Spoiler içeriyor
"Hayatımın öyle bir dönemini yaşıyordum ki, hiçbir şeyi beklemiyor ve merak etmiyordum." Ne yazsam eksik ne yazsam yetersiz kalacak duygularımı anlatmak için. Boşluk gibi ama deği. Mutluyum, üzgünüm, şaşkınım duygularım karmakarışık. Öncelikle Hakan Günday ile tanışmadan ölürsem gözüm açık giderim.…devamı"Hayatımın öyle bir dönemini yaşıyordum ki, hiçbir şeyi beklemiyor ve merak etmiyordum."
Ne yazsam eksik ne yazsam yetersiz kalacak duygularımı anlatmak için. Boşluk gibi ama deği. Mutluyum, üzgünüm, şaşkınım duygularım karmakarışık.
Öncelikle Hakan Günday ile tanışmadan ölürsem gözüm açık giderim. Kendisine hayranlığım o kadar yüksekki. Aziz Nesin'i ne kadar çok sevdiğimden bahsetmiştim önceki yorumlarımda ama Hakan Günday'a olan hayranlığım bambaşka. Adamdan zeka fışkırıyor resmen ya.
Yazarın Piç kitabını okumuştum ilk. Onu da çok sevmiştim. Hakan Günday'ın diline alışmak için bence ilk okuyacağınız kitaplardan biri olabilir. O kitabını pdf okumuştum. Malum kitap fiyatları belli. Hakan Günday'ın kitapları daha da bi pahalı. Bu gerçekten üzücü çünkü çok sevdiğim bir yazar, bütün eserlerini okumak istiyorum ama 30 TL altında kitabi yok. Bu kitaba da yanlış hatırlamıyorsam 40-50 tl arası bir şey vermiştim. Öğrenciyseniz ve kitap almak istiyorsanız hayat sizin için gerçekten zor olabilir. Neyse yeterince duyar kastık gelelim kitap yorumuna.
İlk kısımda Kinyas ve Kayra'nın ortak geçmişi anlatılıyor. Bu kısımda daha çok karakterleri taniyoruz. Kendilerini hayattan soyutlaştırmış iki karakterimiz var. Kinyas ve Kayra. Ülkelerini, ailelerini, arkadaşlarını terk edip Afrika'ya gidiyorlar. Bi yerleri terk edince mutlu olacağını, rahatlayacağını veya hayatının değişeceğini düşünürsün. Ama her şey aynı kalır. Değişen tek şey mekandır. Sen asla değişmezsin. Çok düşündüm ben de gitmeyi. Afrika'ya olmasa da bile başka şehire başka mahalleye... Düşündüm ben de evden kaçmayı. Kinyas ve Kayra da düşünmüştu. Kendilerini bu hayata dair hissetmeyen iki kişi. Ve gittiler Afrika'ya. Yapmadıkları şey de kalmadı Afrika'da cinayet, tecavüz, hırsızlık, uyuşturucu kaçakçılığı... Her şeyi, bütün kötülüğü yaptılar. Beni biraz tanıyorsanız veya birkaç yorumumu okuduysaniz böyle şeylerden ne kadar nefrett ettiğimi bilirsiniz. Piç kitabında da buna benzer çok şey vardı. O zaman çok etkilenmiştim. Ama bu sefer alıştım sanırım. Beni rahatsız eden bir şey olmadı. Kinyas ve Kayra'yı ne yaparlarsa yapsinlar sevdim. Kayra kadınları dövdüğünde bile birkaç sayfa boyunca nefret ettikten sonra geri affettim onu. Kayra genç kıza tecavüz ettiğinde, Kinyas da o kızı öldürdüğü zaman bile nefret edemedim bu ikiliden. Belki karakter olarak kendimi yakın hissettiğimdendir. Benim de onlar gibi bu dünyaya ait değilmişim gibi hissettiğimdendir belki. Bilmiyorum.
Birincı kısımın sonunda Kinyas ve Kayra'nın yolları ayrılıyor. Açıkçası Kinyas'ı çok sevmeme rağmen bu bölümde ona çok sinir olmuştum. Çünkü kendini masum çıkarmak için bütün suçu dostum dediği kişi Kayra'ya attı. Tamam karakter olarak Kayra ondan daha kötü birisi olabilir ama o da sütten çıkmış ak kaşık değil. Sanki bu yola onu Kayra sürüklemiş gibi davranması, Kayra ile konuşmadan onu terk etmesi çok sinir bozucuydu. Ayrıca kaç yıllık dost olurlarsa olsunlar Kayra'yı tam olarak tanıdığını düşünmüyorum. Belki o anlık öfke ile yazdığı şeylerdir ama Kayra'ya da yeteneksiz demezsin. Kinyas ve Kayra'nın dilinden yazılmış yerlerde o kadar çok fark varki okuduğum zaman direk anlarım kimin yazdığını.( İki bölümü de farklı yazar yazmış gibi davranmam ahwhsh🤦🏻♀️)
Kinyas nasıl olayları kısa ve öz anlatıyorsa Kayra da tam tersine olayı ordan oraya bağlıyıp seni konuya hapsediyor. Konuşurak her şeyi yapabilecek bir insan Kayra.
Her neyse Kinyas orda kalleşlik yaptı bu kadar.
İkinci kısma gelelim Kayra'nın yolu. Hollywood filmi gibi bölümdü. Silah kaçırmak, yakalanmak, adam öldürmek. Yani kitap bi ara macera kitabına döndü.
Her şeye rağmen Kayra'nın kararlılığı beni çok etkiledi. İnandığı şey için asla pes etmedi. Hatta Anita ile tanıştığı zaman her şeyi bırakıp Anita ile evleneceğini falan düşündüm. Ama olmadı. Sigarayı, alkolü, seksi, yemeği ve bir çok şeyi bırakması beni bayağ şaşırttı. Açıkçası tercih ettiği yolu doğru bulmasam da saygı duydum. Bunu sonda bir daha konuscaz. Hangi yol doğruydu? Günlerdir düşünüyorum. Ama Kayra'yı her hatırladığımda üzülüyorum. Her ne kadar o tercihinde mutlu olsa da insan her şey daha farklı olabilirdi diye düşünüyor.
Evet son kısım. Kinyas'ın yolu. Kinyas'ın tercihine gelmeden önce şeyi merak ediyorum. Acaba Kayra, Kinyas'ın yolladıklarını okusa kararından vazgeçer miydi? Kinyas ona bi hayatın olduğunu yazmıştı ama o çok yanlış anladı. Okumadan Hakan'a gönderdi. Ah Kayra keşke okusaydın. En azından kafamda soru işareti olmazdı.
Neyse gelelim Kinyas'ın tercihine. Açıkçası ikisinden birinin de geri döneceğini hiç düşünmemiştim. Ve geri döndüğü zaman da mutlu olabileceğini. Kinyas'ın eve ilk geldiği bölümde o kadar çok ağladım ki anlatamam. Kinyas'ı Kayra'ya göre hep daha çok sevmişimdir. Bunda yakışıklı olmasının da etkisi var.(Görmediğin bir insana aşık olamazsın Yağmur 🤦🏻♀️) Başlarda Kinyas yine alışamaz ve mutsuz olduğunu anlayıp intihar eder falan diye düşünmüştüm. Ama tahmin ettiğim gibi olmadı. Kinyas -ya da Tolga diyelim. Çünkü kendisi Kinyas'ı öldürdü- yeni hayatına alıştı ve gerçek mutluluğu buldu. Ya da öyle sandı. Son seçeneği bu olduğu için mutluyum diye kandırdı kendini belki de. Bilmiyorum. Çünkü bir insanın bu kadar çok şey yaşadıktan sonra normal hayata dönmesi ve bu hayatı sevmesi bana pek olası gelmiyor. Ailesi ile mutlu olması neyse de hiç sevmediği, tanımadığı bir kadınla sevgili olması bir de onu seviyorum diye kendini kandırması. Belki Efta ile birlikte olsa inanabilirdim. Ama Efta ile sevgili olsaydı bi peri masalına benzerdi. Birbirlerine aşık olup evlendiler, mutlu son. Bu bi Hakan Günday kitabı mutlu son diye bir şey yok. İnanmıyorum sana Kinyas ya da Tolga. Kendini kandırıyorsun. Mutlu falan değilsin. Ama bir yandan şunu düşünüyorum. Gerçekten mutlu olmasa bu hastalığı yenmezdi. Kafam çok karıştı. Hangi yol doğru. Kim en iyi yolu seçti. En iyi diye bir şey var mı? Kayra'ya üzülüyorum evet ama o ideallerinden vazgeçmedi. Bunun için yaptı bu zihin öldürme şeysini. Ama Kinyas'ın Kayra'ya olan nefretini anlayamıyorum. Sanki kendisi hiçbir şey yapmamış gibi. Herhalde bütün suçu Kayra'ya atınca kendini arınmış hissetti. 10 yıl sonra da okusam hala sorumun cevabını bulamayacağım. Kim gerçek mutluluğa erişti?
Kinyas ve Kayra'nın yollarının birbirinden çok zıt. İkisinin de son sözleri o kadar manidar ki...
Kayra'nın son sözünün hiçbir şey yok, Kinyas'ın ise her şey var olması.
"Hem yazıyorum, hem söylüyorum yüksek sesle:
'Hiçbir şey yok! Hiçbir şey yok. Hiçbir şey yok... '"
"Kayra, yolculuğunun parçaladığı hayatını toplayıp geri dönmelisin. Çünkü burada her şey var!... Her şey var."
Açıkçası yorum pek içime sinmedi. Ama paylaşıcam. Zaten kimse sonuna da kadar da okumuyor. Yazı yazmayı da unutmuşum. İyce köreldin Yağmur.
Evettt sizi bir sürü alıntıya boğup bitiriyorum
Seversin vazgeçmeyi. Bu işten de vazgeç. Mutluluğundan vazgeçtiğin gibi!
"Belki de bizim gibilerin elinde kalan son şey, salakça bir umut. Gelecek saniyelerin üstlerine binerek uçan olaylar bizi ayakta tutuyor. Bütün hayatımız boyunca beklediğimiz ve nereden geleceğini bilmediğimiz huzuru ariyoruz. Ve bitmek bilmez huzur arayışımız hayatta kalmamızı sağlıyor."
"Hiçbir zaman din kitaplarından daha fazla okunmayacağı bilinirken, hikâyeler uydurmanın ne anlamı var?..."
"Eğer geçmeseydi Kuran-ı Kerim'in üstünden onlarca kuşak, ben inanırdım yazılanların hepsine. Ama inanmıyorum o onlarca kuşağın dürüstlüğüne. O onlarca kuşağın dinlerine sadakatle bağlı olduklarına inanmıyorum! Çünkü insanı tanıyorum. Çünkü kendimi tanıyorum. Canı öyle çektiği için, duaları değiştirecek her dinden kuşaklar taniyorum. İnsan dokunduğu her şeyi kirletmiştir bugüne kadar. Dinin kendini bundan koruması o kadar uzak bir ihtimal ki! Kimse gelip anlatmasın bana insanın iyiliğini, din kitaplarını. "
"Bağımlı insan atlı karıncaya binmiş gibidir. Ne bir varış noktası, ne de bir ilerleme vardır hayatında."
"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını:
'Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."'
"Belki de tek sorun şuydu: biz ne istediğimizi bilememiştik hiçbir zaman. Ve dolayısıyla her şeyi deniyorduk Belki görünce istediğimiz, uğruna yaşadığımız şeyi hatırlarız diye."