adam phillips adem ve havva'dan başlayarak yasa, yasak, arzu ve haz üzerine sorgulamalar yaparak psikanalizin dinlerin otoritelerin ve aslında hiçbirimizin pek de ilgilenmediği yasaklanmamış olabilecek hazlara bakışımızı yöneltir. yasaklanana öyle odaklanır ve arzu duyarız ki tek isteğimiz haline gelir. halbuki…devamıadam phillips adem ve havva'dan başlayarak yasa, yasak, arzu ve haz üzerine sorgulamalar yaparak psikanalizin dinlerin otoritelerin ve aslında hiçbirimizin pek de ilgilenmediği yasaklanmamış olabilecek hazlara bakışımızı yöneltir. yasaklanana öyle odaklanır ve arzu duyarız ki tek isteğimiz haline gelir. halbuki bu bir tür haz hiyerarşisi yaratmak demektir. oysa haz neyin değerli değersiz olduğunu ölçmekten ziyade bir haz çeşitliliği olarak yaşamı zenginliği içinde görebilmek demek olabilir. bunu ise en iyi çocuklar bilir. yetişkinler üstbenlerinin kölesi olmuş kendi içinde bölünmüş ve yasak olana göz dikerek kendi kendini daraltmış, köreltmişken çocuklar arkadaşlık, oyun, şefkat, hayal gücü, bir şeye tüm dikkatini verebilme keyfi gibi yasak olmayan birçok haz yaşarlar. dolayısıyla yasaklayıcı ahlakın dışında acaba yasak olmayan bir ahlak var mıdır, mümkün müdür, arzudan doğan esinlenen bir ahlak olabilir mi? dünyayı istemenin başka birçok çeşidini keşfedemez miyiz? diye sorar ve yasaklanmamış en güzel arzulardan biri olarak birbirine eşlik etmek eşdeyişle sosyalleşmek hazzı ile bizi bu soruları düşünerek kendi kişisel tarihimiz ile baş başa bırakır.
" bencillik, kişinin dilediği gibi yaşaması değil, başkalarından kendi istediği gibi yaşamalarını talep etmektir. bencil olmamak da başka insanların hayatlarına ilişmemek, onlara müdahale etmemektir. ..insanın kendine ait düşünceleri olması bencillik değildir. kendi düşünceleri olmayan insan hiç düşünmüyor demektir. insanın komşusundan kendisi gibi düşünmesini, kendisiyle aynı görüşe sahip olmasını istemesi son derece bencil bir davranıştır."
"insanın kişisel tarihi, başka ne olursa olsun, insanın itaatinin tarihçesidir. herkes açısından geçmişe dönük soru sorma daima, neye razı geldiğimiz, neye boyun eğmek zorunda kaldığımız, çocukken gerçekte hemfikir olmadığımız halde neyi kabullendiğimizdir. ..tüm ahlaki sorunlar aslında itaat sorunudur."
"trajik kahramanların kendi inançlarına mutlak, tartışmasız bir itaati vardır. tüm trajediler itaatin trajedisidir. itaat bize bir şeyi yasaklayarak başka bir şey sunan yasak olmayan hazdır. ..zihnimizi daraltır, inanan ve inanılabilir insanlar olarak kendimize dair imgemizi daraltır."
" bilinçdışı bir itaat halinde yaşarken kendimizi itaatkar olarak değil de gerçekçi, normal ya da mantıklı olarak düşünürüz. hayatın gerçekte nasıl olduğunu biliyormuş gibi yaşarız. en kötü itaat farkında olmadığımız itaattır."
" yanlış itaat sahte umuda yol açar, doğru itaat ise gerçek umuda."
"itaat bir şeyi bilmeme arzusudur. zamanı durdurma arzusudur; itaat bize kuralları hatırlatarak buyumemizi durdurur."
"üstben ahlaki olmaktan ziyade ahlakçıdır. kötü huylu bir ebeveyn gibi koruma kılıfı altında zarar verir; iyi rehberlik sunma fikri altında suistimal eder. sözde sağlık ve güvenlik namına korku ve kendi kendine yabancılaşan bir hayat yaratır. bir şeyi cezalandırılma korkusuyla yapmamakla yanlış olduğuna inandığımız için yapmamak arasında büyük bir fark vardır. ..gözdağından doğan ahlak ahlaksızdır."