The Neighbors' Window 2019 Oscar ödüllü kısa anlatımlı bu filmi bulunca hemen izledim. Kısa olmasına bakmayın kendince akıcı giden ve konusunun kült bir yapısı olup, bitmeyen zamanlarda ve günlerde izlenmesine yorumlamakla iz bırakan türdendi. Detaylı mimikler ve tavırlarla akan film…devamıThe Neighbors' Window
2019 Oscar ödüllü kısa anlatımlı bu filmi bulunca hemen izledim. Kısa olmasına bakmayın kendince akıcı giden ve konusunun kült bir yapısı olup, bitmeyen zamanlarda ve günlerde izlenmesine yorumlamakla iz bırakan türdendi. Detaylı mimikler ve tavırlarla akan film hakkında çok detaylı olmasa da birkaç düşüncemi yazdım.
Evet bir daire de yaşan güzel bir ailenin karşı binasına taşınan 2 genç evli çiftin yaşadıklarını gözlemleme ile başlıyor film. Hepsi buraya kadar güzel, sonuçta hepimiz birbirimizin yaşamlarını, konuşma tarzlarını, oturmasını, siyasetini ve sanata olan bakışınızı izliyoruz. Ben de hiç gocunmadan devam ettim aldırış vermeden lâkin ilerledikçe film adeta farklı bir metni anlatıyordu. Hayatlarımızın kusurlarını ve başka hayatların güzel olması dışında özenmemizi anlatıyordu. Özenmek ya, özenmemiz neden oluyor? Aslında özlendiğimiz şey, kusurlu bir hayatımız olduğundan mı yoksa yaşadıklarımızın aslında onların hayatlarından daha zor olmasından mı bilemeyiz? Ben bu soruları sezerek izledim filmi.
Bu sorularda aslında film boyunca cevap buldu. Kimsenin görünüşte yaşadıklarının arkasında ne sorunlar olduğunu bilmeden önsezi yapmamızın hatalı olmasına ve kendi yaşamımızı aslında kötü olan detaylarında güzel anlamlar çıkarmamıza yoruyordu. Belki bunları hepimiz bilsek de sanki yapmak bize zor geldiğinden yapmadığımızdan bunları film tokat gibi çarpıyordu yüzümüze.
Genç çiftimize bakan ailemiz aslında artık yaşlanmanın getirdiği beyaz saçları, yorgunlukları ve 3 çocuklu annenin tek başına karşı daireye bakarak duygusal bir isteme arzusunu oldukça detaylı veren karakterine, duygularını net vermekle birlikte oyunculuğunu iyi kullanan Maria Dizzia’nın oyuncuğunu beğendim. Baba karakterli günün her saati yan komşularını gözlemesi ve arzuladığı şeyin aslında genç olması için temelli etmesini gördüğümüzde Alli’nin eşine olan kızgınlığını artığını görüyorduk.
Greg Keller baba rolünde pek oyunculuğunu görmemekle, baba çocuk ilişkisini güzel aktarmıştı. Yönetmen Marshall Curry’nin sinematografisini ve anlatım yetisine ek olarak ev odağından çıkmadan aktarması ve tek mekânlı vuruşlarını beğendim. Karşı daire de aslında ailemize baktığını söyleyebilirim.
Onların yaşadıklarını belki güzel bulsalar da, hastalıklı hayatları ve eğlencelerinin arkasında olan çocuk isteme arzusu beni benden alan en duygusal şeydi. Aslında iki gözden veriyordu istelinen mesajı film. Annelik ve çocuk arzusunu. Yan komşularını oynayan Juliana Candfield ve Bret Lada’nın oyuncukları da güzeldi. Çok detaylı olsa da, sizi sıkmadan hemen filme almak isterim. Keyifli izlemeler dilerim.