SEN HİÇ ATEŞBÖCEĞİ GÖRDÜN MÜ? Hakkındaki detaylar her yerde, artık öğrenmişsinizdir. Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı tiyatro oyunu olduğunu, Hava Harp Akademisi’nde askerlik yaparken yazdığını; 23 Ocak 1999’da ilk kez BKM tarafından sahnelendiğini falan biliyorsunuzdur. BKM sahnelediği için o dönemdeki kadroda; Demet…devamıSEN HİÇ ATEŞBÖCEĞİ GÖRDÜN MÜ?
Hakkındaki detaylar her yerde, artık öğrenmişsinizdir. Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı tiyatro oyunu olduğunu, Hava Harp Akademisi’nde askerlik yaparken yazdığını; 23 Ocak 1999’da ilk kez BKM tarafından sahnelendiğini falan biliyorsunuzdur. BKM sahnelediği için o dönemdeki kadroda; Demet Akbağ, Zerrin Sümer, Sinan Bengier, Salih Kalyon, Altan Erkekli, Bican Günalan, Gürdal Tosun, Serhat Özcan, Figen Evren, Neslihan Yeldan, Şebnem Sönmez gibi oyuncular yer alıyordu. 2 sezon sürmesi planlanan oyun, 505 kez sahnelendi ve 1 milyon civarı izleyici ile buluştu. Sonrasında DVD ve VCD olarak satışa sunuldu. Bu DVD’de Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ ile söyleşi, sahne arkasından ilginç görüntüler içerdiği için o güne kadar çıkan en geniş kapsamlı tiyatro oyunu DVDsi olarak adlandırılıyor.
Erdoğan, 2009 yılındaki bir röportajında oyunu film yapmak istediğini söylemiş. Oyun, o yıl Afife Jale Tiyatro Ödülleri'nde 4, Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri'nde 4 dalda ödül almış. Nihayet 2020 yılında film çekimleri tamamlandı, Erdoğan isteğine kavuştu ama film pandemi yüzünden salonlarda değil dijital ortamda izleyici ile buluştu.
Filmde Ecem Erkek, Engin Alkan, Merve Dizdar, Devrim Yakut, Ushan Çakır, Ahmet Rıfat Şungar, Bülent Çolak, Atakan Çelik, Sinan Bengier, Fatih Özkan, Caner Alkaya yer alıyor. Sinan Bengier ve Caner Alkaya’ya sormak isterdim, sahnede oynadıkları rolü 22 sene sonra kamera önünde tekrar oynamak nasıl bir duygu?
Önce oyunculara sonra genel olarak filme bakalım. Ecem Erkek elinden geleni yapmış, işi zor çünkü Demet Akbağ gibi bir yeteneğin oyununu tekrarlıyor, çıtası yüksek. Engin Alkan… 7 Numara’dan beri takip etmeye çalıştığım, kıymetlilerimden biri. En son 2008 yazında CemilTopuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda “Keşanlı Ali Destanı”nda izlemiştim ve ayakta alkışlamıştık, bis yapmışlardı. Bu filmde de en çok yıldız alan oyunculardan biri. Merve Dizdar… Üzerinde çok düşündüğüm oyunculardan biri. Masumlar Apartmanı’nda gözümüzü ayırmadan izliyoruz, performansının zirvesinde gibi. Ama bu filmde role bir şey katmamış, rol de ona katkıda bulunmamış gibiydi. Sanki boş zamanımı değerlendireyim, dursam bile yeter havası hissettim. Devrim Yakut, anne rolünün hakkını vermişti. “Onu ben doğurdum, ben öldüreceğim” diyen sesi uzun süre kulaklarımda çınlayacak. Ushan Çakır, ödülleriyle kendini ispatlamış oyuncu, Kurt Seyit’imin kankası. Daha iyi yerlere gelmesini bekliyorum. Filmde göze batmadan üzerine düşeni yapmıştı.
Filmin bende bıraktıklarına gelirsek kusura bakmayın biraz karışık, daldan dala atlayarak anlatabilirim. Kitap alıntıları gibi repliklerden alıntı yaptım, kimilerine de ilgili fikrimi yazdım. Şimdiden af ola. Sahne geçişleri çoğu zaman güzeldi. Dönemi gazete kapakları, haberler ekrana yansırken resimlerin hareketlenmesi ve sahne geçişi hoştu ama bana Harry Potter serisindeki The Daily Prophet gazetesini hatırlattı, Baykuşlar nereden gelecek diye bekledim.
“Hem eğlenip hem okuyamıyor muyuz baba?” sorusunun cevabını Yılmaz Erdoğan, TRT2’de yayınlanan eğitim programıyla vermiş. Programın ilk bölümünde koyduğu ismin sebebini anlatmıştı. Adı: Yılmaz Eroğan ile ÖĞRENCE. Öğrence; öğrenme ve eğlence kelimelerinin birleşimi. Tavsiye ederim izleyin.
Baba – kız arasındaki uyum imrenilecek gibi. Bu uyumu, sadece onların duyduğu müziği ve danslarını ise keyifle izleyenler Hazım Amca ve İzzet Hala. Gülseren’in birkaç kere söylediği: “ Bir babanın en iyi dostun olması hayatta en büyük şanstır.” Sözü ise benim içinde geçerli. Babamla olan anılarımız, dostluğumuz, sırdaşlığımızı yazılarımda birçok kez anlattım.
“Kadın olmak bir ceza mı baba?” Cevap belli hala devam eden olayları ( şiddet ve cinayet iç acıtıcı, böyle bir film yazısı içinde kullanmak istemedim o kelimeleri), her gün izliyoruz.
“Bende isterdim ortalama bir salak olarak doğmayı.” Bendeeeee… Böyle diyerek kendimi dahi olarak adlandırmıyorum ama bazı şeyleri anlamamayı tercih ederdim.
“Öğretmenler bir üçgenin iç açılarının toplamını soruyorlar ama ben bir insanın iç acılarının toplamını merak ediyorum.” İç açıları toplamak iç acıları toplamaktan daha kolay, iç acılar bitmiyor, sonuç çoğalarak artıyor.
“Bir sürgün memleketinin hapishanesini bile özler.”
Film unutulmayacak replikleriyle genel olarak güzel olsa da, rahatsız edici, sebebini anlayamadığım şeylerde vardı. Bazı sahnelerde mekanlar çok güzeldi, bazı sahnelerde ise dekor devrilecek gibi duruyordu. Bunun sebebini araştırma yaparken öğrendim; Çekimlerin bir kısmı Balat ve Beykoz’da yapılmış. İç çekimler ise Darıca – Mint Stüdyolarında olmuş. Bir diğer konu ise makyaj, Gülseren’in yaşlandırmasında rahatsız edici, eksik bir şeyler vardı. Sanki özenilmemiş, aceleye gelmiş gibiydi.
Çok önemli olmasa da bir kısım izleyicinin üzerinde durduğu IMDb puan sistemi var. Tabii iki versiyon içinde bu puanlara baktım. 1999 yapımı IMDb 8,2; 2021 yapımı IMDb 6,2. Bu oranları görünce yeni film hakkındaki düşüncemde yalnız olmadığımı gördüm. Bunun sebebi nedir? Bazı işler tek olunca güzel, bazı işlerde ise yenilenme gerekiyor. Unutulmayacak bir söz var:” Taklitler aslını yaşatır.” Film her ne kadar taklit olmasa da aslı tiyatro oyunu, bunca sene sonra uyarlama onu gündeme getirdi.
Tiyatroda hem süre hem alan – dekor açısından kısaca değinilen arka olaylar filmde daha derinleşebilirdi. Demokrat Parti dönemi, sağ – sol çatışmaları, tarikatların yayılması, 1980 darbesi, 1990’ların karmaşası, 2000’lerde teknolojinin gelişmesi ve dijital dünyanın yaygınlaşması gibi konular daha sinema diliyle daha çok vurgulanabilirdi. Diyaloglar tiyatro sahnesinde oynanıyormuş havasındaydı. Bazı sahnelerde acele edilmiş, çorba da bulunsun, unutulmuş zannedilmesin, değinmeden geçilmiş olmasın diye eklenmişti sanki. Güzel sahnelerde yok muydu? Tabii vardı, baba – kızın konuşmaları, kendi müzikleriyle dans etmeleri, Gülseren’in Yaratanla konuşması, Gülseren ve Dündar’ın tanışmaları ve aşkları.
Eskiden beri süregelen bir tartışma kitap ve sahne eserlerinin beyazperdeye uyarlanması. Genelde kaybeden beyazperde uyarlamaları oluyor. O yüzden böyle bir çekim yapmadan daha iyi düşünülmesi, hazırlanılması gerekirdi diye düşünüyorum. Farklı bir alanda yazılmış bir eseri başka bir sanat dalına uyarlarken eserin buna uygun olup olmadığı sorulmalı.
Dündar: “Şu an bana soru sorma çünkü seni düşünüyorum.”
İçinizdeki müziği kaybetmeyin… Dündar’la Gülseren gibi birlikte ateşböceği göreceğiniz sevdalarınız olsun…
Keyifli seyirler…
ÖZGÜN ONAT