9 KERE???????? Sinemaseverler hemen anlamışlardır, konumuz son günlerin tartışılan filmi “ 9 KERE LEYLA”. Ezel Akay’ın harika bir kadroyla yaptığı son filmi. Akay, Tayfun Türkili’nin “ 9 CANLI” adlı polisiye aşk komedisi oyunundan esinlenmiş. Pandemi dolayısıyla gösterime giremediği için Netflix…devamı9 KERE????????
Sinemaseverler hemen anlamışlardır, konumuz son günlerin tartışılan filmi “ 9 KERE LEYLA”. Ezel Akay’ın harika bir kadroyla yaptığı son filmi. Akay, Tayfun Türkili’nin “ 9 CANLI” adlı polisiye aşk komedisi oyunundan esinlenmiş. Pandemi dolayısıyla gösterime giremediği için Netflix duruma el atmış. Ama bu iyi mi olmuş, tartışılır. Bazı filmlerin tadı sinemada izlenince çıkıyor, farklı ortamlarda izleyince aynı tat alınmıyor.
Seyirlik film ararken ismin ve kadronun dikkat çekmemesi imkansız bir durum. Başka bir film aramadan hemen izlemeye başladık. Amma beşinci dakikada eşim bıraktı, ben azimle izlemeye devam ettim. Pişman oldum mu? Hayır. Beklediğimi buldum mu? Hem evet hem hayır. Bu nasıl cevap demeyin, okumaya devam edin.
Konu belli; Leyla ve Adem’in uzun süredir mutlu giden evlilikleri rutinleşmeye başlar. Adem yaş dönemi etkisi ile mi, monotonluğun etkisiyle mi mutluluğu dışarıda arar. Sonunda gittikleri evlilik danışmanı ile ilişkiye girer. Eşi Leyla’dan boşanamayacağını anlayınca, kaza süsü vererek ondan kurtulmaya çalışır. Doğal olarak başaramaz ve bir daha bir daha dener. Sevgilisi olan danışman Nergis de ona yardımcı olur, tabii Nergis’in asıl istediği Adem değil parasıdır.
Bir kere kadro kendini ispatlamış, süper isimler zaten onlara hayran olduğum için izledim. Ezel Akay, Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Fırat Tanış (diğer arkadaşlar alınmasın ama yüzlerini bilsem de isimlerini bilmiyorum, öğreniyorum). Müzikler de güzeldi, mekan, dekor detayları, çekimler hepsi tamamdı. Amaaaa gene de oturmayan bir şeyler vardı. Bazen her şey dört dörtlük de olsa olmuyor maalesef. Mitoloji (ki Ezel Akay’ın önceki eserlerinden yatkın olduğu bir konu), evlilik bunalımı ve aldatma ( sıradanlaştı artık), ikinci kadının para hırsı, verilmeye çalışılan mesajlar… Biraz karışmışlar. Çoğu izleyicinin şikayet ettiği ambulans görevlileri başlarda iyi gelse de sonunda sıkıyor.
Şikayet edilen diğer bir konu ise ilk kadın, Adem’in ilk eşi Lilith’in finalde yaptığı feminist söyleme karşılık film boyunca kocasına hayran, ayrılmak istemeyen, onu geri kazanmaya çalışan, ev işi yapan klasik bir kadın olarak görünmesi. Bunu da izleyici feminist söylemle bağdaştıramıyor. Bence burada bir ironi olabilir. Benim dikkatimi çeken ( ya da çekmeyen) filmin adı kedi çağrıştırıyor, ne de olsa dokuz canlı denilir kediler için. Ama filmde hiç kedi görmedim. Adem ile Havva’nın yatak odasında yerlere saçılmış kırmızı elmaları vardı. Bunun gibi başka detaylarda vardı ama hala düşünüyorum, kedi hatırlamıyorum.
Gelelim başta söylediğim, beklediğimi buldum mu? Sorusunun cevabına; Haluk Bilginer, Demet Akbağ ikilisini seyretmek yeterdi. Aslında hiçbir şey yapmalarına gerek yok, öylece dursalar da onlara bakmak yeter. Fazla yanlı bir fanatik mi oldum ne? Haluk Bilginer’in iç hesaplaşmalarındaki şarkı ve dansları sesini özleyenler için ilaç gibiydi. Müzikler Ender Akay tarafından film için yazılıp, bestelenmiş. Final şarkısı “Evlilik Aşkı Güldürür Mü?” ise muhteşem olmuş, tüm kadro söylüyor. Film bitti diye sakın kalkmayın kapanış jeneriğindeki bu şarkıyı mutlaka dinleyin, sonrasında mırıldanmaya başlayacaksınız.
Film herkesten ağır eleştiriler aldı, bende okudum. Ama etkilenmemeyi öğrendim, nihayetinde ‘her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır’ her izleyicinin de zevki, beklentisi farklı. Filmi beğenende çok aslında ama bu dile getirilmiyor ya da öne çıkarılmıyor. Şu gergin günlerde stres atacağımız bir günah keçisi lazım ya. Ben filmden beklediklerimi buldum mu? Evet, çoğunu. Hint filmlerini aratmayan renkli görüntüler, muhteşem ikilimi seyretmek, dinlemek ( hatta tempo tutup, sallanmak). Zaten bu kısıtlamalı günlerde amaç hoş vakit geçirmek değil mi? Belki çok gülmedim ama iki saat her şeyden uzaklaştım, kafamı dağıttım, kulaklarımın pası gitti. Böyle bir kadro ile çok daha iyisi yapılabilirdi ama bu olmuş. Sanki çok daha kötülerini izlemedik mi? Çok daha boş filmler abartılarak önümüze sunulmadı mı? Nihayetinde absürd kara komedi, birazda bu açıdan değerlendirmeli.
Hep verilen mesajların karmaşasından bahsediliyor. Bırakın kadına şiddeti ( sadece bu film için), feminizmi ve diğerlerini. Bence en önemli mesaj ki yüzyıllardır bu soruya doğru cevap bulunamamış, final şarkısında gizli.
“ Evlilik aşkı öldürür mü?
Evlilik aşkı güldürür mü?
Evlilik aşkı söndürür mü?
Evlilik aşkı sürdürür mü?”
Deyin bakalım bu evlilik denilen şeyle aşkın arasında ne var?
Başka filmlerde buluşana kadar, filmle kalın, keyifli seyirler…
ÖZGÜN ONAT