İzlerken her sahnesine hayranlık duyduğum, zaman zaman -çoğu zaman- gerildiğim paronayak ve saplantılı aşkı başarılı bir şekilde lanse eden You dizisinin 2. sezonunu an itibari ile bitirdim. Daha önce izlediğim gerilim filmlerinde belirttiğim üzere uzuv kesmeli, kan akıtmalı sahneler beni…devamıİzlerken her sahnesine hayranlık duyduğum, zaman zaman -çoğu zaman- gerildiğim paronayak ve saplantılı aşkı başarılı bir şekilde lanse eden You dizisinin 2. sezonunu an itibari ile bitirdim. Daha önce izlediğim gerilim filmlerinde belirttiğim üzere uzuv kesmeli, kan akıtmalı sahneler beni rahatsız eder. Bu dizide de bu sahneleri bol bol gördük, rahatsız etmiş olsa da sırf bu sebepten dolayı diziyi yarıda bırakmak istemedim, bırakamadım. Çünkü kendi içine çeken, mazoşistce zevk veren bir yanı vardı. Mazoşist bir insan değilim ama bu his bana zevk verdi, diziye bağladı.
Dizimizin başrolünde, izlediğim süre boyunca ''Allah düşmanımın başına böyle sevgili, arkadaş vermesin'' dediğim, fakat içimdeki yıllardır var olan kötü karakter sempatisi sebebi ile içten içe hayranlık duyduğum psikopat, sadist, ruh hastası Joe var. (Bu noktada bir açıklamada bulunmak istiyorum. Joe gibi tiplere ya da film veya dizilerdeki herhangi bir kötü karakterin yanlış olan hiçbir hareketini gerçek hayatta tasvip etmem. Fakat dizi ve filmlerde yapımı taşıyan, şekillendiren karakterler olduğu için sempati duyuyorum. Tamamen yapımla alakalı bir durum. Ayrıca elbette her kötü karaktere sempati duymam, istisnalar vardır.)
Hikayelerinin benzeyip benzemediği konusunda tam emin değilim ama tip olarak Joe karakterini Ted Bundy'e benzediğini söyleyebilirim. En azından bana onu anımsattı. Hikayeleri benzemiyor olsa bile saplantılı yönleri ve seri katil olmaları benziyor. Karizmatik, çekici, kadınları kolayca etkisi altına alabilecek seri katiller. Penn Badgley her açıdan Joe karakteri için biçilmiş kaftan gibiydi. Duygularını rol ile kontrol edebiliyor olsa da dış görünüş olarak da tam Joe karakteri için uygundu.
Dizi bir noktada yavaş ilerliyor hissi vermişti. Aslında gereksiz diyebileceğim bir sahne yoktu, var olan her olay bir şekilde gelecekteki sahnelere bağlıyor, oluşumu şekillendiriyordu, ama yine de yavaş ilerliyor hissi aldım. Bu beni rahatsız etti. Fakat iyi şekilde işleyen senaryo, ve buna bağlı olarak yapılan çekim kurgusu bu yavaşlığı gözardı etmemi sağladı.
Dizi, aşk konusu etrafında şekillenmiş olsa da romantik diyebileceğimiz bir sahne barındırmıyordu. Seks sahnelerinin hepsinde olmasa dahil tutku barındırdığını görebiliyoruz, ama kesinlikle romantizm yoktu. En azından benim bakış açıma göre. Yoğun olarak gerilim sahneleri barındıran dizi, geçiş sekanslarında bile gerilim verdiği o korkuyu hissettiriyordu. Ayrıca Joe'nin ses tonu da ürkütücü derece de karizmatikti. Dizinin ve karaktere gayet uygun olduğunu söyleyebilirim. Dizi çok heyecan vericiydi, her izleyişimde bir sonraki bölümü izlemeyi merakla bekledim. İki sezon arasında bir seçim yapmam gerekirse bana göre ikinci sezon daha başarılıydı. İkinci sezondaki karakterleri kendime daha yakın buldum, ve daha fazla olay vardı. Bu da ikinci sezonu benim açımdan daha başarılı kıldı. Aslında bahsettiğim yavaşlık hissini daha çok ilk sezonda aldım, olaylar bir türlü ilerlemiyor gibiydi. Lakin ikinci sezon tam olarak dizinin yapısına uygun şekilde zamanı kullandı. Hem bu açıdan, hem de heyecan hissi daha fazla olduğu için ve beni daha çok şaşırttığı için ikinci sezonu daha çok beğendim. Üçüncü sezonda neler olacağına dair merak içindeyim.
Dizinin oyuncularına, karakter seçimlerine, senaryosuna, sahne geçişlerine, çekim senaryosuna gerekli olan her şeyine göre bir puanlandırma yapmam gerekirse 10 üzerinden 8 puan veririm.