Spoiler içeriyor
zehra çelenk'in önerisi üzerine ilgimi çekince izlediğim mini dizi. dizide baş karakter james whitehouse, ayrıcalıklı bir sınıfın başarılı, yakışıklı, sportif neredeyse mükemmel biricik karakteridir. ebeveynleri daha çocukken oynadığı oyunlarda hileler yaptığını, yalanlar söylediğini ve gerçeği manipule ettiğini görür fakat yaptığının…devamızehra çelenk'in önerisi üzerine ilgimi çekince izlediğim mini dizi. dizide baş karakter james whitehouse, ayrıcalıklı bir sınıfın başarılı, yakışıklı, sportif neredeyse mükemmel biricik karakteridir. ebeveynleri daha çocukken oynadığı oyunlarda hileler yaptığını, yalanlar söylediğini ve gerçeği manipule ettiğini görür fakat yaptığının yanlış olduğunu söylemez aksine hep destekler. çünkü onlara göre bu politik olmaktır ve kişinin kendi çıkarı yolunda yaptığı her şey mübah. çocuk çevresi tarafından da sürekli şımartılır. gençliğinde hepten burjuva piçine döner, zevk eğlence alemlerinde. hiçbir kadın onu reddetmediği için önüne gelenle seks başlatır fakat bir yerden sonra zorbalığa varır. karşısındaki kadın ona devam etmek istemediğini söylediğinde ise " gösterip de vermemek olmaz." diyerek tecavüz eder. hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder. zaten tüm toplum da bu imtiyazlı adamın yanındadır. bu arada ingiltere'de eşle zorla cinsel ilişkiye girmek 1991 yılına dek tecavüz sayılmıyormuş. daha önce f. berktay da bu güya çok gelişmiş ülkede 19. yüzyıla kadar kadını istemeyince pazarda mal gibi satıldığından söz etmişti. haliyle bu bilgiye de hiç şaşırmadım. kadınların kazanımları özellikle sekste `rıza kavramı` 1960 ve 70'lerin feminizm mücadelesinden kazanılan bir hak. ülkemizde de 2005'te ancak yürürlüğe girebilmiş. korkunç biçimde geç.
neyse bu ayrıcalıklı dalyarak üni. yıllarından güzel alımlı bir kadınla evlenip aile olması ve bakan olmasıyla devam eder. başkan da burjuva piçi ve gençliğinde bir suç ortaklığı var james ile üstünü kapattıkları. james whitehouse'ın eşi sophie kariyer ve eğitimi sallayıp meslek sahibi olmak yerine bu james dallamasına adıyor hayatını. tek misyonu adamın iyi eşi olmak. adama sonsuz güven duyuyor, en ufak bir eleştiri yapmıyor evliliği boyunca. ta ki meclisten bir çalışanı ile adamın ilişkisi ortaya çıkıp üstüne de tecavüzle suçlandığı dava başlayana kadar.
dizi bu davayı konu ediniyor baştan sona. acaba tecavüz mü etti james whitehouse yoksa bu tutkulu bir seks miydi? yani kadının rızası var mıydı yok muydu? evet mi hayır mı demişti sekste? bu ayrım tecavüz olup olmadığını belirleyecektir. fakat ne toplum ne adam ne de hukuk dünyasında yeterince net görülmez bu ayrım: `hayır, hayırdır.` erkeğin dünyası için aldatmak, sadece seksti demek, idare edilmek, kadını sekse zorlamak başladıysa gerekirse zorla vajinaya girmek doğaldır. kadınlar razı olmalıdır buna.
zehra çelenk de yazısında çok güzel dikkat çekiyor, bu ayrıcalıklı beyaz erkeklerin ne aile ne toplum ne politika hiçbir yerde elestirilmemesi, sınırlarının belletilmemesinin, asla reddedilmemesinin içlerindeki caniyi, katili, tecavüzcüyü nasıl ortaya çıkarıp rızanın ve şiddetin her türlüsünün erkek lehine muğlak kılındığını.
finali umut verici: " kendi imkanları ile öğrenemiyorsa, yaptığının yanına kâr kalmaması geç de olsa bir öğretme metodu." `z. çelenk`
insanları sürekli övmek onlara sınırlarını göstermemek de bir tür suç ortaklığıdır. kişi iyi biriyse bile onu bayağılaştırmaya motive etmektir bu.
https://www.gazeteduvar.com.tr/riza-imtiyaz-tecavuz-makale-1562746