Nightmare Alley Yeni görmem ile hemen izlediğim bu yapım, aslında kitaptan uyarlama olması ve daha önce de çekilen başka filmi olması ile ilgimi çekti. Kitap ismi olan (Nightmare Alley) ismini taşıyan filmimiz aslında herkesin dediği "anlam yüklü değil" sözcülüğü ile…devamıNightmare Alley
Yeni görmem ile hemen izlediğim bu yapım, aslında kitaptan uyarlama olması ve daha önce de çekilen başka filmi olması ile ilgimi çekti. Kitap ismi olan (Nightmare Alley) ismini taşıyan filmimiz aslında herkesin dediği "anlam yüklü değil" sözcülüğü ile gözüme batarken, bence yanlış düşünceler ve bakış açısı ile izlendiğini söylemek isterim. Belki çok harika olmasa da, anlamlı olan bir filmdi. Gelin anlamı neymiş bakalım.
Kısacası yeni hayatına başlayan karakterimizin hırsını ve kendi hayatına vermiş en büyük hatayı izliyoruz. Bu konu hakkında pek konuşmak istemiyorum izlemeyenler varsa diye. Lâkin pekte konusu bilinmedik değildi. Bu süre içinde de bir kötü yönü daha olan, süresinin uzunluğu oldu. Keşke biraz daha kısa olsa dedim izlerken. Yönetmen Guillermo Del Toro'un yönettiği yapım, sinematografisini güzel göstermesi ile de belki süresini herkes için önemsiz hale getirmeyi çalışsa da benim gözümden kaçmadı.
Stan karakterini ve sirk hayatını bizlere gösteren Bradley Cooper gerçekten güzel oyunculuk çıkarmıştı. Tabii her filmde zengin olup fakir olması ve kendini kötü hale sokması sanki her filmde onun peşinden gelmesi de aklımdan çıkmayan yönü oldu. Gelenim asıl afişte ve filmin her yerinde aradığım oyuncumuz olan ve karakteri Lilith'in güçlü kadın simgesine çeviren oyunumuz Cate Blanchett'a, işte oyunculuk işte 1940'lı yılların vaz geçilmez dönemsel ve her kelimesi duruşu ile hasta olduğum Cate'e hayranım. Bu nasıl bir oyunculuk şaşkınlıkla izliyorum.
Lâkin gözümden kaçmayan Bradley ve Cate Blanchett'in ikili olarak çok yakışması ve oyunculuk bakımından kusursuz geçen ve beni tam filme bağlayan iki karakterin sahneleri idi. Filmin akışına bağlı sahne geçişleri ve susmaya bağlı siyah ekranlarsa hoşuma gitti. filmde fazlaca yer alan Willem Dafoe'inde oyunculuğuna bayıldığım. Bradley ile eş olan Rooney Mara ise bence çok ilgi çekecek sahneleri yoktu benim açımdan.
Telepati ile ölen insanları sanki var olmuş ve hissetmiş tarzını yaşatan Stan, karakterinin asıl temeli babası gibi olmamaktı. Sonunda hak ettiğini bulan Stan, bence filmin nasıl başladığını ve sonunun tekrardan yeni doğmak ile düzenlediğini kart oyununda çıkan sonuna benzeyenleri çok hoştu. Keyifle izleyeceğiniz ve akan konusunun ortalama olsa bile iki karakter uyumuna diyaloglarına hayran kalacağınız bu yapımı öneriyor keyifli izlemeler diliyorum.