Uysallar... Pek de ''uysal'' olmayan Uysal ailesinin hikayesi. Gündüzleri normal bir hayat sürüp bir cezaevinin mimari projesinde çalışan, geceleri ise en büyük tutkusu olan Punk dünyasına adım atan evliliğinden sıkılmış bir adam, evin babası Oktay Uysal. Evliliğinde mutlu olamadığı, eşinden…devamıUysallar... Pek de ''uysal'' olmayan Uysal ailesinin hikayesi. Gündüzleri normal bir hayat sürüp bir cezaevinin mimari projesinde çalışan, geceleri ise en büyük tutkusu olan Punk dünyasına adım atan evliliğinden sıkılmış bir adam, evin babası Oktay Uysal. Evliliğinde mutlu olamadığı, eşinden yeterli ilgiyi göremediği için mutluluğu dışarıda arayan yalnız bir kadın, evin annesi Nil. Kopuk bir ailenin içerisinde kendi sorunlarıyla baş etmeye çalışan, hayata öfkeli 17 yaşında, psikolojik sorunları olan bir genç, evin oğlu Ege. Henüz 9-10 yaşlarında olmasına rağmen dünyayı değiştirmek için uğraşan, zekasıyla bir çok büyüğüne örnek olabilecek bir çocuk, evin kızı Ece. İşte dizimizin Uysal ailesi. Dışarıya mutlu aile portresi çizmeye çalışan, ama kendi içlerinde birçok konuda kopukluklar yaşayan bir aile. Uysal ailesinin hırçın hikayesi...
Belki bu kadarı olmasa da sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerindeki birçok mutlu aile pozu çizen ailelerin öyküsü aslında bu dizi. Dizide aileyi, kopmuş bir aileyi en güzel Ege tanımlıyor. Evlilikten sıkılan babası için ''Babam cezaevinde.'' diyor. Mutluluğu dışarıda arayan fakat bir türlü aradığı mutluluğa tam olarak ulaşamayan annesi için de ''annem kayıp.'' diyor. Aslında sadece Ege'nin bu tanımı bile Punk dünyasına bir kenara bırakırsak dizinin kısaca özeti olabilir.
Her ne kadar yönetmeni Onur Saylak olsa da ben senaristinden yani Hakan Günday'dan bahsetmek istiyorum. Hakan Günday bu projesinde Punk kültürünü tanıtmayı amaçlamış, bunu başardığını söyleyebilirim. Diğer yandan da yıkılmak üzere olan ama bir şekilde ayakta duran aileyi de çok iyi anlatmışlar. İki alakasız görünen konu birbiri ile harmanlanınca ortaya harika bir eser çıkmış. Dizi hakkında konuşmak istediğim birçok arkadaşım ilk bölümden itibaren sıkılıp izlemediklerini söyleseler de benim açımdan son zamanlarda gördüğüm en iyi yerli projeydi. Sanırım dramdan besleniyorum ve belki de dramın en büyüğü kopmuş bir aile hayatını izlemek bana zevk veriyor.
Dizideki oyuncu seçimlerine bayıldığımı söylemek isterim. En küçüğünden en büyüğüne neredeyse herkes ruhunu vermişti karakterlerine hayat verirken. Haluk Bilginer için söylenecek söz yok zaten. Dizinin başrolüne Öner Erkan'a ayrı, dizimizin psikolojik sorunları olan ergenini oynayan Umut Yeşildağ'a yani Ege karakterine ayrı değinmek istiyorum. Öner Erkan İki Aile'den beri çok severek takip ettiğim her projesini takdir ettiğim bir oyuncudur. Dram olsun, komedi olsun çok iyi icra eder. Burada da evlilikten sıkılmış bir babayı çok iyi oynamış. Oynamamış yaşamış diyebilirim hatta. Bir diğer yandan Umut Yeşildağ ise pek fazla bir oyunculuk geçmişi olmasa da altından kalkması zor biri rolü psikolojik rahatsızlıkları olan bir genci çok başarılı bir şekilde icra etmiş. Eğer bu filmde sadece bir oyuncuyu övme hakkım olsaydı o kesinlikle Ege olurdu. Hem karakterin bazı noktalarındaki tavırlarına sinir oldum, hem de hayran kaldım. Muhteşem bir çıkış.
Benim dizideki en sevdiğim karakter Ece oldu. Dizilerde aldatılan annesine atar gider yapan, 20 bin dolar yakan, her şeye ağlayıp zırlayan, hayatından gerçeklerinden bir haber olan 3 iqlu çocuk karakterlerden bıkmıştım ki Ece gibi zeki bir karakter, dünyayı anlamak değiştirmek için uğraşan bir karakter aranan kan oldu. Lütfen Ece gibi çocuk tipleri daha çok yazılsın.
Dizinin eksileri yok muydu? Elbette vardı. Finali çok havada kaldı, istediğim sonuca ulaşamadım, hiçbir sır tam anlamıyla açığa çıkmadı, ardından oluşacak etkileri göremedik. Final bu kadar açık değil de tüm sorunlar çözülmüş ya da sırlar açığa çıkmış bir şekilde bitirilseydi tam anlamıyla 10/10'luk bir dizi olabilirdi.