Spoiler içeriyor
İlk siftahımızıda bu sene bu kitapla yaptık efenim evet, selamlar. Okurken adam yazmış diyosun. Aşırı akıcı ve bir solukta okuyabileceğimiz bir kitap. Kitabı okuduktan sonra resmen hayatımda ilk defa ciddi bir aydınlanma, hakikati görme anı yaşadım..(şimdi niye bu kız şu…devamıİlk siftahımızıda bu sene bu kitapla yaptık efenim evet, selamlar. Okurken adam yazmış diyosun. Aşırı akıcı ve bir solukta okuyabileceğimiz bir kitap. Kitabı okuduktan sonra resmen hayatımda ilk defa ciddi bir aydınlanma, hakikati görme anı yaşadım..(şimdi niye bu kız şu erkeğe bakıyor veya bu erkek şu kızda ne buluyor dedirtti, aynı şey evlenen evli birliktelikler içinde geçerli..olayların iç yüzünü bilemeyiz ne de olsa..)İçinde okurken bolca hayretlere düşüren ve kuvvetle muhtemel, hayrete düşceğiniz bir kitap. He unutmadan ekleyim felsefe-düşünce (idea) kitabıdır. Görüşlere katılan olur katılamayan olur eyv. Yazar Arthur Schopenhauer, burada konuya tamamen felsefi ve birazda prensipli bir şekilde disiplinden çıkmayıp katı, dış ve genel hatlarıyla aşkı tasvir etmeye, anlatmaya çalışmış. Aşkı insan olan(güzelinden en çirkinine tüm topluma hitap ediyor) herkesin anlayabileceği şekilde tasvir etmiş, yazmış. Ve acaba gerçektende aşk bu kadar basit bir şey mi yani sadece türün(insan) devamı için mi onca aşk, ihtiras, tantana diye de bende ciddi manada bir düşündürmedi değil.. Eğer aşk hakkında bildiğiniz başka kitaplar varsa da muhakkak yazın, esirgemeyin çünkü ilgim insan aşkına kaydı ve açıkçası bu kitap beni (kısa olduğundan olsa gerek) çokta doyurmadı. Açıkçası aşk sadece türün devamı(insanın) için içgüdüsel dürtülerle hayatın ve neslin devamı için evlenmekten ibaretse ben biraz hayal kırıklığına uğradım ama böyle olmadığına eminim diyebilirim çünkü yazarımız burada, daha çok olaya bilimsel yaklaşmış ve felsefe yaptığından kendi öznel görüşlerinide katmış sanırsam. Sonuçta 'insan' denen akıllı varlığı 'içgüdüsel salt bir hayvan' kategorisine yerleştirmekte başlı başına bir eksiklikten ibarettir diye düşünüyorum çünkü biz şu koca kainatta belkide tek akıllı zekaya sahip olan varlığızdır(her ne kadar ben tersini düşünsem savunsamda kesin kanıt olmadığından böyle yazmak zorundayım.). Yani uzatmayayım ben yaşayın diyorum dostlar bu güzel deneyimi tadın içinizde hissedin, soyutlanın kendi dış dünyanızdan hakikate gerçeğe ışığa yönelin. Yol her ne kadar meşakkatli olsada.. Sonuçta bu güzel deneyim insanın dünyada başına çok sık gelmez. Gerçeğini yaşayabilmek varken birazda risk alın- filmlerden izleyip bakakalacağınıza- imkanınızda varsa kendiniz yaşayın, deneyimleyin diyorum. İnsanı bütünleştirir ve bencil olmaktan kurtarır, yardımlaşmayı tetikler. Kendimden biliyorum. Her şey gönülünüze göre olsun doslar. Rasgele.
"Bu anlayış çerçevesinde cinsel sevgi, aslında koşulları dışımızda daha sonra da içgüdüyle belirlenmiş bir yönelimden başka bir şey değildir; duruma göre, yoğunlaştırılmış duygulardan, tutkulardan, kara sevdalardan ve intiharlara sürükleyen aşamalardan geçebilir. ...
Bütün bunların ötesinde her yıl, birbirini seven ama dış koşullar yüzünden engellenmiş çiftlerin birlikte intiharlarıyla sonlanan çeşitli vaka (bu gerçeği) ortaya koyacaktır;gelgelelim karşılıklı sevgiden emin olup bu sevginin haz ve tadını yaşarken en yüce bahtiyarlığı da bulmayı umanların, (zorlayan dış koşullar karşısında)en aşırı adımları atıp bütün ilişkileri koparmak ve olabilecek her türlü sıkıntı, dert ve belaya katlanmak varken;hayatlarıyla birlikte, ondan öteye daha büyüğünün düşünülemeyeceği bir mutluluktan da vazgeçmeleri benim için hala açıklanamazlığını koruyan bir soru oluşturuyor. İşte o tutkunun daha az şiddetli ve sadece bir nebze ortaya çıktığı yerde, yaşlı değilse, herkes onu her gün görür, çoğunluk yüreğinde yaşar.
... Bu durumda öncülerimden ne yararlanmak ne de onların düşüncelerini çürütmek zorundayım:Sorun kendisini bana nesnel olarak dayattı,kendiliğinden benim dünya görüşümün içine adım attı. Ayrıca en az alkışı kendileri şu anda bu tutkunun hakimiyeti altında bulunan ve bu nedenle de abartılı duyguların en yüceltilmiş ve uçarı, tensellikten uzak, dünyevi olmayan imajlarla dile getirmeye çalışanşardan beklemek durumundayım.(Bu konudaki) görüşlerim, aslında metafiziksel hatta transzendental(aşkın) olsada, onlara fazlasıyla fiziksel, fazlasıyla maddesel görünecektir. Bu arada (aşıkların) bugün kendilerini madrigaller ve sonatlar yazmaya yönlendiren bu büyüleyici konuya, on sekiz yaş daha büyük olmaları halinde, şöyle başlarını çevirip bakarlar mıydı diye bir an düşünmelerini isteyelim yeter. ..
Bu nedenle, aşk serüveni içermeyen bir dramaya merak duymak öylesine zordur ve öte yandan, her gün didiklenmesine rağmen bu konu hiçbir zaman aşınmaz.
... Bu hırs ve şiddet geleceğin anne babasının sevgisinden başka bir şey değildir. Bu tutkunun sayısız derceleri bulunmaktadır;bunlardan iki aşırısından biri Afrodite pandemos (tensel sevgi) ve ötekisi Urania(Tanrı aşkı) diye tanımlanır:Ancak özü gereği bu tutku her yerde aynıdır.
... Büyük tutkularda zaten kuralda ilk bakışta doğarlar:"ilk bakışta sevmeden kim aşık olmuştur ki?" (Shakespeare)
Bu bakımdan Chamfort'un şu sözleri çok ilginçtir:
"bir kadınla bir erkek birbirlerine karşı şiddetli bir tutku duyuyorlarsa, onları ayıran engeller, ister bir koca ister anne babalar vb. olsun, bana hep yasalar insan uzalşımları bu konuda ne derlerse desinler, bu iki sevgili doğayavetanrısal hukuka göre birbirlerine aitmişler gibi gelir. "(Maximes)..
Anlayacağınız, tutkuyla seven biri, bütin çabalarına ve yalvarıp yakarmalarına rağmen hiçbir koşulda karşılık bulamazsa bu durum ortaya çıkar: " onu seviyor ve ondan nefret ediyorum "(Shakespeare)
Bu nedenle Goethe'n şu dizeleri çok yerindedir:" Reddedilen hor görülen bütün aşklar! Cehennem kaçkını insanın yanında!
Neyin kızdırdığını bilmek isterdim ki beni, lanet edeyim! (Faust 1 ,280)
.. Ve insan büyük acılar içinde sustuğunda
Verdi bir Tanrı bana, nasıl acı çektiğimi söyleme gücü(Goethe)
Tu, deorum hominumque tyranne, Amor!
(Sen ki Eros, Tanrı'ya ve insana despotça hükmedersin. Euripides, Andromeda)
Öldürücü oku körlüğü ve kanatları onun(cupido'nun/eros'un) ayrılmaz özellikleridir. Kötülük ve kanatlar vefasızlığı anlatırlar:Vefasızlık, kuralda, tatminin sonucu olan hayal kırıklığıyla birlikte ortaya çıkar. (Aşk nedeniyle evlenen acılar çekerek yaşamak zorundadır der bir İspanyol atasözü.)
Ama bu arada o kargaşa ve gürültünün içinde, iki sevgilinin bakışlarının birbirleriyle özlem içinde buluştuklarını görüyoruz:
İyi de, niçin böylesine gizlice, endişe ve korku dolu, böylesine kaçamak? Çünkü bu sevgililer, (katkıları olmaksızın) çok geçmeden sona erecek olan bütün o dert ve sıkıntının, onca eziyet ve meşakkatin kendi benzerlerinin daha önce yaptıkları gibi, sona ermesini önleyip, (bu sıkıntıları) aynı haliyle devam ettirmeye uğraşan hainlerdir. "Bir kez daha beni haklı çıkaran yapıt. Şu konuda, şöyle ki, insanoğlunun acizliği ve ne kadar sonlu bir varlık olduğumuz gerçeği. Beni hep ateşlemiştir bu tür felsefik konular şimdide barutunu doldurduk topa vurduk işde.. Hem zeki hem de gerizekili insan mahlukatı, hepimiz alnımızdaki yazgıyı yaşarız dostlar kaçış yok. En yüceye sevgilerimle. Edit imla. Sevdiğime:benim yerimede sev bekletme sevdayı.(yine sevdiğime, al geceyarılarımı benden) Ve son olarak kendi sözlerimle yazımı noktalıyorum:Başka bir evrende en güzel halinle görüşmek dileğiyle öptüm gözlerinden(şöyle söyleyeyim size kitabı da atabilirdim ama atmadım-atamazdım da-içinde çok kıyak düşünceler var okuyun)(aşk üzerine bir kitap daha önerim ;bende henüz keşfettim. Stendhal-Aşk üzerine)