THE LAUNDROMAT Yönetmen: Steven Soderbergh, 2019 - ABD yapımı. 2016 yılında kamuoyuna sızan “Panama Belgeleri” bazıları için tarihin en büyük (WikiLeaks ve Snowden’den daha büyük) sızıntısı ve gazetecilik olayı, kimilerine göreyse malumun ilamıydı ve tüm dünyada bomba etkisi yaratmıştı. 50’den…devamıTHE LAUNDROMAT
Yönetmen: Steven Soderbergh, 2019 - ABD yapımı.
2016 yılında kamuoyuna sızan “Panama Belgeleri” bazıları için tarihin en büyük (WikiLeaks ve Snowden’den daha büyük) sızıntısı ve gazetecilik olayı, kimilerine göreyse malumun ilamıydı ve tüm dünyada bomba etkisi yaratmıştı. 50’den fazla ülkede şubesi olan Mossack Fonseca adlı Panama’lı bir hukuk şirketi tarafından 40 yıldır kayıt altına alınan 240.000’den fazla off shore şirket, vakıf ve tröste ait 11 milyon belge, ülke liderleri, çok uluslu şirketlerin yöneticileri, ünlü sanatçılar gibi birçok kişinin para aklama, vergi kaçırma, ambargo delme gibi yasadışı faaliyetlerde bulunduğuna dair ciddi kanıtlar sunuyordu.
Steven Soderbergh’in Netflix için çektiği The Laundromat bu olayı anlatıyor. Mossack Fonseca’nın Netflix’e dava açarak filmi durdurma çabası, ABD Anayasası’nca koruma altına alınmış olan ‘ifade özgürlüğü hakkı’ çerçevesinde boşa çıkmış.
Yarı teatral yarı belgesel bir komik drama tadındaki film beğeni alanında izleyicileri ve eleştirmenleri oldukça bölmüşe benziyor. 2/10 ile 10/10 arası bir puan yelpazesi var. Ben en azından ‘konuyu basite indirgeyerek bilgilendirme’ çabasına ba-yıl-dım. Ayrıca hiçbir önemleri olmadığı izleniminin adeta özellikle verildiği karakterleri oynamayı kabul eden çok ünlü oyuncularına da. Sanki “biz bu görevi minnetle yapıyoruz” der gibiydiler, hani kanımca para bile almamış olabilirlerdi (gönlümden geçen 😊). Hoş, Mossack ve Fonseca’yı (şirketin sahibi olan iki avukat) canlandıran Gary Oldman’la Antonio Banderas’ın rolleri genelde filmin dışındaydı, ama işbirlikçi düzenbaz ve ukala havaları çok yakışmıştı.
Açılışı 1 Dolar’ın yaptığı filmde Mossack ve Fonseca , seyirciyle aradaki dördüncü duvarı yıkarak eski çağlardan bugüne para’yı anlatmaya başlıyor. Bu tarz, belki mizahi güçle konunun ağırlığını hafifletmek, belki de en düşük algı /ilgi düzeyini hedefleyerek olayı somutlaştırmak amacıyla seçilmiş olabilir, ya da tepkisiz ezilenlere öfkeyle ‘siz işte böyle görünüyorsunuz maalesef’ ya da “siz böyle misiniz ki hiç tepki vermiyorsunuz?” denilmek istenmiş de olabilir; ki bazı eleştirmen ve yorumcular yönetmeni bu nedenle hedef kitleye eski sevecenliğinden uzaklaşmış ve biraz da nutuk atar gibi bulmuşlar.
Bütüne yayılan bir öykü olmaması, paranın peşinden ülkeler arası gezen kamera, araya girip çıkan simsarlarla kurbanları ve yardımcı karakterler –ki bir tanesinin Meryl Streep olduğunu film bitince öğrendim: “Dünya evrakların arkasına saklanan adamlardan ibaret.” diyen sekretere dikkat edin! - dağınıklık izlenimi verse de, konu hep aynı: “Dünyanın ekonomik düzeninin nasıl işlediği, zenginlerin varlıklarını nasıl büyütüp korudukları ve bunlara nasıl yasal kılıflar uydurdukları"
Mossack-Fonseca ikilisi bir markette -tam da çamaşır suyu alıyorken- üçkağıtçılıklarına gerekçe olarak gizlilik isteyen müşterilerinin neden kontrolü daha güç olan ‘off shore hesapları’ tercih ettiğini şöyle açıklıyorlar: “Mahremiyet, banyoda tuvaletinizi yaparken talep ettiğiniz bir şeydir, gizlilikse içeride tuvalet ihtiyacınızdan başka bir şey yaparken ihtiyaç duyduğunuz bir şey” “Bazen mahremiyet geceyi gizlilikle geçirmeye karar verebilir. Ama başkaları camdan dikizlemeden nerede birlikte olabilirler? Elbette bir offshore şirkette.” İçeride gizli bir şeyler oluyor ama penceresinden bakıldığında oda boş görünüyor.
Keyifli seyirler…😊