Yenilikçi yönetmen François Truffaut, çocukluğundaki anılardan yola çıkmış. Bir çocuk için acı deneyimler. François Truffaut: 6 Şubat 1932’de Paris’te doğdu. Gençlik yıllarının bir bölümünü, ıslahevine kapatılmak, askerden kaçmak ve çeşitli cezaevlerinde yatmakla geçirdi. Çoğu hüzünlü bu anları daha sonra filmlerinin…devamıYenilikçi yönetmen François Truffaut, çocukluğundaki anılardan yola çıkmış. Bir çocuk için acı deneyimler.
François Truffaut: 6 Şubat 1932’de Paris’te doğdu. Gençlik yıllarının bir bölümünü, ıslahevine kapatılmak, askerden kaçmak ve çeşitli cezaevlerinde yatmakla geçirdi. Çoğu hüzünlü bu anları daha sonra filmlerinin büyük kısmına yansıtmıştır. Sinema tutkusu ünlü film eleştirmeni André Bazin ile tanıştığı Fransız Sinematek’inde gelişti. 1953’den başlayarak, sekiz yıl boyunca Cahiers du Cinema’da yazan Truffaut derginin en sivri kalemli yazarlarından biri olarak ünlendi. Birkaç kısa metrajlı filmden sonra gerçekleştirdiği ilk uzun metraj filmi 400 Darbe ile Cannes’de En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanarak hem kendi adını, hem de sinema kariyerinin ilk dönemiyle yakından bağlı olduğu ve o zamanlar henüz gelişmekte olan “Yeni Dalga”yı tanıtmış oldu. Daha sonraki çalışmalarıyla, çoğu sinemacının umutsuzca yakalamaya çalıştığı, kitle sinemasınca da kabul edilen seçkin ve kişisel bir üslubu yaratabilmiştir. Biri Oscar olmak üzere sayısız ödülün sahibi olan yönetmen, 1984 yılında yeteneklerinin doruğundayken kanserden öldü. 1950’li yılların başında André Bazin’in Cahiers du Cinema’sına yazı yazan beş Fransız sinema eleştirmeninden biri olan François Truffaut kendi kuşağının önde gelen yönetmenlerinden biri olmuştur. Truffaut’nun filmleri “Yeni Dalga” döneminin ilk filmlerinde beğendiği bütün nitelikleri yansıtır. Zerafet, hafiflik, alçakgönüllülük, şıklık, ritim. Ona göre kayda değer filmler yapmak için bir yönetmende olması gereken nitelikler, duyarlılık, önsezi, zevk ve zekadır. Yönetmende bu niteliklerden birinin biraz bulunması çok fazla bir anlam ifade etmez. Ama yönetmen bu yeteneklerden birine gerçekten sahipse ortaya cazip bir film, dört yetenekde varsa ortaya bir başyapıt çıkar. Ama Truffaut’yu sinema ustalarının en çekicilerinden biri yapan da onun yumuşaklığı ve kimseyi mahkum etmeyişidir.
Sinema sanatının geleceği için karşı konulmaz bir kırılma noktası yaşatan Fransız Yeni Dalga akımının öncüsü François Truffaut, bundan tam 32 yıl önce hayata gözlerini yumarak aramızdan ayrıldığında ardında henüz tamamlanmamış filmler de bırakmıştı. Tamamladıkları ise biz sinema aşıklarının sinemaya neden aşık olduğumuzu ortaya koyacak kadar güçlüydü. François Truffaut, zorlu bir çocukluk dönemi geçirse de, gençliğinde Andre Bazin gibi bir duayen ile tanışması birçok açıdan hayatını değiştirdi. Andre Bazin’in kurucularından biri olduğu Cahiers du Cinéma adlı dergide sinema eleştirmenliği yapmaya başlayan Truffaut “la politique des Auteurs’”başlıklı, daha sonradan İngilizceye “Auteur Theory” olarak çevrilen sinema kuramını ortaya atarak yaklaşmakta olan yeni bir dalganın ayak seslerini duyurmuş oldu. Hollywood’un stüdyo sistemine karşı bir duruş olarak, kamerayı stüdyodan sokaklara taşıyan ve amatör oyuncular kullanan Fransız Yeni Dalga akımın başlangıcı kabul edilen film ise yine Truffaut’nun gözünden beyazperdeye yansıdı: 400 Darbe – Les quatre cents coups!
Yeni Dalga’yı tanımlayan en önemli detay akımın film biçemine kattığı yenilikler. Özellikle filmin yüzeyindeki spesifik enerji ve ham üretim estetiği -ki bunlar arasında sıçramalı kurgudan (jump cut) çerçevenin donmasına bir dizi yeni estetik biçim var- Fransız Yeni Dalgası’nın en belirgin özelliklerinden olarak gösterilebilir. 1959 yılında Truffaut ilk uzun metrajlı filmi 400 Darbe’yi çeker ve Truffaut’nun hayatından ve özellikle çocukluğundan yoğun izler taşıyan film, sinema tarihinin kült eserlerinden biri olarak hafızalara kazınır. Üstelik bu film sadece Fransız sinemasını dönüştürmekle kalmaz, aynı zamanda genç oyuncu Jean-Pierre Léaud’nun görsel dile yoğunlaşan güçlü performansı ile sinefillere ilham vererek farklı dünyaların potansiyelini de açığa çıkarır. Eğitim sisteminden sorumsuz ebeveynlere dek kurumsal birçok yapıyı eleştiri bombardımanına tutan 400 Darbe; yeni bir dalganın ilk darbesi olarak hayata, sinemaya, aşka ve hayallere dair söyleyecek binlerce sözü olan bir mucizeye dönüşür!