Spoiler içeriyor
Could Mountain, Yeşil Yol adı verilen koridoruyla gelmiş geçmiş en azılı suçluların idam sehpasına gönderildiği meşhur bir hapishanedir. E koğuşundaki Yaşlı Sparky isimli idam sehpası yeni suçlusunu beklemekteyken, gardiyan Paul Edgecombe ve arkadaşları hayatları boyunca akıllarından çıkmayacak bir serüven yaşamak…devamıCould Mountain, Yeşil Yol adı verilen koridoruyla gelmiş geçmiş en azılı suçluların idam sehpasına gönderildiği meşhur bir hapishanedir. E koğuşundaki Yaşlı Sparky isimli idam sehpası yeni suçlusunu beklemekteyken, gardiyan Paul Edgecombe ve arkadaşları hayatları boyunca akıllarından çıkmayacak bir serüven yaşamak üzeredirler. Yaşlı Sparky’nin yeni konuğu John Coffey adında, iri cüsseli, çocuk ruhlu bir zencidir. Koğuşa geldiği andan itibaren tüm dikkatleri üzerine çeken Coffey, Yeşil Yol’daki en unutulmaz karakter olacaktır.
İki kızın tecavüzü ve öldürülmesi suçundan hüküm giymiş olan Coffey, kaderini kabullenmiş ve sonunu beklemektedir. Köylülerin olay yerine ulaştığında kızlar kucağında bulunup, kendisini asla savunmadığı için idama mahkum edilmiştir. Onu idama sürükleyen en önemli şeylerden biri de derisinin rengidir. Çünkü bu olay zenci olmanın suçlu olmakla bir tutulduğu bir yerde gerçekleşmiştir. Koğuşa nakli gerçekleşen Coffey, birçok insanı ürkütebilecek iri cüssesine rağmen oldukça kırılgan bir ruha sahiptir. Nereden geldiği, kızları gerçekten öldürenin o olup olmadığı bilinmemektedir. Coffey’nin farklı olduğunu hapishaneye geldiği anda anlamış olan Paul, burada birçok mucizeye şahit olacaktır. Yaşanan ilk mucize mahkumlardan Eduard Delacroix’in faresinin acımasız gardiyan Percy tarafından öldürülmesi ve Coffey’nin fareyi hayata döndürmesidir. Bu ilerde yaşanacak olayların adeta bir fragmanı gibidir. Diğer mahkumların aksine, koğuşa geldiği günden beri hiç sorun çıkarmayan Coffey tüm gardiyanların ilgi odağındadır.
Uzun zamandır Prostat sancıları çeken gardiyan Paul, ağrılarının en dayanılmaz olduğu bir anda Coffey tarafından iyileştirilir. Bu olaylardan sonra Paul’un Coffey’nin suçsuzluğu hakkındaki şüpheleri daha da artmaya başlar. Paul içindeki kuşkulara ışık tutabilmek için kızların öldürüldüğü yere giderek olaylara yeni bir bakış açısı getirir ancak şüphelerini kanıtlayacak bir yol bulamaz.
İdam sırası gelmiş olan Eduard ‘Del’ Delacroix gelmiş geçmiş en acı ölüme gitmektedir. Sıradan bir idam durumunda her gardiyana iş düşmektedir. Aileden torpilli, uyumsuz, kötü ruhlu gardiyan Percy, Del’in idamında başrolde olacaktır. Del ile bir takım anlaşmazlıkları olan Percy intikamını almak için gün saymaktadır. Percy, idam sırasında acıyı hafifletmek ve ölümü kolaylaştırmak adına mahkumun başına koyulan ıslak süngeri kuru koyarak Del’in acı içinde ölmesine sebep olur. Bu acı olay koğuştaki herkesi oldukça derinden etkiler.
Bu sırada koğuşa Coffey’den sonra getirilmiş, baş belası Vahşi Bill herkesin huzurunu kaçırmaktadır. Kendisini azılı bir suçlu olarak göstermek için her şeyi yapan, sorun çıkarmaktan başka hiçbir işe yaramayan Vahşi Bill aslında işlediği suçların hepsini itiraf etmemiştir.
Hapishane Müdürü Hal Moores’ın eşi Melinda beyin tümörünün son safhasındadır. Coffey’nin mucizelerine şahit olan gardiyan Paul bu tümörün Coffey tarafından yok edilebileceğinden adı gibi emindir ve böylece geri dönüşü olmayan bir yola girer. Gardiyanlar Coffey’yi hapishaneden çıkarıp Moores’ın evine götürecek ve eşini iyileştireceklerdir. Kendisine hiçbir şey söylenmemesine rağmen her şeyi hisseden Coffey tam koğuştan çıktığı anda Vahşi Bill’in pençesine düşer. Bill, Coffey’ye dokunduğu anda onun iki küçük kıza tecavüz edip öldürdüğünü görür. Coffey’nin yargılandığı suç Vahşi Bill’in en iğrenç sırlarından birisidir. Coffey Moores’ın eşini iyileştirdikten sonra, koğuşa geldiğinde kötü kalpli Percy’ye Moores’ın eşinden aldığı tüm hastalığı aktarır ve onu Bill’e yönlendirir. Kısa sürede olup biten bu olaylar silsilesinin sonucunda Bill ölecek ve Percy de aklını yitirecektir.
İdam anı gelip çatan Coffey sessiz sedasız bir şekilde Yaşlı Sparky’ye doğru yol alır ancak Paul ve tüm gardiyanlar onun suçsuzluğunu ispatlamanın yolunu aramaktadırlar. Coffey’yi bir geceliğine hapsihaneden çıkardıkları için onun suçsuzluğunu kimseye anlatamayan ekip, hayatlarında yaşayacakları en acı idama doğru yol alırlar. Coffey, Paul ile olan son konuşmasında ölümü isteyerek kucakladığını söylese de Paul vicdan azabından ölene kadar kurtulamayacaktır.
Paul’un huzur evindeyken yazmaya başladığı bu hikayeyi okuyan tek kişi huzurevindeki arkadaşı Elaine olur. Bütün hikayeyi birisiyle paylaşmış olmak Paul’a bir huzur sağlamıştır ancak Coffey’nin prostatını iyileştirdiği gün kendisine bahşettiği uzun ömrü tüm arkadaşlarının ve Elaine’nin de sonunu görmesine yetmiştir ve Paul artık sadece ölümü beklemektedir.
1944 yılında 2 küçük kızın cinayetinden suçlu bulunmuş ve idama mahkum edilmiş, tarihteki en genç yaşta idam edilen insan ünvanına sahip George Stinney Jr’ın yaşanmış hikayesinden ilham alınarak yazılmış olan Stephen King’in bu eseri, aynı zamanda filme de uyarlanmıştır. Henüz 14 yaşındayken idam edilip, 70 yıl sonra suçsuz olduğu ispatlanan Stinney, Stephen King’in Yeşil Yol’u yazmasındaki en büyük etkendir. King, Yeşil Yol’da ustaca kullandığı dili ve hikayeyi zenginleştiren unsurlarıyla yıllarca hafızalardan kazınmayacak bir eser oluşturmuştur.