Haneke'nin yönetmenliğini yaptığı La Pianiste psiko analiz yapılmaya müsait birçok farklı konuyu psikoloji alanında gözler önüne seren başarılı bir yapım.Filmdeki oyuncular rolünü o kadar başarılı bir biçimde karşı tarafa hissettiriyor ki bazı yerlerde çok fazla karmaşık duygular yaşamak durumunda kaldım…devamıHaneke'nin yönetmenliğini yaptığı La Pianiste psiko analiz yapılmaya müsait birçok farklı konuyu psikoloji alanında gözler önüne seren başarılı bir yapım.Filmdeki oyuncular rolünü o kadar başarılı bir biçimde karşı tarafa hissettiriyor ki bazı yerlerde çok fazla karmaşık duygular yaşamak durumunda kaldım ama en çok hangi duygu ağır bastı derseniz eğer kesinlikle empati duygum derim.Çünkü başrol oyuncumuz başarılı ve herkes tarafından kabul edilen saygı duyulan bir birey olmasına rağmen annesinin otoriter ve ağır baskıcı yönüyle kendi kişiliği tam oturamamış annesinin eleştirileriyle kafası karışık aşkın ne olduğunu deneyimlememiş ve cinselliği belli bir yaşına kadar bastırılmış bir birey.Dikkat çekerim ki kafası karışık diyorum çünkü bunun sebebi filmin ilerleyişinde tam olarak neyi istediğini bilmeyen kararsız birine dönüştürmüş birinin serüvenini konu alıyor bu ağır baskıcı hayatin sonucunda.Annesiyle aynı evde yaşayan bu kadın istediği kıyafeti giyemez çünkü annesi tarafından "Bunlar seni ucuzlastirir" tarzında cümlelerle kafasına girer,eve hangi saatlerde girilmesi gerektiğini kontrol eder ve başkalarına verdiği özel derslerin saatlerini not alarak kızını kontrol altında tutmaya çalışır.Arayış içerisinde olan bu kadının cinsel duygularının bastırılması ve annesinin ona karşı sergilediği ağır baskıcı tutum ile mazoşist bir kişiliğe bürünür.Ders verdiği öğrencileri ve okulda sergilediği tutum ile annesinin tavırlarını aratmayan sert, öğrencilerinin deyimiyle acımasız bir kadındır ta ki bir gencin ona yaklaşması ile kafası karışır ve kendine bir rol verir kafasında.Bazi okuduğum yorumlarda aşktan bahsedilmiş olsa da ben tamamen filmde piyano öğretmenine duyulan hayranlık ve bununla birlikte doğan bir saplantı ruh hali durumunu gözlemledim.Yani aşk olgusundan ziyade en fazla hoşlanti durumunu ele almış film.Kafasinda belirlediği rolleri uygulamayı düşünen kadın ileride tam olarak ne istediğini bilmediğini ise izleyiciye çok açık bir şekilde veriyor.Buyuk ihtimal Freud olsa filme yıldızlı pekiyi verebilirdi çünkü psikoloji alanında gerçekten inanılmaz birçok farklı konuyu birbirine bağlayarak anlatmış yönetmen.İzlerken rahatsız olduğum birkaç sahne de olsa da hafife alınmayacak bir yapım olduğunu düşünüyorum.İlk defa Haneke'nin filmini izleyecekler bu filmle başlamasın deseler de ben ilk defa bu film ile başlayarak zoru oynadım sanırım.Erika'nin doğuşunun Avustralyali feminist yazar ve aktivist Elfriede Jelinek'in 1983 de yayınlanan Piyanist adlı romanından uyarlama.Ayrica film Cannes film festivalinde en iyi film ve üç ayrı ana dalda ödül alan bir yapıt.Filmde birçok farklı psikolojik konuya değinilmiş S&m,pornografi, röntgencilik, mazoşizm...Bu gibi birçok farklı cinsel yönelimin belli bir yaşa kadar bastırılması ile kafası karışmış bir kadının karmaşık ve onu tatmin etmeyen sonuçları ile baş başa bırakır.Feminizmden bahsedildiği iddia edilen bazı noktalar olduğunu söyleseler de feminizmle ilgisi olmadığını erkek düşmanlığı yapan birinin yine cinsel olarak kendini tatmin etme arayışlarında pornografiye yönelmesi kendisiyle zıt düştüğünü hissettiriyor.Bir değil iki değil derken defalarca kendisiyle çeliştiğini ve hatta kendinden nefret ettiğini hissettiriyor karşı tarafa.Filmde annenin baskıcı toplumu ve Erika'nin bu dogma kalıplaşmış kuralları ile tam olarak kendini kesfedememis kişileri yani kısmi kısmı temsil ettiğini düşünüyorum ve bir de cinsel dürtülerine hakim olamayip hayvani tarafı ile hareket eden tecavüzculere de değinilmiş.Cinselligi ertelerseniz neler olabilir sorusunun cevabı değil sadece film bircok farklı duygu durumu ertelersek neler olurumun cevabıdır.Anne kız ilişkisinden çok sevgi nefret bağımlılık ilişkisi nelere sebep olur?Film her şeyi izleyicinin kendi belirlediği kişisel normlarina nasıl cevaplar olabilir bunu çok başarılı şekilde işlemiş Haneke.Sevgiyi tatmamis birisi kendi hayatını kendine ve başkalarına ne kadar zehir edebilir ki ve bunda haklı mıdır? Teşekkür ederim.