filmi olan Kırmızı ''arkadaşlık'' kavramını ele alıyor. ''En iyi'' betimlemesini sadece genel bir yargı olduğu için değil benim de üçleme içinde izlerken en zevk aldığım film olduğu için kullandım. Hem ''arkadaşlık'' kelimesi, hem de kırmızı…devamıSerinin son ve en iyi filmi olan Kırmızı ''arkadaşlık'' kavramını ele alıyor. ''En iyi'' betimlemesini sadece genel bir yargı olduğu için değil benim de üçleme içinde izlerken en zevk aldığım film olduğu için kullandım. Hem ''arkadaşlık'' kelimesi, hem de kırmızı rengin verdiği duygular filme başarılı bir şekilde yansıtılmıştı. İlk filmde özgürlüğü, ikinci filmde eşitliği algılayamadığımı söylemiştim, ama burada arkadaşlık kelimesini algıladım. Genç Valentine, kendisini hiç görmediğimiz, sadece sesini duyduğumuz bir partnere sahip olsa da ne ona duyduğu sevgiden, ne de onun kendisine duyduğu sevgiden emindir. Bu yüzden aşk konusunda bir arayıştadır. Bir gün arabası ile giderken komşusunun köpeğine istemeden çarpar. Adam emekli yargıçtır ve ahlaki kurallara aykırı olsa da komşularının telefon konuşmalarını gizlice dinlemektedir. İlk başta bunu komşularına söylemek istese de sonra bunun yanlış olduğunu farkedip vazgeçer. Daha sonra aşkı arayan yargıç ve aşkı kaybeden yargıç arasında bir dostluk hikayesi başlar. Aslında birbirleri için yaratılmış gibilerdir, ama yanlış zamanlarda doğmuşlardır. Kırmızı renk Fransız bayrağına göre dostluğun, arkadaşlığın timsalidir. Burada da dostluk kavramı yaşlı bir adam ve genç bir kadın üzerinden başarılı bir şekilde lanse edilmiştir. Çünkü her iki insanın da hayatları paraleldir, ve değer yargıları bir şekilde örtüşmektedir. Bunun yanında kırmızı rengin karakterinden biraz daha bahsetmemiz gerekirse hepimizin aklına ilk gelen aşk ve tutku olur. Filmde yaşanan bir aşk göremesekte aşkın ana tema olduğunu bu dostluğu şekillendirdiğini görürüz. Bayrağımız da dahil, birçok bayrakta var olan kırmızı rengi aynı zamanda bağımsızlığın da rengidir. Valentina'nın bir bağımsızlık arayışı içinde olduğunu görürüz filmde. Kendisini partnerine ait hissetse de özgür olmak istiyordur. Kırmızı renk karar almayı da kolaylaştırır. Bu bağlamda filmdeki karakterlerin herhangi bir karar alırken hiç düşünmeden hareket ettiklerini rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. İlk iki filmde de temaya uygun olarak mavi ve beyaz renkler kullanılmıştı. Lakin bunda kırmızı renge daha fazla ayrıntı verilmiş gibiydi. Ev duvarlarından köpeğin tasmasına, giyilen kıyafetlerden kitap kapağına kadar her şey kırmızıydı. Filmin içeriğine uygun olarak gerçekten çok mu fazlaydı, yoksa mavi ve beyaza nazaran daha fazla göze gelen bir renk olduğu için dikkatimi çekti bilmiyorum ama bu yoğun kırmızı filmin enerjisini yükseltmişti. Film dram filmi havasında olsa da ben dram hissinden çok tutku hissi aldım filmden. Bir şekilde beni içine çekmeyi başardı. Olay örgüsü, geçmişe dönüt hikayeler, hikayenin paralleliği, buluşulan ortak noktalar hepsi çok başarılıydı. Karakterlerin senaryonun gidişatına bağlı olarak edindikleri duygu durumu da başarılı bir şekilde yansımıştı. Hatta tepkisiz kaldıkları anlarda bile o duygusuzluk hissini alabilmiştim. Kırmızı rengi her açıdan yansıtmışlardı. Hem filmin karakterine, hem oyuncuların davranışlarına, hem de dekorasyona. Yoğun bir kırmızı zehirlenmesi yaşatıyor film. Fakat kesinlikle yaşamaya değer bir zehirlenme. Son sahnede üç filmin de ana karakterinin aynı sahne içerisinde bir araya getirilmiş olmaları güzel bir ayrıntıydı. İlk film için romantik, ikinci film için realist bir bakış açısına sahip demiştim. Bunun içinde bir değerlendirme yapmam gerekirse romantik olur. Şairane havayı en iyi hissettiğim film buydu.