☀️ Kişisel Menkıbe meselesi üzerine ana fikri olan bir kitap . Sahi , bu dünyanın üzerinde yaşayan her canlı , bir döngüye kaptırmış kendini . Kaç kişi , kendi kişisel menkıbesi için bir yol çiziyor ki ? Zannımca , kendimizi…devamı☀️ Kişisel Menkıbe meselesi üzerine ana fikri olan bir kitap . Sahi , bu dünyanın üzerinde yaşayan her canlı , bir döngüye kaptırmış kendini . Kaç kişi , kendi kişisel menkıbesi için bir yol çiziyor ki ? Zannımca , kendimizi kaybettik . Yolumuzu , umudumuzu kaybettik . Dünyaya geldiğimiz andan beri , hep bir şeylerle ilgilendik . Başkalarının ilgilenmemizi istediği şeylerle. Yaşamak için basit temel ihtiyaçlara . Güzel bir işe mevkiye sahip olursak . İnsanlar tarafından imrenilerek bakılacak hale gelirsek , evlenirsek çocuk sahibi olursak , tüm her şey biter mi ? İnsan bu kadar mıdır ? İnsan , okul , maddi durum ve evlilikten mi ibarettir ? Doğduğumuz andan beri , bir sonraki atacağımız adım belli . Hemde bizim tarafımızdan belirlenmedi . Gittikçe soluyoruz . Hayal kurmayı bilmeyen insanlarla birlikte , gökyüzünü kasvetli bırakıyoruz . Gittikçe asimile oluyoruz . Bu durum için bir alıntı yapmak istiyorum.
“Daha çok para kazanıp, daha çok harcıyorlardı. Fakat yüzleri asıktı, yorgun ve keyifsizdiler, gözleri dostça bakmıyordu."
Momo📖
✨ Bir yerlere yetişmeye çalışırken , ağaçlara bakmayı unutuyoruz . Sabah elimizi yüzümüzü yıkarken , suyun bir mucizeyle tenimize bürünüp , yine de hissedilebildiği gerçeğine hayranlıkla bakmayı unutuyoruz . Hızlı bir hareketle , suya atılacak bir bakış ihtimalini siliyoruz bir havlu ile . Hava günlük güneşlik , fark etmiyoruz bile . Kuşlar ötüyormuş , aceleyle yetişmen gereken yerden önemli olan ne ? Bir ayak sesine gebe sokak kaldırımları . Yine de yapayalnız . Çünkü kimse görmüyor , tıkırtı seslerinin serenatını .
Sonra bu konu kapanıyor . Çünkü çok abartılı ve romantik . Mesele hayat amacına dönüşüyor . Ama hala sessizlik hüküm sürmekte . Kimse nerede olduğunu ve ne amaçla yaşadığını bilmiyor . İnsan aşkı mı arıyor ? Hayır , aşk çok ucuz yaşanıyor bu devirde . Ya da harcanıyor mu demeliyim . Sonuna kadar gitmelisin . Sakın motivasyonunu kaybetme . Bu cümlelerin sadece para kazanmaya varacak bir yol için söylenmesi ne anlamsız . Oysa insan , sevdiği şeyin peşinden gitmeli . Kendini aramalı , hayatı aramalı . Bir semte kıstırılmış bir evden daha fazlasıyız . Biz dünyayız , ama dünyayı tanımıyoruz bile . Kitabımızın kahramanı , piramitler için bir dünya yol tepecek kadar cesurdu . Ve bu dünyanın , gerçekçilik algısı arkasına sığınarak uydurduğu çirkin , monoton yaşam mantığına direndi . Piramitler onun için , kendini keşfetme yoluydu . O da işaretleri takip etti. Ve en sonunda tüm anlamların dışında bir gerçekte vardı ki . Piramitleri görmek gerçekten çok güzeldi . 🕯️
☀️ Konunun simya üzerinden işlenmesi benim için oldukça ilgi çekiciydi . Çünkü simyayı her zaman özel ve gerçekçi bulmuşumdur . İşin içine hayalperestlik karışıyor gibi gelebilir . Ama her güzel şey olağanüstü düşünceler sayesinde ortaya çıkmaz mı ? Örneğin bu kitap gibi . İnsanın kendini keşfetmesi , aşk , simya ve daha alt metinli güzel şeylerin anlatımıyla dolu bir kitaptı . Bana çok güzel şeyler kattı . Eminim okuyan herkeste böyle düşünecektir . İşaretleri izleyerek ilerlesek kendi serüvenimizi yaşamamız çok olası .Fakat bizler ancak diğerleri ne der üzerine bir düşünce yapısıyla yaşadığımız için , kendimize geç kalıyoruz . Hayatın inceliklerini keşfetmek isteyen ve kendini keşfetmek isteyen herkes için , ilham olacak nitelikler taşıyan bir kitap . Okumanızı şiddetle tavsiye ederim 💜
☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️
“Bu yörelerde bir yığın arkadaşı vardı ve bu da yolculuk yapmayı neden bunca sevdiğini açıklıyor . Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın , her zaman yeni dostlar ediniriz . Papaz okulunda olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız . Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar . Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar , canları sıkılır . Çünkü, efendim , herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.”
“Bütün kitaplar gibi aynı şeyden söz eden bir kitap . İnsanların kendi yazgılarını seçmek şansından yoksun bulunduklarından söz ediyor . Ve sonunda da , dünyanın en büyük yalanına inandığını söylüyor .”
“Ve bir şey istediğin zaman , bütün evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar .”
“Rüzgarın özgürlüğünü kıskandı delikanlı ve onun gibi olabileceğini anladı . Kendisinden başka hiçbir şey engel değildi buna . ”
“ Hazineye ulaşmak için işaretlere dikkat etmen gerekiyor . Tanrı , herkesin izlemesi gereken yolu yeryüzüne çizmiştir , yazmıştır. Senin yapman gereken , senin için yazdıklarını okumak yalnızca.”
“Ne yazık ! Yakında adımı unutacak . Ona adımı birkaç kez tekrarlatmalıydım . Benden söz ettiği zaman , benim Şalem Kralı Melkisedek olduğumu söylemeliydi.”
Sonra gözlerini gökyüzüne kaldırdı , düşündüklerinden utanmıştı . “Biliyorum: Her şey boş , bomboş , bomboş ! Senin de söylediğin gibi , Tanrım . Ama bazen bir ihtiyar kral da kendisiyle gururlanmak gereksinimi duyabilir .”
“Koyunlarımın yanında mutluydum ve mutluluğumu çevremde bulunanlarla paylaşıyordum . Geldiğimi gören insanlar beni iyi karşılıyorlardı . Şimdi kederli ve mutsuzum . Ne yapacağım ? Daha katı olacağım ve bir insan bana ihanet ettiği için de artık kimseye güvenmeyeceğim . Kendi hazinemi bulamadığım için gizli hazine bulan herkesten nefret edeceğim . Ve bütün dünyayı kucaklayamayacak kadar küçük biri olduğum için , sahip olduğum az bir şeyi her zaman korumaya çalışacağım .”
“Ben de herkes gibiyim . Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum .”
“Yeniden boş pazar yerine baktı , önceden hissettiği umutsuzluğu artık hissetmedi . Artık yabancı bir dünya değildi burası , yeni bir dünyaydı .”
“Bu tüccar yolculuk yapmak ya da bir tüccar kızıyla evlenmek için şekerleme imal etmiyor . Hayır , bu mesleği sevdiği için şekerleme üretiyor ,” diye düşündü delikanlı . Adamın , o yaşlı adamın yaptığını yapabileceğini fark etti : birinin kendi kişisel menkıbesine yakın ya da uzak olduğunu bir bakışta anlamak . Kolay bir şey , ama ben henüz bunu anlamaktan uzağım.”
“ Biraz uzaklaşmıştı ki , barakayı iki kişinin kurduğu aklına geldi , bunlardan biri Arapça, öteki İspanyolca konuşuyordu . Yine de pek güzel anlaşmıştı ikisi . Sözcüklerin ötesinde bir dil var , ”diye düşündü .“Daha önce koyunlarla böyle bir deneyimim olmuştu , şimdi de aynı şeyi insanlarla yapıyorum . ”
“Aslında herhangi bir şey temizlemen gerekmezdi . Kuran’ın yasası aç insanları doyurmayı buyurur . ”
“ Değişmek istemiyorum , çünkü nasıl değişeceğimi bilmiyorum . Artık tam anlamıyla kendime alışmış durumdayım . ”
“ Bir şeyi gerçekten istediğin zaman , arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar ,” demişti yaşlı kral . Ama hırsızlardan , uçsuz bucaksız çöllerden , düşlerinin ne olduğunu bilen , ama bunları gerçekleştirmek istemeyen insanlardan söz etmemişti yaşlı kral . Piramitlerin bir taş yığınından başka bir şey olmadığını ve isteyenin kendi bahçesine taş yığabileceğini söylememişti yaşlı kral . Ve eski sürünüzden daha büyüğünü satın alacak kadar paranız olduğunda , bu sürüyü satın almayı kendiniz için görev bildiğinizi de söylemeyi unutmuştu .
“ İnsan , hayaline yaklaştıkça , kişisel menkıbe daha çok gerçek yaşama nedeni oluyor .”
“ Kimse bilinmezden korkmamalı , çünkü herkes istediği ve ihtiyaç duyduğu şeyi ele geçirebilir . İster hayatımız , ister ekin tarlalarımız olsun sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız . Ama hayat hikayemiz ile dünya tarihinin aynı el tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman , bunu anlar anlamaz , bu korku uçup gider .”
“ Bir maden , yıllarca ateşte pişirilecek olursa kendine özgü bütün niteliklerinden kurtulacağına ve onun yerine geriye evrenin ruhunun kalacağına inanıyorlardı . Bu yüce nesne , simyacıların yeryüzünde bulunan her şeyi anlamalarına olanak sağlıyordu . Çünkü bu yüce nesne , bütün nesnelerin kendi aralarında iletişim kurmalarını sağlayan dildi . Büyük marifet ya da büyük yapıt adını verdikleri bu bulgu iki parçadan oluşuyordu sıvı ve katı . ”
“ Delikanlı , büyük yapıtın sıvı kesimine Ebedi Hayat adı verildiğini çıkardı . Bu iksir yalnızca bütün hastalıkları iyileştirmekle kalmıyor , aynı zamanda simyacıların yaşlanmalarına engel oluyordu . Katı kesimine Felsefe Taşı adı veriliyordu . ”
Ne var ki , savaş tehdidinden çokça etkilenmiş gibi görünmüyordu deveci . “Yaşıyorum , ” dedi delikanlıya , aysız ve kamp ateşsiz bir gece , hurma yerken . “ Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem . Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim , hepsi bu . Savaşmak zorunda kalırsam , ölüm şu gün ya da bugün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte ne de gelecekte yaşıyorum . Benim yalnızca şimdim var . Ve beni sadece o ilgilendirir . Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun . Çölde hayat olduğunu , gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın.O zaman hayat bir bayram , bir şenlik olacak ; çünkü hayat , yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur . ”
“Evren’in birden çok dili var .”
“ Belki de Tanrı çölü , insanlar hurma ağaçlarını görünce sevinsinler diye yarattı .”
“ Çünkü insanlar resimlerin ve sözcüklerin büyüsüne kapılıp sonunda Evren’in Dili’ni unuturlar .”
“Onları yoluma Tanrı dizdi,” diye düşündü , kendi kendine şaşarak . Şimdiye kadar , işaretleri bu dünyaya ait bir şeyler olarak görmüştü . Yemek yemek ya da uyumak gibi , aşk ya da iş aramaya çıkmak gibi . Ama bunun , kendisine yapması gerekeni göstermek için Tanrı ’ nın kullandığı bir dil olabileceğini hiç düşünmemişti .”
“ Sabırsız olma , ” diye tekrarladı , kendi kendine . “ Devecinin dediği gibi , yemek zamanı gelince yemeğini ye . Yürüme zamanı gelince yürü .”
☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️☀️