Tam anlamıyla sanat harikası bir film. Replikleri, oyuncuların davranışları, dans sahneleri, başı, gelişim bölümü, sonu ilmek ilmek örülmüş ve sinemaya aktarılmış gibiydi. Filmin ağır bir havası var, bu havayı Al Pacino'yu gördüğünüz anda hissedebiliyorsunuz. Lakin ağır bir havaya sahip olmasına…devamıTam anlamıyla sanat harikası bir film. Replikleri, oyuncuların davranışları, dans sahneleri, başı, gelişim bölümü, sonu ilmek ilmek örülmüş ve sinemaya aktarılmış gibiydi. Filmin ağır bir havası var, bu havayı Al Pacino'yu gördüğünüz anda hissedebiliyorsunuz. Lakin ağır bir havaya sahip olmasına karşın asla sıkıp boğmuyor, yavaş ilerlemiyor desem daha anlaşılır olur sanırım. Ne anlaşılmayacak kadar hızlıydı, ne de boğacak kadar yavaştı. Olması gerektiği bir hızda ilerledi. Fakat, gereksiz sahnelerde vardı. Aslında filmin olağan akışını bozan sahneler değildi ama olmasa da olur diyeceğim sahnelerdi. En azından bu sahneleri çıkararak film süresini 2 saate kadar indirgeyebilirlerdi. Filmi izlerken her gün gördüğümüz için sıradanlaşan şeylerin değerini, bizim için kıymetini anlıyoruz. Al Pacino kendisine Oscar ödülü kazandıran bu filmde öylesine başarılı bir performans sergilemiş ki karakterine bürünmüş resmen. Bu ödülü de hakettiği görünen bir gerçek..Film izlerken bana direkt olarak Can Dostum filmini hatırlattı. Yardıma ihtiyacı olan, birçok konuda tecrübeli, bilgin çok yaşlı olmayan fakat yaşlı denilebilecek bir adam, hayatı yeni öğrenmeye başlamış, öğrenmeye çalışan, para kazanmak isteyen genç bir adam. Aralarında oluşan sert mesafeli, samimi, bir baba-oğul ilişkisi çerçevesinde bir bağ. İki film için elbette ''birbirlerinin aynısı'' kelimelerini kullanamam ama içerik ve baş karakter seçimi olarak benziyorlardı.
Bu yapımı bir dram filmi olarak nitelendirsekte benim açımdan tam olarak bir tür kategorisine sokmak mümkün değil. Çünkü film bir türe ait olmak ve duygu vermekten ziyade bir şeyler öğretmeye çalışıyor, gözümüzü açmaya çalışıyor gibiydi. Romantik bir öğreticilik söz konusu diyebilirim. Tabii buradaki romantiklik ''aşk'' anlamında değil. Dostluk, sanat, sevgi, yaşama sevinci, zaaflar, hisler... Hepsi hakkında göstermek istediği çok şey vardı filmin. Bir çoğunu da gösterdi.
Filmin adının neden Kadın Kokusu olduğu meselesinden de bahsedip konuyu kapatacağım. Baş karakterimiz görme engelli bir adam. Ondan gözlerini alan hayat, gelişmiş bir koku duygusu vermiş. Kadınları seven, onlara karşı büyük bir sevgi besleyen karakter kadınları kullandıkları sabundan, parfümden, şampuandan kısacası onların kokularından analiz edebiliyor. Bu sebeple filmin adı Kadın Kokusu.
Bol bol vaktiniz varsa ve bu vakti kaliteli değerlendirmek istiyorsanız izleyebileceğiniz bir film.. Yoğun bir gün geçiriyorsanız dinlenmek için araya sıkıştırmayın. Filmi anlamaz ve sıkılırsınız bu da filme haksızlık olur.