"Oxford’un İngilizce sözlüğü, 'robot’ kelimesinin mucidinin Asimov olduğunu belirtir. Ama Asimov’un kendisinin de kitapta belirttiği gibi o, aslında 'robotik’ (robotbilimi) kelimesinin yaratıcısı... " Yıllardır okumayı isteyip de bir türlü elime geçmeyen kitap olur kendisi. Bir arkadaşla birlikte okuma etkinliği yaptık…devamı"Oxford’un İngilizce sözlüğü, 'robot’ kelimesinin mucidinin Asimov olduğunu belirtir. Ama Asimov’un kendisinin de kitapta belirttiği gibi o, aslında 'robotik’ (robotbilimi) kelimesinin yaratıcısı... "
Yıllardır okumayı isteyip de bir türlü elime geçmeyen kitap olur kendisi. Bir arkadaşla birlikte okuma etkinliği yaptık da o sayede okuyabildim sonunda.
Yazılan yorumlara şöyle bir baktım da... Herkes "Üç Robot Kanunu"nu biliyor ama "Sıfırıncı Kanun"dan çok az insan bahsediyor. Kitabın sonunda Asimov'un sonradan eklediği bölümü okuyanlar bilir. "... Ancak ilerleyen vakitlerde robotlarımın karmaşıklığı ve çok yönlülüğü arttıkça, daha üst düzey bir kanuna gerek duydum." der ve Sıfırıncı Kanun üzerine çalışır.
0 – Robotlar, tüm insanlığa zarar veremez ya da eylemsiz kalarak insanlığın bütününe zarar gelmesine göz yumamaz.
1 – Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
2 – Robotlar, Birinci Kanun’la çelişmediği sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
3 -Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çelişmediği sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.
Asimov kitabın sonunda, Üç Robot Yasası’nın kendi kitaplarının evreninde mutlak kanunlar olduğunu belirtir ve Sıfırıncı Kanun dışında yeni bir kanun eklemeyi reddeder. Ancak başka yazarların direkt alıntı yapmadan bu üç kanun varsayımıyla çalışan robot anlatılarına yeni eklemeler yapmasını teşvik eder.
1974 yılında yayımlanan Icarus’un Yolu adlı kitabında Lyuben Dilov dördüncü kanunu önerir: “Robotlar, olası her durumda bir robot olduğunu belirtmek zorundadır.” Diloy, bu kanunu insansı robotların insanların gözünde oluşturacağı karışıklığı gidermek amacıyla ortaya attığını söyler. Bu yasaya 1983 yılında yayınlanan “Robotik’in Beşinci Yasası” adlı kısa öyküsünde Nikola Kesarovski beşinci yasayı ekler: “Robotlar, robot olduklarını bilmek zorundadır.” Bu öyküde Kesarovski, Diloy’un dördüncü yasası ve kendi beşinci yasasının olmadığı bir durumda, bir robotun karşısındaki bir insana orantısız bir güçle sarıldığında karşısındakini öldürüp istemeden birinci yasayı yıkabileceğini gösterir.
___________________
Hem mekatronikçi oluşumdan hem de makine-insan etkileşimine karşı aşırı ilgi duyduğumdan olsa gerek kitap benim için mükemmeldi. Özellikle yazarın "elektronik" yerine "pozitronik" beyin demesi etkileyici noktalardan biriydi. İçindeki tüm mantık yürütmeler, robotların diyalogları olsun... "Mantık" isimli bölümde robotun Descartes gibi düşünmesi ve insanların neden robotlardan daha alt düzeyde olduğunu açıklaması olsun... Birkaç alıntıyı paylaşınca siz de göreceksiniz. Zihin okuyan robot kısmı en çok ilgimi çeken bölümlerden biri oldu diyebilirim.
Hoşuma giden cümleleri aşağıya bıraktım.
🤖 Ama siz hiç robotlarla çalışmadınız, o yüzden onları tanımıyorsunuz. Bizden daha temiz, daha iyi bir tür onlar.
🤖 Kızımı bir makineye emanet edemem. Ne kadar akıllı olduğu umurumda değil. Ruhu yok, aklından ne geçtiğini kimse bilemez. Koca bir metal yığını tarafından yetiştirilmek çocukların "yaratılışına" uygun değil.
🤖 Makine filan değildi! O da sizin, benim gibi bir "bireydi" ve benim "arkadaşımdı".
🤖 "Son iki gün boyunca iyice düşünüp taşındım," dedi Cutie, "ve çok ilginç sonuçlara ulaştım. Öncelikle sakıncasız bulduğum tek varsayımdan yola çıktım. Ben şahsen varım, çünkü düşünüyorum..."
"Jüpiter aşkına!" diye homurdandı Powell. "Robot Descartes da mı görecektik?"
🤖🤖🤖 Robot, güçlü ellerini açıp itiraz etti. "Hiçbir şeyi sırf otorite öyle dedi diye kabul etmem. Hipotezler, mantıkla desteklenmelidir, aksi takdirde beş para etmezler ve beni sizin yaratmış olmanız, mantığın tüm prensiplerine aykırı."
"Kendinize bir bakın," dedi sonunda. "Küçümsemek istemiyorum ama lütfen gidin bir bakın kendinize! Yumuşak ve gevşek bir maddeden üretilmişsiniz, güçsüz ve dayanıksızsınız, ihtiyacınız olan enerjiyi, organik maddeleri verimsiz yöntemlerle okside ederek kazanıyorsunuz. Mesela şöyle..." Kınayan bir tavırla Donovan'ın sandiviçinden geriye kalanları gösterdi. "Düzenli aralıklarla komaya giriyorsunuz ve sıcaklık, hava basıncı, nem, ya da radyasyon yoğunluğundaki en ufak bir değişim, etkinliginize darbe vuruyor. Derme çatma varlıklarsınız.
Öte yandan ben özenle tasarlanmış bir ürünüm. Elektrik enerjisini doğrudan alıp neredeyse yüzde yüz verimlilik oranıyla kullanıyorum. Yapımımda sağlam metaller kullanılmış, her daim bilincim yerinde, üstelik ekstrem koşullara dayanıklıyım. Hiçbir varlığın kendisinden daha üstün bir varlık yaratamayacağını da göz önünde bulundurursak, bu gerçeklikler sizin komik hipotezinizi yerle bir ediyor."
🤖🤖"Çünkü ben mantıklı bir varlık olarak, gerçeklere önsel sebeplerden çıkarım yaparak ulaşabilecek yetenekteyim. Sizler ise zeki ama mantıksız varlıklarsınız, o yüzden varlığınızın sebebi size hazır sunulmalı. Efendimiz de tam olarak bunu yapmış. Size uzak gezegenler ve insanlar hakkındaki bu gülünç hikayeleri sunmuş olması kuşkusuz herkes için en iyisi. Akıllarınız muhtemelen gerçeği tam olarak kavrayamayacak kadar ilkel. Gelgelelim, Efendimiz kitaplara inanmanızı uygun gördüyse bana laf düşmez."
🤖"Açıkçası bu kitapların da diğerlerinden farkı yok. İlgimi çekmiyorlar. Kuram kitaplarınızın içi boş. Bilim dediğiniz şey, toplanan verilerin derme çatma teorilerle bir araya getirilmesinden ibaret. Ve öylesine basit ki, kafa yormaya bile değmiyor."
🤖🤖Matematiksel olarak öyle. Ama psikolojik açıdan nasıl etki eder, bir düşünsene. Bütün normal yaşam türleri, farkında olsa da, olmasa da, emir almaktan nefret eder. Eğer emri kendisinden daha az gelişmiş biri veriyorsa, bu nefret katlanır. Fiziksel olarak da, zihinsel olarak da, robotların hepsi insanlardan daha üstün varlıklardır. Neden sözümüzü dinliyorlar peki? Tabii ki Birinci Kanun sayesinde! O olmadan robota emir vermeye kalktığın an ölür gidersin. Al sana dengesizlik.
🤖🤖"Gerçekten de öyle, Dr. Calvin. O kısmı anlıyorum. Ama 10.Nestor neden yerinden kalktı?"
"Hah! Onu biz Bay Black ile aramızda ayarladık. Robotlarla aramızdaki ışınlar gamma değil, kızılötesiydi. Sıradan ısı ışınlarıydı, tamamen zararsızdı. 10.Nestor, onların kızılötesi, dolayısıyla da zararsız olduğunu biliyordu, o yüzden de Birinci Kanun gereği yerinden kalktı. Diğer robotlar da kalkacak sanıyordu. Normal NS-2'lerin radyasyonu tespit edebildiğini ama türünü ayırt edemediğini anladığında iş işten geçmişti. Sadece kendisinin dalga boylarını ayırt edebilmesi ve bunu Hiper Asteroid Üssü'ndeki insanlardan aldığı eğitime borçlu olması onun için öyle küçük düşürücüydü ki, bir an aklına gelmedi. Normal robotlar radyasyonun ölümcül olduğunu sanıyordu çünkü biz onlara öyle söyledik. Sadece 10.Nestor yalan söylediğimizi biliyordu. Ve diğer robotların insanlardan daha cahil olduğunu o an ya hatırlayamadı ya da hatırlamak istemedi. Üstünlük kompleksinin kurbanı oldu."
🤖🤖🤖 Çünkü düşününce Robotbilimin Üç Kanunu, dünyadaki etik sistemlerin pek çoğunun presipleriyle paraleldir. Takdir edersiniz ki kendini koruma içgüdüsü her insanda bulunur. Bu, robotların Üçüncü Kanunu'dur. Ayrıca toplumsal vicdana ve sorumluluk duygusuna sahip, 'iyi' insanların hepsi otoriteye uyum sağlar. Doktorunun, patronunun, devletinin, psikiyatristinin, arkadaşlarının sözünü dinler. Kanunlara uyar, kuralları çiğnemez, geleneklere uygun davranır. Rahatı ya da güvenliği için tehdit oluştursa bile yapar bunu. Robotlar için İkinci Kanun da tam olarak budur. Ayrıca tüm 'iyi' insanlar, başkalarına da sevgi göstermeli, etrafındaki kişileri korumalı, bir başkasını kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye atabilmelidir. Bu ise, robotların Birinci Kanunu’dur. Özet olarak, Byerley Robotbilimin Kanunları'na uygun davranıyorsa, robot da olabilir, çok iyi bir insan da.