Paradise Love / Cennet Üçlemesi ..Aşk..Liebe.. (2012) Avusturya’lı yönetmen Ulrich Seidl’in eşi Veronika Franz’la birlikte yazdığı senaryolardan çektiği üçleme aynı aileden üç kadının hikayelerini anlatan üç ayrı filmden oluşuyor.. Aşk, İnanç ve son film Umut.. İnsanın kendine cennet yaratma arayışını…devamıParadise Love / Cennet Üçlemesi ..Aşk..Liebe.. (2012)
Avusturya’lı yönetmen Ulrich Seidl’in eşi Veronika Franz’la birlikte yazdığı senaryolardan çektiği üçleme aynı aileden üç kadının hikayelerini anlatan üç ayrı filmden oluşuyor..
Aşk, İnanç ve son film Umut..
İnsanın kendine cennet yaratma arayışını anlatan filmlerin tümü insanın kendinden bile gizlediği zaaflarını, tutkularını, arayıp bulamadıklarını sansürsüzce ortaya koyan alışılmadık bir film diline sahip ve yönetmen benzersiz bir üçleme ortaya çıkarıyor..
Hikayeleri çok kısa özetlersek..Anne Kenya’ya tatile giderken, kızı zayıflama kampında kilo vermeye çalışıyor , kedisini emanet ettiği kardeşi ise derin inancıyla kendini Katolikliği yaymaya adamış..
Orta yaşlı, tombul ,sarışın Teresa kocası onu terk ettikten sonra kedisi ve kızıyla yalnız yaşar, günleri birbirine benzeyen monotonlukta geçer, sıradan, sıkıcı yaşamı arkadaşının ısrarı ile Kenya sahillerine tatile gitmesiyle değişir..gittikleri tatil köyünde Avrupalı beyaz kadınlar sahilde biriken siyah genç oğlanlardan beğendiklerini seçip yataklarına götürmekte, kadın memleketinde bulamadığı cinsel tatmini, genç siyah oğlan da parayı bulmaktadır..Teresa gördükleri karşısında şok olur ona göre bu ilişkiler yanlıştır ve ona göre değildir ta ki genç bir oğlan onun aklını çelene kadar..genç siyahi güzel gülümsemektedir yavaşça duvarları yıkarak kadına ulaşır..aşkı bulduğunu sanan Teresa neyi bulduğunu anladığında yıkılan sadece hayalleri olmayacaktır..
Yönetmen filmi Kenya’da çoğu oyuncu olmayan gerçek insanlar ve mekanlarla çekmiş bu da hikayenin inandırıcılığını daha da arttıran yaşananları daha çarpıcı hale getiren filmi izlerken insanın içini buran bir atmosfer yaratmış..
Yatakta tombul deforme çıplak kadın vücudu görmeye alışık değiliz, sinema tombul,hafif saf ,sarışın kadınları komedi unsuru olarak kullanır,onlar perdede ya da dizilerde sizi güldürmek üzere vardır, eğer genç bir oğlana aşık olursa bu daha da komiktir ama Cennet bu kadına bambaşka bir yerden bakmış, onu, duygularını, çabalarını görünce gülmek değil ağlamak geliyor içinizden..
Genç Kenyalılar buraya sex turizmine gelen beyaz kadınlara sugar mama diyor Teresa ilk sevişmelerinde kendine mama,mama diyen oğlana sürekli lütfen bana mama deme demekte çünkü o bir anne ve annelikten anladığıyla o an yaşadığı çok farklı..farklı bir filmde ve sinema dilinde komedi olabilecek bu dialog seyrettiğiniz sansürsüz yatak sahnesinde sizi incitiyor çünkü kadının duygusal dünyası size geçebiliyor..seyirci filmin nereye gittiğini tahmin edebiliyor ve bunu izlemek insanı inciten,diken üstünde tutan bir deneye dönüşüyor..
Cennet üçlemesinin ilk filmi Aşk’ı Film Festivalinde seyrettiğimde ters köşe olmuştum..
Hikayesini okuduğumda orta yaşlı yalnız bir kadının tatile gidip aşık olacağını düşünürken karşımda bambaşka bir şey bulmuş, etkilenmiş kendimi kimi sahnelerini hala hatırladığım, içimi buran bir duygu karmaşısında bulmuştum bu etki hala üstümde..
Üçlemenin tümünü farklı bir şey seyretmek isteyenlere tavsiye ederim..İnsanı anlatan bence en ilginç serilerinden biri Seidl’in üçlemesi .. "