Arabasıyla trafiğe çıkan bir adam kırmızı ışıkta durduğu sırada direksiyon başındayken aniden kör olur. Adamın başına gelen bu talihsiz olay bildiğimiz körlük durumundan biraz farklıdır çünkü adam, tıpkı bir süt denizinin içindeymiş gibi her yeri bembeyaz bir şekilde görmektedir. Adamın…devamıArabasıyla trafiğe çıkan bir adam kırmızı ışıkta durduğu sırada direksiyon başındayken aniden kör olur. Adamın başına gelen bu talihsiz olay bildiğimiz körlük durumundan biraz farklıdır çünkü adam, tıpkı bir süt denizinin içindeymiş gibi her yeri bembeyaz bir şekilde görmektedir. Adamın yaşadığı bu tuhaf olay, bireysel bir sağlık problemi olmanın çok ötesinde ulusal bir krizi tetikleyecek olaylar zincirinin başlangıcıdır. Bu kriz ortamında yönünü bulmaya çalışan bir grup insanın kaderi de kökünden değişir.
Körlük'teki karakterlerin belli bir ismi yok ya da varsa da belirtilmemiş diyelim. Karakterler nitelik ya da ayırt edici özelliklerine göre betimleniyor.
Benim favori karakterim göz doktorunun karısı çünkü; yazar fedakârlığı, azmi ve asaletiyle çevresindeki insanların hayatına dokunan güçlü bir kadın portresi çizmiş. Okurken kocası ve diğerleri ile birlikte hayatta kalmak için içinde bulunduğu şartlara karşı mücadele eden bir kadının hikâyesine tanık oluyoruz aslında.
Körlük'ü ilk kez okuduğumda distopik bir macera romanı okuduğumu düşünmüştüm ancak bu kitabı sadece bu kelimelerle sınırlandırmak hata olur çünkü kitapta anlatılan "beyaz körlük" meselesinin sembolik bir boyutu ve serinin 2. kitabı olan "Görmek" ile bağlantılı siyasi mesajlar veren bir alt metni olduğunu düşünüyorum. Bunu "Görmek"i okuduktan sonra farkettim.
Söz konusu kitaplar olunca José Saramago sık sık tavsiye ettiğim ve en sevdiğim yazarlardan biridir. Körlük'ü de 2. kez okudum ve okumayı düşünen herkese tavsiye ederim.
📌 Alıntılar:
"Herkes bilir ki, mükemmelliğe giden yol taşlıdır ve erdem de bu yolda her zaman engellerle karşılaşır, günahı ve kötülüğüyse şans öylesine destekler ki, (...)"
s.32
"Nasılsınız, doktor bey, diye sormuştu kuşkusuz, zayıflığımızı belli etmek istemediğimizde, İyiyim, deyip geçiştiririz ya öyle söylemişti, hatta ölecek durumda olsak bile iyiyim deriz, kabaca buna yiğitliğe bok sürdürmemek denir, olayları böyle mantıksızca tersine çevirmek yalnızca insan türüne özgüdür."
s.40
"dikkatli bakmadıkça fark edilmeyen kusurlar, sadece söz edildiğinde gerçekte olduklarından daha kötü görünürdü göze."
s.52
"- üzüntü ile sevinç su ile yağ gibi değildir, birbirine karışabilir -"
s.69
"Hepimizin zayıf anları olur, ağlayabildiğimiz için çok şanslıyız, gözyaşları bizi çoğu kez huzura kavuşturur, ağlayamadığımız zaman ölecek gibi oluruz,"
s.104
"Eskiler ne demiş, körler ülkesinde tek gözlüler kral olur,"
s.106
"uykusu kaçmış kör kadın yatağının üzerinde oturmaya devam ediyordu, bedenindeki yorgunluğun, zihnindeki inatçı direnişi kırmasını bekliyordu."
s.164
"Konuşma, dedi doktorun karısı yumuşak bir sesle, hepimiz susalım, sözlerin işe yaramadığı anlar vardır, keşke ben de ağlayabilseydim, her şeyi gözyaşlarımla söyleyebilseydim, anlaşılayım diye konuşmak zorunda kalmasaydım."
s.179
"yanıt hep ona ihtiyaç duyulduğunda gelmez akla, çoğu kez de beklemek verilebilecek tek yanıttır."
s.263
"Ölecek olmamız fikri bize pahalıya patlıyor, dedi doktorun karısı, ölenler için daima bir özür arıyoruz, sanki sıra bize geldiğinde bizi bağışlamalarını önceden ister gibiyiz,"
s.290
"Gereğinden fazla kelime kullanıyoruz demek istiyorsunuz yani,"
"Gereği kadar duyguya sahip olmadığımızı söylüyorum,"
"Belki de yeteri kadar duyguya sahibiz ama onları ifade edecek kelimeleri kullanmıyoruz,"
"Sonuçta da duygularımızı yitiriyoruz,"
s.294
"Bazı umutlar çılgınlıktan başka bir şey değildir,"
"Şöyle söyleyeyim, o tür umutlarım olmasaydı yaşamaktan çoktan vazgeçerdim,"
s.307
"Erkekler hep aynı, bir kadının karnından çıkmış olmayı kadınlar hakkında her şeyi bilebilmek için yeterli sayıyorlar,"
s.307