Joel Barish adındaki genç bir adam hiç beklemediği bir anda Clementine adındaki genç bir kızla aşk yaşamaya başlar. Daha sonra ise kızın hafızasından kendini sildirdiğini öğrenir. Buna çok sinirlenen Joel kendisi de aynı işlemi yaptırıp Clementine'yi hafızasından sildirmek ister. Fakat…devamıJoel Barish adındaki genç bir adam hiç beklemediği bir anda Clementine adındaki genç bir kızla aşk yaşamaya başlar. Daha sonra ise kızın hafızasından kendini sildirdiğini öğrenir. Buna çok sinirlenen Joel kendisi de aynı işlemi yaptırıp Clementine'yi hafızasından sildirmek ister. Fakat işlem sırasında buna pişman olur ve kendi hatıraları içinde sevgilisiyle beraber silicilerden kaçmaya çabalar. Her hatırasında bir şekilde bulunan Joel'in bundan kaçması ve seans bitmeden uyanması pek kolay olmayacaktır.
Bir süredir, çok uzun bir süredir izlemeyi sırf romantik diye ertelediğim bir filmdi. En sonunda zincirlerimi kırdım ve hazır dersi ekmişken bu filmi izleyeyim dedim, izledikten sonra bu kadar ertelediğime pişman oldum. Öncelikle çok özgün bir senaryoya sahip. İzlerken kişiye geçmiş hatalarını, acı vermiş ilişkilerini sorgulatıyor ve eğer böyle bir uygulama gerçekte var olsaydı kullanıp kullanmayacağını düşündürtüyor. İzlerken ben de bu durumu çok düşündüm, sanırım böyle bir şey gerçekten olsaydı ben geçmişimdeki kişiyi sildirmezdim. Her acı tecrübe bizi biz yapan şeydir, karakterimizi oluşturur, unutmak tamamen yok etmek yerine kabullenmek bazı şeyleri hafızanın çöplüğüne atmak daha kazançlı sanırım. Aynı hatalara düşmemek, aynı kişiyle yeniden bir araya gelmemek için... Neyse kendi aşk hayatımı bir kenara bırakıp diziye döneyim.
Söylediğim gibi senaryo çok orijinaldi, bu orijinal fikir öyle naif ve heyecan verici bir şekilde işlenmiş ki izlerken kendimi 1 saniye bile olsun ekrandan alamadım.
Clementine ve Joel'in yaşadıkları aşk bazen abartılı gelse de çoğu yerinde özendiriciydi. Clementine karakterinin fevriliğinde geçmişteki -üç beş ay önceki- kendimi gördüm, bu sebepten ötürü de karakteri kendime yakın hissedip çok sevdim. Tabii karakterin bu kadar samimi gelmesinde ve kendini sevdirmesinde karaktere hayat veren Kate Winslet'in oyunculuğunun payı da bir hayli büyük. Dizi için bir heyecan yaşatıyor demiştim. Bu heyecanı da Joel'in hafızasının silme seansında bir anda vazgeçip anlattığı anılarından kaçıp saklanma sürecinde yaşadım, böyle bir olaya karşı olduğum için ben de kurtulmasını, uyanmasını seansın son bulmasını bekledim. Bu konuda bir şey demiyeceğim, çünkü izlemeyenler için spoilere girer.
Jim Carrey'i övmeden geçmek istemiyorum, kendisi en sevdiğim aktörlerden biridir bu filmde de başrolü çok iyi taşımış, tek kelime ile ba-yıl-dım! Baymayan, sıkmayan, bambaşka alemlere taşıyan bir romantizmdi. Sonunda bir şeyler eksik kalmış gibi hissettirse de bu durum beni çok rahatsız etmedi. Romantik türden haz etmeyenlerin de zevkle izleyebileceği bir yapım. Eğer izlemediyseniz listenize eklemeniz gerek.