Bu filmi yazan insan evladı ne kullanıyorsa bir an önce bıraksın. Ya da isveç ritüellerinde bu arkadaşa kim büyülü içecek verdiyse tespit edilsin. Bu nasıl bir filmdir. Bir çok tartışmalara neden olan bu filmi, ilk çıktığı günden beri erteliyorum. Izledim…devamıBu filmi yazan insan evladı ne kullanıyorsa bir an önce bıraksın. Ya da isveç ritüellerinde bu arkadaşa kim büyülü içecek verdiyse tespit edilsin. Bu nasıl bir filmdir. Bir çok tartışmalara neden olan bu filmi, ilk çıktığı günden beri erteliyorum. Izledim ama ne izledim, ne yaptım hala anlayamadım. Zaten yine bir A24 filmi olarak - ne izliyoz hacı biz- dedirten, şaşırmadığım özgün bir film daha. Korku, gerilim türünün klasikleşmiş gece vaktini yıkarak, olayı "güneşin hiç batmadığı" İsveç sahalarına götürüyor. Bu da filmin özgün kısımlarından biri. Çiçekler, el ele tutuşup dans eden kızlar, gülen yaşlıların saykodelik geleneklere bürünmesi; akabinde gençlerimizin bir bir uyuşturulması, bir de olayın gündüz vakti, herkesin içinde (!) yapılması korku türünün daha önce karşılaşılmamış olaylarından. Olaylar şaşırtmadı beni. Sadece acaba daha ne olabilir diye izledim öyle. Bugün bunu ikinci defa diyorum ama yine özgün olalım diye sınırları zorlamışlar. Yönetmenin korkudan çok sinematografiye odaklandığını düşünüyorum çünkü filmin her sahnesi çok sanatsaldı. Sanki ortaçağdan günümüze kalan o klasik ve trajik sanat tablolarını izler gibi oldum. Bunu kasvetli bir ortam yerine, gerçek dünyaya daha yakın tabi biraz fazla renklenmiş ortama taşıdılar. Müziği de basmışlar ama tüm bu çalışmalar yine de korku duygusunu hissettiremedi. Psikoloji sınırlarını zorlayacak bir film yapmışlar ama gariptir ki en ufak bir şeyde bozulan psikolojim bu filmi kaldırabildi. Hani gelenek diye insanların bu kadar garip şeyler yapabileceğini anlayamıyorum. Genel olarak anlamıyorum çoğu şeyi ama bu çok saykodelik bir şey. Ve az önce de dediğim gibi by A24 filmlerinin sinematografisi aşırı uğraşılmış zaten her instagram postunda sinema adlı sayfalarda görüyoruz. Bu filmde de bolca sahne vardı. Bu yönüyle sinemaya bir çok sahne anlayışı kazandırdı. İsveç'e girdikleri sahne bana Stanley Kubrick' in "The Shining" filmini hatırlattı. Zaten bu garip sahneler dışında Kubrick sineması izlemiş gibi oldum. Tabi görünüşte. Detaylarına bakarsak Kubrick her sahnesi birden çok analiz gerektiren gizli anlamlar taşıyan sinema anlayışı. Ve genel olarak çok sembol kullanılıyor. Ve anlamları dolu dolu. Bu film de daha çok görünüşe özen gösterilmiş fazla dolu dolu anlamı olmasa da gayesini tamamlamış. Sonuçta izleyenin psikolojisini maf ediyor. Ve durmadan dediğim gibi sahneleri insanı çekiyor. Başroldeki kız da güzel oynamış. Ben sevdim. Izlenir. Ama tekrar tekrar izleyeceğimi hiç düşünmüyorum. Bir kere kafidir.
Bu arada "Skol!" arkadaşlar..