Kitap her kısmıyla çok vurucu, çok etkileyiciydi. Altmış yedi sayfa olsa da kesinlikle hikayenin içine çekti ve karakterle bağdaştırdı. Her yaşadığını, hissettiğini ben de hissettim; aynı duyguları paylaştım. Çok güzel, okumaya kesinlikle değer bir novellaydı. Yazarın bunu gençlik dönemlerinde yazmış…devamıKitap her kısmıyla çok vurucu, çok etkileyiciydi. Altmış yedi sayfa olsa da kesinlikle hikayenin içine çekti ve karakterle bağdaştırdı. Her yaşadığını, hissettiğini ben de hissettim; aynı duyguları paylaştım. Çok güzel, okumaya kesinlikle değer bir novellaydı. Yazarın bunu gençlik dönemlerinde yazmış olmasına rağmen bu kadar beğenmem Zweig'e daha bir saygı duymamı sağladı. Kitabı tavsiye ederim. Kendim de Tıp 1. sınıf olduğumdan çoğu yerinden daha çok etkilendim, o yüzden alıntılar biraz fazla :)
Spoiler!!!
Ortalarında hayattan artık vazgeçmişken karşılaştığı hasta kızla hayata yeniden bağlandığında ben de Berger'le birlikte umutlanmıştım, heyecanlanmıştım. Ama en sonunda hastalığa yakalandığında ve "Neden şimdi, neden umutlandıktan sonra ölüyorum" diye düşündüğünde aynı hayal kırıklığına, üzüntüye ben de kapıldım. Kısacık olmasına rağmen bu kadar içine çekilmem harikaydı.
"Pek çok insanın yaşamının beyhudeliğini ve boşluğunu görmemek için kendini kaptırdığı bu hummanın içinde eşsiz bir sırrın barındığını anlamıştı ve kendi yaşamına da bu yolla zorla bir anlam yükleyeceğini umuyordu; gelgelelim ilk gençliğin yaşamın anlamının değil, bütünüyle çeşitliliğinin peşinde olduğunu unutuyordu tabii."
"Kaçmak, buradan binlerce, on binlerce mil öteye kaçmak istiyorum, diye sıkıntıyla geçirdi içinden. Ya da uyumak. Ya da onlar gibi şen olabilmek. Ağzını açmadan öylece oturmasın, yeterdi."
"Çünkü buradaki yaşamımda her şey farklı, düşünemeyeceğin kadar farklı, umutlarımdan da farklı. Sana bunları yazmak canımı acıtıyor, ama burada kimsem kalmadı. Günlerdir kimseyle konuşmuyorum. Bazen sokakta insanların peşine takılıyorum, sözcüklerin tınısını duyabilmek için konuşmalarını dinliyorum. Hiçbir şey anlamıyorum, bilmiyorum, yapmıyorum, işe yaramamaktan tükeniyorum. Günlerce hiçbir şey yaşamıyorum, tanıdık bir yüz görmüyorum; binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin."
"Bu bir kaçış, yaşamdan kaçış ve ben bunu ilk kez yapmıyorum."
"Hastalara içeri girmeleri için işaret verilince Berger irkilmişti. Onlardan biriymiş gibi oturmuyor muydu orada, onların hepsinden daha hasta ve ölüme daha yakın değil miydi belki de? Tuhaftı, böylece oturmaktan ve zamanın akıp gittiğini görmekten başka arzuladığı bir şey yoktu."
"Berger'in içinde şiddetli bir duygu kabarmaya başlamıştı. İlk kez bir insana yardım edebileceğini hissetmiş, ilk kez mutluluk içinde mesleğinin pırıltısını duyumsamıştı."
"Tuhaftır, çocuklar bu hastalıklara karşı yetişkinlerden daha dayanıklı oluyorlar; henüz yaşanmamış hayatlarının gücü, ölümle mücadele edip onu yeniyor sanki."
"Berger, doktorun yanında durdu, etkilenmişti. Bu insanın ağzından çıkan her sözü can kulağıyla dinlemesi, her hareketine dikkat kesilmesi bir zamanlar körü körüne seçtiği, sonra uzun süre dikkate almadığı mesleğinin olağanüstü gücünü ruhunun derinlerinde hissettirdi. Bir yatağın başına geçip oraya bir armağan gibi umut, müjde ve belki de sağlık bırakmanın bütün güzelliği, ani doğan bir güneş gibi içinde açtı. Bundan sonraki yaşamının istikametini o an açıkça gördü: Faal ve yararlı olmalıydı, o zaman insanlar onu fark eder, o da bir daha hiç yalnız kalmazdı."
"Karşısına büyük bir şansın çıktığından başka bir şey hissedemez olmuştu. Sanki karanlıkta uzun süre gecenin içine doğru yürümüştü ve bir anda, apansız mutluluğu yakalamış, yıldız gibi bembeyaz bir ışığın uzaklarda parıldadığını görmüştü; bir evin ışığıydı bu, buraya değerli bir misafir olarak kabul edilmişti ve burada kalabilecekti."
"Viyana'ya geldiğinde bu defteri günlük olarak kullanmaya karar vermişti. Ve sürekli birinci sayfaya yaraşır bir şey yaşamayı, bir olayı beklemişti; bekleyip durmuş ve sonunda günler gitgide daha yeknesak olduğunda defteri tamamen unutmuştu. Bu durum ona şimdi işaret gibi göründü. Çünkü yaşamı henüz başlamıştı. Maceralarla dolu-biraz hisseder gibiydi- belki de aşkla dolu bir günlük olacaktı...Sonra kırmızı ve siyah mürekkeple çeşitli kalemler çıkardı, birinci sayfaya kıvrımlı yazılarla ve arabesk süslemelerle Dante'nin sözlerini yazmaya başladı: 'Incipit vita nuova.' - 'Yeni bir yaşam başladı.' "
"Üç hafta önce kimsenin onu dinlemediği, onunla konuşmadığı günlerde nasıl gönüllü giderdi, sahneden sessizce ve dikkat çekmeden nasıl seve seve inerdi! Ama şimdi? Yaşam onunla neden böyle oynuyordu? Vedayı zorlaştırmak için mi ona son saatinde cazip bir şey sunmuştu? Neden tam da şimdiydi?"
"Ateş iki saat daha yandı. Sonra her şey söndü. Kız kardeşi, çocuk ve Schramek başucundaydılar; sevgisini verdiği üç kişi, onları daha önce hiç görmediği biçimde birleşmiş, onun bütün yaşamını ifade ediyorlardı şimdi."
"Dışarıdan, pencerelerin ardından yabancı büyük kentin hiddetli sesinden başka bir şey duyulmuyordu; kent, durmaksızın homurdanıyor, ne ölümle ne yaşamla ilgileniyordu."