Spoiler içeriyor
10-11 sene önce ailemle çerezlik sahneler tadında izlerdim ama şimdi o gözle mi izledim derseniz tabiikide hayır :) Son bölümlere doğru böyle bi ters köşeyi bende beklemiyordum yönetmen resmen ters köşe yaptı.... Flashbackler de fenaydı Tefonun ölümünde bittim olan Şeboyla…devamı10-11 sene önce ailemle çerezlik sahneler tadında izlerdim ama şimdi o gözle mi izledim derseniz tabiikide hayır :) Son bölümlere doğru böyle bi ters köşeyi bende beklemiyordum yönetmen resmen ters köşe yaptı....
Flashbackler de fenaydı
Tefonun ölümünde bittim olan Şeboyla Tefonun aşkına oldu..
Finalde şok oldum zaten Selmayla Ramizin ölmesi hadi neysede Eyşan'ın ölmesine zaten bittim gerçek hayatta böyle midir bilmemde her aşkın bir sapığı varmış demek ki son sahnede yine gözyaşlarım sel oldu salya sümük oldum saç sakal birbirine karıştı... Öyle zannediyorum ki bu diziyi bir daha izlemeyi artık yüreğim kaldırmaz.Yönetmenin eyvallahı yok herkesi harcamış dizide(Kıvancın harcandığı dizinin adıdır Ezel.. Sahneler hala gözümün önünde) Artı olarak bir şey daha söylüyorum bu dizide ağlamayan duygusuzdur net. Şahsen ben her duygusal sahnede her duygusal bölümde(duygusal olmayan bölümde yok denecek kadar azdır) gözyaşlarıma hakim olamadım.. "bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin..."
Edit:Eyşan'ı suçlu gören, bulan çok kişi olmuştur bu dizide eminim lakin ben öyle görmüyorum çünkü bu karakteri ve hikayesini en başından izlediyseniz kadın aslında tamamen masum bir kadın 'hayat' bunu o kahpeliklere yapmaya zorlamıştır aslında. Belkide kendi haline bıraksalar Ömer'e 'O' ihaneti asla yapmayacaktı ama tabi araya koyulmak zorunda kalınan o mesafeler buna da engel oldurtuyor. Benim kendi gözümle dizide görebildiğim tek gerçek şey varsa o da Ömer'le Eyşan'ın aşkının ölümsüzlüğü... Zaten dizide bunun üzerine kurulu aslında.. Ha üstüne yine de eklemeden edemeyeceğim beni böyle düşünmeye iten şey şu an benim "hayatımda" yaşadıklarımdan ve süzgecimden geçmesinden mütevelli olabilir herhalde. Zira şahsen 'vurulmayan, aşk, sevgi nedir bilmeyen kalp' aralarındaki o ilişkiyi kavrayamaz, ezelden gelen bir gönül hissi...ta en başından.Cengiz'i de dizinin başında kötü karakter olmasına rağmen iyi gözle bakıyordum hafiften de olumluydum ama sonradan yaptıklarını görünce kredisini harcadı gözümde tamamen sıfıra hatta eksiye düştü.. Aynı şekil yine Kenan Birkan'ın da 'o flashbacklerde' gösterilen hikayesiyle o da kötü adamı oynasa da bi' ara acaba 'yanlış tarafı mı tutuyorum' diye düşünmedim değil ama hikaye yerine oturunca anladım ki hep doğru taraftaymışım. :) O vahşet durumu çok acı bir durum. Zorla alıkonulma inanılmaz bir iğrençlik, ve affedilemez bir kahpelikti kanımca. Galiba gerçek hayattada her aşkın, bir sapığı, katili olduğu konusunda hemfikir olabilirim. En azından 'üçüncü kişiler vasıtasıyla bir katil veyaa mesafelerle...'
Yine söyleyim dizide zaten o kasvetli havayı sağlayan, harmanlayan şey o muhteşem, eş zamanlı flashbackler dizisiydi.
Zaten gerçek hayatta da masallarda da fırtına dindiğinde her şey bittiğinde en son ayakta kalabilenler kazanmıyor mu?
Son olarak raf ailesine geçmiş bayramlarından ötürü geçmiş bayramları mübarek olsun diyorum. Biraz geçte olsa kutlayalım.
Biraltedit:bu arada bu dizide ustalık mertebesi kuşkusuz Ramiz Dayı'mıza aittir. Kalfalıksa Ezel Bayraktar' a veya Tefo'ya yakışır zannımca..
(ben güçlü biriydim, bir tek sana yenildim)