Weekend- Haftasonu Evet uzun bir aradan sonra ilk eşcinsel filmim ile geldim. Gelmem ile çok sevdiğim filmlerim arasına soktum şimdiden. Çok fazla detayla ince ip üstünde sakin ve özgün anlatılan yapım, belki beni en çok empatisi ile kendisine bağlasa da,…devamıWeekend- Haftasonu
Evet uzun bir aradan sonra ilk eşcinsel filmim ile geldim. Gelmem ile çok sevdiğim filmlerim arasına soktum şimdiden. Çok fazla detayla ince ip üstünde sakin ve özgün anlatılan yapım, belki beni en çok empatisi ile kendisine bağlasa da, kişilerin özgürlüklerine çok iyi cevaplama yapıyordu. Gelin hız kesmeden yoruma geçelim.
Gerçekten diyecek çok fazla söz var ama ilk konusu ile başlamak isterim. İki birbirini tanımayan insanın bir barda tanıştıktan sonra yaşadıkları 2 günlük bir sevgi bağını anlatıyor demekle başlamak isterim. Ana karakterimiz olan ve karakterini o kadar benimseyen Tom Cullen, karakteri olan Russell'e verdiği empatisi o kadar iyidi ki yer yer kendinizi filmin bir başkarakteri olarak görüyordunuz. Kendi sorunları, hayatını görüyorken en çok kendimi Russell'e yakın hissettim. Çok duygusal ve insani empatisi ile herkes olabilirdi Russell.
İkinci karakterimizde aslında toplumsal baskıların neden önemsiz olduğunu oldukça açık şekilde gösterirken, eşcinsellerin ya da türe sokmadan insanların ayrıştırma yaşamaması gerektiğini çok güçlü anlatımı ve ses tonu ile anlatmıştı oyuncumuz. Karakteri Glen'e yakışan ve uyumunu inanın bu Oscar filmlerinden daha iyi çıkartan Chris New çok iyi performans çıkarmıştı.
Konusunda dediği gibi aşk ve mantıkların gösterildiği ama aşkın gücüne ve hayatın zorluğuna karşı gelen Glen'in herşeye yenik düşmeden.. (spoiler) vermemem gerek ama işte bildiğiniz eşcinsel filmler diyebilirim ama değil. Klişe değildi asla ama bir o kadar özenli anlatımı ile eşsizdi. Bazı yorum yazarlar sert eleştirmiş ama olsun herkes bir değildir. Müzikleri, mekânları en çok da ikili dışında hiçbir şey düşünmemenizi sağlıyordu ve tam ikiliye veriyordu film beyninizi. Çok zorlu ve halktan kopmuş Russell'in aslında umudu gibiydi Glen ama işte hayat ya bu bazen olmuyor ya da olmakla beraber elimizden alınıyor. Anlatımı zor...
Kendimi bu filmde ben oynuyormuş gibi hissettim. Zamansız ve kült bir film yapmıştı yönetmen Andrew Haigh ve bunu yaparken ödülleri de almayı başarmıştı. Rotterdam, SXSW, Village Voice ve BFI London Festival ödüllü alması da inanın kendini kanıtlamış nadide filmlerdendir. Mubi eşcinsel listesinden gördüğüm bu ve buna benzer yapımların hepsini hem de hepsini listeme aldım.
"Empati yapmak kadar filmlerde en iyisi yoktur!" diyorum ve filmde çokça bana benzeyen bir laf vardı onu yazmak istiyorum izninizle. "Evde olmak ve her şeyden uzaklaşarak, her şeyi unutmak" kendimce düzenlendim ama olsun bence her kelime net oturuyor filme. Bence herkesin ama bakın herkesin izlemesi gerek. 5 yıldızlı ve 2011 yapımlı bu film bence bizler tarafından asla unutulmayacak. Zamanım yettikçe yeni ve empatilerin yüksekçe olduğu, gerçek hikâyelerle süslü filmlerle geleceğim. O zamana kadar keyifle izlemenizi dilerim.