Spoiler içeriyor
*derin can sıkıntısı, bunalım * geç kalmışlık hissi, kaygı, endişe * özgür hissetmemek * zamanın hızlıca ve anlamsız akıp gittiğini düşünmek * eylemlerin anlamdan yoksunlaşması * acele ve telaş ederek atılmak, başkaları ile sürekli kıyas * eylemden eyleme koşup hala…devamı*derin can sıkıntısı, bunalım
* geç kalmışlık hissi, kaygı, endişe
* özgür hissetmemek
* zamanın hızlıca ve anlamsız akıp gittiğini düşünmek
* eylemlerin anlamdan yoksunlaşması
* acele ve telaş ederek atılmak, başkaları ile sürekli kıyas
* eylemden eyleme koşup hala yaşamı derin algılamayış
*belleksiz geçmiş ve geleceksiz hissetmek
* zaman ve mekandan kopmuşluk
* bağ kurmamayı özgürlük addetmek
* ye, iç, çalış, üre ve pass away! mi yani bu nasıl hayat lan diyenler için:
byung-chul han'ın zamanın kokusu adlı kitabını tavsiye ediyorum. günümüz insanının zamanla, kendi varoluşuyla yaşadığı tüm krizleri tarihselliği ve simdisi ile ele alıp nasıl başa çıkılabileceğine dair yeni bir bakış açısıyla yeni bir özgürleşme önerisi sunar.
[kitap ağır gibi görünüyor, birçok kişiye, kavrama, onermeye gönderme yaptığı için. fakat zihnimizi yormayıp zorlamayacaksak da niçin okuyoruz, anlamanın hiç mi bedeli olmasın? üstelik bayağı basit biçimde özetledim ilgisini çekebilecek olanlar icin]
mitolojik zaman
tarih öncesi zamandır. daimi bir şimdidir, her şeyin kendi yeri ve anlamı vardır. zaman düzendir, tablodur, ebedi tekerrürdür, döngüseldir. zamana hakim unsur tanrısal anlamdır, insan sadece olması gerektiği yerde bulunmakla mükelleftir.
tarihsel zaman
özellikle aydınlanma ile birlikte zaman mitsel/ eskatolojik anlamından sıyrılıp tarihselliğe geçiş yapar. varlık salt olmaktan çıkar, oluş biçiminde algılanır artık. zaman doğrusaldır, ilerlemedir, istikameti vardır, gelecek iyidir ve tarih özgürlüğe doğru yol almaktadır. zaman yöneltildiği sürece anlamlıdır, durmak; aksama, sorun ve çöküş demektir. zamana hakim olan artık tanrı değil, insan öznesidir.
atomlaşmış zaman
[fakat modern dünya bize beklediğimizi vermez. ilerleme fikri modern sonrası süreçte birinci ve ikinci dünya savaşlarıyla bozguna uğrar. klasik fizikten ayrılan modern fiziğin belirsizlik ve görecelik kuramları kesinlik bilgisini, darwin'in evrim kuramı insanın canlılar aleminin efendisi olduğu bilgisini, freud'un psikanalitik kuramı ise insanın akıllı bilinçli rasyonel eylemde bulunan bir canlı olduğu bilgisini çökertir. insan kendi kendinden aldığı anlam ve dayanağı yitirir. artık zaman bir krize girmiştir. tarihin sonuna gelinir böylece. ileriye gitmek anlam kaybına uğrar. ve bu anlamdan yoksunluk zamanın salt hız olarak algılanmasına neden olur.](bu kısmı ben ekledim anlaşılır olması için)
tarih ve anlatı zamanı biter ve tarihsel zamandan enformasyona geçilir, yani atomlaşan zamana. şimdiki zamana. günümüzün atom zamanı ise dikkati üzerinde tutamaz, sürekli savrulur, bağlamı, süremi, kokusu, belleği yoktur. çekimi, amacı, merkezi, yönü, dayanağı yoktur.
teknoloji, internet, ulaşım ve iletişimdeki hız bu süreci daha da körükler. mesafeler ortadan kalkar, aralıklar, eşikler silinir. her şey şimdi ve burada'ya indirgenir. mekan silindikçe insan yeryüzüne yabancılaşır.
"hiçbir anlam zamanı tutamıyor."
o halde ne yapmalıyız?
* baudrillard aşırı hızlandık ve bu yüzden anlam kaybına uğruyoruz der, biraz yavaşlamak lazım. chul han ise nedenle sonucu karıştırıyorsun der, ona. hızlanmak zaman krizinin dolayısıyla kimlik krizinin nedeni değil sonucudur. haliyle çözümü de yavaşlamak değildir. şu an insan zaten animal laboransa ( çalışan hayvan) dönüşmüştür, çalışma zamanı dışında kalan zaman onun için öldürülecek zamandır. bu zamanı ise tüketimle geçirecektir. şeylerle ilişki tüketim olduğu sürece onları hızlı ya da yavaş tüketmenin anlamı yok. "hızdaki azalma kendi başına şeylerin varlığını dönüştürmez."
* heidegger bu zaman krizine çözüm olarak varlık ve zaman'ı yazar. gündelik hayatın içinde sıkışan das man yani herkes gibi olan insan dasein'a dönüşürse insan yeniden yeryüzüne tarih ve mekana kavuşacaktır. velhasıl bugünü ortadan kaldıralım der. çünkü şimdi'nin bir tarihi yoktur. geçmiş ve geleceği birbirine bağlamalıyız der, yani miras ile hedefi. chul han bunu da yeterli görmez. tarihsel zamandaki gibi yeniden benzer bir zamansallık ve anlatı kurmaya gerek yok ona göre. tarihsel zamanın çöküşü tersine bir alternatif ve yeni bir var oluş imkanı ortaya çıkarabilir çünkü. ve bu şimdiki zamanı ortadan kaldırmakla olmayacaktır.
* nietzsche ise bu kimlik krizini yaşayan insanı son insan olarak tanımlar. bu son insan, sağlığına dinmişcesine kutsal ve mutlak bir değermişcesine önem verir. gündüz ve gecesinin küçük zevkleri vardır, eğlenceye düşkündür, zamanında ölemeyecek biridir, olabildiğince uzun yaşamak ve hep yeniden başlamak ister. bitirme ve kapatma konusunda beceriksizdir çünkü. nietzsche ise ebedi dönüş kavramı ile zamansallığı yeniden kurarak yeni bir insan tipolojisiyle bu krizi aşmayı dener.
* arendt'a değinelim son olarak: arendt derin düşünmeyi kendi içinde durmak, hareketten, akıl yürütmekten azade edilgen bir huzur olarak kavrar. chul han ise kendi içinde duranın eylemden muhaf olması gerekmez, derin düşünme kişinin özgür olduğu anlamına gelir sadece, der. arendt'ın önerisi yeni bir şeyleri ortaya çıkarmak lazım, bunun için de eyleme geçmeye kararlı bir özne gerekir'dir. chul han bunu da reddeder. dünyayı, kültürü oluşturan olaylar aktif bilinçli insan öznenin eylemleriyle oluşmaz çoğu kez. tersine serbest zamanlarda, oyunsu imgelemin ürünü olarak ortaya çıkar. etkinlik ve edilgenlik mevzusu değildir yani sorun.
peki chul han ne diyor?
öncelikle bize proust'un kurabiyesini anımsatıyor. koku ve tadın zamanın belleğini tutan önemli metaforlar olduğuna dikkat çekiyor.
-(deneyim oznesi olarak insanın) geçmişi kaybetmeden, geri çevirmeden, gelmekte olana, geleceğin belirsiz ve şaşırtıcılığına açık olarak kendini şimdide kavramasının mümkün olduğunu söyler. aksi halde bir emekçiye dönüşür insan. yani zamanı aralıksız çalışarak tüketen katı birisine.
-iyi zaman mümkündür ve iyi zaman, mutlu eden bir süreklilik deneyimidir. iyi zaman telaşa kapılmaz, acele etmez, ölümden korkmaz, kısa veya uzun hayat ile kendini ölçmez, canı sıkılmaz, aşırı bilgi ve iletişim yoğunluğu altında ağırlaşıp çökmez. önemliyi önemsizden ayırabilir. özgürlüğün bağsızlık değil bağlı olmak demek olduğunu, sevmek demek olduğunu bilir. tam bir iliskisizlik halinin asıl kaygı ve huzursuzluk nedeni olduğunun farkındadır. dostluğun dayanak olduğunu ve dayanağın zamanı tutup anlamını verdiğini kavrar. hayatı doyurucu kılan çok şey yaşamak, çok üretmek ve tüketmek değil, sürem deneyimidir çünkü. bir şey yaşarken hemen gözü başka bir şeyi aramaz. çünkü aralık olmayan yerde peş peselikte kalıcı hiçbir şey meydana gelmez. o ne bir turisttir ne de bir hacı. zamanında bulunabilmeyi başaran biridir sadece.
-burada ve orada olan, tanıdık ile yabancı olan, hörünen ile görünmeyen arasındaki eşiklerden geçmeyi bilir. her şeyin görünür erişilir olmasını beklemez. zamanı düzenleyen; tutku, acı ve mutlulukları şekilendirenin bu eşikler, duraklar olduğunu bilir.
-iyi zaman bir zaman kristalidir. zamanın kokusu yayılır ondan. hem zaman dışı bir yerdir hem de zamansal malzemeden oluşur. bu zamanın kokusu dolaylıdır, dolambaçlıdır. iyi zaman şeyler arasında dostluk bağı kurar. çünkü hakikat denen şey tam da iliskilenmekle ortaya çıkar. "anlık görkem, dolaysız haz, cazibe güzel şeyleri deneyimlemez. çünkü bir şeyin güzelliği çok daha sonra bir başka şeyin ışığında anımsamanın anlamlılığında görünür olur."
-tarihsel anlatının sonu bir özgürleşme fırsatıdır. zamanı yatay anlatı yoluyla kavramak yerine dikeylemesine derinlestirmek imkanı yaratır. zaman mekansallaşır ve böylece her vaktin kendi kokusu olur, giden zaman hüzün vermez, her şey kendisine özgü olunca. zamanın koku yayması için ruhu arzulamaktan da kurtarmak gerekir. çünkü sürekli arzu ruhu ileri atılmaya iter hep, yani geçiciliğe. oysa "ruh sükunetle durduğunda iyi zaman meydana gelir."
zaman kokusuna nasıl kavuşacak?
- derin düşünmeyle.
-daha fazla benlik değil daha fazla dünyayla.
-daha fazla edim değil daha fazla bulunmayla.
etkin yaşam yani vita aktiva salt emek ve çalışmak demek değildir. ve uzun bir zaman etkin yaşama anlamını veren derin düşünmedir, yani vita contemplativa. fakat para, her şeyi yönetir olup kadiri mutlaklaşınca etkin yaşam salt üretim ve tüketime dönüşür, vita contemplativa ile bağ kopar. artık düşünümsel dinlenmeye ve çalışmak için çalışmaya anlam vermesine gerek yoktur insanın. çalışma zamanı dışında geçici kısa tüketim molaları ile öldürülecek zamanı vardır sadece. üretim tüketim efendi köle diyalektigi içerisinde dengelenerek her iki insan tipinin de şeylerle iktidar dışında bir ilişki kurmasını elinden alır. iki insan tipi de yabancılaşmıştır kendine ve dünyaya. efendi köle diyalektigini sonlandıracak olan şey ise herkesin kendi emeğinin kölesi olması değildir chul han'a göre. çünkü "emek özgür kılmaz." emek tahakkumunden öncelikle köle ozgurlesirse efendi de özgürleşebilecek ve özgür bir toplumda hem şeylerle yeni bir ilişki biçimi hem de derin düşünme ile insanın kendi zamanında bulunması mümkün olacaktır.