THOUSAND TİMES GOOD NİGHT BİNLERCE KEZ İYİ GECELER (2013) Çok etkileyici bir film “Binlerce Kez İyi Geceler.” Juliette Binoche her zamanki gibi harika oynuyor. Çok sevdiği kocası ve çocuklarıyla, işi arasında kalan savaş fotoğrafçısı bir kadını canlandırıyor. Savaş fotoğrafçısı Rebecca…devamıTHOUSAND TİMES GOOD NİGHT
BİNLERCE KEZ İYİ GECELER (2013)
Çok etkileyici bir film “Binlerce Kez İyi Geceler.” Juliette Binoche her zamanki gibi harika oynuyor. Çok sevdiği kocası ve çocuklarıyla, işi arasında kalan savaş fotoğrafçısı bir kadını canlandırıyor.
Savaş fotoğrafçısı Rebecca (Juliette Binoche) işini “kimselerin umurunda olmayan yerlerdeki acı ve şiddeti fotograflamak” olarak tanımlıyor ve işkence edilen Afrikalı çocuk resimleri kimsenin ilgisini çekmezken, Paris Hilton’un tek bir kare fotografının olay olduğunu görmenin üzüntüsünü paylaşıyor “binlerce kez iyi geceler” filminde..Ödüllü bir fotoğrafçı olan yönetmen Eric Poppe’nin her sahnesi bir fotograf kalitesinde olan filmi. Görüntü yönetmenliği en üst düzeyde, oyuncular,müzik, kamera mükemmel..Filmi görmeden okuduğum eleştiriler temposunun ağır olduğu yönündeydi ama irdelenen konuların önemi bir aksiyon sürati ile film çevrilmesine izin vermeyecek nitelikte..
Genç bir kızken içindeki öfkeyi susturmak için deklanşöre basmaya başlayan Rebecca evli, iki çocuklu orta yaşlarda bir kadın olduğunda öfkesi azalsa da savaş bölgelerinde hayatını tehlikeye atarak fotograflar çekmeyi ve gerçeği tüm çıplaklığıyla dünyaya aktarmayı görev ediniyor. Mesleğinde en iyiler arasına girmeyi başarıyor ama sürekli seyahat etmesi kocasından ve kızlarından uzak kalması özel hayatında bir çıkmaza girmesine neden oluyor. Afganistan, Kabil’ de bir intihar bombacısını fotograflarken son anda halkın arasına karışıp onları uyarmaya çalışması sırasında oluşan patlamada ağır şekilde yaralanıyor. Daha önce de defalarca ölümle burun buruna gelmiş olması nedeniyle bu durum eşi için bardağı taşıran son damla oluyor ve ailesi ve işi arasında yapmak zorunda kaldığı tercihini işinden vazgeçmek doğrultusunda kullanıyor.
Kendimiz olmaktan, benliğimizden vazgeçersek var oluşumuzu sürdürebilir miyiz? Evlilik, ebeveynlik sorumluluğu yaşam tercihlerimizi, hedeflerimizi ne ölçüde etkiler? Acıyı, zulümü, haksızlığı fotograflamayı, sessiz azınlığın çığlığını kalabalıklara duyurmayı ilke edinmiş bir fotografçı evde patates soymak, çocuklarını okula götürmek, diğer ebeveynlerle sıradan sohbetler yapmakla, sadece anne ve eş olmakla yetinebilir mi?
Kabilde patlama sonrası mavi gökyüzünde süzülen rengarenk balonlardan, Kenya da sığınma kamplarına yapılan saldırı sonrası bakmaya yürek dayanmayan çocuk ölülerine, Avrupa kentlerindeki sukunet, refah, şıklığın geri bırakılmış, bıraktırılmış ülkelerdeki kalabalık, pislik, şiddetle taban tabana zıtlığına odaklanan kamera bir tokat gibi yüzümüze çarpan, kolay unutulmayacak sahnelere imza atıyor.
Sabun köpüğü filmlerden, aşktan, komediden sıkıldıysanız gerçek bir sinema filmi seyretmek , söyleyecek sözü olan bir yönetmen tanımak istiyorsanız binlerce kez iyi seyirler.. "